•••
Geldiğimiz evde Esved bizden önce buradaydı. Elimi sıkıca kavramış kapısından içeri girmiştik. Peşimizde evlerle ilgilenerek bilgi aktaran bir kadın vardı.
-"Diğerini beğendin mi?" diyerek bana döndüğünde isminin Sinem olduğunu öğrendiğim kadın bir adım gerimizde durdu. Başak çoktan etrafı incelemeye dalmıştı.
-"Çok büyüktü. Burası da öyle." diye mırıldandım sessizce.
Kaşlarını çatıp evin içine baktı.
-"Yani...çok değil ama sen öyle diyorsan öyledir güzelim. Hoşuna gitmedi demek." dedi ve yüz ifadesini düzeltip elini belime doladı.
Ayağımda spor ayakkabıyla iyice küçülmüştüm.
İç çekerek başımı sağa doğru göğsüne yatırdım. Onun olduğu her yer evimdi. Büyük küçük hiç fark etmiyordu.
-"Biraz daha şey olsa...ıımm...şey." Başak'la göz göze geldik.
-"Minimalist demek istiyorsun galiba." diyerek beni tamamlayınca başımla onayladım.
Esved aldığı solukla önüme geçti. İki elimi elleriyle kavradı.
-"Listeyi baştan değiştirmem gerekecek." dediğinde dudağımı ısırdım.
-"Aslında sen beğensen. Sana uyarım. Bir daha uğraşma." desem bile kabul etmemişti.
Sinem hanım bizim için baştan araştırmaya girişmişti. İkimizin orta yolu ne büyük ne küçük olan evleri kısa sürede derlemişlerdi.
-"Evler hazır olana kadar bir şeyler içelim mi?" dedi Esved.
-"İyi olur." derken istemsizce bedenine yaslanmıştım. Küçük bir tebessümle saçlarımı öpüp sarıldı.
-"Kendime acilen bir bey bulmalıyım." Başak bize sırtını dönüp arabaya bindiğinde gülerek Esved'den uzaklaştım.
Ön koltuğa binen Başak'la birlikte arka koltuk bize kalmıştı.
Bir türlü kocam olmasına doyamadığım adamın kollarına girip eşsiz kokusunu soludum.
-"Bir şey diyeceğim." Başak önden geriye dönünce istifimi bozmadan yalnızca gözlerimi ona çevirdim.
-"Siz gelmeden önce Kaya ile tatil planı yapmıştık. Şimdi mantıksal olarak sen bizimle gelemezsin değil mi?" diyip kaşlarını havaya kaldırdı.
Büktüğüm dudağımla başımı çevirerek Esved'e baktım.
-"Giderim bence." dedim.
Tek kaşını kaldırıp meydan okurcasına bakış attı.
-"Gidebilir misin sence?"
-"Gidemez miyim?" Aynı anda yüzüm düştüğünde iç çekerek camdan dışarı baktı.
-"Bakarız." dedi geçiştirerek.
Başak da önüne dönmüş daha bir şey söylememişti. Uzun bir yolculuğun sonrasında geldiğimiz işlek caddeye baktım. Elbette yine lüks. Aşağısı Esved'i bozardı.
Kafenin yol üstünde olan masalarından birine geçip oturduk. Soğuk bir kahve siparişi verdikten sonra bacak bacak üstüne atarak geriye yaslandım.
Esved bütün ihtişamıyla birden fazla gözü üzerine çekmeyi başarmıştı. Takım elbisesiyle o kadar muazzam görünüyordu ki her bakışımda her defasında kalbim sıkışıyordu.
Köşeli yüzünü saran sakallarından tutun kısık bakışlarına kadar karizma damlıyordu.
Tanrım!
-"Gözlerini benden alamıyor gibisin." Ne zaman yaklaştığını anlamadan kulağıma mırıldanınca tüylerim ürperdi.
-"Evlendiğim adamı süzüyorum. Normal değil mi?" dememle gülümsemişti.
Yeniden yaklaştığında saç diplerim heyecandan terlemeye başladı.
-"Sen bir de çıplak süzmelisin."
Boğazıma takılan tükürcükle mecburen öksürdüm.
Edepsiz!
Günün geri kalanında bir kaç saat daha evleri gezmiştik. Saat beş civarlarında Esved'in bizi eve bırakmasıyla ayrılmak zorunda kalmıştık.
Hastaneye geçecekti ve akşama tekrar gelecekti.
Dışarıda bunaldığım için eve gelir gelmez kendimi duşa atmıştım. Saçlarımı kurutup hafifçe fönledikten sonra odama geçtim. Bornozumla yatağa yayılmıştım ki Başak içeri girdi.
Heyecanla yatağıma zıplayışının nedenini merak ediyordum.
-"Bana hemen seks gecenizi anlatıyorsun!"
Ağzım şaşkınlıkla aralanırken çıplak bacağına vurdum.
-"Öyle bir şey olmadı." dedim ve yataktan kalktım.
-"Nee!!" Çığlığı ile yüzümü buruşturup yerdeki bavulu açtım.
Tam dibimde bitti.
-"Yalan de! Ciddi misin?! Tatil boyunca 24 saat sevişme imkânınız varken yapmadınız mı?!"
-"Ya bağırmasana Başak. Yapmadık diyorum."
Vücudum ısınmıştı. Utandığımdan değil de yine de özel bir konuydu.
-"Aman be! Bir şey konuşulmuyor." Sözlerimden tatmin olamayınca söylenerek odamdan çıkmıştı.
Korkuyordum.
Aklıma geldikçe hem korkuyor hemde tedirgin oluyordum. İstemediğim için değildi. Yalnızca istemsizce korkuyordum.
Bunu kesinlikle düşünmemeye karar vererek makyaj masama oturdum ve dikkatimi yüzüme çevirdim. Biraz maskara ve allık sürerek renklendirdiğim cildimin sonrasında vücut losyonu sürdüm. Bekleme süresinde ne giysem diye bakıyordum.
Bavulları boşaltmayı sürekli ertelediğim için odanın ortasına bir kargaşa hakimdi.
Dolabımdan siyah bir tayt çıkartıp üzerine oversize tişört aldım. İç çamaşır takımından sonra giyindim ve yaklaşık bir saat sonra odamdan çıktım.
Annemin ne zaman geldiğini bilmiyordum fakat yemek yapmaya başlamıştı.
-"Yardım lazım mı?"diye sorduğumda omzunun üstünden bana bakıp önüne döndü.
-"Hayır." dedi.
-"Yapayım işte anne." dedim bıkkınlıkla.
Ses çıkarmamaya devam etmesi üzerine kısık sesle oflayıp tezgaha yaklaştım.
Anladığım kadarına yardım etmiş onu daha fazla sinirlendirmemek için masa kurulumuna geçmiştim. Telefonum yukarıdaydı ve ben Esved'i merak ediyordum.
Saat akşam yedi sularında babamlar gelmeden her şeyin hazır olmasıyla yukarı odama çıktım. Telefonumu alarak geri indim.
Bahçeden Melek teyzeyi görünce utana sıkıla yanına çıkmıştım.
-"Kuzum. Nasılsın?" Sıcak yaklaşımıyla rahatlayarak yanına oturdum. Anında omzumu sıvazlamıştı.
-"İyiyim Melek teyze sağ ol. Sen nasılsın?" derken derin bir nefes aldım.
Oğluyla pat diye evlenmiştim. Gergin olmam normaldi değil mi?
-"Bak şimdi. Ne demek teyze?" dedi abartılı bir tepkiyle.
Dudağımı ısırıp bakışlarımı kaçırdım. Bu durumdan kurtulmamı sağlayan Esved'in araması oldu. Oturduğum yerden kalkmayıp açmıştım.
-"Sevgilim geliyorum."
Oh sonunda.
-"Her şey yolunda mı?" diye sorduğumda Melek teyze belli ederek beni dinliyordu.
-"Evet. Gelince anlatırım. Dedem de oraya gelecek anneme haber vermiştim." dedi.
-"Bilmiyordum." diye mırıldandım.
-"Ters bir durum olmayacak. Rahatla. Birazdan oradayım."
-"Tamam bekliyoruz." dedikten sonra kapatıp sessizce nefesimi üfledim.
Annem bahçeye elinde bir sürahiyle girdi. İlk bana baktı ardından Melek teyzeye.
-"Bir şey mi oldu yavrum?"
Başımı salladım.
-"Şantiyede bir işçi kaza geçirmişti. Ama sorun yok dedi." diye açıkladım.
-"Ay Allah şifasını versin. İnşallah durumu kötü değildir."
Evin beyleri gelene dek konu üzerinde konuşmuştuk. Babamlardan sonra çalan zile kimse kalkmamıştı.
Haliyle ben ayaklandım ve eve girip kapıya yöneldim.
-"Hoşgeldin." derken yüzüm çoktan aydınlanmıştı.
İçeri adım atıp yanağımı öptü.
-"Hoş buldum. Güzel yüzünü özlemişim." Kapıyı kapatırken belime sarılmış boynuma gömülmüştü.
-"Bu halimi bile mi?" dedim ve gülümseyip ona sarılmaya çalıştım.
-"Sen her halinle o kadar güzel ve eşsiz bir varlıksın ki." İç çekerek boynumu öpünce hafif bir titreme yaşadım.
Başımı geriye atıp parıldayan gözlerimle sıcak kahvelerini izledim. Göz altları çökmüştü. Yorgundu.
-"Seni çok seviyorum." dedim.
Tebessüm etti.
Burnunu burnuma sürtüp dudaklarıma minik bir buse bıraktı.
-"Sana çok aşığım." diye karşılık verdi.
Sımsıcak olan kalbim içimde gümbürtüyle yankılanıyordu. Mecburi bir ayrılıkla uzaklaştık.
Bahçeye geçtikten on dakika sonra Gürkan bey de gelmişti. Ona kapıyı yine ben açmıştım.
Aynı sevecenliğiyle karşılayınca mutlu olmuştum. Kalabalık yemek masamız hüzünlü olsa bile en azından bir aradaydık.
-"Daha önemli bir işin vardı sanırım." Babamın dik bakışlarının esiri Esved'di.
Kendi oğlu gibi sevdiği adama böyle davranması üzücüydü.
Esved belirli aralıklarla çalıp duran telefonunu açmadan kalktığı sandalyeye geri oturdu.
-"Bir işçi kaza geçirdi. Onunla ilgilidir. Değil mi?" Gürkan beyin tespitini başıyla onayladı Esved.
Babamın bakışları değişmişti.
-"Durumu nasıl?" diye sordu.
Yanımda gergin bedeniyle oturan Esved böyle bir ortamda bile dikkatimi dağıtıyordu. Çıplak bedenine değmeyi özlemiştim.
-"Kırıkları dışında iyi." dedi.
-"Şikayetçi oldular mı?" Babamın sorusu üzerine bende ona baktım. Bana bakışlarını kaydırdığında herkese baktığından farklı bakmıştı.
-"Hayır. Bizim bir eksiğimiz yoktu. Kendi ihmaliydi. Can güvenlikleri konusunda bir zayıflık ve tehlikeye asla yer vermiyorum." dedi bariton sesiyle.
-"Doğrusu o zaten." demişti babam da.
Kısa kısa konuşmalarla sonlanan yemeğin bitiminde servis edilen kahvelerle bahçeye oturmuştuk.
-"Ben müsaitseniz hafta sonu gelelim diyorum." Gürkan bey bilmediğim kadar konuya hâkimdi.
Bu cümlesiyle babam yumuşarken Kadir amca biraz ters karşılamış gibiydi.
-"Müsaitiz." diyen annemdi.
Müsait olmasak ne olacaktı sanki?
İçten içe kendime gülerken oturduğum yerde kıpırdandım. Bedenlerimiz birbirine değdikçe karnımda bir şeyler fokurduyordu.
-"Çocuklar bir heyecanla yapmışlar etmişler. Biz yine büyükleri olarak onlara yüz çevirmeyelim kızmayalım. Mutlular,birbirlerini üzmüyorlar seviyorlar mühim olan bu."
Galiba Esved'in neden dedesine bu kadar değer verdiğini anlayabiliyordum.
-"Ama Gürkan bey aileleri olarak bize de danışmaları gerekiyordu." dedi babam.
Gürkan bey başını salladı.
-"Elbette. Ben yaptıkları doğru demiyorum. Ancak biz şimdi kızarsak tek yaptığımız onların heveslerini kırmak olacak. Olan olmuş." dedi.
Bakışlarımı yere indirdim ve sohbetlerine kulak verdim. Herkes daha anlayışlı yaklaşmaya başlamıştı.
-"Biz bugün bir kaç yer baktık ama daha karar vermedik."
Esved'in sesiyle koptuğum konuya döndüm.
Böyle olaylar beni boğuyordu. Bir strese girmek ve baskı altında olmaktan hiç hoşlanmıyordum.
-"Yarın hep birlikte alışverişe çıkarız." Melek teyze anneme hitaben konuştuğunda onlara baktım.
-"Ne için?" diyerek araya girdim.
-"Damdan düşer gibi evlendiniz. Plastik tabaklarda falan mı yemek istersiniz Bade hanım?" Annemin bana karşı olan iğneleyici tavrına ses çıkarmamak zorundaydım.
-"Aman anne alınır ne olmuş?" diyen Başak gözlerini devirmişti.
Annem Başağa ters ters bakınca bende daha konuşmadım.
-"Evet ne diyorduk? Siz söz nişan ne isterseniz hepsini yaparız." Gürkan beyin konuşmasıyla Esved bir anda öksürdü. Az kalsın ciddiyetimi kaybedip gülecektim.
Dilimi ısırıp kendimi tuttum.
-"Aslında ben pek istemiyorum. Yani şartlar farklı olsaydı yine istemezdim." diye fikrimi belirttim.
Herkes bana bakmıştı.
-"Olur mu öyle şey kızım?" dedi Kadir amca.
-"Gerçekten. Kendi aramızda bir şeyler yapsak?" dememle annemle Melek teyzenin yüzü aynı oranda gerildi.
-"Bade-"
-"Nasıl istiyorsa öyle olsun. Onların tercihi Nermin." diyen babam annemi susturmuştu.
Dudaklarımı kemire kemire annemin gazabından nasıl kurtulurum diye düşünüyordum.
Gerekli şeyleri konuşurlarken ara sıra Esved'e bakıyordum. Sonunda bakışlarımız buluştuğunda parmağımda oynadığım yüzüğümü rahat bırakıp ona eğildim.
-"Çok sıkıldım." diye fısıldadım.
İç çekerek doğruldu. Tam konuşacakken Gürkan beyin değişen yüzüyle ona bakmıştı.
-"İyi misin dede?" derken yerinden kalkmış yanına gitmişti.
-"İyiyim iyiyim. Yemeği fazla kaçırdım herhalde. "
-"Su getireyim mi baba? Tansiyonunu ölçelim dur evden alıp geleyim."
Elini göğsünden çekip başını salladı.
-"Yok iyiyim tamam. Eve gidip ilacımı alırım."
Başına toplanmış durmamızın bir faydası olmayınca geri çekildik.
-"Ben gideyim." dedi en sonunda içtiği suyu bırakırken.
Esved kolundan tutup kalkmasına yardımcı oldu.
-"Kalsaydın olmaz mı? Aklım sende kalacak." Melek teyze bembeyaz olmuş yüzüyle babasından gözlerini ayırmıyordu.
-"Yaşlılık hali olur o kadar endişelenme. Sen otur oğlum ben Emir'le giderim."
-"Yok yalnız kalma. Geçerken hastaneye uğrarız ne olur ne olmaz. İtiraz etme." dedi net şekilde.
-"Evet evet çantamı alayım birlikte gidelim." diyen Melek teyzeyi Gürkan bey durdurdu.
-"İyiyim dedim kızım. Büyütmeyin bir şey yok." diye itiraz etti.
-"Esved doğru söylüyor. İyi olsanız bile bir kontrolden geçersiniz." dedim bende.
-"Bende geleyim." diyip Esved'e döndüm.
Bir şey demesini beklemeden evin içine yöneldim. Hızlı adımlarla odama çıkıp ayağıma bir spor ayakkabı geçirdim. Cüzdanımla telefonumu çantaya atıp odamdan çıktım. Tayt ve tişörtümü değiştirme gereği duymamıştım.
Koşarak merdivenlerden indiğimde herkes dışarı çıkmıştı.
-"Ne olur gelseydim!"
-"Anne ben sana haber veririm." dedi Esved yanlarına ulaşınca.
Yüzümü anne ve babama çevirdim. Babam gözlerini kapatıp açınca gönül rahatlığıyla arabanın arka koltuğuna oturdum.
-"Vallahi büyüttünüz." diyordu hala Gürkan bey.
Ön koltuğa oturmuş Esved'e dönmüştü.
Yanıma yerleşip gömleğinin yakasındaki düğmelerini açtı.
-"Dede biz büyütmüş olalım. En azından içimiz rahat etsin. İnat etme işte."
Gürkan beyin istememesine rağmen hastanede tansiyonunu ölçtürmüş gerekli şekilde muayeneden geçmişti. Sonrasında ısrarla iyi olduğunu söylemiş eve yalnız dönmüştü.
Onu bıraktığımız malikâne karanlıkta çok belli olmadığı için pek inceleyememiştim fakat baya gösterişliydi.
Geri dönüş yolunda yalnız kalmanın verdiği rahatlıkla Esved'in göğsündeydim.
Bir şey sormamıştım. Yolun sonuna lüks apartmanın otoparkındaydık.
-"Annemler?" dedim sustum.
Elimden tutup arabadan indirdi.
-"Boşversene." diyerek apartmanın içine girdi.
Daireye girer girmez bu özel alanımızı özlediğimi fark ettim.
-"Bir şeyler içelim mi?" diye sorunca kabul ettim.
-"Sigaran nerede?"
-"Ceketimde." dedikten sonra içeri geçmişti.
Kenara gelişi güzel attığı ceketini kaldırıp cebinden paketi aldım ve geri koydum. Işıkları açmadan balkona çıktım. Demirden sandalyeler vardı. Oturup ayaklarımı balkonun kenarına uzattım ve bir dal sigara yaktım.
Nihayet aradığım huzur sessizlik.
Elinde iki birayla geri gelen adama baktım.
Kocam.
Evet unuttuğum için kendime hatırlatıyorum. Ayrıca kocam demek sevimli geliyor.
Huysuz kocam.
Sandalyesini yanıma yaklaştırırken şişeyi uzatmıştı. Oturduğu gibi yanağımı sertçe öperek gülümsememi sağladı.
-"Seni tekrar kaçırmak ve dönmemek istiyorum." diye mırıldandı kulağıma.
Düşüncesi dahi iyi geliyordu. Omzuna yaslandım gözlerimi yumdum.
-"Bu sefer bizi eve almazlar." dedim kıkırdadım.
Başını çevirip saçlarımın arasını öptü.
-"Her şeyi kısa sürede halledip senin koynunda dinlenmeyi hayal ediyorum." derken ki boğuk sesiyle istemsizce kıpırdadım.
İlk önce sertçe yutkundum. Ardından sandalyeden kalktım ve bir elimde sigara diğerinde bira şişesiyle seksi kocamın kucağına pat diye oturdum.
Yarım ağız gülüş sergiledi. Bozuntuya vermeden oturduğu yerde biraz daha aşağı kayıp bir elini belime doladı.
Tekleyen kalbimle birlikte ona yaslandım. Başı göğüslerime yaslanmış öyle duruyordu.
Sigaradan bir nefes aldım üfledim. Ardından biradan büyük bir yudum içtim.
-"Yatağa geçelim mi?" Yüzünü boynuma sürterken dakikalardır sabrediyor olması bile beni şaşırtmıştı.
-"Burada mı kalacağız?"
Başıyla onayladı ve bira şişelerini yere bırakıp bedenimi kucakladı. Yatağa oturmamı sağladıktan sonra gözlerini gözlerimden çekmeden beyaz gömleğinin düğmelerini çözmeye başlamıştı.
Tenimin karıncalandığını hissettim. Vücudu muazzam bir kusursuzluktaydı.
Dudak uçuklatıyordu.
En önemlisi bana aitti.
İç çekmeden edemedim. Parmaklarımı yatağın yumuşak örtüsüne batırıp yanağımın içini ısırdım.
Pantolonunu çıkartırken çalan telefonu üzerine küfür ede ede ceketinin olduğu yere yürüdü.
-"Gece gece ne var oğlum?!"
Kulağıyla omzu arasına sıkıştırıp pantolonunu yere bıraktı ve yanıma geldi.
-"Yok gelemem kapatıyorum hadi."
Yanan loş ışıkları söndürmesiyle her yer tamamen karanlık olmuştu. Çok geçmeden tanıdık nefesi boynuma vurdu.
Bedenimi kucağına çekip yatak başlığına kaydı.
-"Of...nasıl özlemişim seni anlatamam." Yatağa iyice yerleşirken eğilip boynuna sarıldım.
Rahatlatıcı kokusu ciğerlerimi yakıp geçerken bacaklarımı okşayan ellerini tişörtüme getirerek bir çırpıda çıkarttı.
-"Teninin tenime değmesi lazım. Başka türlü kendime gelemeyeceğim."
Yatakta yer değiştirip taytımı kolayca çıkartmasının peşinden dudaklarıma uzanmıştı.
Sanki aylardır öpüşmüyor gibi kalbim öyle sıkıştı ki bayılacağım sandım.
Şefkatli dudakları dudaklarımı emerek çekiştiriyordu. Duramadım ve yüksek sesle inleyip onu kendime çektim.
Kasıklarını bacaklarımın arasına bastırmasıyla dünyam dönmüştü.
-"Daha fazla sabretmek istemiyorum."
Korkumun gün yüzüne çıkmasına izin vermeyecektim. Fakat bir anda söylemesiyle kasılmıştım.
Aptal mısın Bade? Siz evlisiniz!!
Kuruyan dudaklarım yeniden dudaklarıyla can bulurken bacağımı beline doğru attım. Büyük eli kalçamı sıka sıka okşuyordu.
Dudaklarımı bırakıp soluk soluğa boynuma indi. Aynı anda hızlı şekilde sutyen kopçamı çözüyordu.
Açığa çıkan göğüslerime kendini kaybetmiş gibi dağınık gözlerle baktı. Dudağını ısırıp sesle yutkundu. Uzaklaşmadan göğüs ucum sıcak ağzının içine girmişti.
İnleyerek göğsümü ona yükselttim. Kasıklarım alevleniyordu. Nasıl sönecekti?
-"Esved." dedim inlemelerim arasında.
Sömürdüğü göğüslerimden başını kaldırdı. Islanmış kızarmış göğüslerime baktım. Ve Esved'e baktım. Kahveleri siyaha çalıyordu.
-"Bana dur deme." Hırıltılı nefesi nefesimi kesti.
İki elimle yüzünü kavrayıp dolgun dudaklarına uzandım. Dili dilimi bulduğunda boğuk iniltisi çıktı.
Frenleri boşalmış gibiydik.
Bir çırpıda çıkarttığı külodumdan sonra çırılçıplak kalmıştım. Durumu eşitlemesi uzun sürmedi.
Karnıma değen sert erkekliği sıcak bir demiri andırıyordu. İçime tuhaf hisler dolmuştu. Kasıklarımın sızısından dolayı bacaklarımı birbirine bastırmak istiyordum.
Vajinam Esved için,sertliği için tutuşmuştu.
Sanırım bu gece çok uzun bir gece olacaktı.
•••
Merhaba iyi geceler 🌸
Kontrol etmeden direkt olarak yayınladım umarım bir hata yanlış yoktur. Ve umarım beğenmişsinizdir.