İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 28 · 10 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 28

Yirmi sekiz

•

Yalnızca oturmak için girdiğim yatakta uzun saatler boyunca uyuya kalmıştım. Kalktığım zaman odada sadece Başak vardı.

Hızlı bir şekilde odanın banyosuna girmiş duş almıştım. Berbat haldeydim. Daha fazla böyle duramazdım.

Saçlarımı çok az kurutup tepeden salaş bir topuz yaptım ve havluyu sepete attım. Girerken aldığım iç çamaşırlarını giyinip diğer kıyafetlerime uzandım.

Siyah bir bluz altına siyah eşofman geçirdim ve kapının yanına ilerleyip banyo terliklerini çıkartarak spor ayakkabılarımı giyindim.

Gerekli olan her eşyamı ya annem ya Başak getirmişti. Ki zaten üzerimi değiştirmek aklıma bile çok gelmiyordu.

Aynadaki bedenimin değişme hızı şaşırtıcıydı. Yanaklarım zayıflıktan içe çökmüş gözlerim hala kırmızı ve altları mor halkalıydı.

Bedenim de zayıflamıştı. Artık her şey iyiye gidecekti. Daha şimdiden hayat dolduğumu hissediyordum.

Son olarak dişlerimi fırçalamayı atlamadan banyodan çıktım.

Koltukta oturan babam ve Kadir amca vardı. Yemek yiyorlardı.

-"Afiyet olsun." dedim.

Hızlı davranarak odadan çıktım. Neredeyse koşarak gidiyordum. Kaç saat olmuştu yanında değildim.

Geldiğim kapının önünde Kaan , Hakan ve Caner vardı.

-"Merhaba yenge." dediler bir ağızdan.

Minik bir gülümseme ile onlara baktım.

-"Merhaba."

-"Daha iyisin ?" dedi sorarcasına Kaan.

-"İyiyim teşekkür ederim." Resmen kollarında bayılmıştım. Haliyle korkutmuştum.

Bir hevesle duramadığım yerde odaya yöneldim.

Esved'in yatağının karşısındaki üçlü koltukta annem , Melek teyze ve Gürkan bey otururken yatağın yanındaki teklide Sena oturuyordu.

Bir anlık duraksamış olsam da kendimi toparladım.

-"Hah bizde tam daha ne kadar dayanır diyorduk." Annemin alaylı sesine karşılık yanaklarım kızarmıştı.

Esved'le göz göze geldik. Gözleri biraz şiş duruyordu ve kapanmak üzereydi.

Hasretle özlemle ona baktım.

-"İyi misin ? Ağrın var mı ?" Sena'nın oturduğu tarafa değil bilerek diğer yanına geçmiştim.

Çıplak bedeni hastane kıyafetiyle kapatılmıştı. Karnında duran elini kaldırdı ona yakın duran sağ elimi tuttu. Ruhum bedenim sıcacık olmuştu.

Bu minik dokunuş bile dizlerimi titretiyordu.

-"Uykum var biraz." Kurumuş dudaklarından kısık tonda çıkmıştı.

-"Biz çıkalım uyu sen oğlum. Allah'ıma şükürler olsun iyisin ya ben daha ne isterim." Melek teyze yaklaşıp oğlunun başına dudaklarını değdirdi. Hepsi birlikte ayağa kalktığında kimseyle göz teması kurmadım.

-"Tekrar geçmiş olsun." diyen Sena annemin arkasından çıkmıştı.

Elimi elinden çekecektim izin vermedi.

-"Sen kal." diyince içim sızladı.

-"Biz dışarıdayız." En son çıkan Gürkan beyin kapıyı kapatmasıyla aşağı eğildim ve yanağına dudaklarımı bastırdım.

Tenini özlemiştim. Her şeyini özlemiştim.

-"Gelsene yanıma."

Hızla başımı iki yana salladım.

-"Olmaz öyle." dedim.

Daha yeni hayata dönmüştü.

Biçimli kaşlarını çattı. Kısık bakışları huysuzlanmıştı.

-"Gel dedim. Koynunda uyumak istiyorum. "

Deli gibi sarılma isteğimi bastırırken böyle konuşmamalıydı.

-"Hayır Esved. Sana zarar vermek istemiyorum. Daha iyileşmedin."

Oflayıp elimi bırakınca ona kıyamadım. Yüzü düşsün istemedim.

Ayakkabılarımı çıkartıp yatağın kenarına oturdum. Kendisi zor sığmıştı beni de yanında istiyordu.

-"Bak kıpırdamıyorsun ama tamam mı ?"

Kolunu belime sarıp çekmesiyle yanına uzanmış oldum. Göğsünün yarısına denk geldiğim için panik yaparak geri kaydığımda az kalsın düşecektim.

-"Sen bana zarar veremezsin yat şuraya."

Kabullendim. Biraz yukarı doğru kayıp uzandığımda bedenini oynatmadan yalnızca başını göğsüme yasladı.

Aldığım solukla birlikte elimi yanağına koyup saçlarının arasını öptüm.

Belimi okşayışı gözlerimi yaşartıyordu. Bu anı çok beklemiştim.

-"Şimdi pek halim yok ama kalktığımda sana çok kızacağım." dedi zar zor duyduğum yükseklikte.

Yanağını okşamaya devam ederken çok azcık bedenine yaklaştım.

-"Neden ?" diye sordum.

Başını kaldırıp yastığa bırakırken bana doğru baktı. Güzel gözleri iç çektirdi.

-"Benim seni sevmeye kıyamadığımı biliyorsun. Kendine nasıl bunu yaparsın Bade ? Bana bir şey olsa bile sen kendini bırakmayacaksın."

Daha fazla gözlerine bakamayınca başını göğsüme doğru çekip yüzümü başına yasladım.

-"Ne yaşadığımı bilmiyorsun." Sesimin titremesi geçsin diye kısacık bir an gözlerimi yummuştum.

-"Sana bir şey olsaydı ben ne yapardım ?"

Açıkta kalan göğüs bölümüme dudaklarını değdirdi. Aynı anda gözümden süzülen yaş saçlarına düşmüştü.

-"Ağlamana içim gidiyor güzelim."

Belimi biraz daha çekince bedenlerimiz birbirine girmişti. Koluyla sarılıp tenimde derin derin soluklar aldı.

-"Seni asla bırakmayacağım. Ben artık iyiyim."

Hıçkırığımı tutamayıp onu biraz daha sarmaladım.

-"Senin...senin uyanmama ihtimalin olacağını söylediler. Bunu nasıl kaldırabilirim ben ? Günler geçmek bilmedi. Her gün her saat gözünü aç diye bekledim..."

Ne yaptığımın farkına varınca ellerimi kaldırıp yüzümü silerken doğrulmuş oturmuştum.

-"Bunları konuşmayalım. Dinlen sen." Durmuş ağlaya ağlaya adamı üzüyordum.

Yanaklarımı sildikçe yenisi eklendiği için kendime kızıyordum.

-"Güzelim. Sevgilim gel buraya." Yattığı yerden sağ kolunu yana doğru açtı.

İtiraz edemedim. Ona çok ihtiyaç duyuyordum.

Canını yakmaktan korkarak omzuna başımı yasladım. Başını çevirip alnımı öptü.

-"Seni çok seviyorum. Gözlerinden akan yaşlara kurban olurum ben üzülme. O an bende sadece seni düşündüm ama...neyse bak bizim daha yaşayacak çok zamanımız var. Sen böyle hep yanımda duracaksın ve ben bir daha ağlamana izin vermeyeceğim. Güzel yüzlüm benim. Ne hissettiğini tahmin edebiliyorum. Ama yine de ağlama dayanamıyorum."

İç çekişlerim göğsünde son bulduğunda saçlarımı okşamasıyla mayışmıştım. Gözlerimi kapatmak istemiyordum. Sanki kapatırsam rüyadan uyanıp aynı kabusa döneceğim gibi hissediyordum.

-"Canın acıyor mu ?" diye sordum.

-"Hayır. "

-"Doğru söyle." derken sesim kedi miyavlamasına benziyordu.

-"Biraz ama çok değil. İlaçlar fazla hissettirmiyor." Olsun. Buna da razıydım. Gözlerini açmıştı ya yeterdi. Her şeyi atlatacaktık.

-"Uyumak istersen kalkabilirim." Tereddütteydim. Bir noktasını acıtsam saatlerce ağlardım.

-"Güzelim zaten kaç zamandır uyuyorum. Bırak da senin tadını çıkarayım. Kokunu sıcaklığını özledim."

Gülümseyip

-"Ama gözlerin öyle söylemiyor." dedim.

-"Gözlerimi boşver kalbime bak sen." dediğinde günler sonra neşeyle kıkırdadım.

Kolumdan destek alıp sol tarafına dudağımı bastırdım. Hastane kıyafeti incecikti ve sert göğsünü hissetmeme engel değildi.

-"Günlerdir bu anı hayal ediyordum. " diyerek omzuna geri yattım.

-"Bir an önce evimize gitsek." Saçlarımı öperken dönüp ona baktım. Bakışları yüzümdeydi.

-"Evimiz ?"

-"Yani benim evim senin evin." dedi ve çok azcık gülse bile yüzünü buruşturmuş karnını tutmuştu.

-"Ne oldu ? Acıdı mı ? Doktoru çağırayım mı ?"

Doğrulup pikeyi aşağı çektim.

-"Hayır güzelim geçti."

-"Dikişlerin acıdı geçiştirme." dememe rağmen dinlemeyerek beni yine yatırmıştı.

Aradan uzun denecek kadar süre geçti. Fakat biz hiç kıpırdamadan yatıyorduk.

Huzur buradaydı işte. Saf tertemiz huzur.

-"Bu elbiseyle hiç rahat değilim."

Kendi tutamayıp gülünce sessizliğimiz bozulmuş oldu.

-"Öncesinde çıplaktın böyle daha iyi değil mi ?" diye sorunca bana baktığını hissettim.

-"Çıplak bedenimi mi inceledin yoksa ?" dedi alayla.

Dudaklarım düz çizgi halini aldı.

-"Aklımda sadece uyanman vardı."

Başımın üstünü öpüp kendi örtüsüyle üzerimi örttü.

-"Yanındayım. Her şey geçti güzelim." dedi ve sustu.

Konuşacakken kapının tıklanmasıyla aniden yanından kalkarak ayakta üzerimi düzelttim. Saniyelik olarak yapmıştım.

İçeriye Melek teyze girmişti.

-"Uyuyor mu diye bakacaktım." dedi küçük tebessümle.

-"Çok uyumuş ikna edemedim." dememle gülümsemesi büyümüştü.

Yaklaşıp Esved'in yanağını okşadı ve uzun uzun öptü.

-"Yavrum güzel oğlum. Ağrın sızın var mı ?"

Esved yarı kapalı duran gözleriyle başını iki yana salladı.

-"Yok anne iyiyim."

Asılan yüzünden emin olduğum bir ihtimal varsa o da yanından kalktığım içindir.

-"Bade kuzum gel sende yemek yiyeceğiz."

Dudaklarımı ıslatıp ellerimi önümde birleştirdim.

-"Bir şey yiyesim yok Melek teyze aç hissetmiyorum." dedim doğrudan.

Ben böyle söyleyince kaşlarını çatmıştı.

-"Oğlum bir şey söyle bak hiç kendine bakmıyor. Serumlarla ayakta duruyordu."

Gözlerimi devirmemek için zor durdum. Şimdi önemli olan bu muydu ?

Esved yattığı yerde çok az kıpırdanmış yüzünü buruşturur gibi olmuş toparlanmıştı.

-"Anne...siz...?"

Esved belli belirsiz bana kaş göz yapınca yorgun omuzlarımı düşürdüm ve başımı aşağı yukarı salladım.

-"Evet hepimiz." diyen Melek teyze de anlamış alttan alttan gülümsemişti.

Boynumdan yukarısını ateş basarken bu şekilde karşılamış olması bir yanımı rahat ettiriyordu.

-"Babamlarda mı ?" Esved bu duruma gerçekten şaşırmıştı.

-"Yemek saati."

Odaya giren hizmetli ve doktorla konu kapanınca bir nefes üfledim.

-"Esved bey artık sıvı besin tüketimine geçiyoruz. Yarın sabah tekrar terapi için burada olacağım. Uyumadan önce de ilaçlarınızı hemşire hanım getirecektir."

Melek teyze bir eli hala Esved'in üstündeyken doktora dönmüştü.

-"Ben böyle bol vitaminli çorbalar yapsam doktor bey olmaz mı ? Şifa olur oğluma." diyince doktor gülümsemişti.

-"Olur tabi ama şimdilik bizim kontrolümüzde olmalı. Zaten Esved bey için özel olarak geliyor yeterince sağlıklı. "

Hastane Gürkan beye ait olduğundan dolayı bu ilgi beni şaşırtmıyordu.

-"İyi peki nasıl derseniz."

Aldığım solukla Esved'e gözlerimi çevirdim.

-"Hastanede ne kadar kalması gerekiyor ?" diye sordum bu sefer.

Ayıp olmasa sabaha kadar Esved hakkında sorular sorup ikna olmaya çalışırdım ama olmazdı elbette.

-"Duruma göre bakacağız." dedi doktor bey.

Ardından iyi akşamlar dileyip odadan ayrıldığında tekerlekli masa ile çorbası gelmişti. Melek teyze Esved'in yanındaki küçük boşluğa oturup çorbayı karıştırmaya başladı.

Bende yatağın ayak ucunda gözlerimi sevdiğim adama dikmiş yüzünü gözünü inceliyordum.

Her kaşıkta iğrenç bir yemek yer gibi yüzü ekşiyordu.

Gülümsüyordum çünkü çok tatlıydı.

-"Anne yeter. Kusmaya bile halim yok daha istemiyorum." En sonunda pes etmişti işte.

-"Oğlum yüzün kaşık kadar kaldı. Aa hanginizle uğraşacağız biz ? Biri yatmaz diğeri yemez."

Melek teyzenin isyanının bir ucu da bana gelince gözlerimi kaçırdım.

-"Şey ben annemlere bakıp gelirim." diyerek odadan istemeden de olsa çıktım.

Koridorda yalnızca Kadir amca vardı.

-"Kadir amca annemler nerede ?" diye sordum.

-"Bir saatliğine eve uğrayıp geliriz dediler kızım. Başak odada. Bende biraz bahçeye çıkacağım Melek teyzene söylersin." diyip kalkınca olduğum yerde durdum.

Kadir amca uzaklaşmıştı. Bir kaç dakika sonra söylemek için odaya yönelmiştim. Kapının oradaki kısa koridorda adımlarım durdu.

-"Bade'ye kimse bir şey demedi değil mi anne ?"

Normalde asla dinlemezdim. İsmim geçince duraksamıştım.

-"Ne diyeceğiz annecim ? Tabiki hiç birimiz beklemiyorduk ama bu sizin hayatınız. Kim ne diyebilir ? Hem hepimiz hayatlarımızın değerini şu geçen günlerde anladık. Yüreğiniz ne istiyorsa nasıl mutlu olacaksanız öyle yaşayın. Allah'ım sağlık versin yeter." demişti Melek.

-"Anne." Güçsüz sesi bir an durdu.

-"Doğruyu söyle bak öğrenirim. Şurada yatıyorum diye üzülmesine izin vereceğimi sanmayın yakarım ortalığı. "

Gözlerimde oluşan buğuya rağmen gülümseyip dudaklarımı ısırdım.

Aşığım. Her zerrene.

-"Ay ! Deli etme beni Esved. Yok dedim ya sende ne fena bir şey oldun ? Hem sen bir kalk ifadeni öyle alacağım. Kızım yerine koyduğum Bade'ye hangi ara böyle tutulduğunu anlatacaksın. Tabi sonra babası da alır ifadeni daha çok işin var. Kız almak kolay mı sandın ?"

Melek teyze adeta kıkır kıkır gülüyordu.

Gitmek istiyordum ama ayağımı çekesim yoktu. Yapmamam gerekirken buna engel olamıyordum.

-"Geç o işleri anne. Ben alacağımı almışım kimseye hesap vermem."

Yanaklarımın pancara dönmesiyle utanç içinde koşarak uzaklaştım.

Ben dinlerken utanmıştım adam söylerken hiç mi çekinmiyordu ?

-"Bade kuşum. Ne oldu ablacım ?"

Yatakta telefonuyla oynayan ablam doğrulunca yanına girip göğsüne yattım. Gülerek beline sarıldığımda bana sarılmış kahkaha atmıştı.

-"Ne oluyor be deli ? Yüzün gülüyor diye ben ağlayacağım şimdi. "

-"Ya deme şöyle." diye mırıldandım.

Zaten ağlamam burnumun ucundaydı.

-"Enişte beyimiz nasıllar ?" diyerek konuyu değiştirdi.

Gayet formunda.

-"İyi iyi daha iyi olacak inşallah. " dedim.

-"Artık eve mi gitsek ne dersin ? "

Bunu maalesef olumlu karşılamayacaktım. Doğrulup oturdum ve açılmış yakamı düzelttim.

-"Esved çıkmadan gidemem Başak."

Israr etme girişiminde bulunmadı. Cevabım netti.

-"Benim bir kaç işim var çıkıp gelirim. " diyince onayladım.

-"Git hallet sorun değil. Hatta istersen evde kal sen uyuyamıyorsun burada." dedim.

Kabul ettirdikten sonra Başak'la birlikte odanın terasına çıkıp ard arda bir kaç tane sigara içmiştim. Nasıl bittiğini anlamadan tekrar yakmış temiz havayla kendime gelmiştim.

Banyoda elimi yıkayıp dişlerimi fırçaladıktan sonra yarım saat kadar oturmuştuk. Ardından Başağın getirdiği kahveleri içip birlikte koridora çıktık.

-"Yenge ?"

Koridorda karşı karşıya geldiğimiz Caner'le adımlarım durdu.

-"Bir şey mi oldu ?" dedim hemen.

-"Yok yok. Esved seni soruyordu." dediğinde bedenimi gevşettim.

Sanırım uzun bir süre yüreğim ağzımda yaşayacağım.

-"Yenge ne ya ?" Başağın fısıltısına gözlerimi devirdim.

Evet biraz tuhaf geliyordu kulağa ama pek takıldığımı söyleyemezdim.

Odadan içeriye girdiğimizde yanında sadece Hakan vardı. Melek teyze neredeydi bilmiyordum.

Esved girdiğimi hissettiği gibi başını çevirmişti.

-"Çok yattın yeter ya ne zaman gidiyoruz ?"

Başak alay edip yalandan kızarken Esved'in dudağının kenarı kıvrıldı.

-"Tadilattayım."

Sözlerine karşılık tebessüm edip duvara sırtımı yasladım.

-"Daha iyi görünüyorsun." dedi Başak.

Başını hafifçe sallamıştı. Bu esnada gözleri hiç üstümden çekilmemişti.

-"Öyle görünüyorsam öyleyimdir." derken elini karnına götürüp götürmemek arasında kalmış gibiydi. Ve bunu belli etmemek için bedenini oynatmış kafasını çevirmişti.

Bu kadar hızlı iyileşmesini hiç birimiz beklemiyorduk. Henüz iyi olmadığını da biliyordum.

Ancak yaşıyordu.

Bu büyük bir şükür sebebiydi.

-"Biz yarın yine uğrarız. Saat geç oluyor gidelim." Caner ve Hakan Esved'le vedalaşıp çıkarken Başak da eşyalarını toplamak için odaya gitmişti.

Bende sevdiğime yaklaşıp gözlerinin üstünü birer birer öptüm gülümsedim. Kapanmaya yüz tutan gözlerine rağmen tebessüm etti.

-"Benimle uyusana."

-"Melek teyzeler gelir olmaz ki." dedim.

-"Beni üzecek misin yani ?" Sesi mızmız bir çocuk gibi çıkınca kıkırdayıp yanağını okşadım.

Yanından uzaklaştım ve odanın ışığını kapatıp loş aydınlık sağlayan sarı ışığın tuşuna bastım. Kapıyı da kapattıktan sonra yatakta yanına uzanmıştım.

-"Bir daha bunu giyinme. Yanımda giy başkalarının yanında giyinme."

Başını göğsüme koyduğunda homurdanınca kaşımı havaya kaldırdım.

Bu halde bile mi ?

-"Olur giyinmem." dedim ve iç çekerek elimi göğsüne doğru attım.

Esved de damar yolu açılmış olan elini göğsüme doğru koyunca önce irkildim ardından sabit kaldım.

-"İçinde bir şey yok mu ?"

Tam göğsüne şaplak atacakken kendime saçmalama Bade dedim.

-"Uyur musun lütfen ?!" derken utançtan kızarmıştım.

-"Tamam sevgilim kızma." Gülümsediğini sesinden anlamıştım. Bedenime iyice sokulduğunda göğsümde yaşanan ferahlığı huzuru canlı canlı hissettim.

Bütün çektiğim yaşadığım çaresizlik geride kalmıştı.

Gözlerimi kapattım ve dünyanın en huzurlu uykusuna kendimi bıraktım.

•••

Merhabaaa ❤

Bugün erken gelmek istedim. Belki canınız sıkılıyordur çiftimizi tatlı tatlı okumak istersiniz diye düşündüm.

Umarım beğenmişsinizdir 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.