•••
Kahvaltıdan sonra hemen gidememiş akşam olmasını beklemiştim. Annem Esved'in dinlenmek isteyeceğini söylediğinde bende tereddüt etmiştim.
Aslında durup düşündüğümde biraz utanmıştım. Yalnız gitmek istememiştim.
Aklım Esved'de iken evde beklemek o kadar zordu ki. Babam geldiği an gözünün içine bakmış gideceğimiz anı kollamıştım.
Bu geçen sürede Esved bir kaç kere mesaj atmış neden gelmediğimi sormuştu bende ona işim var diyerek bahane üretmiştim. Eğer çekindiğimi söylersem muhtemelen bana kızardı.
Evlerinden içeri girerken nedensiz yere aşırı derecede heyecanlıydım. Düzleştirdiğim saçlarımı geriye savurup Melek teyzeye tebessüm ettim.
-"Hoş bulduk." diye mırıldandım.
Aklım Esved'de olunca konuşmalar uğultu gibi geliyordu.
-"Akşam yemeğini yedi yattı öyle. Daha ilk günden oflamalara başladı ben bunu nasıl evde tutacağım bilmiyorum. " dedi Melek teyze çay tepsisini getirirken.
Oturduğum koltukta bacaklarımı oynatıyor dudaklarımı ısırıp duruyordum.
Of !
Sevgilimi görmek istiyorum !
-"Yok yok o daha durur sen merak etme. Gücünü toplaması için biraz zaman var kalkamaz öyle. " demişti babam da.
Hiç uzanmadığım çaya bakarken Başak yanımda bana omzunu değdirdi. Gözlerimi ona çevirdim.
Bir şey diyeceği sırada gözüm salonun girişine kaydı.
Saçları dağılmış siyah pijama takımıyla karşımdaydı.
Uykulu gözlerine içimin gittiğini belirtmek istiyorum.
-"Oğlum niye kalktın ? Gürültü mü yaptık yoksa ?" Benden sonra ilk fark eden annem olmuştu.
-"Yok teyzem ya uyumuyordum. Hoşgeldiniz. " dedi ve Başağın yanındaki boşluğa oturdu. Oturmasıyla koltuk sanki küçülmüştü.
-"Hoş bulduk nasılsın ? Daha iyisin inşallah ?"
Hiç değişmeyen hal hatır sorma muhabbetinde Esved'e utanıp bakamadığım için sıkılmıştım.
Telefonumun çalması beni bu durumdan kurtarınca ayağa kalkarak mutfağa yol aldım. Bahçeye bakan camın önünde durup aramayı yanıtladım.
Arayan Alev'di ve hala Kaya ile aralarının bozuk olmasından dolayı sorunlarını paylaşmıştı. Tam vedalaşıp kapatıyordum ki arkamdan dolanan kollar ile yüreğim ağzıma geldi.
Alev'e son kez görüşürüz diyerek kapattığımda bir anlık kendimi bırakmıştım.
Çünkü çok özlemiştim.
Sırtımı göğsüne yaslamış boynumu öperken böylece uyumak istedim.
-"Bütün gün neden gelmediğini sorabilir miyim güzel sevgilim ?"
Gülümseyip karnımda birleşmiş olan ellerini tuttum.
-"Biraz özlersin diye düşündüm."
Burnunu boynumda gezdirirken sesli bir soluk almış kollarını daha sıkı sarmıştı.
-"Bir daha düşünme sen sadece yanımda ol. Özleme işi bende."
Kıkırdayarak kolları arasında ona döndüm. Yine bakışları kararmış dudaklarımı izliyordu.
-"Bakma şöyle." dedim kısık sesle. Dudaklarına elimi koyduğumda avuç içimi öpmüş belime sarılmıştı.
-"Yine dekolte ve kısa bir bez parçası. Beni delirtmek mi istiyorsun ?" dedi kaşlarını çatarak.
Dudaklarım arasından çıkan cık sesiyle bir anda dudaklarımı öptü.
Çabucak göğsünden ittirmiştim.
-"Bu evde bana yaklaşmanı yasaklıyorum Esved. Ailelerimiz içeride." dedim sessizce kızıp.
Omuz silkti. Elimi eliyle kavrayıp adım atmak için çekince onu durdurdum.
Deli bu adam.
-"Nereye ?"
-"Senin bana işkence etmene katlanamam. Gidiyoruz bu evden." Ciddi ciddi konuşmasıyla dayanamayıp kahkaha attım.
Duymalarının endişesiyle diğer elimi ağzıma kapattığımda gülmemi zorla bastırmıştım.
-"Gülme. Sen beni özlemiyor musun ya ?" diyip diğer elimi de tuttu ve yeniden yaklaştı.
-"Özlüyorum." dedim kalbim küt küt atarken.
Alnını alnıma yaslayıp ılık nefesini yüzüme verdi.
-"Ben sabırlı bir adam değilim. Seni gördükçe kendimi tutamıyorum ve...her santimini öpmek istiyorum."
Havada uçuşan şehvete bulanmış olmak şuan ki konumumuz için hiç iyi değildi. Artık bende kendimi tutmakta zorlanır olmuştum.
-"Şöyle konuşma. Mümkün olmadığını biliyorsun." dedim mırıltıyla.
İçimdeki tutkulu kadın dolgun dudaklarına yapışmamak için zor duruyordu.
-"Oldurmamız lazım." dedi boğuk seksi ses tonuyla.
İçim gıcıklandı.
Göğsüme çöken ağırlık bu defa kendimi sıktığımdan dolayıydı.
Titrek nefesimi üflediğim sırada ayak sesleri duymamla Esved'den iki üç adım uzaklaştım.
Huzursuzluğa kapılan yüzünü kapıya çevirdiğinde önümde bir barikat gibiydi. Hemen yana adım attım. Aynı anda içeri Melek teyze girince yutkundum. Bizi görüp kaşlarını kaldırdı ardından hemen tebessüm etti.
-"Tatlı koyacaktım."
-"Yardım edeyim." diye atıldım.
Ateşler içinde kül olmak üzereydim.
-"Bana da etsen keşke." Esved duymadığımı sanarak mırıldandığı cümlenin ardından mutfaktan çıkmıştı.
Melek teyzeyle birlikte tatlıları hazırlayıp servis ederken Başağın koltukta benim yerime oturduğunu fark ettim. Koltuk koluna yaslanmış telefonuyla ilgileniyordu.
Ve yanında yine Esved vardı. Haliyle bende onun yanına oturmuştum. Oturunca biraz daha kısalmış olan elbisemin boyuna göz ucuyla baktı önüne döndü. Kıpırdanan dudaklarında hangi küfürler gizliydi bilemiyorum.
-"Bir kuran okutalım diyorum ne dersin Nermin ? Bir de başının gözünün sadakası olsun diye ihtiyaç sahibine yardımcı olalım diye düşündüm."
-"Anne alt tarafı bir kaza. Yani yardım ederiz sıkıntı değil de geçti gitti boşver." dedi Esved Melek teyzeye.
-"Alt tarafı ne demek ? Sen ciddiyetin farkında değildin oğlum ama biz canlı canlı yaşadık." diyen Kadir amcaydı.
Esved alaylı bir şekilde güldü.
-"Doğru kazayı yapan ben değildim sizdiniz baba."
Kadir amca babamın omzuna dokunup sessiz uyarısına takılmadan Esved'e sert sert bakmıştı.
-"Lüks içinde son model arabalarınla gezerken biraz daha dikkatli ol ve bize aynı acıyı yaşatma. Deden seni büyütmemize izin vermemiş olabilir ama tek bir canımız var o da sensin. Ne yaşadığımız hakkında en ufak bir fikrin yok !"
Hiç beklenmedik şekilde gerilen ortamda tepkisizce nefesimi tutmuştum.
Bunu beklemiyordum. Kimse beklemiyordu çünkü Melek teyze bile kocasına gözlerini büyüterek bakmıştı.
Esved öne doğru eğilip çatık kaşlarıyla babasına baktı.
-"Benim hayatımda hiç kimsenin zorlaması yer almadı. Kendi kararımla dedemin yanında büyüdüm."
-"Kadir ! Lütfen ! Çocuk daha yeni kalktı ne yapıyorsun Allah aşkına ?" Melek teyze sonunda müdahale etmişti ama Esved'i çoktan siniri ele geçirmişti.
Bakışlarını görüyordum. Sakin kalmak için dizini sallıyordu.
-"Hayat bu ne geleceği belli mi olur ? Büyük bir kaza atlattı. Hepiniz yıprandınız. Bu tartışılacak bir mevzu değil." dedi babam.
Yanağımın içini ısırıp gözlerimi yeniden Esved'e döndürdüm.
-"Evet annecim baban da çok üzüldü o yüzden böyle söylüyor."
Esved sinirli bir gülüşle başını sallayıp geriye doğru yaslandı.
-"Yok babam yine nereden vursam diye bakıyor. " dedi alay edercesine.
Elini tutup sakin olmasını söylemek istiyordum.
-"Sen yetinmeyi öğreneceksin ki fazlası zarar vermesin. Ama o sende yok oğlum."
-"Kadir dedim ! Yeter. " Melek teyze Kadir amcayı dürtüp susturmuştu.
-"Yok baba ne yapacaksın ? Ben yetinmedim. İstedim elde ettim. Ama sende neyi görmüyorsun biliyor musun ?"
Esved bir hışımla kalkmış elini babasına doğru doğrulmuştu. Çok sinirliydi. Çok fazla.
Konuşmasına devam edince gözümü bir an olsun kırpmadan öfkeli bedenine baktım.
-"Beni hazır para yiyen bir züppe olarak görüyorsun. Sabahlara kadar çalıştığımı değil de altıma çektiğim arabaları görüyorsun. Hayat böyle senin baktığın yerden ibaret değil." Sesi öfkeliydi ancak tonlamasına dikkat ediyordu.
Daha fazla duramayıp ayağa kalktığımda çekinerek bile olsa koluna dokunmuştum.
-"Esved tamam." dedim duyabileceği yükseklikte.
Ona dokunmamla kasılan kolunu kıpırdattı.
-"Haklısın tabi oğlum." Kadir amca gülerek ayağa kalktı.
-"Biz senin baktığın pencerelerden bakmıyoruz. Sen o parasıyla övünen dedenin malikânesinden hayata bakıyorsun. Ben ne anlarım yahu ?"
Havada ki gerginlik elde tutulur cinstendi.
Esved öne doğru adım atınca önüne geçip kolunu hafifçe sıktım. Bana bakmadığı için odaklanamıyordu.
-"Senin derdini ben biliyorum baba. Rahat ol. Ben böyle mahalle köşelerinde büyümedim. İt kopuk olmadım o yüzden laf ediyorsun."
İkisi arasında geçen bu tuhaf anlaşmazlığın boyutu git gide büyürken Melek teyze de artık öfkelenmişti. Kadir amcaya kızarak onunla salondan çıktı.
Esved tuttuğum kolunu kaldırıp elini ensesine attı ve soluk aldı.
-"Oğlum biliyorsun babanı. Yersiz oldu ama bakma ona otur bak bir şey olacak." Babam Esved'i tuttuğunda ben geri adım atmıştım.
Esved elini çekip kaşları çattı.
-"Ya amca görmüyor musun ? Dedemle davası bitmiyor diye bana çatıyor. Bindiğim arabanın hesabını da ona mı vereyim ? Yirmi yaşında çocuk muyum ben ?!"
Sesi git gide yükselirken solukları hızlanmıştı.
Korkuyordum. Ne gereksiz bir an yaşıyorduk.
Üstelik atlattığımız olaydan sonra bu yapılacak şey miydi ?
-"Ben biliyorum seni. Otur şuraya sen. Nermin bir su getir sakinleşsin."
Esved başını iki yana sallarken saniyelik olarak karnını tutup sırtını dikleştirdi.
-"Durursam kalbini kıracağım." dedi babasına hitaben.
Annemin uzattığı suyu alıp içti ve sehpaya bıraktı. Kenarında duran telefonunu aldığını görünce uzanıp elinden aldım.
-"Ver şunu Bade gideceğim. Sinirliyim gerçekten. "
-"Annen için. Çok üzülür yapma." dedim.
-"Esved odaya çık oğlum bırak gitmeyi. Bir anlıktı o yapmayın." diyen annem oldu.
O sırada içeriye Melek teyze girmiş oğlunun koluna elini sarmıştı.
-"Annem gözünü seveyim sakin ol. Durma ayakta otur ne olur ? Babanın sinirleri bozuk biraz saçma sapan konuştu."
-"Önemi yok anne tamam." Göğsünde dolu olan havayı dışarı üfleyip bana döndü. Telefonunu alacağını anlayınca elimi çektim.
-"Bade. Hadi Esved'e yardımcı ol odaya çıksın dinlensin kızım." Melek teyzeden bunu beklemeyince önce afalladım ardından başımla onayladım.
Esved itiraz etse bile zar zor onu üst kata çıkartmıştım. Önden yeri sarsan adımlarıyla ilerleyince arkasından odaya girip kapıyı kapattım.
Karanlıkta ilerleyip yatağa oturdum.
-"Hay sikeyim ya !"
Sesi hem sinirli hem acı çekercesine çıkınca yanına koştum. Solukları hızlı öfkeliydi.
-"Dikişlerin mi ?" dedim telaşla.
Gözlerini kapatıp bir kaç saniye durdu. Yanına oturdum ve kolunu ittirip pijamasını yukarı çektim. Karanlıkta çok seçemiyordum ama kan görünmüyordu.
-"Tamam geçti. " dedi derin solukla.
Dizlerimin üzerine kalkıp yanağını tuttum.
-"Sevgilim. Bana baksana."
Öfkeden kararan bakışları gözlerimi bulduğunda saniye saniye normale dönmüştü.
İç çekip belime sarıldı ve saçlarımı öptü.
-"Özür dilerim. Sinirlenince kendime hakim olamıyorum." dediğinde gülümsemeden edemedim.
Şu durumda bile benden özür diliyordu.
-"Dilemene gerek yok. Özürlük bir şey yok. Anlık bir öfke patlamasıydı." dedim. Saç diplerini okşayıp boynuna küçük bir öpücük kondurdum.
Dakikalarca öyle sarılı halde yatakta oturduk.
-"Ayıp ettim ya. İnelim de konuşurum."
Başımı iki yana sallayıp yanaklarını öptüm.
-"Ne ayıbı Esves ? Yabancı mıyız biz ? Sen şimdi yatağa girip yatıyorsun."
-"Güzelim." Ellerimi tutup kucağına indirdi.
-"Ben iyiyim ve burada kalmama gerek yok."
Düşen yüzümle birlikte başımı salladım.
-"Kim bakacak sana ? Aklım sende kalacak. En azından bir kaç gün burada kal lütfen."
Sert nefesini üfleyip elini saçlarından geçirdi.
-"Sinirleniyorum işte. Hep bir yerden böyle bir şey çıkarıyor." Bakışları yine kapıya gitmiş sesi sertleşmişti.
Bu gibi sorunları olduklarını bilmiyordum. Hiç tanık olmamıştım. Bu akşama kadar.
-"Sürekli bu yüzden tartışıyor musunuz ?" diye sordum.
Başıyla onaylayıp gözlerini halıya çevirdi.
-"Babam bu konuda çok mantıksız davranıyor. Ve beni deli ediyor. Annemin dedemin tarafından öyle bir güce sahip olması onu rahatsız ediyor. Bilmiyorum ya." dedi sustu.
Diğer elini yatağa bastırıp hafif bir eğimle geriye eğildi.
-"Belki yerinde olsam bende öyle düşünürüm. Onun açısından da bakmaya çalışıyorum. Bilmiyorum cidden artık uğraşmak istemiyorum. Ne düşünürse düşünsün değişmeyecek bir gerçek. Bunu bilerek annemle evlendiyse bu benim sorunum değil."
Konuşmasını sessizlik içerisinde dinledikten sonra dudaklarımı araladım.
-"Ne kadar zaman geçse de hep bir yerden onu rahatsız edebilir. Belli bir konum , maddiyat sahip olmak istediği için değil de annen için sorun olur mu diye düşünüyordur. Öyle bir hayattan çıkıp onunla yaşamak isteyen annen. Ama insan tereddüt etmeden duramaz. Üstüne sende...dedeni tercih etmişken kendini yetersiz hissediyor olabilir."
Tarafsız olmaya çalışarak verdiğim cevabı dinleyip başını belli belirsiz salladı.
-"Haklısın. Ama ben babamı yetersiz gördüğüm için tercih etmedim ki. Önümde daha iyi bir seçenek vardı onu seçtim. İstediğim eğitim hayatına iş düzeyine sahip olmak için bunu yapmam gerekiyordu." dedi sakin sakin ve düşünceli yüz ifadesiyle.
Ona doğru yaklaşıp elimi bacağına koydum.
-"Şimdi önceliğimiz senin eskisinden daha sağlıklı olman. Eminim Kadir amca söyledikleri için üzülmüştür. Gidersen kendini daha çok suçlayacak. Melek teyze de ona kızacak ve...işler karışacak. " dedim.
Elimi tutup parmaklarımda dudaklarını gezdirdi.
-"Doğru söylüyorsun. Annemin üzülmesini istemiyorum." diyince tebessüm ettim.
Dudağını baş parmağımla okşayıp ayağa kalktım. Onu da kaldırıp yatağın örtüsünü açtım.
-"Yatmak istemiyorum ya." dedi çocuk gibi mızmızlanıp.
-"Hayır yatıyorsun itiraz yok."
Kolundan çekiştirip yatmasını sağlarken hiç umursamayıp belime sarıldı.
-"Sende benimle yatarsan , yatarım."
Gözlerimi devirdim ve kocaman gülümsedim. Dudağının yukarı kıvrılmış olması yüreğime kötü şeyler yapıyordu.
-"Oğlum ? Yattın mı annem ?"
Yine mi ?
Esved'in kollarını itmeye fırsat bulamadan girmesiyle birlikte yerin dibine girdim.
Melek teyze bu sefer pek şaşırmadan nazikçe boğazını temizleyip girişte durdu. Arkasında da annemi gördüğümde Esved'in kolunu sıkarak ondan bütünüyle uzaklaştım.
-"Işığı niye açmadınız yavrum ?" Melek teyze kısık alay içeren sesiyle ışığı açtığında benim sırtımdan ter süzülüyordu.
-"Kurulu saat gibisin anne."
Esved yatağa otururken ona gözlerimi büyüterek bakmıştım.
Edepsiz ya.
Tanrım bayılacağım !
-"Babanla Mehmet amcan dışarı hava almaya çıktılar. Geldiğinde daha sakin konuşursunuz." Annem bana kaş göz yapmış Esved'e dönmüştü.
-"Kusura bakmayın sizde Nermin teyze. Farkında olmadan tepki veriyorum." dedi Esved.
-"Yok canım ne kusuru."
Esved bakışlarını bu defa annesine çevirdi.
-"İlaçların yanında bir de ağrı kesici getirsene anne." demesiyle üç çift endişeli bakış oluşturduk.
-"Ne oldu ki ? Çok mu ağrın var ?" dedim omzuna dokunup.
-"Hastaneye gidelim ister misin ? Babanları ararım gelirler hemen." diyen Melek teyzeydi.
Omzunda duran elimi hiç çekinmeden elinin içine alınca sertçe yutkundum.
-"Sorun yok endişelenme." dedi gözlerimin içine bakarken.
-"Ben ilaçlarını getireyim." Melek teyze odadan çıktığında annem yumuşak bakışlarıyla bize doğru baktığı için utanmıştım.
Hala tuttuğunu unuttuğum elimi elinden kurtarıp elbiseme sürttüm.
-"Şey...sen yat o zaman biz gidelim." dedim bakışlarımı odada gezdirirken.
Esved eğer yapabilse bana doğru gözlerinden ateş çıkartabilirdi.
-"Babanlar gelsin öyle geçeriz kızım. Ben ineyim Başak altta. Sen gelirsin." Annem sanırım Esved'in ters bakışlarını görmüş ve anlamış olmalıydı.
Odadan kapıyı kapatarak çıktığında Esved'e döndüm.
-"Beni utandırmak için mi uğraşıyorsun ?!"
Omuz silkti.
-"Benimle evlenmeyecek misin ?"
Yüzüm bedenimle birlikte donup kaldığında yutkunamadım bile.
Evlenmek ?
-"Ne ?" dedim refleks olarak.
Yatak başlığına yaslanırken benim kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalkmıştı.
-"Sonuçta evleneceğiz. Utanmana gerek yok güzelim." Hala konuyu sürdürüyordu ve ben şoklardan şoka giriyordum.
Benimle evlenmek istiyor muydu ?
-"Biz...evlenecek miyiz ?" derken işaret parmağımla ikimizi gösterdim.
Eğlenen yüz ifadesi silindi. Donuk bakışlarıyla başını dik tuttu.
-"Ömrümün sonuna kadar seninle sevgili kalamam değil mi ? Senin öyle bir düşüncen mi vardı ?"
Yalnızca bunu hiç düşünmemiştim.
Başımı yavaşça sallayıp saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.
-"Yok yani beklemeden sorunca.." diyip derin bir soluk aldım.
Esved'le sevgili olmayı daha sindirmemişken evlilik sözcüğü elbette kalbime fazla gelecekti !
-"Gel otur." Eliyle yanına vurdu.
Oturup onun gibi başlığa yaslandım. Elimi tuttu ve dudaklarına götürdü.
-"Hayatımın her anını seninle geçirmek istediğimi biliyorsun." dedi. Kelimeler arasında parmak boğumlarımı öpüyor aklımı başımdan alıyordu.
Başımla onayladım.
-"Eğer sende istersen seninle aynı çatının altında , aynı havayı solumak istiyorum."
Ben nefessiz dinlerken gülümseyip bana döndü ve başını yasladı.
-"Bu henüz bir evlilik teklifi değil. Ama hemen istersen sen yine de evet diyebilirsin sevgilim. Yarına bile evlenebiliriz."
Şaşkınlıktan beynim durmuş olsa dahi bu sözcüklerine kıkırdayıp başımı eğdim. Uzanıp alnımı öptü.
Elimi yanağına koyup parmaklarıma batan sakallarını okşadım.
-"Seninle bir hayatı paylaşmak için özel bir teklife gerek duymuyorum. Bir de şey..."
Duraksadığımda dikkatle bakıp dinliyordu. Dudaklarımı ıslattım konuşmaya devam ettim.
-"Seninle yarına bile evlenebilirim."
•••
Merhaba günaydınlar 🌸
Bölümü beğendiniz mi ?