İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 36 · 11 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 36

Otuz altı

•••

-"Ya Esved! Böyle mi koyulur?!" dedim hayret içinde.

Zaten kızgındım iyice beni deli ediyordu.

Dün kafede oturduğumuzda âdeta seks için erkekleri inceleyen bir kadın Esved'den gözlerini ayırmamıştı. Yiyecek gibi bakıyordu.

Kalkmak istediğimi söylediğimde bana abarttığımı söylemişti ve kalkmamıştık.

Haliyle ben sinirden Esved'i parçalamak istemiş yapamamıştım.

Gece de ona küs yatmama rağmen yine sarmalanmış öyle uyumuştum.

Bugün ise toparlanıyorduk. Öğleden sonra uçağımız vardı. Fakat Esved bey bu işten anlamadığını söyleyerek bavulun içini savaş alanına çevirmişti.

-"Şunları düzgün katlar mısın?" dedim çatık kaşlarımla.

Bavula kolunu yaslamış telefonuna bakıyordu.

-"Ya güzelim ben ne anlarım katlamaktan? Birini çağırayım yapsın diyorum yok külodumu niye elleyecek diyorsun. Ben daha ne yapabilirim?"

E haksız mıyım?

Bizim elimiz var sonuçta. Yapabiliriz.

-"Güzelim deme bana çık şuradan senin yapacağın yok." Kolunu itekleyerek bavulun kapağını tutarak kendime çektim.

-"Evliliğimizin ikinci gününde böyle olmaması gerekiyordu. "

Yerde oturuşunu düzeltip beni kucağına alacakken engel oldum ve dizlerimin üzerine oturdum.

-"Evet. Ama senin de kocan kadınlar tarafından izlenmeyi sevseydi sende böyle olurdun."

Kurduğum cümlenin saçmalığından çok o anı hatırlayınca yine sinir olmuştum.

-"Yok artık ya. Canımın içi, saçmalıyorsun kaç defa daha söyleyeceğim."

Omzumu öpünce geri kaçtım ve buruşturarak top gibi yapıp soktuğu kıyafetlerini çıkartmaya başladım.

-"Ben baktığını bile görmedim ki! Sende biliyorsun. Benim gözüm senden başka nereye kayabilir? Yemin ederim görmedim. Küsme bana bak içim daralıyor. Hem karı koca arasında küslük olur mu?" Muzip tavrıyla yeniden ve daha sert beni kucaklayınca pes edip engellemedim.

Dalgalı yaptığım saçlarıma onlarca kez öpücük kondurdu.

-"Güzel kokulu karım. Sen benim yaşama sebebimsin. Gözlerin gözlerime değmeyince sanki nefesim kesiliyor."

Bu kelimeleri güzel kullanması işleri bozuyordu. Hiç karşı koyamıyordum.

-"Gözlerin bir başkasına değer ben senin nefesini keseceğim." Dirseklerimle ittire ittire ona yüz vermeden kucağından kalktım.

Amacım biraz tripleşmekti.

Az da olsa bana yardım edince bavulları toparlayabilmiştik. Buradan ayrılacağım için üzgündüm.

Etrafta eşya bırakmadan toparlamış duşa girmiştim. Çıktığımda yalnızca taradım ve ensemde sıkı bir topuz yaparak banyodan çıktım.

Altıma yalnızca külot geçirip havluyu yatağa bıraktım. Esved bu anlarda balkonda sigara içiyordu.

Dışarıda bıraktığım tek kıyafet olan turuncu elbiseyi üzerime giyindim.

İç çekerek gözüm parmağıma kaydı. Yüzüğün dışında bir de evlenmiş olmamız vardı.

Ev yolculuğumuz yaklaştığı için içimde darlık oluşmuştu. İyi geçeceğini umarak Esved'e seslendim. Okyanusa son kez uzaktan baktım.

Elimizi kolumuzu sallayarak geldiğimiz otelin önünde şimdi ağzına kadar dolu bavullarla durduk.

Geldiğimiz jeep önümüzde durduğu gibi otel çalışanları bavulları bagaja yerleştirdi. Sığmayanlar ise başka bir araca koyulmuştu.

Ben çoktan binmiş derin nefeslerle sakinleşmeye çalışıyordum.

Hiç eve gidesim yoktu.

Sahi ya artık eve gitmeyecektim. Bunun gerçekliği beni biraz etkiledi diyebilirim.

-"Bebeğim? Bir şey mi oldu?"

Yanıma oturduğunu sonradan fark ettiğim Esved'e döndüm.

-"Hayır. Bitti mi?" diye sorunca başını aşağı yukarı salladı.

Benim tarafımda olan camı indirirken Esved'in elinde duran paketi aldım. Bir dalı çıkarttığımda kendine de çıkartıp çakmağını aldı ve yaktı.

-"Biz nerede kalacağız?"

Sorumla birlikte dumanı üflemiş gözlerini kısarak bana bakmıştı.

-"Sen seçmek istersin diye ayarlamadım. Gidince bakmaya başlarız."

Belli belirsiz baş sallamayla önüme döndüm. İçim sıkışıyordu çünkü nasıl açıklayacağımızı bilmiyordum.

Bir şeyi yaparken o an ki mutlulukta umurunuzda olmuyordu fakat sonrasında çöken o yanlışlık hissiyle başa çıkılmıyordu.

Pişman değildim yalnızca endişeliydim.

-"Gelsene sen şöyle. " Bir çırpıda belimi tutup kendine çekince derin nefesle göğsüne yaslandım.

Saçlarımı okşayıp öptü. Havaalanına varana kadar hiç bırakmamış beni rahatlatmıştı.

Uçağın içine girdikten sonra koltuğa yerleşip kalkışı beklemek biraz uzun sürmüştü. Haliyle ben daha bir streslenmiştim.

Aradan geçen sürede kemerimi açmış hostesin getirdiği kahveyi içiyordum. Esved ise benim gibi sessizdi.

Kahvemi kenara yerleştirip ona döndüm. Dönmemle geriye yaslı duran başını bana çevirmişti.

-"Sadece stresliyim. Başka bir şey yok." dedim. Aklından geçenleri tahmin edebiliyordum.

Tekrar önüne dönerken derin bir nefes almıştı.

-"Gittiğimiz gibi söylemek zorunda değiliz. İstersen bir iki gün daha sakin düşün öyle konuşuruz söyleriz."

-"İki gün de düşünsem yine hazır olamam gibi geliyor. Ya çok kızarlarsa?" diyerek başımı kaldırdım.

Dudaklarıma dudaklarını değdirince gözlerim bir kaç saniye kapandı.

-"Ben konuşurum. Sen üzme kendini." dedi gözlerimi gözleriyle incelerken.

İyi şeyler düşünüp enerjimi yükseltmeye çabaladım. İyi şeylerin başında elbette kocam geliyordu.

Aradan saatler geçtiğinde koynuna sokulmuş uykulu halde duruyordum. Halimi görünce beni kucağına alarak ayağa kalktı.

Yatağın içine girer girmez yan dönmüş gözlerimi kapatmıştım. Esved'in ayakkabılarımı çıkarttığını hissediyordum.

-"Sende gel." dedim mırıldanıp.

-"Geliyorum güzelim."

Arkama geçip sarılmasıyla ellerimi ellerinin üstüne koydum ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

'

Uyandığımda yatakta yalnızdım. Esneyerek doğruldum ve saçımı geriye atıp yüzümü sıvazladım. Belime kadar sıyrılmış elbisemi düzelterek yere bastıktan sonra elimi yüzümü yıkadım.

Koridora çıkıp arayacağım Esved benden önce davranıp içeri girmişti.

-"Neden uyandın sevgilim?" Yanıma gelip yanaklarımı yavaşça öptü.

Uykulu uykulu şefkatini tatmak ayrı bir zevkli oluyordu.

-"Neredeydin?" diye sordum.

-"Uyandığında karım acıkır diye düşündüm sana yemek hazırlatıyordum."

Dudağımın kıvrılma nedeni çok güzel hitap ediyor oluşundandı.

Göğsüne doğru yaslanıp boynuna uzandım.

-"Ne kadar da düşünceliyiz." dedim kısık uykulu ses tonumla.

Bel oyuntumu okşarken boynuma dudaklarını bastırdı.

-"Konu sen olunca öyle oluyorum."

Hiç iştahım olmamasına rağmen ısrarlarıyla yemek yemiş camlardan bulutları izliyordum.

Uzun yolculuk bitmeden yatak odasına döndüm ve açık duran saçlarımı ensemde bol bir topuz yaptım. Çantama koyduğum elbisemi çıkartarak soyundum.

Sırt dekolteli desenli elbiseyi giyinip iplerini bağladım.

-"Sırtını dikmeyi mi unutmuşlar?"

Sıçrayıp arkama döndüm. Omzunu yaslamış beni izliyordu.

-"Çok komiksin." dedim ve gözlerimi devirip güldüm.

-"Ben gülmüyorum ama güzelim."

-"Bu stresle bir de kıyafet tartışması yapmayalım sevgilim." dedikten sonra dağıttığım çantamı toparladım.

Bir kaç saatin ardından nihayet yurdumuzun topraklarına ayak basmıştık. Geldiğimiz gibi direkt olarak arabaya bindik ve yola çıktık.

Dizlerimin titremesini durduramıyordum.

-"Önce eve geçelim mi ? Biraz dinlenir öyle gideriz." diyince başımı salladım.

-"Yok bir an önce gidelim daha duramayacağım." dedim.

Kucağımda duran ellerimi kavrayıp parmak boğumlarımı öptü.

-"Üzülmeni istemiyorum." diyince başımı omzuna bıraktım.

Ben bu adamı çok seviyorum.

-"Sen yanımdasın üzülmem ki." dediğimde sıkı sıkı sarılmıştı.

Tanıdık mahalleye giren arabanın içinde sessizce durmayı bekliyorduk. Evlerimizin önünde duran arabada Esved'in elini sıktım.

-"İnelim." dedim dakikaların ardından.

Geleceğimizi biliyorlardı. Sürpriz olmayacaktı. Yalnızca tek bilinmeyen tepkileriydi.

Çantamı alarak arabadan indim. Esved diğer taraftan inerek yanıma geldi ve önümde durdu.

-"Bekleyeyim mi efendim?" Emir camdan seslenince ona bakmıştık.

-"Sen bavulları benim eve bırak. Gelirsin." dedi Esved.

Arabanın gitmesiyle Esved tam ağzını aralamıştı ki Melek teyzenin sesiyle yüreğim ağzıma geldi.

Bizi ilk gören o olmuştu.

-"Yavrum ne kadar özledik sizi."

Bedenime sarılı kollarını çekerken zorla tebessüm ettim. Olanı duyduğunda da umarım bu kadar ılımlı olur.

-"Ama bir iyi gelmiş! Vallahi yüzünüz gözünüz renklenmiş."

Bu defa utanıp kızarınca Esved'e kaçamak bir bakış attım.

-"Hadi geçelim anne." dedi benim bakışlarımı fark edince.

-"Sizde masa hazırladık. Babanlar restoranda daha gelmediler. Birazdan gelirler."

Yan yana bizim evin kapısına geldiğimizde göğsümde bir sıkışma vardı.

Melek teyze kapıyı tıklatıp beklemeye koyuldu. Açan annem önce normal ifadeyle bakarken bizi görmesiyle ifadesi değişti.

-"Kızım!" dedi.

Hemen ardından gülümseyip sarıldı. Kısacık bir ayrılıktı. Fakat özlemiştik işte.

-"Geçin geçin. Anlatın bakalım nerelerdeydiniz? Kaçaklar sizi!" Kaşlarını çatıp Esved'in koluna hafifçe vurdu ve evden içeri soktu.

Salonda Başak ile de sarılmış koltuğa oturmuştuk. Sevgili biricik kocam karşı koltuğa oturunca yanında oturmak istesem de çoktan ayrı yere çekilmiştim.

-"Ne güzel bronzlaşmışsınız ya!"

Evet ablacım şuan tek sorunumuz bu.

Gittiğimiz kaldığımız yeri ufak tefek ayrıntılarla anlatırken gerginlik doluydum.

-"Canım oğlum benim." Melek teyzenin durup durup Esved'i öpüyor olması beni az da olsa güldürüyordu.

-"Sen biliyordun beni neden uyarmadın Başak!" Mutfağa geçtiğimiz sırada yalnız kalınca kolunu mıncıkladım.

-"Ya kızım söyleseydim Esved keserdi beni." derken kolunu sıvazlıyordu.

Kaşlarımı çattım.

-"Mal gibi gittim!" diye sessizce bağırdım.

Şimdi içimden bir ses Başağa söylemememi istiyordu. Ama ona söylesem kesin ultra bağırarak şaşkınlığını gösterecekti. O yüzden mecburen kendimi tuttum.

-"Al şunları götür. Çok yattın biraz çalış. Ayrıca elbiseni sevdim bana hediye edebilirsin." Elime tutuşturduğu karpuz dolu tabağı tutarak mutfaktan çıktım. Çıkmadan ona dil çıkarmayı ihmal etmedim.

Bahçede yalnızca kuş sütü eksik olan büyük masaya karpuz tabağını koyduktan sonra babamlara baktım. Az önce gelmişlerdi. Bahçe takımında aralarına Esved'i almış oturup sohbet ediyorlardı.

Şuanlık bir sorun yoktu. En azından kimse gergin değildi. Hatta Esved bile değildi!

Ne yaşıyorsam ben yaşıyordum.

Tanrım!

-"Buyurun sofraya." Annemin çağırısıyla önce erkekler konumlandı.

Esved babamın sağ çaprazına oturunca bende yanına oturdum. Kısa bir bakışla yüzümü incelemiş önüne dönmüştü.

Yemeğe başladığımızda annemin yemeklerini özlediğimi fark ettim.

-"Ellerinize sağlık her şey çok lezzetli olmuş." dedim sohbet arasında.

-"Afiyet olsun kızı-" Annemin sesi bir anda kesilince hepimiz ona baktım.

Fakat annem direkt benim elime bakıyordu.

-"O yüzük..?" derken şaşkınlıktan mimik oynatamıyordu.

Nefesimi üfleyip oturduğum yerde dikleştim. Esved'in bacağımı tutuşuyla dikkatimi ona yönlendirdim.

-"Yemekten sonra konuşuruz." diye kestirip attı.

Babam bir şey söylemek için ağzını açsa bile susmuş konuşmamıştı.

Yutkundum.

Başak yanımda bacağıyla bacağıma vurup sevincini saçma bir şekilde gösteriyordu.

Masayı toplayarak çay demlemiş bahçede oturmuştuk.

Esved oturduğu ikili hasır koltukta bana baktı. Çenesiyle işaret ettiğinde usulca yanına geçtim. Soğuk parmakları çıplak sırtıma dokunurken herkesin gözü üzerimizdeydi.

Göğsümdeki sıkışma yok sayılacak gibi değildi. Avuç içlerim terlemiş, başıma üşüşen ateşi hissediyordum.

-"Öncelikle amacım kesinlikle size saygısızlık yapmak değildi. Bade'nin de haberi yoktu." diye konuya giriş yaptı Esved.

Nefesi kesilen bendim. Kendisi gayet rahat konuşuyordu.

-"Ne saygısızlığı yavrum?" Melek teyze eşarbını düzeltip kaşlarını çattı.

Esved annesinden bakışlarını çekip tekrar babama baktı.

-"Anladığınız üzere Bade'ye onunla evlenmek istediğimi söyledim."

Babam kaşını çatar gibi olduğunda başını eğmiş derin bir nefes almıştı. Kızdığından değil de böyle bir konuyu konuşuyor olmaktan rahatsız olmuştu.

-"Sizin bileceğiniz iş biz karışamayız." dedi sadece.

Konuşma yetim alınmış gibi sesim soluğum çıkmak istemiyordu.

-"Evet...amca." Esved işin zor kısmında elini sırtımdan çekip kucağında birleştirdi ve konuşmaya boğazını temizleyerek devam etti.

-"Lafı dolandırmadan söylemek istiyorum. Açıkçası kusura bakmayın daha fazla beklemek istemedim ve işlemleri ayarladım. Biz evlendik."

Dudağıma dişlerimi geçirip hızlıca ailemize baktım. Hepsinin yüzü donmuş kalakalmışlardı.

Başak bile ağzı açık donmuştu.

-"Ne dedin sen ne dedin?!" Annem ilk ayağa fırlayan oldu.

İçimde sıkışan solukla dudağımı serbest bırakıp anneme baktım.

-"Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Biz burada eşek başı mıyız?!" Babamdan beklemediğim tepki karşısında güçsüz düştüm.

-"Amca öyle laf-"

-"Ulan sen nasıl bizden habersiz böyle bir şey yaparsın?! Bir şeyinize karışmadık söz etmedik tamam ama bu başka! Benim kızım kimsesiz mi? Bu ne sorumsuz bir davranış?! Yangından mal kaçırır gibi evlenmek mi olur?!"

Babam o kadar sinirli ve öfkeli bağırıyordu ki kelimelerin bir kısmını anlayamamıştım fakat korkuyordum.

-"Baba...gerçekten-"

-"Sen sus Bade!" Bir anda bana kızınca irkilip gözlerimi kaçırdım.

Annem kendi şaşkınlığını bir kenara bırakarak babamın kolunu tuttu.

-"Tamam sakin ol Mehmet otur."

-"Oğlum sen ne diyorsun? Annesinden babasından rıza almadan böyle iş mi olur?!" Kadir amcanın da sesi yükselince tamamen herkes saf almış durumdaydı.

Ki haklılardı. Anlayış göstermelik bir konu değildi.

-"Geri alamayız. Kızmanızın bir faydası da yok." Esved'in değişen tavrıyla çaktırmadan koluna vurdum.

Ne diyor bu adam ya?

Babam yakasını çekiştirerek geri oturduğunda Başak ona su uzatmıştı.

-"Diyecek bir şey bulamıyorum. Aferin oğlum aferin!" Melek teyze masada duran küçük kolonya şişesini avucuna döküp burnuna getirdi.

-"Bir de hamileyim de tam olsun!" Babam gür sesiyle bağırınca ağzımla gözlerim aynı oranda büyüdü.

-"Yok artık!" dedi annem bana dönüp.

Melek teyze de dehşet içinde bakınca hızlıca başımı salladım.

-"Hayır tabiki!" dedim.

Başak böyle bir ortamda dahi sessizce kıkırdayınca ona öyle baktım ki susmak zorunda kaldı.

-"Ya ne diyorsunuz Allah aşkına?" diyen nihayet Esved'di.

Babam içtiği suyu indirip kaşlarını çattı.

-"Birlikte olabilirsiniz. Birbirinizi sevebilirsiniz. Ama daha ne kadar tanışıyorsunuz?! Nasıl böyle ciddi bir karar alabilirsiniz?! Söylesene kızım!" Babam bana dönünce yutkunup başımı eğdim.

-"Amca Bade'ye bağırma. Bunu geriye alamayacağımıza göre bağırmanın bir faydası da yok." Esved'in tok sesiyle babam daha fazla sinirlenmişti.

-"Tabi doğru. Hediye paketi de yapıp vereyim kızımı olur mu?"

-"Biz kimiz ki zaten? Şimdiye dek neyini sordun bunu soracaksın?!" Kadir amca da babam gibi söylenerek yanına oturdu.

Annem sinir bozukluğuyla ağlamaya başladığında benimde ağlamam yakın gibi görünüyordu.

-"Bana bak. Benim iki tane kızım olabilir. Ama bu kolayca gözden çıkaracağım anlamına gelmez! Ben bir düzine adam gelse yinede kızlarımı değişmem! Bir saçmalık yapmışsınız artık değiştiremeyiz. Şimdi sen benim kızımın kolunu tutup buradan götüreceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun Esved!" Babamın son sözleri bahçede yankı yapmıştı.

Esved'in duraksamasına neden olan sözlerdi.

-"Ne demek istiyorsun?" diye sordu Esved ve biçimli kaşlarını çattı.

Babam ayağa kalktı. Yanıma gelip elimi tuttu ve yanına çekti.

-"Allah'ın emriyle peygamberin kavliyle gelir istersiniz." diyerek konuya nokta koydu.

-"Hah! Ciddi değilsin herhalde amca değil mi ? Ben zaten bunlarla uğraşmamak için-"

-"Gayet ciddiyim!" Babam bağırarak sözünü kesmişti.

Esved çıldırmış gibi elini saçlarından geçirdi. Yerinde duramayıp kıpırdanıyor durmadan inkâr ediyordu.

Ancak kimseyi bu fikirden döndüremedi.

-"Karımı ben bırakmam!"

Babamla Esved arasından çekiştirilmekten gına geldiği anlarda Kadir amca beni kurtardı.

-"Babası ne diyorsa o olacak! Yürü şimdi evine çek cezanı. Yakın zamanda ne zaman müsaitlerse gelir isteriz." demişti.

Esved'in sinirden kahkaha atmasına ilk defa şahit oluyordum.

-"Yürü Bade gidiyoruz."

Bu adam bensiz kalma düşüncesiyle deliriyor belli. Ama babam daha deli anlaması lazımdı.

-"Bak bak ne diyor hala!" diye kızdı Melek teyze.

Babam da çıkışacakken elimi kaldırdım.

-"Bize biraz müsaade eder misiniz?"

Esved'i sakinleştirmezsem beni sürükleyerek çıkarırdı.

Bu isteğime elbette bir şey demediler. Sinirden köpüren Esved'le birlikte üst kata odama çıktım ve kapıyı kapattım.

-"Sikeyim böyle işi ben ya!"

Camın önünde ki pufa oturunca yanına oturup koluna sarıldım.

-"Sevgilim ılımlı olacaklarını mı düşünüyordun? Şimdi yine ters düşersek kızmak yerine kırılacaklar. Onlar bizim ailemiz." diye kısık tonda konuştum.

Oflayarak yüzünü sıvazladı.

-"Seni bırakmak istemiyorum ki!"

Bana dönüp yüzümü avuçlarının arasına aldı ve burnumu öptü.

-"Bende seni bırakmak istemiyorum ama biraz daha sabredebiliriz." dedim.

Başını iki yana salladı.

-"Artık sabretmeye tahammül edemiyorum."

Yüzümde ki ellerini indirip dudağını sertçe öptüm geri çekildim. Bakışları yumuşamıştı.

-"Artık tartışmayı bırakalım. Bir an önce gelip beni iste!" dememle dişlerini göstererek gülmüş başını eğmişti.

Biraz daha konuşmuş rahatlamıştık. Alt kata döndüğümüzde gitmeden bavullarımı tekrar buraya istemişti. Emir gelene kadar da ailemizin gergin bakışları altında oturmuştuk.

•••

Herkese merhaba.

Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar geciktim biliyorum üzgünüm.

Bölümü beğenmeseniz haklısınız çünkü benimde pek kendimi vererek yazdığım bir bölüm olamadı.

Zorlasam yazarım ama yazdıklarım size geçen bir bölüm olmaz. Bu yüzden toparlanmayı bekliyorum.

Görüşmek üzere ❤

Bölüm sonu

1 yorum

  • 👏👏👏👏👏👏 hah işte budur baba gibi baba ne o öyle ben istedim aldım 😂