Merhaba millet !
Merak edenleriniz yada saçma bulup nerden uydurdun diyenler olur diye hikayenin başından dip not düşmek istiyorum.
Esved ismi bir surede geçiyor ve kara anlamına geliyor benim çok hoşuma gittiği için kullanmak istedim.
İyi okumalar ❤
•
Kanım dondu. Mimiklerim yer çekimine yenilerek dümdüz kaldılar. Nefes almadan idrak etmeye çalıştım.
Omuzlarımı tutup silkeledi.
-"Yanlış hatırlıyor olmalısın. O olamaz Bade. Adamın güzel mutlu bir evliliği var. Şimdi delireceğim."
Yere düşecekken son anda belimden tutup yandaki bekleme koltuğuna oturmamı sağladı. Dudaklarımı kıpırdatacak gücüm kalmamış vücudumdan canım çekilmişti.
Evli mi ?
Evli ?
-"G-Gerçekten..mi ?" derken sesim fısıltıdan farksızdı.
Önümde eğilip sehpaya oturdu ve başını aşağı yukarı salladı.
-"Kafam karıştı. Nasıl yapabilir ki ? Ben anlayamıyorum. Çok sık görmüyorum ama gördüğüm zamanlar cidden çok sorunsuz görünüyorlar. Karısını mı aldatıyor ?" dedi yüzünü buruşturup.
En sonunda rahatlatıcı bir solukla beraber koltuktan kalktım. Aynı hışımla soluğu cam cephenin önünde aldım. İki elim ensemde nefeslerimi düzene sokmaya çalıştım.
Beyin damarlarım birbirine girmişti. Karmakarışık oldum.
-"Hatırlar mı sence ?" derken buldum kendimi.
Omuzlarını silkti.
-"Bilmiyorum belki de unutmuştur. Ama bir an önce toparlanmalısın. Babamlar bir şey anlamasın."
Eve gitme isteğiyle dolup taşmama rağmen burayı böyle bırakamazdım ki. Özellikle ailem böyle üzgünken kendi hatamdan dolayı çekip gidemezdim.
-"Tamam iyiyim. Görmezden geleceğim...yapabilirim." dedim. Ellerimi indirip başımı yukarı kaldırdım ve soluğumu üfledim.
-"Aynen böyle evet aferin." Güç veren sarılmamız daha iyi gelmişti.
Yan yana koridordu geçip giderken ayaklarım geri geri gidiyordu. Güçsüz bir kadın değildim fakat bu beni şok etmişti.
Daha yaşadıklarımı kaldıramazken üstüne yakınımda olması...yetmezmiş gibi evli olması.
Tanrım şimdi ağlayacağım.
Yüzüne bakmamam lazım. Asla.
-"Kızlar hadi yürüyün." Bulundukları koridorda önden ilerleyenlerin arkasında annemle karşılaşınca duraksadım.
-"Ne oldu anne ?" diye sordum.
-"Kadir amcanız odaya alındı sizi bekliyordum. " Annem apar topar elinde Melek teyzenin çantasıyla önümüze geçti.
Farklı bir kata asansörle çıktığımızda benim dilim damağım kurumuştu.
Şuracıkta kalp çarpıntısından gidecektim.
Alındığı odanın içine girme yolunda en sondaydım. Nefessiz girdim diyebilirim. Bakmamak için ne kadar sarf etseniz bile istemsizce gözünüz kayıyordu. Ve ben yalnızca bedenine değen bakışlarımı yüzüne çıkmadan kaçırdım.
Yatağın bir yanında Melek teyze diğer yanında babam ve o duruyordu.
-"Kadir amca çok korkuttun bizi." dedi Başak.
Çıplak göğsüne bağlı duran cihazlara rağmen gülümseyince içim rahatlamıştı. Ne kadar uzakta dahi olsam bizim için önemli birisiydi.
-"Geçmiş olsun. İyisin değil mi ?" diye sordum endişeli bakışlarımla. Melek teyzenin olduğu tarafa yaklaşıp elini tuttum.
-"İyiyim güzel kızlarım benim." dedi ve elimi hafifçe sıktı.
Hatırlamak istemediğim o kaliteli koku buram buram odanın içindeydi. Ciğerlerimi söküp atma seçeneğim olsa yapar ve solumazdım.
-"Kendine hiç dikkat etmiyorsun ki." diyen hala iki gözü iki çeşme ağlayan Melek teyzeydi.
-"Aa yeter ama hanım. İyiyim diyorum ya !"
-"Ameliyat olması gerekiyormuş." Babama doğru baktığımda Kadir amcaya bakıyordu.
-"Ben şimdi konuşacağım. Bizim hastaneye geçiş yaparız. "
İliklerime kadar üşüten bir ses tonuydu.
Bütün bedenim ruhum o geceye gitmişti. Sesi kulağımın dibinden uzaklaşmamıştı.
Çok yanlış tanrım dayanamayacağım.
Bu adam evli !
-"Hayır oğlum." Kadir amcanın sert sesi itiraz istemiyordu.
-"Baba bunun tartışmasını yapmayacağım. Söz konusu sağlığın." Bir anda sesini yükselten adamla yüreğim ağzıma geldi.
Bakmamak ne kadar da zordu.
-"Dedenin sahibi olduğu bir yere gitmek istemiyorum. Ordakiler de doktor bunlar da doktor."
-"Ben çalışıyorum baba ben kazanıyorum. Bu durumda hala neyi düşünüyorsun ?!" diye çıkışan adamın kolunu babamın tuttuğunu gördüm.
-"Esved oğlum biliyorsun babanın huyunu gitme üstüne."
İsmi söylendikçe görünmez bir el kalbimi sıkıyordu.
Başağa göz ucuyla baktım.
-"Geleceğim. " dedim duyacağı yükseklikte.
Vakit kaybetmeden odadan çıkıp kapıyı kapattım. Hızlı soluklarla uzun koridoru yürüyüp yan tarafa geçtim ve gözlerimi yumdum.
Çocukken belli belirsiz yüzünü hatırladığım çocukla bu şekilde karşılaşmak neyin günahıydı ?
Neyin cezasını çekiyordum ?
Gözlerimi geri açıp boş koridora baktım. Bulunduğum köşeye bir anda gölge düştü.
Aynı anda iri bir el ince kolumu kavradı ve sarsıntıyla kendine doğru çekti.
-"Kimsin sen ?!"
Sert soluğu yüzüme vuran adam benim soluğumu kesti.Aralık kalan dudaklarımı kapatamadım.
Sertçe yutkunup titreyen ayaklarımı hissetmeye çalıştım ve geri adım atarak kolumu elinden çektim.
-"Dokunma bana." Daha güçlü konuşmayı beklerken sesim fısıltıdan farksızdı.
Bu atağı beklemiyordum. Beni fark etmemiş olmasını diliyordum.
-"Soruma cevap ver." Açtığım mesafeyi büyük bir adımla kapatarak beni duvarla arasına aldı.
Bakışlarım göğsünde öylece kalakaldım.
-"Git buradan birisi görecek." diye mırıldandım göğsüm sıkışa sıkışa.
Kokusu içime dolmasın diye nefes almıyordum.
-"Bana bak kızım...amacın ne bilmiyorum ama bulaşma sakın." Tehditkar sesine karşılık sanki içime bir güç doğmuştu. O çekingenliğim endişem havaya uçtu gitti.
Kaşlarım çatıldı. Soluklarım hızlanırken o işkence eden kokusu umurumda olmadı.
Birinin görmesini de umursamadım ve iki elimle göğsüne vurarak ittirmeye çalıştım. Milim kımıldamadı
-"Ne diyorsun sen ya ?! Ben mi bulaşacağım sana ?! O pislik suratını görmeyeceğim diye sevinirken burnumun dibinde bittin ! Tam bir şerefsizsin anladın mı ?!" Sessiz bağırışlarım eşliğinde göğsüne vuruyordum ki tek hamlede ellerimi tutup sırtımı duvara vurdu.
-"Ağzını topla. Lafını bil de konuş benim tepemi attırma kötü olur." Sert çehresi kararırken bakışlarından akan öfke tüylerimi ürpertti.
Sinirden inip kalkan göğsüm nedeniyle sakin kalamıyordum.
Ellerimi çekiştirmeme rağmen bırakmıyordu.
-"Hem evlisin hem de...hem de iğrenç bir adamsın ! Sen o hatırladığım çocuk olamazsın !" dedim çırpınıyorken.
Kaşları yavaşça çatıldı. İfadesiz yüzünde çatık kaş daha bir korkutucu olmuştu.
-"Çeneni kapat hayatım seni ilgilendirmez. Sen kimsin dedim sana !"
Tuttuğum nefesimi üfleyip göğsümü serbest bıraktım. Yaşadığım adrenalin hala inanılır gibi gelmiyordu.
-"Bade Tekin." dedim yalnızca dudaklarımı kıpırdatıp.
Bakışlarında gezen kararsızlığı hissettim.
-"Bu ne sikim bir tesadüf ?" Burnunu kırıştırıp bileklerimi bıraktığı gibi aramızdaki mesafeyi açtı.
Elini saçlarından geçirdi ve sesli bir soluk üfledi.
Bu adam ilk kez çıplak yattığım yakınlaştığım adam. Bu adam evli ve dizlerimi titreten adam. Hep hayatımdaydı. Nasıl çıkacaktı ? Ben nasıl unutacaktım ?
Onu görmemeliydim. Daha fazla burada onunla kalmamalıydım.
-"Bir daha yanıma yaklaşma. " dedim güç bela.
Yeniden geçip gitmeme engel olduğunda ağlayacaktım.
Bileğim çıktı artık !
-"Birisi gelecek bırak beni." dedim stres sıkıntı içerisinde.
Yüzünden okunmayan belirsizlik beni de çaresiz bırakıyordu. Yutkunduğunda gözlerim boynuna kaydı. Uzun boyuyla aramızda bir hayli mesafe vardı.
-"Ben o gece için özür dilerim. Savunmasızdın...benim de mantıksız yanıma denk geldin."
Ona evli bir adam gözüyle bakmaya çalıştım. Fakat kurduğu cümle burnumu sızlattı.
Görüşümün bulanıklaşmasıyla yanak içlerimi ısırdım ve yutkundum.
Bir şey söylemedim. Ne söylenirdi ki ?
Döndüm gittim. Hayatımın bana attığı en okkalı kazık buydu.
Ve benim elim o kazığı çıkarmaya yetişmiyordu.
'
Kadir amcanın ameliyat kararı sürecinde hastaneden henüz ayrılmamıştık.
O konuşmanın ardından ise odaya dönmüş bir daha gözlerine gözlerimi değdirmemiştim. Ancak aynı odada bulunmak nihayetinde çok zordu.
Bu yüzden çay kahve alma bahanesiyle kaçmayı seçtim. Yanımda Başak'la elimizde tepsi yürüyorduk.
-"Yanına geldi değil mi ?" diye sordu başımla onayladım.
-"Eve gidince konuşuruz." dedi odanın olduğu koridora girmeden önce.
Kapının önündeki sandalyelerde babam ve annem oturuyordu. Ek olarak yanlarında bilin bakalım kim var ?
-"Çay kahve ?" dedi Başak.
Onun elinde kahve bende çay vardı.
-"Sağ olun kızım." dedi babam ve kağıt bardakta olan kahveyi aldı. Annem de çay alınca nefesimi üfledim.
-"Esved oğlum sende al , çay seversin." dediğinde babam mimik dahi oynatmadım.
-"Yok amca sağ ol." dedi ve sandalyeye oturup dirseklerini dizlerine yasladı.
Babamla olan yakınlıklarından bihaberdim. Belli ki babam onu seviyordu.
-"Melek teyzeye çay vereyim." dedim kısık sesle ve kapıyı dirseğimle ittirerek açtım.
İçeri girdiğimde Melek teyze gülümseyip bana baktı.
-"Çay ister misin ?" diye sordum.
Koltuktan kalkıp omzumu sıvazladı ve çayı aldı.
-"Bende geleyim Kadir amcan uyusun." diyince birlikte odadan çıktık.
Kapının önündeyken tepsiyi boş sandalyeye bıraktım. Doğrulmuştum ki koridorda ayak sesi duyuldu. Yavaşça döndüm.
Yüz ifadesi üzgün olan endişeli bir kadın bakınıyordu. Aradığını bulmuş gibi göğsünü indirdi.
-"Melek anne ? Babam nasıl ?" Telaşla gelip Melek teyzeye sarıldığında gözlerimi yere düşürdüm.
Yaşadığım utanç hüzün her şey birbirine girdi.
Çok güzel bir kadındı.
-"İyi kızım çok şükür iyi."
Ayrıldıklarında kadının anneme de sarılması yüreğimde derin bir sarsıntı yaşattı.
-"Nasılsın Nermin teyze ?" diye sordu.
-"İyiyim canım sen nasılsın ?" dedi annem.
Allah'ım.
Nefes alma isteğiyle Başağa baktım. Gözlerindeki acı içime akıyordu.
Evet tam da acınmalık haldeyim.
-"İyiyim bende." diyen kadın kocasına doğru döndü.
Bilerek bakmayı sürdürdüm. Ve ilk önce o adamla göz göze geldik. Bana buz soğuğu yaşatan bir keskinlikte baktı ardından omzuna dokunan karısına baktı.
-"Kızlar isterseniz siz annenle eve geçin. Bir şeye ihtiyaç olursa ben burada kalırım." dedi babam gözleri ikimizde gidip gelirken.
-"Aslında bende eve geçip gelsem iyi olacak. Kadir'e bir şeyler alırım."
-"Ben bırakırım seni anne." diyen oğluydu.
-"Tamam oğlum. Mehmet sen Kadir'in yanında dur olur mu ?" dedi Melek teyze babama.
-"Olur olur sen git istediğin zaman gel."
İç çekip yerimde kıpırdandım.
-"Çıkalım biz öyleyse. Sen babamla mı duruyorsun ?" dedi Başak.
Annem onu onayladı. Melek teyze döndüğünde geleceğini söylemişti.
-"Yürüyün kızlar." diyen Melek teyzeyle gözlerim istemsizce büyüdü. Alttan alttan Başağın kolunu sıktım.
Hastanenin kapısında tamamen kaskatı kesilmiş duruyordum. Bunun sebebi önümüzde giden karı kocaydı.
-"Görüşürüz Melek teyze." dedi Başak çantasını omzuna asarken.
-"Aynı yere gidiyoruz binsenize."
Ah asla.
Hastanenin kapısının karşısında duran lüks aracı ikinci kere görüyor olmak rahatsız ediciydi.
-"Yok bizim uğramamız gereken bir yer var." diyen Başağa içimden teşekkürler ettim.
-"E iyi o zaman dikkat edin kendinize tamam mı yavrum ?" dedi ve onu bekleyen arabaya bindi.
Titreyen bacaklarımla yürürken ruhsal olarak çok yorgun hissediyordum.
-"Biraz hava alsak olur mu ?" diye sordum akıp giden arabalara bakarken.
-"Olur karşıya geçelim."
Yaklaşık bir saat kadar öylesine boş boş yürümüş sonra taksiye binmiştik. O akşam evde küçük bahçemizde çimenlere uzanmış gökyüzünü izlemiştim.
Kendimi harap etmek istemiyordum. Üzüldüklerim geri alınmayacaktı. Evet içim sızlıyordu fakat geçeceğini biliyordum.
Henüz bir hafta olmuştu. Unutmak için erkendi.
Kendime kızdığım tek bir nokta vardı. O da gözlerimi her kapattığımda önümde beliren evli adam olmasıydı.
-"Kuzum ? Pek bir sessizsin."
Annemin yaklaşmasıyla irkilip hafifçe doğruldum ve bağdaş kurdum.
-"Dalmışım öyle." dedim.
-"Yere oturma hasta olacaksın. Yanımıza gelsene." diyince karşı gelmedim.
Salonda Başak'la birlikteliğine eşlik ettim. Çok geç olmadan da odalarımıza çıkmış yatmıştık.
Ertesi sabah erkenden kalktığımızda saçlarımı tepeden düzgünce at kuyruğu yaptım. Uykusuzluktan dolayı morarmış göz altlarım beni kötü gösteriyordu.
Beynimdeki düşünceleri bir kenara atarak sadece makyaj yaptım ve kalktım.
Elimde kolumda can yokmuş gibi hissizdim. Sadece mutsuzdum. Fazlasıyla.
Bir şekilde bugünü atlatacaktım. Muhtemelen bu zorunlu günden sonra onu görmeyecektim. Daha güzel toparlayacağımı düşünerek dolabımı açtım. İçinden siyah takımı çıkartıp iç çamaşırlarımın üzerine giyindim ve siyah spor ayakkabı seçerek ayağıma geçirdim.
Minik kutu gibi şeffaf çantaya cüzdanımla telefonumu atarken arkadaşlarımdan gelen mesajları görmüş bakmamıştım. Son olarak deri sigara kutuma bir kaç dalla birlikte çakmak koydum ve onu da çantaya sıkıştırdım.Odamdan çıkıp alt kata indim.
Annem kahvaltı hazırlamak yerine tost yaptığını söylemişti. İştahım olmadığı için yemeyi reddedip Başağın inmesini bekledim.
Sabahın bu saatinde uyanmak hiç ona göre değildi ancak söz konusu sağlık olunca erkenden uyanmıştı.
Gelen taksiyle hastaneye vardığımız zaman Kadir amca ameliyata girmeden yetişmiştik. Ameliyathanenin önünde babamla birlikte Melek teyze vardı.
O nerede diye ister istemez baktığımı fark edince dişlerimi sıktım.
Ben bunu düşünürken koridorda belirdi. Göz ucuyla bedenine baktım.
Nasıl da yasaktı ama...
Hafızamdan utanıyordum. Yatakta ona sokulmuş uyuduğumu hatırlayınca beynimi sökesim gelmişti.
Gözlerimi bir türlü tutamadım. Gelen yaşları tanrıdan yardım dileyerek geri gönderdim.
-"Kahve alacağım. İster misiniz ?" diye sorarken sesim beklediğimden daha güçlü çıkmıştı.
Kimse istemediğinden dolayı rahatladım çünkü hemen dönmek istemiyordum.
-"Geleyim mi ?" diye sessizce sordu Başak.
Başımı iki yana salladım ve asansöre ilerledim. Aldığım kahveyle bekleme salonuna gittim. Buraya açılan teras kapısına çıktığımda serin hava üşütmüştü.
Terasın en köşesine geçip uzun banka oturdum ve kahvemden bir yudum aldım. Babamın geleceğini düşünmediğim için çantamdan bir sigara alıp yaktım.
Günde bir kere içtiğim sigarayı şu günlerde sürekli içer olmuştum. Çare değildi ama biraz olsun geçiştirmeme yardımcı oluyordu.
Bacak bacak üstüne atıp dumanı tüten kahvemi tekrar yudumladım. Başımı kaldırdığımda üzerimde hissettiğim keskin bakışları fark ettim. Terasın korumalıklarına kalçasını yaslamış telefonla konuşuyor bana bakıyordu.
Son sözünü söylemiş konuyu kapatmıştı ne diye gözlerini bana dikiyordu ?
Gözlerimi üstünden çekip sigaramdan son kez bir nefes aldım ardından söndürdüm ve kahvemi de çöpe attım. Terastan çıktığımda ardımdan gelen adımları duyuyordum.
Sanırım ciddi anlamda delireceğim.
Asansörün tuşuna bastım. Göz ucuyla yanımda duran ayakkabılara baktım. Görmeme gerek yoktu ne yazık ki lanet olası kokusu kendini belli ediyordu.
Çocuk gibi yanından kaçmayacaktım. Derdi neyse anlatabilirdi. Fakat asla onda takılı kaldığımı belli edecek en ufak hareket yapmayacaktım.
Belki de ben şizofren olmuştum. Yalnızca geçip gidiyordu. Tesadüfler olabilirdi.
Asansöre adım atarken bastığım zemin adeta kayıyordu. Bana her şeyimi unutturmuştu. Zihnimde yankılanan soruların haddi hesabı yoktu.
Evli olmasına rağmen bana nasıl bu kadar kolay dokunabilmişti ?
-"Kaç yaşındasın ?"
Hemen arkamda duran heybetli bedeni bana asansörü dar ediyordu. Bu da yetmezmiş gibi benimle konuşacak mıydı ?
-"Seni ilgilendirdiğini sanmıyorum." diye yanıtladım dimdik başımla karşıya bakarken.
Fazla yakındı. Ancak ayaklarım uzaklaşmama izin vermedi.
-"Yalnızca merak ediyorum. " Ses tonu içimi tuhaf etti. Oturup ağlamak istedim.
Çok güzel tanrım çok güzel...dayanamıyorum.
Bu aptal asansör neden yavaş ?!
Derin bir soluk aldım arkaya döndüm. Ayakkabılarım ayakkabılarına değiyordu o kadar yakındık.
-"Etme. Mümkünse benimle göz göze bile gelme. Seni hafızamdan kalıcı olarak silmek istiyorum !" dedim ve son cümlemde tuttuğum nefesimi verdim.
Dün bana bulaşma diyen adam gözünü üstümden çekemez olmuştu.
Bakışlarından akan duygusuzluk ürperticiydi.
-"Bende sana meraklı değilim." dedi ve açılan asansörden vücuduma sürtünerek geçti gitti.
Ağzım açık kaldım.
Ben kendime şizofren diyerek haksızlık ettiğimi anlamış oldum.
•••
Herkese merhaba 🌸
Şimdilik geliştiği gibi yazıp gidiyorum yani neyin nasıl olacağını inanın hiç düşünmedim.
İçime sinmez de yazamam hevesim kaçar diye korkuyorum umarım güzel bir kurgu olur.
Düşüncelerinizi bekliyorum ❤