•••
-"Tenin...saçların...kokun benim dünyayı sevme nedenim gibi. Sanki benim hayata bağlanmam için var olmuşsun. Sanki hep benimmişsin ama çok zor bulmuşum gibi. İki dünya bir araya gelse bırakır mıyım?"
Dakikalardır kalbini dinlediğim göğsündeydim.
-"Bırakırsan...sensiz yaşayabilir miyim?"
Yorgun gözlerimiz birleşti. Aynı mutluluk parıltıları vardı. Alnımı öpüp saçlarımı okşamaya devam etti.
-"Aynı yatakta uyuyacağımız, koynunda uyanacağım ve işe giderken zorlanacağım günleri yaşamak istiyorum."
Gülümsedim. Biraz daha sokuldum ve çenesinin kenarını öptü.
-"Beni bırakıp gidebilecek misin ki?" dedim. Ardından kıkırdayınca o da gülümsemişti.
Tavanda olan gözlerini kapattı.
-"Nereye gitsem...yine sana geleceğim için rahat olurum." dedi.
Bir kaç saat önce ılık suyun altında yıkanmıştık. Karanlıkta çırılçıplak bedenlerimizi temizlemiştik. Bana giydirdiği geceliğimin sonrasında kokularımızın sindiği yataktaydık.
Onunla konuşmaya doyamadığım için uykuya yenik düşene kadar mırıl mırıl sohbet etmiştik.
Ertesi sabah yüzüme konan öpücüklerle uyanmıştım. Yatak keyfi yapmak hayal olmuştu çünkü Esved üzerine bir şort ve incecik gömlek giyinmiş öyle beni öpüyordu.
-"Kahvaltı yapacağız sevgilim. Ve çok acıktım uyanmalısın." demişti.
O tatlı sesine karşı koyamamış kalkmıştım.
Saç köpüğü ile saçlarımı taramış ensemde sıkı bir topuz yapmıştım. Ortadan ayrılmış topuzuma son kez bakıp güneş kremine uzandım.
Fondöten sürmeden güneş kremi emildikten sonra yalnızca allık ve maskara ile minik tatil makyajımı yaptım.
Son olarak deodorant ve parfüm sıkarak banyodan çıktım. Kahvaltımızı geldiğimizden beri ayrılmadığımız evden çıkarak yapacaktık.
Hazırlanmam uzun sürüyordu. Sebebi ise sürekli parmağıma dalıp gidiyor sırıtıyordum.
Dün gece yaşananlardan sonra evlenme teklifi aldığımı neredeyse unutacaktım.
Saçma sapan gülümsememi silerek yatak odasına girdim. Esved sandalyeye oturmuş ayaklarını diğerine uzatmış halde balkonda güneşin altındaydı.
Yatağın üzerine gözüm kaydı. Az önce gelen hizmetliler nevresimleri değişmiş gitmişlerdi. Fakat bu elbiseyi onların koyduğunu hiç sanmıyordum.
-"Bunu sen mi koydun ?" diye seslendim.
Başını attığı yerden kaldırıp sandalyeden kalktı. Elinde olduğunu fark etmediğim sigarasını söndürmüştü.
-"Evet. Onu giyinmeni istiyorum. " diyerek yanıma yaklaştı.
Omzuma dudaklarını bastırıp havlunun üzerinden karnımı okşadı.
-"Hım...neden ki ?" diyip gülümsedim.
-"Çok soru soruyorsun." Kalçamı avuçlayıp sıkmasıyla dudaklarımı ısırdım.
Bedenini uzaklaştırdı. Benim hala nefesim kesikti.
Sesimi çıkaramadım. Esved yatağın ucuna oturup aralık duran bacaklarının arasına ellerini bıraktı. Gözleri bedenimdeydi.
Her şekilde utanmaya devam ediyordum.
Havlunun altından külodu giyinmemle homurdanışı beni içten güldürüyordu.
Ona arkamı döndüğümde ise oflamıştı.
-"Bir gündüz gözüyle rahat rahat izlettirmedin güzelim ya!"
-"Edepsiz." diye mırıldandım.
Elbiseyi bacaklarımdan yukarı çekerek kollarımı geçirdim. Nefesiyle bedeni arkamda belirdi. Fermuarı çekerken diğer yandan ensemi öpüp duruyordu.
-"Çok güzel oldu. Zaten bir tek sana yakışırdı."
Gülümseyerek ona döndüm ve dudaklarını öptüm.
-"Teşekkür ederim sevgilim. Sende çok şık görünüyorsun. Bunun nedenini sorabilir miyim ?"
Krem rengi keten şortunun üzerinde bej tonlarında neredeyse içindeki kaslarını gösteren bir gömlek vardı.
Adam her stilde muazzamdı.
Kendime bakmak için aynaya döndüm. Elbise gerçekten çok güzeldi.
-"Öğreneceksin güzelim. " Gözleri yansımamızdaydı.
Bir kahvaltıya gitmek için fazla şıktık.
Ancak tekrar tekrar sormayacaktım. Söylemeyeceğinden emindim.
Yazlık evimizden ayrılmadan ayağıma bir sandalet geçirmiştim. Bu elbisenin altına gönül topuklu giymek isterdi lakin çevre müsait değildi.
Otele doğru ağır adımlarla yürürken etrafta yükselen cıvıl cıvıl kuş sesleri dalga sesleri insana büyük bir huzur veriyordu.
-"Yine gergin görünüyorsun?" derken tek kaşımı kaldırıp aşık olduğum adama baktım.
Elinde olan elimi kaldırıp öptü.
-"Aslında gergin değilim. Özellikle dün geceden sonra."
Yarım ağız edepsiz gülümsemesiyle karnına doğru vurup başımı eğdim.
-"Ama bugünden sonra tamamen rahat olacağım. Yani umarım öyle olur."
Yine bir şeyler dönüyordu ama hadi bakalım.
-"Beni meraklandırıyorsun." diye mırıldandım.
-"Tek bilmeni istediğim bunun bir zorlama olmadığına emin olman. Ben yalnızca şansımı deneyeceğim. Eğer getirileri senin zorlanmana neden olacaksa yaptığımdan pişmanlık duyabilirim."
İç çekip düşünceli bakışlarımı yüzüne döndürdüm.
Aklım karışık ve birden fazla duygu içinde olunca arada tıkanıyordum.
-"Söylediklerini daha rahat anlamam için açık ve net kelimeler kullanır mısın?" Kısık sesime karşılık gülümsemesi büyüdü.
Omzumdan kendine çekip şakaklarımı öptü.
-"Sana ölürüm ben. En açık ve net bu."
Kıkırdayarak beline sarıldım.
-"Dalga geçme ya! Bana türlü türlü duygular yaşatıyorsun aklım karışıyor." dedim çekinmeden.
Çenemi okşayarak dudaklarıma minik bir öpücük bıraktı. Geri çekilmeden öylece durdu. Ağaçların altında hafif esintiyle yüz yüze dururken soyutlanmıştık.
-"Sadece kendini düşün. Ufacık bile tereddüt edersen seni anlayışla karşılayacağımı biliyorsun. "
Bu türlü değişik sözlerine kaşlarımı çattım. Daha konuşmamıza fırsat vermeden yürüye yürüye otele varmıştık.
Tropik ağaçlarla donatılmış açık hava bahçesinde bir masaya oturmuştuk. Kahvaltı çeşitlerine bakıyor ancak doğru düzgün yiyemiyordum. Çünkü meraktan iştahım kaçmıştı.
Tedirgindim.
Esved de çok ısrar etmemiş kahvaltıdan sonra kalkmıştık. Geç uyandığımız için saat öğleyi geçiyordu.
-"Biraz dolaşalım mı?" diye sordu otelin bahçesinden kalktığımızda.
Başımla onayladım. Elimi sıkıca kavrayıp otelin dışına yönlendirdi. Sokağa çıkar çıkmaz karşılaştığım festival havasında renkli insanlarla gerginliğim gitmişti.
Bir yerlerde dans edenler şarkı söyleyenler etraf cıvıl cıvıldı. İnsanlara çarparak yürürken sürekli kendimi Esved'in geniş göğsünde buluyordum.
Çok keyifliydi.
Renkli sokakların içinde dolaşmış çeşitli dükkânlara girmiştik.
-"Annemlere alalım mı?" diye sorarken elimde el yapımı olan çok güzel bir kase tutuyordum.
Esved pek ilgili değildi. Ben dürtünce dönüp bakmıştı.
-"Annemler?" dediğinde yüzüm bir nebze ısınmıştı.
Bakışlarımı elimdeki kaseye çevirdim.
-"Annenle annem işte." dedim kısık tonda.
Yanağımı sıcak dudaklarıyla öperek belime sarıldı.
-"Alalım güzelim. Sen yeter ki iste."
Dudağımı kemire kemire seçtiğim iki kaseyi aldım. Tek kuruşum olmadığından alma işi sevgilime kalıyordu.
-"Al gel ben bakınıyorum." dedim.
Elimden kaseleri aldı ve tek eliyle tuttu. Diğer eliyle yeniden elimi kavradı.
-"Birlikte alalım işte çıkarız."
Gözlerimi devirerek onu takip ettim. İkiz gibi her yerde dip dibe oluşumuz hiç rahatsız etmiyordu ama komik oluyordu.
Hediye olacak şekilde sarılan kaselerle oradan ayrıldık. Bir kaç saatimiz böyle geçmişti.
Otele girdiğimizde sabırsızdım. Çünkü gelecek olan bir şey vardı. Bir türlü gelmiyordu!
-"Bunları resepsiyona götüreyim onlar bırakırlar." diyince başımla onayladım.
Kahvaltı yaptığımız masaya oturmuş etraftakileri izliyordum. Esved iki dakika içinde geri döndüğünde oturmamıştı.
-"Gel başka yerde oturalım."
Mimiklerinde bir tuhaflık vardı. Yine ve yine gergindi.
Koluna sarılarak yanında ilerlemeye başladım. Otelin evlere ayrılan yoluna değilde sağ tarafa saptık. Kumsala ulaşınca başımı çevirip baktım. Taş merdivenlerden okyanus manzaralı bir mekan yapılmıştı. Bar cafe gibi bir yerdi ve batan güneşle birlikte çok huzurlu görünüyordu.
Merdivenleri çıkarken hiç insan olmayışı tuhaftı. Halbuki otel doluydu.
Merdivenlerin bitiminde yer alan masalara baktım.
Yuvarlak alanda bar kısmının arkası da devam ediyordu. Tam nereye oturacağız diye soracakken gözüme çarpan başka bir detay oldu.
Masalardan daha ileride beyaz güllerle döşeli bir köşe vardı. Önünde uzun bir sütun arka planı tamamen gül dolu bir duvardı.
-"Bade.."
Sevdiğim yüzü endişeliydi. Gözlerimin içine bakarak önümde durdu.
Zar zor yutkundum.
Sürekli arkaya bakıyordum. Bize bakan üç adam o beyaz sütunun yanında durdular. Esved'e döndüm.
-"İnan ki hiçbir tahmin yürütmeden bu işe kalkıştım."
Kelimeleri seçmekte algılamakta en çok zorlandığım anlardan birisindeyim.
-"Ne dersin ne tepki verirsin bilmiyorum. Sadece o meşakkatli yol benim gözümde çok büyüdü. Sana kavuşabilmek için bekleyecek tek bir saniyem kalmadı. Hayatımızın göz açıp kapayıncaya kadar değişebileceğini gördük. Seni kaybetme korkusuyla yüzleştim. Her şeyden öte...ben artık seninle nefes alıp vermek istiyorum. "
Ellerinden güç almak istercesine sıktım. Ona doğru bir adım daha attım. Bedenim titriyordu. Nasıl ayakta durduğumu bilmiyorum.
Dudaklarımı kıpırdatamadım. Dinlemeyi sürdürdüm.
Üzerimizde batan güneş,sıcak bir esinti ve tenime sürünüp uçuşan beyaz elbisem.
Elleri ellerimde canımdan çok sevdiğim adam.
Gözlerim buğulanıyordu.
-"Benimle hemen burada evlenir misin?" Aldığı bir solukta söylemiş rahatlamıştı.
Tıkanma sırası bendeydi. Bu gördüğüm görüntü de bunu bekliyordum. Ancak duymak yine de sarsmıştı.
Boğazımda takılı kalan solukla dudaklarımı araladım.
Şimdiye kadar düşünüp ikimizi acımadan yaktığım düşünceler yoktu.
Ailelerimiz yoktu.
Kim ne der diye endişelenmek yoktu.
Aklımda,kalbimde ve gözümde bir tek dudaklarımdan çıkacak olanları bekleyen adam vardı.
Ben artık bizi düşünüyordum.
Takılı kalan soluğumu üfleyip ellerimi ellerinden çektim ve terlemiş avuçlarımı elbiseme sürttüm.
Esved'in omuzlarının düşmesine yüreğim dayanmayadı. Onun o üzülen kalbini öpmek istiyorum.
-"Hadi evlenelim." Kocaman gülümsememle elini tuttuğum gibi güllerle döşeli yere adımlamaya başladım.
Arkamdan bocalayan sarsak adımlarla gelen bir adam vardı. Galiba gerçekten ümitsizdi ve reddedeceğimi düşünmüştü.
-"Sen...sen...ciddi misin?" Bir anda önümde durunca durdum.
Başımı aşağı yukarı salladım. Kaşları havalandı dudakları aralandı. Fakat ardından gülümsedi. Canıma can katan bir gülümsemeydi.
Bir şey diyecek gibi oldu ama gülerek başını belli belirsiz salladı. Az önce benim yaptığım gibi beni sürükleyerek bekleyen adamların yanına getirdi.
Hiç hazırlıksız. Esved'in seçtiği uçuşan elbisemle,onun üzerinde şortuyla gömleğiyle sütunun arkasına geçtik.
Günlerce düşünüp alınacak gelinliğim yoktu. Esved'in özel dikileceğini bildiğim damatlığı yoktu.
Ayağımda sandalet vardı!
Tanrım!
Herkes delirecekti.
Ama o kadar mutluyduk ki! Sırıtarak dudağımı ısırmış yüzünden silinmeyen gülümsemesini izliyordum. Sanırım en uzun gülüşü buydu.
Yanımızda anne babamız yoktu!
-"Evet!" dedim elimde olan elini sıkarak.
Omuzlarımı silkip kıkırdadığımda şarkı gibi olan kahkahası geldi.
Ona da aynı soruyu soran adamı benim gibi yanıtladı. Bir yerleri imzalarken asla gözüm görmüyordu. Gülmekten ağlayacaktım sanki.
Güneşin kızıllıkları altında parmak ucumda yükselip boynuna atıldım. Dudaklarımızı birleştirmesine rağmen gülümsemekten öpüşemeyince birlikte kahkahaya boğulduk.
Belimi sıkıca sardı ve ayaklarımı yerden keserek uzun uzun sarıldı.
Adamların uzaklaşmasıyla sütundan evlilik cüzdanını aldık.
-"Evlendik mi?" dedim fısıldayarak. Dudağımı ısırıp elimdeki cüzdana bakıyordum.
Gülümseyerek boynumu öptü.
-"Sanırım." diyince kıkırdadım.
Kesinlikle iki deliydik.
İki aşık deli.
Yavaş yavaş mekan dolmaya başlarken gelenlerin gözü üstümüzdeydi. Biz mutluluktan her şeyi unutmuştuk.
Az önce evlenmiş şimdi bir taburenin üstünde keyif şaraplarını yudumluyorduk.
Basbaya doğaya aykırı bir durum.
Ama kimin umurunda ?!
Hava kararmıştı. Esved kocaman pırlanta takılı elimi avucuna almış usul usul parmaklarımı öpüyordu.
Benim gözüm bir okyanusa bir de kalbimi ağzıma getiren adama kayıyordu.
Kocam...
Hım evet.
-"Biz gerçekten mahvolduk!" dedim demesine ama üzülmek yerine kahkaha attım.
-"Evet baban beni dövebilir. Hatta annem ve annen de öyle. " derken fazlasıyla keyifle söylüyordu.
Isırdığım dudağımı serbest bırakıp başımı omzuna yasladım.
-"Ben hayatta söylemem."
Tatile diye çıkıp evlenen kaç kişi vardı tanrı aşkına?
-"Daha şimdiden kocanı yalnız bırakıyorsun. Böyle mi olacak?" Çenemi tutup burnunu burnuma sürttü.
O söyleyince kalbim fena sıkışmıştı.
Ki hala etkileri üzerimden gitmemişti. Kolay değil. Evlendik!
-"Bence benim kocam her şeyi halleder." Gülümsedim. Bocalayan yüzünde dudaklarına kaçamak bir öpücük bıraktım.
Derin bir iç çekerek yanağımı okşadı.
-"Yanımda sen ol. Ben dünyayı yakarım kızım."
Keyifli tatlı sohbetlerimiz oturduğumuz yerde devam etmişti.
-"Ee balayına gitmeyecek miyiz?"diye bir anda ona dönünce şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Ona böyle beklenmedik şeyler söyleyince donakalması çok sevimliydi.
-"Sen benimle hep alay edeceksen işimiz zor." dedi amacımı anladığında.
Homurdanarak tabureden kalktı. Benim de elimi tutarak kaldırdı.
Geldiğimiz merdivenlerden bu defa evli olarak indik.
-"Ben sana balayını evimizde yaşatacağım. Merak etme. Ama önce bizimkileri halledelim ki ağız tadıyla sana doyayım."
Yanaklarımı kızartan sözlerine karşılık veremedim. Göğsüne sokulup yürüdüm.
Girdiğimiz evde bu defa farklıydık. Dün gece evlenme teklifi almış ve bugün evlenmiş bir kadındım. İçim anlamlandıramadığım hislerle doluydu.
Ancak hiçbir şey mutluluğumu gölgelendiremezdi.
Bu tatlı yorgunlukla hiçbir olumsuzluğu düşünmeden kendimi Esved'in kucağında buldum.
Koltuğa yerleşip beni de göğsüne çekti.
-"Güzelim...eğer istiyorsan bir düğün yapabiliriz. Kesinlikle çekinmeni istemiyorum. İçinden ne geçiyorsa söyle."
Sırtımda dolaşan parmakları iyice uykumu getirmişti.
Başımı olumsuz anlamda salladım.
-"Sadece senin yanında olmam yeterli." derken aklımda annem belirdi.
Umarım çok fazla delirmezdi.
-"Seni çok seviyorum."
-"Çok seviyorum." Boynuna sokulup gözlerimi kapattım.
Ne zaman bilmiyorum ama yatağa girmiş belki de en mutlu uykumuzu uyumuştuk.
Evli bir çift olarak.
'
Sabah gözlerimi açtığımda uzun bir süre yüksek tavanı izlemiştim. Durup düşünmeye sindirmeye ihtiyacım vardı.
Hiçbir tereddütüm yoktu.
Ama bir anda olunca insan hemen farkına varamıyordu.
Yanımda bütün gece kokumu soluyarak uyumayan bir adam vardı. Ne zaman kıpırdansam uyanık olduğu için beni sarmaladığını hissetmiştim.
Sabaha karşı uyuduğuna emindim.
Onu uyandırmamaya dikkat ederek yataktan kalktım. Soğuğa yakın ılık suda yıkanırken mutluluktan kalbim ağzımda atıyordu.
Galiba uzunca bu böyle devam edecekti.
Ellerimle yüzümdeki suları savurup saçlarımı geriye ittim. Duş jeli almak için döndüğümde kendimi sıcacık bir bedende buldum.
Duraksamayıp boynuna uzandığımda dudaklarıma uzandı.
-"Günaydın sevgilim." dedim dudaklarından ayrılıp.
Tatlı minik öpücüklerinden uzaklaşmak hiç kolay değildi. Özellikle avuçları kalçama yol alırken.
-"Günaydın güzel karım."
Nefesimi tutup dudaklarımı birbirine bastırdım. Sesi içime yanıcı madde gibi süzüldü.
Yutkunmakta zorlandım.
Esved Alazoğlu'nun karısı olmak.
Bade Alazoğlu olmak.
Geride bıraktığım soy adımla birlikte umarım ailemi de bırakmazdım. Umarım bize çok kızmazlardı.
-"Neden uyandın ?" Pürüzlü sesimle başımı biraz geri çektim.
Uzanıp alt dudağımı ısırmasıyla acıyla inledim.
-"Yokluğunu hissettim. Uyuyamam ki." dedi boğuk uykulu sesiyle.
Elimi sırtına doğru kaydırıp yüzümü ıslak boynuna yerleştirdim. Sanki uzun zamandır onu görmemiş gibi öyle sarılı kaldım.
Banyoda gündüz gözüyle ilk kez birlikte çıplaktık. Daha önce külotla girdiğim olmuştu fakat şimdi çırılçıplaktık.
-"Yıkanmam gerek." dedim kısık tonda.
-"Yıkanalım." dedi ve bel oyuntumu okşadı.
Başımı kaldırıp iki yana salladım.
-"Çıplaksın." dediğimde gözlerimi büyütmüştüm.
-"Güzelim biz dün evlendik hatırlatmak isterim. " dedi dalga geçercesine.
Dudaklarımı aralayıp nefesimi üfledim.
-"Utanıyorum işte Esved!" Kasıklarını görmeye kalbim dayanamazdı.
Hiç hazır değildim.
-"Kızım saçmalama ya ne utanması. Kim kocasından utanır?" dediğinde utandığıma emin olmuş kaşlarını çatmıştı.
Göğsüne ellerimi koyarak ittirdim.
-"Dün evlenmiş birisi utanır Esved! Arkanı dön." dedim ve ben döndüm.
Ben hızlıca bedenimi köpürtüp yıkarken Esved arkamda şikayetleriyle küfürlerini sunuyordu.
Yıkanıp çıkarken huysuz sevgilime bakmadan havluyu bedenime sardım.
İlk önce saçlarımı gelişi güzel düzleşirip kulaklarımın gerisine sıkıştırdım ve yüzüme güneş kremi sürdüm.
-"Yine otelde kahvaltı yapalım mı?" diye sordum saçlarını kurutan Esved'e.
Başıyla onayladı.
Bir kaç gündür yaptığım maskara ve allık makyajımı yaparak dolaba ilerledim.
Seçtiğim takımı üzerime geçirirken Esved de gelmişti. Bakışları büstiyerin dekoltesine kaydı.
-"Güzel mi?" diye sordum.
Yaklaşıp alnıma dudaklarını bastırdı.
-"Sen hep çok güzelsin." diyince erimiş pamuk şeker oldum.
Geri çekildiğinde iç çekerek komodinin üzerinde duran telefonuma yöneldim. Gece şarja takmıştım.
-"Annemle konuşmam gerekiyor." dememle bakışları bana çevrildi.
-"Söyleyecek misin?"
-"Elbette hayır. Telefonda söylenir mi hiç?" diyerek gözlerimi büyüttüm.
Yalnızca çok habersiz kalmıştı. Her ne kadar Esved Başağa haber vermiş olsa bile konuşmalıydım.
Sadece bu biraz utanç verici ama tatilde unutmuştum.
Telefonumu açtığımda evden çıkmış otele yürüyorduk. Yüzlerce bildirim gelmeye başlamıştı. Sosyal medyadan olanları es geçerek mesajlara baktım. Kaya ve Başak'la olan grupta benim dedikodum dönmüştü. Kaya'nın sonradan haberi olduğu için bana iyice geçirmişti.
Okuldan kızlar da bir dünya mesaj atmış aramıştı.
Herkese şuan için yetişmem mümkün değildi. Öncelikle Başağın numarasına tıkladım.
-"Kız yelloz ancak mı arıyorsun?!"
Telefonu açma şekline göz devirmeden edemedim.
-"Ne yapıyorsun? Evde misin?" diye sordum.
O sırada Esved belime sarılınca başımı gövdesine yasladım.
-"Evdeyim tatlım. Sen hangi tatil köyündesin? Gerçi Esved sana otel falan satın almıştır."
Kıkırdayınca dudağımı ısırıp sustum.
-"Dalga geçme ya. Annemler nasıl onu da arayacağım."
-"Esved dinlenmek için bir yerlere gideceğinize ikna ederken iletişim sorunu olacağını söylememişti. Bu yüzden biraz hoşnutsuzluk oldu ama çok kızmadılar. Bilirsin babam Esved'i sever. Başkası olsaydı ohoo hayatta izin vermezdi." diye soluksuz konuşmuştu.
Bazı kelimeleri anlamadım fakat sormadım da. Önemli olan annemle babamın kızmamış olmasıydı.
-"Yeter hadi." Esved kısık sesle belimi dürtünce ona inanamaz şekilde baktım.
Gerçekten ilgi delisi bir adam. Sadece ona odaklı olmamı istiyordu.
-"Biz yarına döneceğiz. Sana haber veririm konuşuruz sonra." dediğimde vedalaşıp kapattık.
Ardından annemi aradım. Başağın dediği gibi biraz söylenmişti. Ancak mutlu olduğumu hissetmesi o kızgınlığının önüne geçmişti.
Tek umudum yine aynı mutluluğu bizde görüp şak diye evlenmiş olmamıza kızmamalarıydı.
Ki bu mümkün olmayacak gibiydi.
•••
Herkese merhaba iyi geceler.
Bölümü umarım beğenmişsinizdir.
Ben biraz duraksadım. Biraz değil baya desem daha doğru olur.
İçimden bir kelime bile yazmak gelmiyor. Aşırı şekilde isteksiz hissediyorum ve eğer bu hikâyeyi yarım bırakırsam çok üzülürüm.
Elime alıp ne yazsam diye düşünüp takılıp kalıyorum. Umarım düzelir ve yazabilirim.
Kısaca bölümler,yazmak için gerekli ilhamlarım gelene dek gecikecek.
Görüşmek üzere.