•
Saçımın yüzüme düşmesiyle burnumu kırıştırıp elimle geri ittim ve kaşıdım.
Kıpırdanan bedenim sıcacık bir bedene sokulmuştu. Isınmış olmanın verdiği mayışıklık ile gülümseyecektim ki beynimde şimşekler çaktı.
Saniyeyle üstümde duran kolu atarak doğruldum ve çıplak olduğunu fark ettiğim göğüslerimi tuttum.
Almanca savurduğum küfürle şoka girdim. Nefes dahi almadan çattığı kaşlarıyla hareket eden adama baktım. Yan dönüp gözlerini açtı ve üzerini yokladı. Benim gibi onunda beline kadar çarşaf vardı fakat ikimizde çırılçıplaktık !
Lanet olsun !
Siktir !
-"Ne yaptık biz ?!" diye bağırdım.
Gözleri bedenimde dolaşınca bir çırpıda çarşafı omuzlarıma kadar çektim.
-"Ne bağırıyorsun bu saatte ya ?" dedi sanki normalmişiz gibi.
-"Allah kahretsin ! Arkanı dön hemen !"
Çaresizlikten bilinmezlikten ağlayacaktım.
-"Ne oluyor anasını satayım ? Bir sakin ol kızım." Gözlerini ovalayıp yukarı doğru kaydı ve yatak başlığına dayandı.
Yaşadığımdan dolayı onun çıplaklığına doğru düzgün bakmıyordum bile. Bütün gece film şeridi gibi gözümün önündeydi.
Kendi kafamı koparmak istiyordum.
-"Sakin mi ?! Sakin mi olayım ?! Sarhoştum ben ! Sarhoş ! " dedim bağırmaya devam ederken.
Yatağın kenarında gözüme çarpan külodumu görmemle uzanıp aldım ve çarşafın altından bacaklarıma geçirdim.
Parmak ucuma kadar titriyordum. Çok kötüydüm. Çok.
-"Hay sikeyim böyle işi ya."
Az önceye kadar koynunda uyuduğum yabancı adam ayaklarını yataktan sarkıtıp sırtını döndü. Hemen bende döndüm ve yerde duran elbisemi hızlıca giyindim.
Ayağa kalkarken elbisemi aşağı çekiyordum. Ağlamamak için zor duruyor dudağımı ısırıyordum.
Bütün gece öpülmekten şişmiş dudaklarım bana ihanet edercesine sızlıyordu.
-"Beni dinle. Adın her neyse...bilmiyorum bana bak." Bir anda önüme dikilince irkilip başımı çevirdim. Ona bakamıyordum. Deli gibi kendimden utanıyordum.
-"Beni buradan çıkart hemen. Çantam nerede ?" Adamı dinlemek yerine çantamı bulur bulmaz telefonumu çıkarttım.
Çekmiyor !
Tanrım delireceğim.
-"Bir şey olmadı bir sikim olmuş gibi davranma ! "
En sonunda odayı inleten sesiyle birlikte kollarıma yapıştı ve durdurdu. Kalbim ağzımda kalıverdi. Soluklanamadım.
Gecenin büyük kısmı hafızamdaydı. Fakat hepsi değil.
-"Dokunma bana. Yalan söyleme ! Çırılçıplak yatmışız adi herif !! Sarhoş olduğumu görmedin mi ?! Nasıl bunu yaparsın ?!" Ellerini savurup çıplak göğsüne yumruk attım.
-"Yeter ama lan ! Asabımı bozma gerçekten sikeceğim seni."
Edepsizliği karşısında söyleyecek tek kelimem kalmamıştı. Nutkum tutulmuş dilim damağım kurumuştu.
Bakışlarıyla dizlerimi titreten adam beni dumura uğratmıştı.
-"Pisliksin." dedim dişlerimi sıka sıka.
Gözlerime dolan yaşlar akmak için vakit kolluyordu.
Parmaklarını saçlarından geçirip yere eğildi. O anda çıplak olduğunu kalçasını gördüğümde anladım. Hemen gözlerimi kaçırdım.
Tekrar doğrulunca yüzüne baktım.
-"Yapmadım kızım." derken daha sakindi. Ateş saçan gözleri dinmişti.
-"Tamam sana dokundum. Farklı anladım amına koyayım. Tutamadım kendimi. Bakire olduğunu anlayınca...yapmadım. Ve ben asla yalan söylemem."
Binbir duygu içeren sesinin ardından bakışlarını titreyen gözlerimden çekti. Arkasını döndü. Birer birer giyinmeye başladı.
Ben yerin dibine girmek için dualar ediyordum. Mahvolmuştum. Nasıl olurdu da bir adamın gözünde böyle küçülebilirdim ?
Çok basit kalmıştım. Pis bir yatağa dahil olmuştum.
Dudaklarımdan fırlayan hıçkırıkla kendime engel olamadım. Yatağın ucuna çöktüm ve göz yaşlarına boğuldum.
-"Ağlama...yemin ederim yapmadım kızım bak. Seni...o tür kızlardan sanmıştım. Biraz sinirliydim ve rahatlamak istemiştim." Koca bedeniyle önümde gölge oluşturan adamla iç çekerek yanaklarımı sildim.
Öpüşmekten ileri gitmemiş bir kızdım. Bunlar olmuş olamazdı.
-"Sus artık." dedim ve boğuklaşan sesimle birlikte ayağa kalktım. Ayakkabılarımı giyerken o da giyinmiş beni gözleriyle takip ediyordu.
-"Bunu unutuyorsun tamam mı ? Bu...bu hatayı olmamış say beni hafızandan sil." dedim kesin bir dilde.
Benim silemeyeceğim bariz ortadaydı. Bu yabancı unutmalıydı.
-"Uzatma yürü. Karşında çocuk yok. Bir daha ki sefere benim gibi bir adamla yatağa giremezsin. O yüzden içkiyi götünle değil ağzınla iç yoksa harcarlar seni."
Odanın kapısına adım atmışken söylediği sözlerle göğüs kafesime ağırlık çöktü.
-"Ne diyorsun sen ya ?! Lafını bil de konuş ! Orospu muyum ben ?! Sarhoştum Allah'ın cezası !!"
Göğsüne vurduğum sayısız darbelerle çıldırmıştım. Onu boğmak istiyordum. Benimle böyle konuşamazdı.
-"Elimden bir kaza çıkacak. Rahat dur." Tek eliyle iki bileğimi kavradığı an acıdan tenim yanmıştı.
Geri ittirip kendinden uzaklaştırdı. Bana değmeyen gözleriyle merdivenleri çıkarken son kalan gücümü topladım.
Bok gibiydim. Bitmiştim.
Bastığım yer sallanıyordu. İyi hissetmiyordum. Midem başım allak bullaktı.
Üst kata ulaşır ulaşmaz tekrar telefonumu çıkarttım. Gözüm saate değdi.
04.56
Başağa ulaşmazsam her şey daha kötü olacaktı. Bu halde tek başıma eve gidemezdim.
-"Seni evine bıraktırabilirim."
Sanki az önce bana o sözleri sarf eden kendisi değilmiş gibi centilmenlik mi taslıyordu ?
Başağı arayan telefonuma bakarken vücudumu sıktım.
-"Gerek yok." dedim kısık tonda.
Barın dışına adım attığım zaman hafif bir üşümeyle karşılaştım. Gün ağarmaya dönmüştü.
Açılmayan telefonu tekrar tekrar aradım. Yabancı adam önümde durmuş barın güvenliğinden arabasını istemişti.
Nihayet arama yanıtlanınca tuttuğum soluğumu verdim.
-"Nerdesin sen ?!" diye bağırdım. Çıkan sesimle başını döndürüp bakmıştı.
-"Nerde miyim ?"
-"Başak kendine gel çabuk söyle !"dedim.
Bir kaç saniye onu bekledim.
-"Samet'in evindeyim. Bir dakika ben buradaysam sen neredesin ?"
-"Barın önündeyim. Eve nasıl gideceğim ? Yer yön bilmiyorum ! Hemen buraya gel." derken sesim titremişti.
Yolda hiç kimse yoktu. Çıt çıkmıyordu. Korkutucuydu.
-"Tamam dur bir dakika. Bir yere ayrılma geliyorum." dedi ve kapattı.
Yutkunup kenara çekildim. Lüks bir araba bir kaç adım ileride durdu. İçinden güvenlik çıktı ve kapıyı açık bıraktı.
Koynundan çıktığım adamla tekrar göz göze geldik. Bir şey söylemek ister gibi bakıyordu. Bir yanı ise umursamaz görünüyordu. Karışıktı anlam veremiyordum.
Arabasının kapısını kapatıp kaputa kalçasını dayadı.
Çıplaklık hissini hatırlamak tüylerimi ürpertmişti. İrkildim ve derin bir nefes aldım.
-"Arkadaşın gelene kadar arabada otur."
Yere düşeceğimi hissetmek derman kalmayan bedenimi ayakta tutmaya çalışmak şuan için çok güçtü.
Ancak onu elbette kabul etmeyecektim.
Sesimi çıkartmadım.
-"Git artık." dedim hızlı soluklarımla.
Dudaklarına koyduğu sigarası bitene kadar öylece durup beni izledi. En sonunda arabasına bindiğinde dudaklarım kurumuştu.
Motorunu çalıştırdı. Gözden kayboldu.
'
Eve kimse uyanmadan girdiğimizde iki gözüm iki çeşme ağlıyordum. Duştan çıktıktan sonra Başak yatağıma oturmuş bana sıkıca sarılmıştı.
Teselli ediyor sanmayın durmadan gülüp sinirlerimi iyice bozuyordu.
-"Yeter ama gerçekten kalk git." dedim omzundan itiklerken.
Dudaklarını birbirine bastırıp yanaklarımı sildi.
-"Ya aşkım kendimi tutamıyorum ne olur kızma. Senden böyle bir giriş beklemiyordum."
Burnumu çekip başımı dizlerime yasladım.
-"Hala ne diyorsun ya ?" dedim hıçkırarak.
-"Tamam anlıyorum dağıldın. Ama adam sana tecavüz etmedi ya ! Başkası olsa sikinde olmaz bu sana hem zarar vermemiş hemde açıklama yapmış. Artık topla kendini lütfen annemle babam anlayacak. Bende çok sarhoştum engel olamadım sana gece tamamen iptal olmuşum."
Başımı kaldırıp yaşlı gözlerle ona baktım.
-"Ya yalan söylüyorsa ? Seviştiğin anlaşılır mı ? Hatırlıyorum ama çok fazla değil." dedim omuz silkip.
-"Anlarsın tabiki kızım. Ayrıca neden yalan söylesin ? Onu geçtim her türlü ağrın sızın olurdu." dediğinde kollarımı bacaklarıma sarıp düşündüm.
Yakınlaşma anlarımızın verdiği hissettirdiği zevkleri hatırlıyordum. Dudaklarının her yerimde gezindiğini anımsıyordum.
İstemsizce üşüyüp irkilince gözlerimi kapattım ve unutmak istedim.
Umarım o adamı bir daha görmezdim.
-"Sence bakire olduğumu nasıl anladı ?" diye sorarken aklımda iki ihtimal vardı. Aptal değildim biliyordum.
Dudaklarını kemirerek bana baktı.
-"O kısmı hatırlamıyor musun ?" diyince başımı iki yana salladım.
-"Öyleyse büyük ihtimalle...şey yapma aşamasındaydı. Fark ettiği gibi geri çekildi."
Saniyesinde utanç içinde gözlerimi yumdum. Kıpkırmızı kesildim. Yabancı bir adamla bu denli yakınlaşmak içimi yakıp geçiyordu.
-"Bir daha bana sakın içki deme." diyerek yataktan kalktım.
İçimi yeterince döktüğüme göre yavaş yavaş toparlansam iyi olacaktı. Herkesin bir hatası olurdu değil mi ? Evet unutabilirim. En azından çabalayacağım.
Yatağın üstünde duran paketi ve çakmağı alarak kendimi balkonda yere bıraktım. Soğuk mermer yanan tenime iyi gelmişti.
Başımı duvara yaslar yaslamaz gözümün önünde dipsiz bakışlı adam belirdi. Hiçbir erkek daha önce göğüs kafesimi bu kadar sıkıştırmamıştı. İlk bakışta etkilenmek bana hiç saçma gelmezdi. Asıl önemli olanın bu olduğunu savunurdum. Beni baştan etkilemezse daha hiç etkileyemezlerdi.
Ve ben o adama çarptığım an sarsılmıştım. Gerçek anlamda.
-"Restorana gidecek misin ?" Başak yanıma çökerken sigarayı dudaklarımdan aldım ve üfledim.
-"Bilmiyorum. Bitkin hissediyorum. " diye mırıldandım.
Göğüslerimde karnımda ve boynumun belirli kısımlarında morluklar vardı. Sanki kendilerini belli etmek ister gibi sızlamışlardı.
-"Boşver gitme. Dışarı çıkarız kafanı dağıtırsın." diyince kabul ettim.
Aradan bir saat daha geçtiğinde bizimkilerin kalkma vakti gelmişti. Melek teyze ve Kadir amcayla aynı arabaya binerek evden erken çıkmaları daha iyi hissettirdi. Restoranda kahvaltı yapacaklardı ve bende gelemeyeceğimi belirtmiştim.
Öğleden sonra evden çıkmaya karar verdiğimiz için o saate kadar salonda yatmış bir şeyler izlemiştik.
Aklım fikrim aynı konuya düşüyor kalbimi sıkışma alıyordu.
Kim bilir adamın çoktan aklından silinmiştim. Ben neden takılı kaldım ki ?!
'
O günün üstünden bir hafta geçmişti. Ben kaldığım yerdeydim. Bir iki gün restorana gitmiş yemeklerle uğraşmıştım ama ilgimi veremeyip elimi parmağımı kesince babam beni kovalamıştı.
-"Sana diyorum leyla !"
Sıçrayıp Başağa döndüm.
-"Ne ?"
-"Kalk hazırlanalım Bade." dedi bıkkınlık içeren sesiyle.
Bir şey söylemeden arkasından üst kata çıktım. Odalarımızda hazırlanırken gözüm dudaklarıma kayıp duruyordu.
Tanrım !
Unuttur lütfen.
Başımı hızlıca sallayıp masadan kalktım ve elimdeki ruju bıraktım. Düşünmemem için sabit durmamam gerekiyordu.
Havanın serin olduğunu bildiğimden dolayı örgü bir elbise aldım ve vücuduma hiç bakmadan hızlıca giyindim.
Ayağıma çizme geçirip bir bel çantası aldım taktım.
Son olarak parfüm sıkarken saçlarımı geriye ittirdim. Bu defa hatırladığım detay yutkunmamı zorlaştırdı.
Dudaklarının uzaklaştığı noktaya burnunu bastırıp sesli bir iç çekmişti. Kulağım ve saçlarım arasındaydı.
-"Off...kızım ne güzel kokuyorsun sen böyle." demişti boğuk anlaşılması zor yükseklikte.
-"Ben hazırım !"
Kendi kendime gelip dudağımı ıslattım ve aldığım telefonumla odamdan çıktım.
Deniz kenarında gençlerin takıldığı bir kafeye gelmiştik. Yanımızda Müge ile Samet vardı.
Gece hakkında kimseden bir söz çıkmamıştı. Başak bu konuda onları tembihlemişti belliydi.
İçtiğimiz kahvelerin sonrasında sahil kenarında boylu boyunca yürümeye başladık. Yüzüme vuran deniz kokusu ruhumu hafifletirken hiç buradan gidesim gelmemişti.
Nasıl bunca zaman buradan uzak kalabilmiştim ?
-"Tekrar geri dönmeyi planlıyor musun ?" diye soran Samet'ti.
Bakışlarımı dalgalı denizden çektim.
-"Sanmıyorum. Zaman ne gösterir bilemem." diye ekledim.
Düşünceliyken çok fazla cümle kuramıyordum. İki ayrı dil birbirine giriyor aklım karışıyordu.
-"Annem arıyor."
Bakışlarım Başağa kaydı. Aramayı yanıtladı ve kulağına yasladı.
-"Efendim annem ?"diyerek açtı.
Aynı saniyede yüz ifadesi bocalama yaşayınca adımlarımızı durdurduk.
-"Dur sakin ol düzgün anlat. Ne oldu ? İyi mi şimdi ? Hangi hastane ?!"
Vücudumdan geçen korku hissiyle Başağın kolunu tuttum.
-"Tamam hemen geliyoruz."
-"Ne oldu abla anlatsana ?!" diye sordum dehşet bir endişeyle.
-"Kadir amca kalp krizi geçirmiş. Hastanedeler. Of Melek teyze mahvolmuştur."
İçimizde büyüyen korku ve üzüntü çoğalırken Samet bizi hastaneye götürüyordu. Arabadan iner inmez teşekkür dahi edemeden hastaneye koştuk.
Girişte ismini sorduğumuzda doğru düzgün bilgi vermemişlerdi. Bizde annemi aramış nerede olduklarını öğrenmiştik.
Uzun sessiz koridorda hıçkırıkları yayılan Melek teyzeyle omuzlarım çöktü.
Babam ayrı bir yerde can dostu için sessiz sessiz yaş döküyordu. Babamı ilk kez böyle yoğun hüzünle görüyordum.
-"Ağlama iyi olacak." dedim Melek teyzeye sarılırken.
-"İnşallah kızım inşallah yavrum." dedi ve omzuma yaslanıp hıçkırdı.
Dağılmıştı. Çok kötüydü.
Yerimi Başak aldığında bende babama yaklaştım. Kollarının arasına girer girmez yüzünü omzuma koydu ve saçlarımı okşadı.
-"Üzülme baba Kadir amcaya bir şey olmayacak. O çok güçlü bir adam." dedim içimden dua ederken.
-"Nasıl oldu ? Birden mi ?"
Başağın sorularını merak ettiğim için o tarafa baktım.
-"Sabahtan beri göğsüm ağrıyor diyordu. Pek önemsemedi. Bunun başımıza geleceğini nerden bileyim ?" Titreyen dudakları daha fazla konuşmasına müsaade etmeyince elindeki peçeteyle gözlerini sildi.
-"Bilemezsin tabiki. Üzme kendini sana da bir şey olur Melek teyze." dedim ve kolunu sıvazladım.
-"Doğru söylüyor Bade tansiyonun düşecek." dedi anne göz altlarını silerken.
-"Esved'i aradım o da yoldadır. Belki daha iyi bir doktor bulur. Endişelenme hırpalama kendini." Babamın sözleriyle yıllardır ismini dilimden geçirmediğim kişi aklıma geldi.
Doğru ya Melek teyzenin oğlu vardı. Ama biz küçükken o çoğunlukla dedesinde kalırdı. Dedesini çok sevdiğini hatırlıyordum. Dedesi de onu oğlu gibi bakıp büyütüyordu. Yani aklımda kalanlar bunlardı.
-"Anne ?! Babam...babam nerede ? İyi mi nesi var ?!"
Melek teyze yanımızdan kalktığı gibi sesin geldiği yöne adım attı ve başımı ağır bir yavaşlıkla döndürdüm.
Annesine sarılan adamı gördüğümde dünya başıma yıkıldı. Ciddi ciddi yıkıldı.
Nefessiz kalarak elimi Başağa doğru attım. Birisi başımdan aşağı kaynar su dökmüş gibi ateşler içinde kaldım.
-"Başak kalk." diye fısıldarken sesim zar zor çıkmıştı.
-"Ne oldu ?" dedi bana dönerek.
Saçlarımı yüzüme doğru atıp onu beklemeden koridorun diğer yanından hızlı hızlı yürüdüm. Yürürken dizlerim sallanıyordu. Neredeyse koşarcasına giderken arkadan babamla Başağın konuşmasını duymuştum.
Nereye gideceğimi bilmeyince koridoru döner dönmez elimi göğsüme attım ve duvara yaslandım.
Göğsümü saran ağrıyı anlatmaya kelimeler yetmezdi.
O adam Melek teyzenin oğlu olamazdı !
Hayat bana bunu yaşatamaz !
-"Bade ne oldu ablacım ? Suratın bembeyaz oldu korkutma beni." Yanaklarımı tutan ellerini indirirken göz bebeklerime dahi titriyordum.
-"Bu o...o adam."
-"Saçmalama ablacım şaka mı yapıyorsun ?" Yüzü benim gibi kalakalan Başağa baktım. Beti benzi atmıştı. İlk kez bir konuyu ciddiye alıyordu.
-"O işte Başak !" dedim titreyen dudaklarımla.
Elleriyle yüzünü kapatıp geriye adım attı.
-"Yani...yani o adam Esved miydi ?! Tanrı aşkına Bade !! Esved evli !! "
•••
Merhaba 🌸
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuuuz ?
Değişik bir hikaye olacak gibi geliyor 🙆