•••
Ertesi gün erkenden kalkmış çantaları boşaltmıştım. Sırayla her eşyayı dolabın içine düzenle yerleştirirken Esved yatağın içinde sigarasını içiyor beni izliyordu.
Gece sanki hiç uyumamışız gibi deliksiz bir uyku çekmiştik.
-"Bitti ama bende bittim." dedim ve kenarda duran bornozu aldım.
Yatağa eğilip dudaklarını öptükten sonra çekildim.
-"Hızlıca duş alıp geliyorum." diyerek yanından kaçtım.
On dakikada yıkanıp çıktım ve ıslak saçlarımı yalnızca tarayarak odaya geçtim.
Esved bıraktığım gibiydi. Yarı çıplak bedeni beyaz çarşafla beline kadar örtülmüş yatıyordu.
-"Ya kalksana Esved." diyip dolaba yöneldim.
Cık sesini çıkarınca dolap kapağını bırakıp başımı çevirdim.
-"Yanlış seçim yapmışım."
Kaşlarımı çattım.
-"Ne ?"
Doğrulup oturdu.
-"Sen benimle ilgilenmiyorsun ki. Ben şöyle dört duvarlı bir yer seçmeliydim."
Tam bir huysuz.
Gözlerimi devirip güldüm ve bikinileri koyduğum yerden bir takım aldım.
-"Çocuk gibisin." demeyi ihmal etmedim.
Yataktan kalkmasını beklerken asık yüzüne hala gülüyordum.
-"Bahçede kahvaltı yapalım. " dedi ardından banyoya geçti.
Bende hızlı bir şekilde bornozun altından bikini altını giyip bornozu yere attım. Üstünü de giyinip bağlarken Esved gelmişti.
Kalçamın kıvrımına avuç içiyle şaplak attı.
Baya evet vurdu.
Aralanan dudaklarımı sertçe öpmesiyle kendime gelmişti.
-"Gidene kadar böyle giyineceksen seninle işim var demektir. " dedi geri çekildiğinde.
Diliyle ıslanmış dudağımı ısırdım ve soluğumu verdim.
-"Her şey çok açık zaten." dedim mırıltıyla.
İç çamaşırlardan bahsetmek dahi istemiyorum. Hepsi aşırı iyi parçalar.
Açıkçası biraz utanıyorum ama giyinmek için sabırsızlandığımı söyleyebilirim.
-"Gözüm gönlüm açılsın." Yarım ağız gülümsemesiyle dolaba döndü.
Bordo renkte kısa deniz şortunu giyinip saçlarını aynada gelişi güzel düzeltti.
Bende o sırada bikiniye ait olan pareoyu belime bağlıyordum.
Esved'in yanında çekmeceli dolabın üstüne dizdiğim ürünlere yaklaştım. Yanında oluşumun fırsatını kaçırmadan yanağımı öptü.
-"Sana da süreyim mi ?" diye sorarken güneş kremini almıştım.
-"Pek kullanma alışkanlığım yok." dediğinde beni gülümsetti.
-"Ben sürerim sevgilim." diyerek göğsüne yaklaştım.
-"Sevgilim." Dudaklarımı öptü.
-"Diyen ağzını yerim." Yanaklarımı tutup tekrar öpünce keyiften dört köşe olmuştım.
-"Çekil biraz." Göğsünden ittirince bir adım uzağa kaydı.
Güneş kreminin kapağı açıp avucuma bolca sıktım kenara koydum. Geniş göğsüne ellerimi koyar koymaz sessizce iç çektim.
Esmer teni muazzam bir güzellikteydi.
Sert kaslarını istemsizce okşayarak kremlerken gittikçe kasıldığını hissediyordum. Solukları hızlandığında başını sağa çevirdi ve çenesini sıktı.
Yutkunarak göğsünden omuzlarına kaydım. Bunu yaparken parmak ucumda yükselmiştim. İki elimi iki omzunda güzelce gezdirip çektim.
Yeniden krem sıktığımda bu sefer şekilli karnındaydım.
-"Ben sürerim güzelim." Bileğimi kavradığı an durdum.
Avuçlarımdan kremi alarak karnına gelişi güzel sürmüştü.
Boğazımı nazikçe temizledim.
-"Dön sırtına da süreyim." dedim. Sesim kedi miyavlaması gibi çıkmıştı.
Sözüme uyarak sırtını döndü. Bir dağ misali dimdik bedeni kocamandı.
Burnumdan soluyup sırtına güneş kremini yaydım. Bittiğini anlayarak döndüğünde elimde kalanı boynuna getirerek sürdüm.
-"Benim de sana sürmem gerekiyor değil mi ?" Sırnaşarak belime sarılınca geri kaçtım.
-"Kremin daha emilmedi rahat dur." diyip kaşlarımı çattım.
Gözlerini devirip elimdeki kremi aldı.
-"Dön."
Kuruyan boğazıma aldırış etmeden arkamı döndüm. Bir elini karnıma uzatıp pareonun düğümünü açtığında sesim hiç çıkamadı.
Göğsüme bir şey tıkanmıştı. Dizlerim tir tir titriyordu.
Soğuk krem sırtıma değer değmez irkilip nefesimi tuttum. Ardından sıcak dudaklar geldi.
Kulağımın gerisini öpüp nefesini verdi ve uzaklaştı. Sanki sert bir rüzgâr çarpmıştı. Kırılgan dal gibi sallanıyordum.
Sırtıma büyük elleriyle kolayca kremi sürmüştü. Dönmeye halim yoktu. Gözlerim yarı kapalı anın zevkiyle uçuyordum.
Fakat bitmemişti. Bunu şuan anlamıştım.
Hırıltılı nefesinin nedeni avucunu kalçama oturtmasıydı. Kremle birlikte kalçamı yoğururken dudaklarımdan titrek bir inleme kaçtı.
Renkten renge girmeme sebep olmuştu. Utançtan gözlerimi sıkıca yumdum ve dona kaldım.
Tanrım!
Dudakları bu defa kulağıma değdi.
-"O güzel inleme sesine bile boşalabilirim."
Kulaklarıma dek kızardığımı biliyordum. Utanmaz olmaya başlamıştım çünkü bu sözleri vajinamı sızlatmıştı.
Kuru dudağıma dişlerimi geçirdim. Diğer kalçamı aynı özenle kremlerken bir eli karnımda destek oluyordu. Nemli dudaklarıyla yanağımı öptü. Oradan boynuma indi.
Etimi dudaklarıyla sıkıştırıp hafifçe ısırdığında yere düşeceğimi sandım.
Aynı saniye kendimi toparladım. Dolaba tutunup ona döndüm ve elinden kremi aldım.
-"Ben...şey hallederim." dedim dilim döndüğünce.
Yan dönerek saçma sapan bir telaşla kremi vücudumun her yerine eşit miktarda sürdüm. Bunu yaparken gözleri benden çekilmemişti.
Banyoda birlikte ellerimizi yıkamadan yüzüme de sürmüş alt kata inmiştik.
Bahçede kahvaltımız sessiz geçmişti. Sebebi ise benim çıtım çıkmayacak kadar etkilenmemdendi. Esved ise beni izleyerek keyifleniyordu.
-"Senin elinden yapılanları yedikten sonra başka yemeklerden zevk alamaz oldum."
Ruh halime çeki düzen veren tatlı iltifatı yüzümü güldürdü.
-"İstediğin bir şey olursa yaparım." dedim meyve suyunu içerken.
-"Elinden ne olursa yerim." dedi tebessüm ederek.
Kahvaltıyı toplamaya gelen otel çalışanlarıyla masadan kalktığımızda Esved'in telefonu çalıyordu. Ne zaman açtığından haberim yoktu.
Konuşmasını dinliyormuş gibi olmamak için evin içine girip üst kata yöneldim. Bronzlaştırıcı yağ ile ikimize havlu aldım alt kata geri indim.
Esved cam kapının önünde durmuş okyanusa bakıyordu.
Yanına gidince birlikte bir kaç metre ötede olan kumsala indik. Minderli ve şemsiyeli şezlonga uzandığı gibi beni de yanına çekti. Sırtımı göğsüne yaslayıp yanağımı öperken kıkırdıyordum.
-"Beni öpmeden duramıyor musun ?" dedim.
Başını salladı.
-"Hayır deli oluyorum sana. Hem zor kavuşmuşum nasıl öpmem?"
Duraksayıp geriye ona baktım.
-"Benim telefonum kapalı. Senin ki neden açık duruyor ?" diye sordum.
Yanağımdan dudağıma kadar öpe öpe gelip burnunu burnuma değdirdi.
-"Çünkü senin telefonun susmuyor. Benim de önemli bir kaç görüşme yapmam gerekiyor."
Nedenini çok sorgulamadım. Sarıp sarmaladığı kollarından çıkarak bikinimi düzelttim.
-"Denize girelim."
Gözleri bedenimde güzelce gezindi. Ardından kalktığı gibi beni kucağına aldı ve denizin içine yürümeye başladı.
Keyfim yerindeydi. Yanağımı omzuna yaslayıp boynuna sarıldım.
Hava kararana dek biraz yüzmüş biraz güneşlenerek vakit geçirmiştik. Saatlerimiz öyle güzel yaşanıyordu ki hiç bitmesin istiyordum.
Kumların üzerinde akşam yemeğimizi yemiş günün yorgunluğuyla eve girmiştik.
Diğer iki günde geçen günlerin aynısıydı.
Buraya geleli dört gün olduğunda keyfimiz ilk gün ki gibiydi. Denizden çıkıp gece karanlığında eve girerken Esved okyanusa açılan cam kapıyı kilitleyerek perdeleri çekti. Bende önden üst kata çıkmıştım.
Saçlarım deniz suyuyla nemli vücudum artık kaşındırıcıydı. Yani bir an önce duş almalıydım.
-"Ben banyoya giriyorum. Gelme !" Merdivenlerden aşağıya seslendiğimde Esved'in somurtan yüzü gözümde görmesem bile canlandı.
Sessizce gülerek banyoya yol aldım. Saç diplerimi iyice köpürtüp vücudumu güzel kokulu bir duş jeliyle yıkadım.
Bedenime sardığım havlu ile aynanın karşısında saçlarımı biraz kuruttum ve açık bıraktım.
İç çamaşırları yerleştirdiğim dolap kapağının önünde dudağımı ısırmış duruyordum.
Minik öpüşmelerimiz dışında artık hiçbir yakınlık yaşamıyorduk. Gece sarılıp uyuyor gündüz aynı şekilde sürüp gidiyordu.
Açıkçası bu durum can sıkıcıydı. Şehvet seviyem yükselmiş içimde bir yangın harlanıyordu. Özellikle Esved'e sarıldığımda kalçam her kasıklarına değişinde gözümde uyku kalmıyordu.
Onun kendini bilerek uzak tuttuğunun farkındaydım.
Düşündükçe kuruyan boğazım nedeniyle yutkundum. Kaç gecedir askılı şort takımlarıyla yatıp uyuyordum.
Bu defa elimi pijamalara hiç sürmeden yalnızca iç çamaşır takımlarına attım.
Tenim güneşten yandığı için bronz olma yolundaydım. Kırmızı dantel bir takım seçtim. Güzel görünecekti.
Havluyu yere bıraktım hızlıca giyindim.
Alt çamaşırı minicikti ve fazla davetkârdı. Eğer uzun süre bakarsam utançtan kavrulup çıkaracaktım.
Ondan dolayı aynaya arkamı döndüm. Yüzüm için olan nemlendirici kremi elime alarak yatağa koştum. İnce örtüyü göğüslerime gelecek şekilde çektikten sonra başlığa yaslandım.
-"Geliyorum artık !"
-"Gel gel." dedim.
Merdivenlerden yarı çıplak bedeni göründüğünde içeri girmeden duvardan ışıkları söndürdü. Tavanın bir kaç yerinde loş sarı ışık yanıyordu.
-"Beni yatağa almayacaksın diye düşünmeye başlamıştım." dediğinde eliyle saçlarını düzeltiyordu.
-"Hadi uykum geldi." İçten içe sırıtarak yatağın içine kaydım ve güzelce örtündüm.
-"Ancak uyu zaten anasını satayım." Sessizce duymadığımı sanarak söylemiş banyoya geçmişti.
Beş dakikalık su sesinden sonra banyonun ışığını kapattı. Adım sesleri yaklaştıkça benim kalbimin sesi bedenimde yankı yapıyordu.
-"Soğuk bir şey var mıydı ?"
Başımı geriye çevirip muhteşem ötesi bedenine baktım. Gri siyah lastikli boxer göz alıcıydı.
-"Bir iki şişe bira olması lazımdı." diye yanıtladım.
Islak saçlarını kuruladığı havluyla birlikte alt kata yöneldi.
E neden ?
Niye gelmiyor bu adam?
Boşuna mı seksileştim?
-"Esved?"
Dakikalar geçince dayanamayıp seslendim. Çatık kaşlarımla yatakta doğrulduğumda nihayet merdivenleri çıkmış gelmişti.
Bugünden beri bir tuhaflık vardı. Dalgın stresli gibiydi. Sormamıştım ama anlıyordum.
-"Ne oldu?" dediğimde gözleri gözlerime değdi. Üzerimi incelememesi bile tuhaflığı gösteriyordu.
-"Hiç güzelim. Öyle bir içim yandı." Yanağını kaşıyıp yatağa yaklaştı.
Uzandı ve bana baktı.
-"Bir şey mi söylemek istiyorsun?"
Sorum karşısında dolgun dudaklarını aralamış dilini gezdirmişti. Yataktan destek alarak doğruldu geriye yaslandı. Gözlerim karın kaslarına kayıp duruyordu.
-"Aslında...evet. Sadece...of!"
Saçlarını karıştırıp karşıya baktı. Dudağımı büküp onu inceledim.
Rahatlaması için boynuna uzanınca belimden tutarak beni kucağına oturtmuştu. Yan oturduğumdan dolayı kolayca üzerimi örtüp saçlarımı öptü.
-"Seni dinliyorum sevgilim." Biraz bende streslenmiştim. Esved ilk kez böyleydi.
Umarım arkasında kötü bir neden yoktur diye içimden geçirdim.
Esved derin bir nefes verdi.
-"Ya gerçekten çok farklı olacağını düşündüm ama...bu çok başka oldu." Daha çok kendine isyan eder gibi söyleyince tebessüm ettim ve göğsünden kalkıp yüzüne baktım.
Yanağına dudaklarımı bastırdım. Bedeni biraz gevşemişti.
-"Ne olmuş ?" dedim.
-"Tedirgin olma nedenim daha çok senden dolayı. Bir yanım hemen isterken diğer yanım sen ne istersin diyor."
Ah hadi ama söyle!
-"Söyle de rahatla." derken bende rahat görünmeye çalıştım.
İç çekti. Ardından yandaki komodine kolayca uzanıp çekmecesinden minik pudra renginde kadife bir kutu çıkarttı.
Düşündüğüm şey?
Gözleri gözlerimde eli sıcacık belimdeydi. Diğer eliyle kutunun kapağını araladı.
Bu saniyelerde bende nefes falan kalmamıştı.
İçinde dudak uçuklatan güzellikte bir pırlanta vardı.
-"Bade ben...ömrüm ömrünle geçsin istiyorum. Belki daha fazla tanımak istersin. Belki de kendini evliliğe hazır hissetmiyor olabilirsin bilmiyorum. Hatta doğru adam ben miyim diye haklı olarak düşünüyor bile olabil-"
Ensesini tuttuğum gibi dudaklarını öpmeye başladım.
Ne saçmalıyor bu adam?
Düşünmek de ne kelime?
Dudaklarını kana kana öptüğümde ikimizinde nefesi kesilmişti. Soluk soluğa dudağından dudaklarımı kopardım.
-"Evet seninle evlenirim." dediğimde gülümsemekten zorla konuşmuştum.
Kalbinin gümbürtüsü çıplak göğsünden hissediliyordu. Nasıl heyecanlıydı anlatamam.
Yutkunup gözlerimin içine baktı.
Gözleri mi parlıyordu?
Tanrım ağlayacağım ama!
-"Seni ömrüm boyunca kalbimin içinde saklayacağım. Sevilmekten sıkıldığın zamanlar gelecek. Ama seni her zaman bütün ruhumla seveceğim Bade." Dudaklarıma dudaklarını değdirip öyle durdu.
Gerçek oluşunu tartıyor, inanmak istiyor gibi usul usul soluklanıyordu.
-"Seni çok seviyorum. " dedim.
Yüzlerimizi geri çekmedik. Ama elimi tutmuştu. O soğuk halkayı parmağıma geçirirken kalbim duracak gibiydi.
-"Seni çok seviyorum. " diye karşılık verdi.
Son kez öpüp çekilince gözlerim korka korka elime kaydı.
Çok güzeldi. Sanki elim için yapılmıştı. Yada bana eşsiz görünüyordu.
-"Oh rahatladım ya!" Bedenini geriye bırakınca kıkırdayarak göğsüne yaslandım. Aynı anda kollarıyla bedenime sarıldı.
Esved'le evlenmek?
Rüya gibi.
-"Bu yüzden bütün gün dalgındın." dedim sorarcasına.
Avuç içimle omzunu okşarken bedenimde tuhaf etkiler yaratan yüzüğe bakıyordum.
-"Evet biraz. Bir de yarın için." Kuru durgun sesi duraklayınca kaşlarımı çattım.
-"Yarın ne var?" derken olası ihtimalleri düşündüm.
-"Sürpriz."
İyice bocalarken göğsünden yeniden kalktım.
-"Daha ne yapabilirsin ki? Bir gecede evimizden ne kadar uzağa geldik?!" dedim hem mutluluk hem heyecanla.
Çünkü inanılır gibi değildi! Hala rüyadan uyanırım diye belliyordum.
-"Benim evim senin olduğun yer." Ilık nefesi dudaklarımda son bulduğunda nefesimi tutarak dudaklarımı araladım.
Uzun denecek bir sürede alt dudağımı kavrayıp kendine doğru çekti.
Bu sakinliğimiz üç saniye falan sürmüştü.
Boynuna uzanmamla Esved'in kalçalarımı tutarak beni yatırması bir oldu.
-"Sen ne renk giyersen...en sevdiğim renk o oluyor."
Gülümseyip ensesini okşadım. Dudaklarını dudaklarıma sürtüp duruyor öpmeden elleriyle bedenimi seviyordu.
Artık görünmez mesafeden sıkılmıştım.
Yanıyordum.
Bacağımın birini kaldırıp beline doğru sararken aralık dudaklarımla dudaklarına yapıştım.
Hızlanan soluklarına kasılan bedeni eşlik ederken hâkimiyeti benden alarak dudaklarımı sömürmeye başlamıştı.
Kasıklarımda amansız bir sancı vardı.
Dakikalar geçiyor bizim hiç bitmeyen tutkumuz daha da artıyordu.
Sert avucu göğsümü kavradığında hiç durmadan dantelin kenarını aşağı doğru çekti.
Uçakta olduğu gibi kasılmamak için dudağımı ısırdığımda başımı ateş sarmıştı.
Esved'in hızlı sıcak nefesi açtığı göğsümün üzerindeydi. Göğüs ucum buruşmuş belirginleşmişti. Bütün tüylerim diken diken olurken gözlerimi kapattım.
-"Rahatla güzelim." diye fısıldadı.
Dudaklarıyla sıcak göğsüm buluştu.
Göğüs kafesim havasız kalmış gibi yükselirken tutunduğum omzunu sıktım.
Diliyle dudaklarıyla göğsümü ağzının içine çekerken yüksek sesle inledim. Bacaklarım karıncalanıyordu.
Dayanılacak bir zevk değildi.
-"Esved.."
Emdiği göğsümü bırakıp dudaklarıma yöneldi. Karşılık vermekte gecikmeden kollarımı boynuna doladım.
Aralık duran bacaklarımın arasına baskı uyguladığı kasıklarıyla delirme noktasındaydım.
Hiç bu kadar aç hissetmemiştim.
Bu açlık hissiyatının son bulması için alevlerin içinde kalmamız gerekecekti.
Soluksuz öpüşürken sutyenin ince askılarını indiriyordu. Bir anda kendimi yatakta yüz üstü buldum. Bu hareketiyle istemsizce inledim. Her dokunuşu beni kendimden geçiriyordu.
Parmakları kopçayı açtıktan sonra elini yatakla arama soktu ve sutyenimi çekerek yere attı.
Saçlarımı yana attığımda sıcak dudakları enseme değdi.
-"Her zerrene aşığım."
Dudağımı ısırıp vücudumdan geçen ürpertiyle titredim. Dudakları santim santim sırtıma iniyordu. Öpülmedik nokta bırakmadan bir elini göğüslerime getirmişti.
Avucunda ezilen göğsümle inlemem bir oldu. Erkeksi hırıltısıyla kasıklarını kalçama doğru ittirdi.
-"O gece içine giriyordum." Bu fısıltısı beni dondurdu.
Boğazım kurumuş nefes alamamıştım.
Parmakları göğüs ucumu sıkıştırınca içimde kalan nefesle inleyerek titredim.
Hala kalbimde sıkışma vardı. Dudaklarını öptüğü omzumdan çekip yanağıma getirdi. Başım yan durduğu için kolaylıkla öptü.
-"O anın tadını bilip şimdi böyle durmak. Çok zor sevgilim."
Kurumuş dudaklarımı yalayıp güçlükle sırt üstü döndüm. Bakışları bir avcı misali göğüslerimi izledi.
-"O gece ne oldu?" derken hızlanan soluklarımdan dolayı göğsüm yükselip iniyordu.
Yangınlarda olan yanaklarımı tane tane öpüp dudağımı emdi çekildi.
-"Benim olacaktın." derken sesi muzip çıkmıştı.
Dışarı verdiği soluğuyla birlikte eğildi ve göğüslerime yöneldi. İkisini ayrı ayrı ıslak bir şekilde öpünce bacaklarım kendiliğinden aralandı.
Bu istemsiz oluyordu.
Dilini kabarmış ucun etrafında dolandırırken inleyerek başını göğsüme bastırdım.
Göğsünden boğuk bir inleme yükseldi.
Aklımı toparlayıp çekilecek gücü bulamıyordum.
Küçük küçük ısırıkları saniyeler geçtikçe daha acı verici olmaya başladı. Göğüs ucumu ısırmasıyla dudaklarımdan çığlık kaçtı.
Bu ona zevk vermişti. Âdeta gittikçe kabaran sertliği vardı.
-"Bana kendini açmıştın. Seninle sevişmek , bir olmak...hiç bu kadar zevk almamıştım. Kokun,tenin zihnime kazındı."
Göğsümü serbest bırakıp alnını alnıma yasladı.
-"Her gece...dokunmak böyle güzelken...içine yerleşmek nasıl olurdu diye hayal ettim.Seninle rahatlamak istiyorum. Sıcaklığında kaybolmak istiyorum. Saatlerce içinde kalmanın hayalini kuruyorum." Hırıltılı sesiyle gözleri kapandı.
Utanmak kıyımdan köşemden geçmiyordu. Aksine o böyle anlatırken ben resmen ıslanıyordum.
Titrek bir soluk verdim. Yatakta cansız duran kollarımı hareket ettirdim. Nemlenmiş göğsünü sağ elimle tutarken karnından aşağı kaydırdım.
-"Yapma...devam etme." Sakinleşmeye çalıştığı anlar son buldu. Kara gözleri gözlerime değdi.
Göz bebeklerinde sanki alev vardı. Kendini tutmaya çalışırken o kadar zorlanıyordu ki alnında biriken terleri hissediyordum.
Yatağa tutunduğu ellerini oynatıp bedenini biraz daha bedenime doğru indirdi.
Dudağına uzandım. Etli dudağı nefesleriyle kurumuştu. Şehvet hissiyle sarmalandığım anlardan birindeydim. Dilimle usul usul ıslatıp öpmeye başladım.
Aynı zamanda şekilli karnından aşağı yılan gibi süzülen elimi iç çamaşırının lastiğine değdirdim.
İçimde zincirlerini kıran kadın bana haykırıyordu.
Sertliğini vajinama bastırması için deliriyordum. Ama şuan hiçbir teması yoktu.
Öpüşüme yavaşça karşılık verdi. Nazikti sakin olmaya çabalıyordu.
Biraz da hassas olmuştu. Çünkü semsert olmuş noktasına odaklıydı. Ne yapacağımı dikkatle bekliyordu.
Gözlerimi kapattım ve öpüşmemize farklı bir hız kattım. Dudaklarımı alan talan etmeye başlamasıyla aynı vahşiliğine döndü.
Ve bende diğer elimi aynı yere koydum. Hiç zorlanmadan , çekinmeden lastiğinden tutarak aşağı ittirdim. Hırlamaya benzer çıkarttığı sesler göğsünü sallıyordu.
Hareketlerim hızlıydı. Tıpkı dudaklarımız gibi kontrolden çıkmıştım. Onu hissetmek istiyordum.
İndirdiğim boxer yarıda kaldı. Kalçasının yarısına gelmişti. Teni pürüzsüz fazlasıyla sertti. İster istemez tırnaklarımı kalçasıyla belinin arasında bir yere bastırdım.
İnledim. İnledikçe belimde duran elini sıkıyordu.
Titreyen parmaklarım kasıklarına geldiğinde dudaklarımız durdu. Koskoca bedeni sarsıldı. Solukları düzensizdi.
Parmak uçlarım hayalarını buldu. İrkildim fakat çekilmedim.
-"Bade...ah...yapma çek elini." Bildiğiniz yalvarıyordu.
Başını tam başımın yanında yastığa gömdü. Göğsü göğüslerimle birleşmiş olsa bile ağırlığını bana vermiyordu.
Durmak yerine yumuşak dokusuna avucumu bastırdım. Yastığa gömülü yüzünden kulağıma ulaşan nefesi daha çok inler gibiydi.
Çok büyüktü.
Ateş parçası gibi sıcacıktı.
Okşadığım yeri bırakarak sertliğinin başlangıç noktasına dokundum.
İşte buna yutkunamadım bile.
Demir gibi.
Parmağımı gezdirerek istemsizce kavramaya çalıştığım zaman bedenim çekildi. Beni anlamadığım bir hızda döndürerek kucağına oturttu.
Karanlıkta doğru düzgün seçemediğim yüzünde dudakları aralık kötü görünüyordu.
İki eliyle iç çamaşırını biraz daha indirdi. Bacaklarımı sertçe açıp kalçamdan çekti ve beni tam olarak penisinin üzerine oturttu.
Tangam o kadar küçük ve inceydi ki yok gibi bir şeydi.
Başıyla birlikte gözleri geriye kaydı. Dişlerini dudağına geçirip kalçamı kendine bastırdı.
-"Sürtün." dedi sert bir tonda.
Göğsüme atılan ateş tenimi cayır çayır yaktı. Uzun parmaklarını belime bastırıp bedenimi kolayca kendine çekti. Geri itti.
Vajinamın altında duran erkekliği karnına doğru uzanmıştı. Tam olarak vajina dudaklarımın arasındaydı.
Gırtlağını yırtarcasına inledi.
Dayanamayıp üzerine eğildim. Bunu fark edip dudaklarıma asıldı. Öpüşürken her şey daha kolaydı.
Bedenlerimiz bir olmuş bulutların üzerine çıkmıştı.
Sol eli aramıza kayınca odağım oraya gitti. Tangamı çekiştirirken vajinama değen parmaklarıyla çıldırırcasına kendimi ona bastırdım.
Külodumu kenara sıkıştırmış bütün çıplaklığımızı birleştirmişti. Büyük ve demir gibi sert olan erkekliği vajinamın arasında kocaman kalmıştı.
Alt dudağımı ısırmasıyla çığlıkla karışık boğuk bir inleme bıraktım.
Geri çekilip kalçama yapıştı. Beynim darma dumandı. Tek isteğim daha fazlasıydı.
Yeniden doğruldum. İki avucumu karnına bastırdığımda bakışları sallanan dolgun göğüslerimdeydi.
Yataktan destek alan dizlerim sayesinde kalçamı oynatacakken dayanamadı ve benden önce davrandı. İki eliyle yapıştığı kalçamı hızlıca ileri geri sürttü.
Başını tamamen geri atmıştı. Boynu,adem elması olduğu gibi belirginleşti. Aralık dudaklarından durmadan kısık kısık iniltiler çıkıyordu.
-"Siktir...ah...Bade. Devam et."
Başını kaldırıp bedenime baktı. Ellerini çekmiş iki yanına bırakmıştı.
Dudağımı olan gücümle ısırdım. Bu denli ıslanmam normal miydi bilmiyorum fakat ıslaklık penisini sarmıştı.
-"Ah...öldüreceksin beni. Durma sakın."
Ellerimin altında terden ıslanmış göğsüne tırnaklarımı geçirdim.
Elini bacağıma attı. Okşaya okşaya gözleriyle beni öpüyor gibiydi.
-"Beni ne kadar istediğine bak sırılsıklamsın." diye fısıldadı.
Bu adamın karşısında ıslanmamak mümkün müydü?
Vajinamda oluşan kasılmalar git gide dayanılmaz olduğunda göğsüne doğru bedenimi bıraktım.
Bacaklarım zangır zangır titremişti. Sanki bulutlardan süzülmüş yere çakılacakken tekrar yükselmiştim.
-"Hadi bebeğim."
Gözlerimin ardında parıldayan bir ışık vardı. Hızlı nefeslerim göğsüne çarparken eliyle kalçamı sürtmeyi bir dakika kadar sürdürdü.
Boğuk inlemesiyle kalçasını oynattı. Hemen ardından beni belimden tutarak biraz aşağı indirdi.
Göğsünün olağanüstü solukları duraksadı. Kolları cansız bir beden gibi yatağa kayarken bende aynı cansızlıkla göğsündeydim.
Bu...bu ilk kez olmuştu. İlk kez orgazm olmuştum.
Ve muhteşemdi.
-"Bittim sanırım."
Kısık sesine karşılık bitkin bir tebessüm ettim. O sırada uzanıp abajuru açmasını beklememiştim. Bedenlerimize vuran loş ışık nedeniyle yanaklarım şimdi kızarmıştı.
Fakat utancım aldığım zevk kadar baskın değildi.
•••
Merhaba herkese.
Umarım beğenmişsinizdir. Benim pek içime sinmedi ama sizi daha fazla bekletmemek istedim.