İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 4 · 10 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 4

Dört

Merhaba 🌸

Bölüm sonunda ki görsel Esved Alazoğlu ❤

Bende biraz çarpıntı yaptı ahsjs size de şimdiden haber vermek istedim.

İyi okumalar 🌸

•

Ameliyattan sağ salim sağlığıyla çıkan Kadir amcaya geçmiş olsun dileklerimizi sunmuştuk. Başak bir yere gitmesi gerektiği için ayrılmıştı. Babam da restorana göz kulak olmak için kısa süreliğine gidince annem ve Melek teyzenin yanında ben kaldım.

-"Anne ?"

Yutkunarak başımı kaldırmadım. Oturduğum yerde yeri izledim.

-"Babam seni istiyor." der demez Melek teyze ayağa kalktı.

-"Gel oğlum otur kaç saattir ayaktasın."

Of anne yapma !

-"Sizde gitseydiniz işiniz gücünüz vardı." diyen adam ağır hareketlerle deri koltuğa annemin yanına oturdu.

Bende karşılarında başım eğik içten içe acıyla oturuyordum.

-"Olur mu öyle şey ? Asıl senin işlerin daha yoğun. Sena gelmedi bir şeyi yok değil mi ?" diye sordu annem.

Dişlerimi yanak içlerime geçirip ellerimi sıktım.

Fark ettirmeden yavaşça baktım. Başı elleri arasında eğik oturuyordu. Kısa gür saçları öne doğru düşmüş yapılı şekli bozulmuştu.

-"Yok gerek yoktu gelmesine ne yapacak ki ?"

-"Anne ben dışarıda biraz hava alacağım." dedim ve kalkıp çantamı aldım.

-"Bade dışarı çıkma kaybolacaksın vallahi bulamayız seni."

Bu sinir bozukluğuna rağmen annemin sözlerine istemeden güldüm.

-"Yok artık." dedim gülerek.

Arkamdan dikkat et diye seslendiğinde dönüp bakmadım. Bir yanım orada kalmak isterken o yanımı sökmek istediğim için dinlemeyerek hastaneden çıktım. Bahçede banka çöküp alnımı ovuşturdum.

Bu kadar yakındayken anne ve babamın bile yüzüne baktığımda utanıyordum. Nasıl bunu yapabilmiştim ?

Bana ne zaman baksa sanki yanındayken olan çıplaklığımı görüyormuş gibi hissediyordum. Tuhaftı. Anlatılamayacak kadar tuhaf.

Dakikalarca orada oturdum. Omuzlarımdaki yük hayat enerjimi almıştı. Hiç bu kadar çıkmaza girdiğimi hatırlamıyordum.

-"Kızım ? Ne yapıyorsun burada ?"

Başımı kaldırıp yanıma gelmiş olan babama baktım.

-"Hava almaya çıkmıştım. Sen geldin ben eve gitsem olur mu ?" diye sordum.

Beni onaylayınca taksi durağından bir taksiye bindim. Evin adresini telefonuma kaydetmiştim.

Kolayca ulaştığım evde kendimi hemen suyun altına attım. Ne kadar temizlenirsem temizleneyim onun dokunuşları silinmiyordu. Durduk yere aklımda beliriyor beni mahvediyordu.

Evime dönmek artık benim için bir hataya dönüşmüştü.

'

Günler günleri kovalamış aradan neredeyse bir ay geçmişti. Bu süre zarfında Kadir amca yataktan kalkana dek iki üç günde bir gelen oğlunun varlığını biliyor değil odamdan çıkmak balkona bile çıkmıyordum. Sırf onu görmemek için.

Başağın söylediğine göre o bu mahalleye pek gelmezmiş. Yani o da sık görmediğini anlatmıştı.

Günler geçmesine rağmen ben onu tenimden silemiyordum. Onun yaptığı onu ve karısını ilgilendirirdi. Ancak benim onu aklımdan çıkarmayışım beni günahkar yapardı. Sonuna kadar aklımı kalbimi suçluyordum.

Ve unutana kadar da suçlayacaktım. Hiç boş kalmamaya çalışıyordum. Gece zar zor uyuyor sabah erkenden gözlerimi açıyordum.

Bu yüzden bedenimi yormak işime geliyordu.

Uzun zamandır olduğu gibi yine saat 5'i gösterdiğinde ben kulağıma kablosuz kulaklığımı takarak telefonumu sweatimin fermuarlı cebine koydum.

Mahallenin artık tanıdık gelen fırın sahibine günaydın diyerek evimizin olduğu yerden uzaklaştım.

Koşuya çıkmak özellikle sabahın ilk saatlerinde çevre sessizken koşmak vücudumu zinde yapıyordu. Gözümün önünde o yüzün belirmemesi için sahile ulaştığım gibi koşmaya başladım. Kendime soluklanma izni bile tanımadan koşuyordum. İster istemez kilo vermiştim. Yorgunluktan gözlerim hep kızarıktı.

En sonunda telefonumun çalmasıyla yavaşlayıp ellerimi dizlerime koydum ve nefes nefese eğildim.

Ciğerlerime hava yetmiyordu.

-"Bade ? Neredesin sen ?!" Annemin endişeli sesi kulağıma doldu.

-"Koşuyorum anne biliyorsun." dedim hızlı nefeslerim arasında.

-"Bu kadar erken çıktığını bilmiyordum. Odanı boş görünce aklım gitti kızım."

-"Bir şey mi diyecektin ?" diye sordum.

-"Yok yorma kendini. Biz Melek teyzenle restorana erken geçeceğiz. Sen hemen gelmesen de olur." dediğinde sorgulamadan kabul ettim ve kapattım.

Bir iki saate yakın sahilde ara ara koşmuş ara ara yürümüştüm. En son uzun süre bankta oturmuş deniz havası almıştım.

Eve geri gittiğimde ev sessizdi. Hızlı bir duş alıp saçlarımı düzleştirdim. Yüzüme renk getiren makyajı yapıp dolaptan bir kaç parça kıyafet seçtim.

Üzerimi giyindiğimde biraz şık olma isteğiyle topuklu ayakkabı aldım

Parfüm sıkıp çantamla birlikte merdivenlerden iniyordum ki babam da mutfaktan çıkmıştı.

-"Günaydın babacım." dedim tebessüm ederek.

Saçlarımı öpüp aynı şekilde karşılık verdi.

-"Kadir amcan bekliyor." Güzel tesadüf olmuştu taksiyle uğraşmayacaktım.

Aslında restoran çok uzakta değildi ama topukluyla yürüyemezdim. Restoranımız cadde üstünde küçük ama şık bir yerdi. Yemekleri kahvaltısı lezzetli olunca da uğrayanı çok oluyordu.

Vardığımızda kasada duran Helin'e selam vererek içeri ilerledim. Uzun bir masa kurulmuştu. Annemin özenle servis açtığını görünce merak ederek yanına yaklaştım.

-"Hah kuzum hoşgeldin. Size balkonda kahvaltı hazırladım birlikte yiyin. Bu sabah başka rezervasyon yok acele etme." diyerek işine geri döndü.

-"Sağ ol annem kolay gelsin." dedim.

Babam ve Kadir amcayla oldukça leziz kahvaltılıkları yemiş çaylarımızı içtikten sonra masayı ben toparlamıştım. Bulaşıkları halleden bir çalışanımız olduğu için o kısıma bulaşmadım.

Burada babam ve annemler yetişemediğinde bende yemeklere girişiyordum. Onun dışında eğer yapmıyorsam babamı izleyerek ufak yardımlarla öğreniyordum. Bilginin sınırı yoktu. Ondan öğreneceğim çok şey vardı.

Kahvaltıdan sonra babam mutfaktaydı. Benim işim olmadığı için restoranda yer alan çiçekleri bitkileri suluyordum.

Yarım saatin ardından saat 8'i gösterdiğinde giriş kapısı açıldı. Bir gürültüyle kalabalık grup içeri girmişti.

Elimde sulama kabıyla gelenlere bakmadan balkon tarafına çıktım ve dışarı sarkan mor salkımın köklerini suladım. İşim bitince kabı kenara bırakarak cam kapıdan içeri adım attım.

Başımı kaldırdığım gibi gözlerimiz çarpıştı. Çekinmeden gözlerini bedenimde hızlıca gezdirdi tekrar yüzüme baktı.

Yutkunamadım bile.

Sert yüzünü görmeyi beklemiyordum. Masada oturan grup ona bir şeyler söyleyince yavaş yavaş benden bakışlarını çekti.

-"Bade canım Melek teyzene bakar mısın ?" diye seslendi annem.

Başımı sallayıp kasanın yanından mutfağa geçtim. İçeride ek olarak iki mutfak çalışanı daha vardı. İkisi de yeni çalışmaya başlamışlardı.

-"Melek teyze ?" dedim tezgaha yaslanırken.

-"Kızım üstüm başım dağıldı masanın servisine sen yardım etsen olur mu ? Ayıp olmasın şimdi."

Bunu genelde sorun etmezdi ancak içeride iş adamı olduklarını tahmin ettiğim insanlar varken çıkmak istememesini anlayabiliyordum.

-"Tabiki." dedim ve hazır olan sunum tabaklarından iki tanesini tepsiye koyarak mutfak kapısını sırtımla açtım. Kadir amca da arkamdan çıktığında göz kırpıp gülümsedi. Elinde bir tepsi çay vardı.

Kalabalık masaya ulaştığımızda Kadir amca tekrar bir şeyler söylüyordu. Ben kimseyle göz teması kurmadım.

İçeri girip çıkıp son kalan tabağı da koydum.

-"Afiyet olsun." dedim kısık sesle kalabalık masaya.

Oturan adamların hafif tebessümleriyle oradan uzaklaştım ofis gibi olan odaya girdim. Kenarda duran spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdikten sonra mutfağa geçtim. Babamın hazırladığı yiyecekleri doğramasına yardım ederken bir kaç kere elimi kesme ihtimaliyle karşı karşıya gelmiştim.

-"Parmaklarını koparacaksın ! Mutfağa dalgın kafayla girilmez kızım dikkatini vermelisin." diye azarlayınca dudaklarımı kemirerek keskin bıçağı bıraktım.

-"Özür dilerim baba farkında değilim."

-"Bir kahve iç geri gel. Ellerin sağlamken bana lazımsın. " dedi ve mutfaktan kovaladı.

Kasanın arka tezgahında bulunan makineden kendime filtre kahve hazırladım.

-"Bakar mısınız ?"

Başımı kaldırıp baktım. Kadir amca hesap defterleriyle ilgilenirken annem de mutfağa dönmüştü. Bu yüzden ben kalmıştım.

Mutfaktan çıkarken giydiğim ceketimin kolunu düzelttim ve ufak adımlarla çağıran adamın yanına gittim.

-"Sohbete dalmışız soğudu." dedi gülümseyerek. Çay bardağını işaret edince başımı eğip anladığımı belirttim. Ardından diğer bardaklara göz gezdirdim.

-"Getiriyorum hemen." Hızlıca tepsi alıp geri geldim. Bardakları toplayıp mutfağa döndüm.

Yeni bardaklara oldukça çabuk çekildi çay doldurdum. Masada dağıttığım çayların en sonuncusu ondaydı. Sessizce boğazımı temizleyip uzaktan koydum.

Annem mutfaktan çıktığında kahvemi alarak balkona çıktım. En köşeye tüneyerek ahşap sandalyeyi duvara doğru çekip oturdum. Başımı geri atarak gözlerimi kapattım.

Bunca strese kalbim dayanamıyor. Ben sessiz sakin hayatını yaşayan bir kızdım.

Kendimi yemek yapmayla bile oyalayamayacaksam bunun üstesinden nasıl gelecektim ?

-"Rahatsız etmiyorum değil mi ?"

İrkilip gözlerimi açtım ve oturduğum yerde bedenimi toparladım.

Balkon kapısından içeri giren takım elbiseli sarışın adam masada oturanlardan birisiydi.

-"Kusura bakmayın buyurun." dedikten sonra saçımı kulağımın gerisinde sıkıştırıp kenara koyduğum kahvemi aldım.

-"Burada mı çalışıyorsunuz ?" Bir iki adım yakınımda olan yuvarlak ahşap masaya oturduğunda uzun boyuyla ufak sandalye ona küçük kalmıştı. Benim gibi arkadaki cama yaslandı ve sigarayı dudaklarına yerleştirdi.

-"Evet...aileme ait." dedim ileriye bakıp.

Restoranın balkon tarafı uzun ağaçlara bakıyordu. Çok huzur verici bir yerdi.

-"Esved beyle akrabasınız yani ?" dedi sorarcasına.

Boğazımı tıkayan isim yine göğsüme ağırlık çökmesine neden oldu.

-"Hayır. Ailelerimiz yakın." derken sesim kuru ifadesiz çıkmıştı.

-"Anlıyorum. Güzel bir restoran." dedi dumanı üfleyip yüzüme yüzünü çevirdi ve gülümsedi. Yakışıklı bir adamdı.

-"Ve güzel bir çalışan. Daha sık gelmek için sağlam bir neden." diyerek gülümsemeyi sürdürdü.

İltifat duymaktan daima utanç duymuştum. Bu yüzden gözlerimi kaçırıp parmaklarımı kahveye sardım.

-"Teşekkür ederim. Ne zaman isterseniz bekleriz. " derken farklı yerlere çekilmesini istemiyordum.

-"Telefonun çalıyordu Sinan bak istersen."

Yüreğimi ağzıma getiren adam geniş bedeniyle balkona girince yutkundum. Dilimi damağımı kurutuyordu.

Sinan denilen adam yanımdan kalkmadan sigarasını söndürdü.

-"Görüşmek üzere." dedi.

Minik bir tebessüm sundum. Balkondan çıkıp içeri girdi.

Esved yanına katılan başka adamla korkuluklara yaslanmış sigara içiyordu.

Görüntüsünü silmek isterken yenileri ekleniyordu. Dudaklarımı darmaduman eden dudaklarının hissini hatırlamak ise canlı canlı yanmaktı.

Sandalyeden kalktığım gibi restoranın giriş kapısının yanında yer alan bölüme girdim. Wc yazan kapıya girerek ellerimi yüzüme kapattım.

Şimdi şuracıkta hıçkıra hıçkıra ağlasam ne olurdu ?

Buna ihtiyacım var diye düşünürken arkamda yer alan kapı pat diye açıldı. Bu koridor hem dar hem kısaydı. Koridora açılan iki ayrı kapıdan girmeyerek koridorda durduğum için kendime kızdım.

Koluma vurması ağzımdan çıkan ah sesine neden oldu.

Bedenini zar zor sığdırıp kapıyı kapatan ise elbette kaderin cilvesi Esved'di.

-"Kapının arkasında ne işin var kızım ?" dedi kaşlarını çatarak.

-"Bana kızım falan diyip durma. Ayrıca insan gibi girersen çekilebilirdim." dedim aynı sinirle karşılık verdim.

Ona kızgındım. Kızgınlığımın sebebini açıklayamıyordum.

Aklıma sızmış olması mıydı ?

Burnundan aldığı nefes ürkütücüydü. Sırtım kapının olduğu duvara yapışmıştı. Tek uzun adımla önümde durdu.

-"Sürekli karşıma çıkman sinir bozucu olmaya başladı." Ses tonundan gerginlik akıyordu. Onu rahatsız ettiğim gerçekten yüzünden belli oluyordu.

Göğsünden ittirmeye çalışınca bileklerimi tuttu. Ancak çekmeyince avuç içlerim sert göğsüne yapışık durdu. Gözleri gözlerimi deliyordu. Solukları ise yüzüme çarpıp direkt ciğerlerime iniyordu.

-"Ben değil sen geliyorsun ! Rahat bırak beni bak bağıracağım." dedim. Halbuki konuşurken sesim çıkmıyordu nasıl bağırırdım ?

Bir adım daha attığında başını eğdi. Onu görmek için yüzümü kaldırmadım. Burnu saçlarıma değer haldeydi.

Karnımı saran yangın anlatılmazdı. Ölüyordum !

Neden bana bunu yapıyorsun neden ?

-"Ben hep buradaydım. Burnumun dibine girip durma. Bana görünme." Boğuk sesi karşısında dudaklarım aralandı.

Sanki bana değil ruhuma konuşuyordu. Sayılı anlarımız olmasına rağmen onun böyle içli konuşması şaşırtıcıydı.

-"Yapma. Evlisin sen neden yapıyorsun ? Bu çok yanlış." derken sesim acıdan kıvranıyordu.

Saçlarımı kokluyor gibi hissediyordum. Burnunu değdirip bileğimde duran elini kaldırdı ve çenemi tuttu. Gölgesinde kalmış titriyordum.

Yutkunma sesi kulağıma geldi. Kokusu öyle yoğundu ki her algım kapanmıştı. Başım dönüyordu.

Gözlerimi açmakta zorlanıyordum. Bir yandan da tanıdık yakınlığına bakmak için can atıyordum. Vücudunun sıcaklığı neden böyle cezbediciydi ? Sanki yıllarım ona aitmiş gibi tanıdıktı.

-"Bilmiyorum. " diye fısıldayıp çenemi parmağıyla okşadı.

Aklımı karıştırıyordu. Ne demek bilmiyorum ?

-"Git lütfen. Karını düşün." Bu iki kelimeyi söylemeyi şöyle tabir edebilirdim. Boğazımın içinden mideme doğru bir bıçak çize çize inmişti.

Oradan sızan kan adeta boğazıma doluyor beni boğuyordu.

Çenemde olan parmağını çekince başımı eğdim. Başını kaldırırken saçlarımın arasından süzülerek kaldırdı. Göğsüme değmek üzere olan göğsünü bedeniyle birlikte geri çekti.

Ellerim bedeninde ısınmış çekilmesiyle soğuğa düşmüştü.

Mesafe buz gibi esen rüzgara döndü. Sık soluklarla sızlayan gözlerimi unutmaya çalıştım.

Söylediğimi yaptı. Çıktı gitti. Elimi ağzıma kapatıp duvardan yere süzüldüm.

Ölüm gibiydi.

Ölmek gibi bir şey yaşatıyordu.

'

-"Başak."

Cansız sesimi duyunca başını kaldırdı ve yan dönüp bana baktı.

Oturma odasında karşılıklı koltuklarda uzanmış düşüncelerdeydik.

-"Esved ne zaman evlendi ?"

Dudaklarını araladı geri kapattı. İç çekerek bakışlarımı tavana çevirdim.

-"Çok olmadı. 4 5 ay belki." dedi tane tane.

Cümleye kafa karışıklığımla almanca başlayacaktım ki dudaklarımı ıslatıp yeniden dudaklarımı araladım.

-"Karısıyla tanışıyor musunuz ?" Neden bunları merak ettiğimi bende bilmiyorum. Sadece bilmek istiyorum.

Başak bacaklarını toplayıp koltuğa oturdu.

-"Kendine acı çektirmeyi bırakır mısın ?!" Sessiz bağırışıyla merdivenlere göz gezdirdi. Annemler erkenden uyumuştu. Biz ayaktaydık.

-"Olmuyor. Anlamıyorsun." diye sızlandım. Anında iki yandan yaşlar süzüldü aktı.

Kalkıp yanıma geldi. Ayaklarımın üstüne oturunca doğrulup oturdum. Kolunu omzuma dolayarak saçlarımı öptü.

-"Olmak zorunda ablacım. Her konuda arkandayım. Ne olursa olsun yanındayım biliyorsun. Ama bu öyle bir mesele değil. Yanlışın ta kendisi. Aklından atman gerek."

Başımı göğsüne yaslayıp hıçkırdığımda saç diplerimi okşadı.

-"Aklından geçenleri tahmin ediyorum. İzlerini silmelisin. Evli olmasa her bokuna tamam diyeceğim ama herif evli ! Olmaz Bade olmaz."

Dakikalarca belki saatlerce ağladım. Sessizce beni dinledi. Ona bugün olanı anlatmamıştım. Dilim varmıyordu.

Diğer yandan annemlerin uyanma endişesiyle dolup taşarken daha fazla göz yaşı dökmeden kalktım. Birbirimize iyi geceler dileyerek ayrıldık.

Yatağıma sırt üstü yattım. Sağ tarafıma döndüm.

Gözlerimi kapattım.

Zor da olsa uykuya daldım.

•••

Merhaba ❤

Bir bölümün daha sonuna geldik. Şimdilik üst üste geldiğinin farkındasınız. Ve tahmin edersiniz ki müsait olduğum için gelebiliyor. Eğer yayınlanma süreleri uzarsa gerçekten yazamadığım içindir.

Esved hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Hikayenin gidişatını beğeniyor musunuz merak ediyorum 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.