İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 37 · 11 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 37

Otuz yedi

•••

Esved'in gitmesiyle tek başıma mücadeleye devam ediyordum. Annemle Melek teyze sürekli kolonya dökünüp söyleniyorlardı. Babam ve Kadir amca ise bütün hırslarını çay bardaklarından çıkarıyorlardı.

Telefonum çalmaya başladığında ters bakışlarından kurtulmuştum.

Kaya'nın araması sayesinde nefes aldığımda ona direkt anlattım. Şaşırmayan ilk isimdi.

O adamdan bunu bekliyordum demişti. Yalnızca yanımda bulunmak istediği bir durum olduğundan hal yanmıştı.

Alt kata dönmeden Esved mesaj atınca yaklaşık on dakika onunla da konuşmuş öyle inmiştim.

-"Biz kalkalım artık yorucu bir akşam oldu." dedi Kadir amca.

Melek teyze bana çekingen bakışlar atarken anneme döndü.

-"Sabah görüşürüz." dedi.

Babamlar da vedalaşırken Kadir amca omzumu tutup hafifçe sıktı.

-"Bizi kızdırdınız ama...mutlu oldum."

Minik bir tebessümle ona sarıldım. Kaybolmayan şefkatiyle sırtımı sıvazladı.

-"Siz de bir ömür boyu mutlu olursunuz inşallah. " demişti kulağıma.

-"İnşallah. " diye mırıldandım içtenlikle.

Geri çekildiğimde yüzü biraz daha yumuşamıştı. Kadir amcanın yerini Melek teyze aldı. Bir şey diyemedi. Hala o şoku atlatamamıştı fakat beklemeden sıkıca sarıldı.

-"Yüzünüzden gülümseme eksik olmasın inşallah. "

İçimde sıkışan duygularla gülümseyerek çekildim. Bahçelerine geçip evlerine girmişlerdi.

-"İyi geceler."

Aralık kalan dudaklarımı zorla kapattım ve babamın arkasından baktım.

Annemin de gidişiyle yavaş yavaş koltuğa çöktüm. Başak bahçenin aydınlatmalarını kapattı ve yanıma oturdu.

Sessizce ne kadar oturduk bilmiyorum. Omuzlarıma çöken ağırlık hissi kalkmama engeldi.

-"Mutlu musun?"

Kısık sesli sorusu üzerine başımı kaldırıp ileri baktım.

-"Şuan değilim. " diye yanıtladım.

-"Boşversene. Bir gün kızarlar ikinci gün kabullenirler. Ben sizin için sevindim. Umarım seni hiç üzmez."

Saniyesinde titreyen gözlerimle gülümsemeye çalıştım ve ona dönüp sarıldım.

-"Korkuyorum." dedim fısıltıyla.

Esved'in yanından ilk uzak kalışımda korkum gün yüzüne çıkıverdi. Hiç bir şüphem tereddütüm olmasa bile ister istemez korkuyordum.

Evlilik sorumluluktu. Sevgili olmaktan çok uzaktı.

-"Senin için hayatı kolaylaştıracağından eminim." dedi sırtımı sıvazlarken.

-"Bilmiyorum duygularım birbirine girdi." diye yanıtladım.

Göz pınarlarımı silip geri çekildim. Başağın gözleri omzumun üstünden ileriye doğru takılınca bende döndüm ve baktım.

Esved iki bahçe arasında duruyordu. Ona baktığımızı gördüğünde çit kapıyı açarak bizim tarafa geçti.

-"Kaçırmaya geldiysen bu sefer ben karışmam." Başak dalgaya vururken bir kaç saniyeliğine önüme döndüm ve yutkunup gözümdeki bulanıklığı gidermeye çalıştım.

-"İçim rahat etmedi." Bir kaç saatte özlediğim sesine kavuşmak için ayağa kalktım.

-"Gel otur sende. Kahve içer miyiz?" diyen Başak da kalkmıştı.

-"İyi olur." dediğimde başını sallayıp eve girmişti.

Esved yanıma yaklaştığı gibi geniş göğsüne başımı yaslayıp sarılmıştı. Beline kollarımı doladığımda hafiflediğimi hissettim.

-"Sensiz duramadım. Nasıl dayanacağım?" demesiyle dudaklarım kıvrılmıştı.

-"Babam seni görürse kovar mı acaba?" diyerek gülümsememi büyüttüm.

Bana üstten üstten tatlı bir bakış attı. Onu öpmemek için dudağımı ısırdığımda gözleri dudaklarıma kaydı.

-"Gerekirse kapıda yatarım. Yine de seni almadan gitmem."

Çenesinin köşesini öpüp boynuna sarıldım. Mırıltılarla boynuma minik minik öpücükler bıraktı.

-"Karımı alıp evime gidemiyorum. Çok saçma."

Kıkırdayarak ensesini okşadım.

-"Sadece çiçek ve çikolatadan sonra beni götürebilirsin." dediğimde kollarını bedenimden çekti.

-"Şimdi her şeyi tek tek yapmak zorunda mıyız? Nasıl olacak bu iş?" diye sordu.

Omuz silktim.

-"Bilmiyorum. Düğün falan istemiyorum. Yarına oturup daha ayrıntılı konuşuruz." dedim.

Yüzümü tuttu. Baş parmağı yanağımı okşarken eğildi ve alnıma dudaklarını bastırıp çekildi.

Derin bir soluktan sonra dudaklarını aralamıştı.

-"Sen aceleyle yapılmış bir evlilikten daha iyisini hak ediyorsun. Ömrümün sonuna kadar beklerim. Yolun sonunda sen varsan yıllarca bile beklerim. Benim sabırsızlığıma bakma sen ne istiyorsan yapalım."

Yüz hatlarım ağlamaklı olduğunda dudağımı ısırıp göğsüne sokuldum.

-"Hayır ben ciddiyim. Eğer isteseydim söylerdim." dedim içtenlikle.

Gerçekten de istemiyordum. Önemli olan mutluluğumuzdu.

Ve hep önceliğim bu olacaktı.

'

Ertesi gün uyku tutmadığı için erken kalkmıştım. Gece Esved bir kaç saat bizimle oturmuş gitmişti.

Sabah ise hazırladığım kahvaltı masasını geri çevirmeyen anne ve babamla oturuyordum. Başak elbette uyuyordu.

-"Ben özür dilerim. Sizi kırmak istemedim. Sadece çok mutluydum ve mutluyduk. Güzel bir andı. Geri çeviremedim."

Ağzıma tek lokma koymadan sonunda dayanamayıp konuşmuştum.

Babam dakikalardır evirip çevirdiği çatalı bıraktı ve ellerini önünde birleştirip bana baktı.

-"Kendi hayatında verdiğin kararlara hiçbir zaman müdahale etmedim. Ablanın hayatında da öyle. Fakat bu başka bir durum. Eğer evlenme düşünceniz oluştuysa gelip bizimle konuşurdun ve bizde arkanda dururduk. Ama en azından biraz daha birbirinizi tanısaydınız." dedi sustu.

Zar zor yutkundum. Annem sessizce dinliyordu.

-"Ne sevgimden ne de bana olan sevgisinden şüphe duymuyorum baba."

Boğazını temizleyerek geri yaslandı.

-"Bak kızım...evlilik ciddi bir karar. Ve Esved'in bir evlilik geçmişi oldu. Bunu seni üzmek için söylemiyorum. Ama bu yaşanmışlığı da göz önünde bulundurarak daha fazla düşünmeliydin. Evet Esved'i bende çok seviyorum. Kendi oğlum olsa ancak o kadar severdim. Efendi saygılı iyi bir adam. Ama bize olan yaklaşımıyla özel hayatı daha farklıdır. Emin olmak istediğim bir şey var."

Kaşımı kaldırıp devam etmesini bekledim.

-"Sen ona tamamen güveniyor musun?" diye sordu. Tam gözlerimin içine bakarken gözlerimi kırpıştıramadım.

Hiç duraksamadan başımı salladım.

-"Fazlasıyla." derken daha uzun bir cümle kuramadım. Boğazımda yumru oluşmuştu.

Babam başını sallayarak önüne döndü.

-"Siz zaten kararınızı vermişsiniz evlenmişsiniz. Artık bize laf düşmez. Yine de gelip seni adam akıllı isteyecek. Yok öyle zorluk görmeden bir imza atmak. Ben kızımı yolda bulmadım. Gelinliğinle babanın evinden çıkarsın içim rahat eder."

Tepkilerinin daha durulmuş olması içime su serpmişti. Rahat bir nefes alıp verdim.

-"Nasıl isterseniz." dedim.

-"Seni de Gürkan beyin evine mi götürecek?" Annemden beklemediğim anda beni farklı bir noktaya sürükleyen soru geldi.

Kaşlarım çatılır gibi olurken babam annemi bakışlarıyla uyarmıştı. Annem kırgın olduğunda farkında olmadan kırıcı olarak saldırırdı.

Bu huyunu bilmeme rağmen içimde bir şeyler kopmuştu.

Bulanıklaşan görüş açımda dilimi ısırarak ellerimle sandalyeyi sıktım.

-"Kahvaltımızı edelim." diyen babama rağmen annemle olan göz temasımız kesilmedi.

-"Afiyet olsun." dedim ve göğsümde sıkışan o acıyla hızlıca masadan kalkıp merdivenlere yöneldim.

Babam arkamdan seslenmişti ama dönmedim. Odamda kapımı kilitleyerek yatağın ucunda yere çöktüm.

Sakinleşmek adına gözlerimi sımsıkı yummuş farklı şeyler düşünüyordum.

Haklıydı. Kim habersiz evlenirdi ki haklı olarak beni yaralamaya kendini rahatlatmaya çalışıyordu. Annemdi.

Evet Bade.

Sakin ol.

Ellerimi yüzüme getirip soluğumu üfledim. Yaklaşık yarım saatin ardından yerden kalktım ve banyoya gittim.

Uzun uzun duş almıştım. Bornozuma sarılıp saçlarımı iyice kuruttum. Maşa ile hafifçe dalgalandırdım ve odama geçtim.

Babamlar muhtemelen restorana gitmişlerdir. Ne yapacağımı bilmiyordum. Oturup bekleyecektim.

Şuan için Esved'le konuşasım da gelmiyordu. Ama az önce ki aramasını cevapsız bıraktığım için delireceğini bildiğimden mesaj bölümüne tıkladım.

-Duştaydım'

Gönderdikten sonra yüzümü renklendirmek için makyaj masama oturdum.

Daha başlamadan telefonum çalmaya başladı.

Aramayı yanıtlayıp hoparlöre verdim.

-"Yarım saatte oradayım." diyince gözlerim telefona kaydı.

-"Neden?" dedim hızlıca.

-"Ne demek neden Bade? Karım oluşun geçerli bir neden değil mi?"

Bocalamayı bırakıp boğazımı temizledim.

-"Şey...yani ne yapacağız anlamında?" diyerek kendimi düzelttim.

-"Kahvaltı yapacağız. Konuşacağız. Canının sıkkın olduğunu hissedebiliyorum ve benim yüzümden olduğu için benim de canım sıkılıyor." diye sakince açıkladı.

Omuzlarımı düşürüp ellerimi yanaklarıma koydum.

-"Dışarı çıkasım yok. Evde yapsak olur mu?" diye fikir sundum.

-"Olur sevgilim nasıl istersen." dedi.

Görüşmemizi sonlandırıp masadan kalktım. Makyaj yapmaktan vazgeçmiş dolaba yönelmiştim.

Hala boşaltmadığım bavuldan birini açıp elbiseleri koyduğum yerden bir tane seçtim.

Parfüm sıkarak odamdan çıplak ayak ayrıldım. Mutfakta annem masayı toplayarak gitmişti. Her yer tertemizdi.

Bahçeye güzel bir kahvaltı masası hazırladım. Açıkçası bir gram dahi olmayan enerjim Esved'in geliyor olmasıyla yükselmişti.

Daha iyi hissediyordum.

Dış kapının sesiyle ellerimi yıkayıp koridora çıktım. Açtığım kapıda Esved boyuyla posuyla duruyordu.

Hemen parmak uçlarımda yükselip boynuna sarıldım. Aynı anda belime sarılarak içeri girdi.

-"Seni çok özledim." dedim direkt.

Bunu beklemiyor olmalıydı ki bedenimi daha bir sıkı sardı. Boynumda uzunca soluklandı.

-"Bütün gece uyuyamadım. Kollarımda uyumana alışmışım."

Düz çizgi halinde olan dudaklarım kıvrıldı. Bende öyleydim. Kokusu burnumda hasretle tütüyordu.

-"Günaydınlar. Kapıyı kapatıp koklaşırsanız daha iyi olur."

Başağın uykulu huysuz sesiyle Esved'den ayrılıp arkaya döndüm. Saçı başı dağılmış merdivenlerden iniyordu.

Esved onun gibi huysuz homurdanmasıyla kapıyı kapatıp ayakkabılarını çıkarttı.

-"Evimize bunu çağırmayalım." demesiyle kendimi tutamayıp kıkırdadım.

-"Sanki kızı verdik de senin çağırman kaldı." dedi Başak burun kıvırarak.

Esved alayla gülmüştü. O ağzını öpesim geldi.

-"O iş geçti." dedi ve omzundan hafifçe itekledi.

Öne silkelenen Başak kaşlarını çatmıştı. Ters tarafından kalkmıştı belli ki.

Ama benim gülesim geliyordu.

-"Görürsün sen kaşındın. Ben şimdi annemle babamı bir güzel doldururum. Sözü ayrı,nişanı ayrı, kınayı ayrı yapalım derim sen nah unut karını!"

Esved'in bozguna uğramış yüzü bu defa Başağa kahkaha attırdı. Gülerek mutfağa girmişti.

-"Yapmaz değil mi?" Bana dönen adamın yüzü o kadar komikti ki dudaklarımı birbirine bastırdım.

Omuz silktim.

-"Yapar mı yapar." dememle mutfağa girdi.

Kapıdan onlara baktım.

-"Başak anlaşma yapalım. Ben seni bütün yaz tatile göndereyim sen bizim işe karışma. "

Dudaklarımı ısırıp sessizce güldüğüm anlarda Başak dudağını bükmüştü.

-"İyi bir teklifmiş."

-"Sınırsız alışveriş?" Esved,Başağı tam kalbinden vuracak sözler sarf ediyordu.

-"Anlaştık."

Kendimi tutamayıp kahkaha attığımda Başak çoktan yaz tatilinin hayallerine dalmıştı.

-"Kahvaltı bahçede." dedim gülmeyi sonlandırıp.

Hep birlikte bahçeye çıkmış oturmuştuk. Başak çayları doldururken Esved yanımda usul usul çıplak bacağımı okşayıp dikkatimi dağıtıyordu.

-"Sabah annemleri gördün mü?"

Kaçamak bakışlarla Başağa baktığımda vücudum gerilmişti.

Başımı salladım. Esved dikkatle yüzümü incelediği için tepkisiz kalmakta zorlanıyordum.

-"Bir şey dediler mi?"

Sessiz bir iç çekişle umursamaz görünmeye çalıştım.

-"Hayır." dedim net şekilde.

Devamında kahvaltımızı yapmış karnımızı doyurmuştuk.

-"Bugün işlerimi erteledim. Ev işini hallederiz diye düşündüm ne dersin?" dedi Esved.

-"Olur." derken bu düşünceyle heyecanlanmıştım.

İkimizin evi. Evimiz.

-"Buraları ben hallederim." diyen Başak beni bir hayli şaşırttı.

Esved sigarasını söndürürken ona dönmüştü.

-"Sende gel istersen." derken ben cümlesinden çok,ağzından çıkan dumanla ve kısık gözleriyle ne kadar seksi göründüğünü düşünüyordum.

-"Bilmem ki."

Edepsiz düşüncelerimi geriye savurdum.

-"Evet iyi olur." dedim.

İkimiz masayı ve bulaşıkları hallettikten sonra Başak hazırlanmaya çıkmıştı. Bende bahçeye çıktım.

-"Güzelim sende şu elbiseyi çıkarır mısın? Göğüs kıvrımlarını görüp aklımın karışmasından hoşlanmıyorum. Ayrıca benim gördüğümü gören olursa sende kocanın katil olmasını istemezsin."

İkna edici konuşmasına itiraz etmeyecektim. Çünkü gün boyu huysuz olmasına neden olacaktı.

Yanından ayrılarak odama çıktığımda dolabıma ilerledim.

Siyah bir tulum çıkartıp hızlıca giyindim.

Çantama cüzdanımı ve telefonumu sıkıştırıp yüzüme acele şekilde pratik makyaj yaptım.

Başak'la aynı anda odalarımızdan çıkarak alt kata döndük. Esved yüzünde sıkılmış ifadesiyle koltuktan kalkmıştı.

Emir'in sürdüğü arabada Esved önde otururken biz Başak'la arka koltuktaydık. Arkadaşlarımdan gelen mesajları yanıtlayıp telefonda uğraşıyordum. Bir süredir uzak kaldığım için öylesine bakınıyordum.

-"Siz şimdi baya baya evlisiniz ya."

Yüzümde gülümseme oluşurken telefondan başımı kaldırıp sağa döndüm. Başak kıkırdayarak geri yaslandı.

-"Şöyle bir sürü yeğen yapsanız bana her gün gelip sevsem ne güzel olur." demesiyle gözlerimi büyüttüm.

Önden Emir gülmeyle öksürük karışık bir ses çıkartınca Esved ona ters ters bakmıştı.

-"Pardon efendim." derken bıyık altından gülmeyi sürdüyordu.

Ben ise biraz utanmış kızarmıştım. Daha evleneli kaç gün oldu ki?

Esved cevap vermeden dirseğini cama yasladı ve ileri bakmayı sürdürdü. Onu izlerken her şeyden soyutlanıyordum.

Gergin oluşunun nedenini biliyordum. Mecburi ayrı kalışımızdı.

Düşüncelerimden sıyrılmama neden olan Esved'in telefon sesiydi. Ceketinin cebinden çıkartıp ekrana baktı ve açtı.

-"Evet?" dedi açar açmaz.

Yüzünü incelerken kaşları git gide çatılmıştı.

-"Ne diyorsun sen?! Lan it beni arayacağına ambulansı arasanıza şerefsiz!"

Hepimiz ona baktığımızda beni telaş sarmıştı.

-"Ne oldu?" diye sordum hemen.

Telefonunda yeni bir aramaya basarken durmadan küfür ediyordu.

-"Şantiyede birisi düşmüş. Siktiğimin heriflerine bütün önlemleri aldırıyorum nasıl böyle bir şey olabilir?!"

Emir'e inşaat alanına sürmesini söyledikten sonra sayamadığım kadar insanla konuşmuştu.

O kadar kızgın öfkeli ve endişeliydi ki bütün duyguları hissettirebiliyordu.

-"Sen biliyorsun adresleri ben sonra gelirim."

Esved arabadan inmeye koyulduğunda bende arabanın kapısına yapıştım.

-"Bende geleceğim." dediğimde göz ucuyla bana bakıp indi.

-"Hayır Bade." dedi net şekilde.

Başımı iki yana salladım. Onun sorumluluğunda olan bir insandı ve tanımasam bile çok endişe ediyordum.

Onu dinlemedim ve peşimden gelen Başak ve Emir'le birlikte önden hızla yürüyen Esved'i takip etmeye koyuldum.

Yerler rahat yürünemeyecek kadar engebeliydi. Metal sac levhalardan adeta dev bir duvar örülmüştü. İnşaat alanı fazlasıyla büyüktü. Açık duran kapıdan içeri tahtalara basarak ilerledim.

Binaların birinin önünde sıcağın altında bir sürü adam yığılmıştı.

-"Esved bey vallahi billahi emniyet kemerini kendisi takmamış! İster öldür ister kes ben herkesi tek tek her gün uyarıyorum."

Esved'in önünde boncuk boncuk terleyen bir adam korkudan neredeyse bayılacaktı. Durmadan alnını siliyor derin derin nefesler alıyordu.

-"Seninle sonra görüşeceğiz. Ağzına sıçacağım bekle!" Esved adamı omzundan itekleyip kalabalığa yaklaştı.

-"Gitme dur." Başak kolumdan tutunca durdum ve gözlerimi kaçırdım.

Ne göreceğimi bilmeyince biraz korkmuştum.

Esved'in yaklaşmasıyla açılan kalabalığı izlerken aynı anda ambulans siren sesleri etrafı doldurdu.

Hızlı bir şekilde gelen ekipler adamı ambulansa alarak gitmişlerdi. Aynı yerde beklerken Esved yanımıza doğru bir adamla yürüyordu.

-"Çok mu kötü?" Sorum üstüne sigarasını yere fırlatıp adamın elindeki dosyayı aldı.

-"Bareti varmış ama vücudu hasarlı. Neyse ki alçaktaydı. Anasını sattığımın piçi nasıl önlemini almaz! Ulan derdim bir şeyler kaybetmek değil! Bu herifin ailesi çoluğu çocuğu var! Nasıl böyle ihmalkâr olabilir?!"

Bir anda yükselen sesiyle koca şantiyede herkesin sesi kesildi. Öfke püskürten Esved'in siniri benimde soluğumu kesmişti.

-"İsterseniz ailesiyle de ben görüşebilirim." Konuşan adam takım elbisesiyle ve geniş çantasıyla muhtemelen avukatıydı.

Esved başını iki yana sallayıp dosyada yer alan numarayı telefonuna tuşladı.

Bir kaç adımla ona yaklaşıp elimin içiyle sırtını tuttum. Vücudu gerilmişti.

-"İyi günler ben Esved Alazoğlu."

Kulağına yasladığı telefonla yanımızdan uzaklaşırken diğer yandan konuşuyordu.

Bizde Emir'in yönlendirmesiyle arabaya geri gitmiştik. Yaklaşık on dakika sonra Esved göründü. Oturduğum tarafı açtı.

-"Güzelim ben hastaneye geçeceğim. Siz Emir'le bakmaya başlayın ben gelirim tamam mı?"

Sıkıntılı yüz ifadesi içimi daraltıyordu. Uzanıp yanağını tuttum.

-"Sonra bakarız. Sen o adamla ilgilen."derken elimi çekti ve avucuma minik bir öpücük kondurdu.

-"İlgilenmesi için gerekli kişileri bırakacağım. Sen merak etme geleceğim." dedikten sonra gözlerimin içine bakarak kapıyı kapattı. Emir'e de dikkatli olması için bir şeyler söylemiş uzaklaşmıştı.

Aklım onda kalsa dahi oradan ayrılarak yola girdik.

Emir bizi ilk başta devasa bir arazinin üzerine inşa edilmiş ev demeye bin şahit isteyen binaya getirmişti. Başak büyülense bile benim için o kadar büyüktü ki girer girmez fikir olarak uzaklaşmıştım.

Ev çok güzeldi. İçi boştu fakat yüksek tavanları şatafatlı işçiliği göz boyuyordu.

-"Korkarım ben burada." diye mırıldandım evden çıkarken.

Tamamını gezmemiz bir saati almıştı.

Başak sözlerime kıkırdadı.

-"Sen kesin korkarsın biliyorum." dedi.

Yanımda sürekli Esved'le dolaşmam gerekirdi. Bu da pek hoş olmazdı.

Arabaya oturduğumuz an telefonuma sarıldım. Direkt olarak bir tanecik yakışıklı kocamı aradım.

Sonlara doğru kapatacakken açılmıştı.

-"Bebeğim? Bende seni arayacaktım."

-"Durumu nasıl?" diye sordum.

-"Beklediğim kadar kötü değil. Bilinci açık. Şimdi yanınıza geliyorum akşama tekrar döneceğim."

Konuşmamızın ardından farklı bir eve yol almıştık. Yalnızca içime sinen ev ile Esved'in seçimleri arasında zorlanacak gibi görünüyordum.

•••

Herkese merhaba

Biraz geçiş bölümü gibi oldu.

Bir sonra ki bölüm ne zaman biter ne zamana yetişir inanın hiç bilmiyorum.

Kısa sürede yazmaya çalışacağım görüşmek üzere ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.