•••
Vücudum kaskatı kafam bir beton gibi ağırdı.
Tutulmuş boynuma elimi attım ve başımı oynattım. Gözlerimde öyle bir yük vardı ki açamıyordum.
Kendime gelmem çok uzun sürdü. Uyandığım oda labirent gibiydi. Yataktan zar zor kalkıp sicim sicim akan yaşlarımla etrafa baktım.
Kimse yoktu. Odanın içinden başka bir odaya daha giriliyordu. Oradan çıktım. Koltuklar vardı. Duvara tutunarak baş dönmemin geçmesini bekledim.
Açık duran bir kapı daha vardı. Banyo olduğunu görünce soğuk suyu hem yüzüme hem boynuma çarptım.
Nefes alan bir ceset gibiydim.
Çıkış kapısını bulmamla koridordan ilk geçene ameliyathaneyi sordum. İndiğim katta kimse yoktu.
Delirmiş gibi yüzümü sıvazladım. Kapının açılmasıyla hemşireye yürüdüm.
-"Esved. Esved Alazoğlu buradaydı."
Halime bakıp kaşlarını çattı.
-"Evet." dedi duraksayıp.
-"Yoğun bakım ünitesinde."
Tarif ettiği yeri bulmuştum. Herkes buradaydı. Annem bile gelmişti. Kalabalıktı.
Benim bu ağlama seslerine tahammülüm yoktu.
Esved.
Sevdiğim.
Kalk artık.
-"Bade ? Bende yanına geliyordum."
Başak önümde dururken benim gözüm kalabalıktaydı. Melek teyzenin etrafını çevirmişler herkes perişandı. Sena'yı gören gözlerim onun üstünde oyalandı.
-"Esved nasıl ?" diye sordum. Sesim boğazımı yırtarak çıkmıştı.
-"Bir değişiklik yok bekliyoruz."
Sızlayan burnumu yok sayıp güçlükle yutkundum. Aynı saniyede yanımda annemi hissettim.
İçi boş bir beden taşıyordum. Ayakta duramıyordum. Kendimi annemin kollarına bıraktım.
Sıkı sıkı sarılıp başımın üstünü öptü.
-"Annem. Güzel kızım benim. İyileşecek Esved. Ağlama sen kıyamam ben sana."
Biliyordu. Öğrenmişti.
-"Dayanamıyorum anne. Dayanamıyorum. " Hıçkırıklarım boğazıma dizilmişti. Boğuk sesim çıkmaya güç bulamıyordu.
-"Hayır kendini böyle bırakma. Ağlama." Geri çekilip yanaklarımı silerken annemin de gözlerinden yaş süzülüyordu.
-"Bade iyi misin kızım ?"
Gürkan beyin sesiyle zorluk içinde yutkunup başımı çevirdim. Bir günde çökmüştük.
-"İyiyim." İyi olabilir miydim ?
-"Siz iyi misiniz ?" diye sordum.
Gözlerime hiç engel olamıyordum. Yalnızca durmadan yaşlar akıyordu.
-"İyi olacağız." dedi başını sallayıp.
Başak yanımda kıpırdanınca ileriye baktım.
-"Onlar kim ?" diye sordum. Tanıdık yüz olan yalnızca Kaan ve şoförü Emir vardı.
-"Esved'in amcalarıyla halası."
Tepki vermeden öylece durdum. Beni yönlendirip oturttuğu yerin biraz ötesine Gürkan bey de oturmuştu. Babam yanıma oturup başımı öptü omzuma sarıldı.
-"Başak'la alt kata inip bir şeyler yiyin. Gelirsin hemen. Olur mu ?"
Başımı iki yana salladım. Kendiliğinden titreyen dizlerime ellerimi sabitleyip buğulu gözlerimi yumdum.
-"Hayır istemiyorum." dedim.
Beni uyutmalarına izin vermişlerdi. Daha fazla Esved'in yakınından uzaklaşamazdım.
-"Bari su alıp geleyim." Başak diğer yanımdan kalktığında karşıya baktım. Sağ taraf yoğun bakım kapısıydı.
Orada yatıyordu.
Hem yakın hem dokunamayacağım kadar uzak.
Başım deli gibi ağrıyordu. Zamanı geriye sarmak istiyordum. Yanımdan gitme deseydim.
Gitmezdi ki.
Kalırdı benimle.
Şimdi yine güçlü bedeniyle dimdik duruyor olurdu.
Aralanan dudaklarımla hıçkıra hıçkıra eğildim. Elimin içi alnıma yaslıyken omuzlarım sarsılıyordu.
Damlalar sicim sicim mermer zemine düştü.
-"Kızım yapma. İyileşecek ben inanıyorum. Sende inan."
O kötü ihtimal aynı yerinde duruyor. Doktorun söyledikleri kulaklarımdan gitmiyordu.
Yüzümü silmek için gözlerimi araladığımda yoğun bakım kapısı açılıyordu.
Ayağa kalkıp herkesin önünde doktora yaklaştım.
-"İyi mi ? Nasıl ? Görebilir miyiz ?"
Kapı hala açık dururken yüz ifadesini sabit tuttu.
-"Henüz bir gelişme yok üzgünüm. Eğer isterseniz camdan görebilirsiniz ama-" Devamını dinlemeden yanından hızlıca geçtim.
Sağ ve sol duvarlardan geçen camları gözlerimle taradım. Nefes nefese önünde durduğum cama ellerimi dayadım.
Buradaydı işte.
-"Esved..." Göz yaşlarımdan görüşüm kapanınca sinirle yüzümü sildim.
Solunum cihazına bağlı daha bir sürü cihazlara bağlı yatıyordu. Yüzü gözü çizik içinde çıplak üst gövdesinde sargılar vardı.
Aldığım nefesi ona vermek istedim.
Canım canına can olsun istedim.
Hıçkıra hıçkıra o camın dibine çöktüğümde beni tutan babam olmuştu.
Onu görmemi engelleyen diğer herkes önüme geçerken koridorun duvarına yığıldım.
-"Bade kızım ! Gözünü seveyim ağlama."
Başımı sallayıp kollarını ittirdim. Annem bir yandan babam bir yandan tutmaya çalışıyordu.
-"İyi değil ! Görmüyor musunuz ?! Nasıl yatıyor baksanıza ! Kaybedemem ben onu kaybedemem !"
Annesinin acısı yanında belki benimki az kalıyordu.
Ama benim de içim yanıyordu işte.
Ellerim saçlarımda sarsılan omuzlarımla çöktüğüm yerden kalkamadım. Kimsenin dokunmasına izin vermeden dakikalar sonra kalktığımda soluksuz bir halde cama yaklaştım. Hemen yanımda Melek teyze vardı.
Cansız duruyor sessiz sessiz ağlıyordu.
Başını bana çevirdi. Dudağıma dişlerimi geçirip gözlerimi kaçırdım.
Ellerini sırtıma dolayıp sarılınca birlikte ne kadar ağladık bilmiyorum.
Saatlerce Esved'i izlemiştim. Hiç ayrılmadan milim kıpırdamadan onu izledim. Bacaklarımda derman kalmamıştı ama gidemezdim.
Onu bırakamazdım ki.
Alnım cama yaslı dururken yorulmayan bir tek gözlerimdi.
-"Bade...gelip biraz oturmak ister misin ?"
Doktorun uyarısıyla yoğun bakımdan herkes çıkarken beni çıkarmalarına izin vermemiştim. Melek teyze yine sakinleştirici etkisiyle uyuyordu.
Bu defa koridora yalnız girip yanıma gelen Sena olmuştu.
Başımı olumsuz anlamda salladım. Hala hayatta olduğunu gösteren cihazlara göz gezdirip sevdiğim adama baktım. Güzel yüzü ne haldeydi ?
-"İyi olacak. Kolay kolay pes eden bir adam değil."
Özlemiştim. Bana güzel bakan gözlerini. Bir günde sesini özlemiştim.
Uyan sevgilim lütfen.
-"Artık uyuman gerekiyor hadi Bade." Başak yaklaşıp koluma dokundu.
-"Hayır. " diye mırıldandım.
-"Babamın seni eve götürmesini istemiyorsan sözümü dinle. Düşüp bayılmanın kimseye faydası olmayacak. Zaten bir şey olsa seni hemen uyandırırım."
Bütün itirazlarıma rağmen uyandığım odaya geri götürüldüm. Labirent gibi olan odanın arka odasında Melek teyze uyuyordu. Başında annem vardı.
Benim yatağa uzanmamla beni kontrol etmiş üzerimi örtmüştü.
-"Ben evden bir kaç parça eşya getireceğim. İstediğiniz bir şey var mı ?"
Konuşmalarını dinlerken usul usul göz yaşlarım akıyordu. Esved onca acının içindeyken benim gözüme uyku mu girerdi ?
Sadece yanında olmak istiyordum.
Sadece iyi olsun yeter.
'
Günler günleri takip ederken gün aydınlanmadan kalkmıştım. Elimi yüzümü yıkayıp aynaya baktım.
Neredeyse iki hafta olacaktı. Hastaneden ayrılmadan geçirdiğimiz onca gün. Onca acı sitem hepsi yerini derin bir hüzne bırakmıştı. Artık haykırışlarımız yoktu. Bir köşeye çekilip robot gibi ağlıyorduk.
Göz altlarım çökmüştü. Doğru düzgün uyumadan yemek yemeden ancak bu kadar yaşanıyordu. Dün gece annemin zorlamasıyla bu hastane odasında duş almıştım. Başak beni yıkamış ben hıçkırıklarımı banyoda yankılatmıştım.
Gücüm yoktu. Gücüm Esved'di.
O yeni aldığı araba onu hiç tahmin etmediğimiz bir noktaya sürüklemişti. Takla attığı yerden kurtulması bile şans eseriyken ben bütün umudumla gözlerini açacağı anı bekleyecektim.
Kırmızıdan normale dönmeyen gözlerimi aynadan çektim. Annemle Melek teyze büyük odada , Başak ve ben iç odada babamlar ise koltuklarda yaşıyordu. Günlerdir böyleydik.
Gürkan beyin sağlığı kötüleştiği için ayrı bir odada serum takviyeleri alıyordu.
Sena da her gün burada yanımızdaydı. Herkes kalp acımı biliyordu bir şey söylenmiyordu.
Sessizce banyodan çıktım. Kısa kollu siyah elbisemin üstüne hırkamı geçirip odadan kimseyi uyandırmamaya dikkat ederek çıktım.
Aynı camın önüne gittim. Yüzünde ki yaraları iyileşmeye başlamıştı. Vücudu gözümüzün önünde çöküyordu izlemeye yüreğim el vermiyordu.
-"Günaydın. "
Sabahın ilk ışıklarıyla kontrole gelen doktoru beni burada görmeye alışıktı.
-"Günaydın. " diye mırıldandım. Kendi sesimi tanıyamaz olmuştum. Gözlerim boğazım ağlamaktan acıyor normale dönmüyordu.
Doktor içeri girmeden yanımda durdu ve Esved'e baktı.
-"Yanına girmek ister misin ?"
Bana dünyaları vermiş gibi gözlerimi büyüterek ona baktım.
-"Gerçekten mi ? Girebilir miyim ?!" dediğimde kolunu tutmuştum.
Tebessüm ederek başını salladı.
-"Kısa süreliğine." diye ekledi.
Bir dakikaya bile razıydım. Yeter ki ona dokunabileyim.
Hemşirenin yardımıyla ellerimi dezenfekte etmiş üzerime hastane kıyafeti geçirilmişti. İliklerime kadar titreyerek odanın kapısının açılmasını bekledim.
İçeri adım attığımda hemşire arkamdan kapıyı kapattı. Sessiz odada hıçkırık sesim duyuldu. Gözlerimden dökülen yaşların haddi hesabı yoktu.
Ayaklarımda kilo kilo ağırlık varmış da kaldıramıyormuş gibiydim. Zar zor yürüdüm.
Kapalı gözlerine kirpikleri gölge düşürmüştü. Bedeninde renk kalmamıştı. Bembeyaz örtüler arasında yatıyordu.
Dudaklarımı kanatırcasına ısırırken yattığı yatağa ilerledim. Soğuk elini korka korka tuttuğumda bu cansızlığı benim içime kor ateş gibi düştü.
-"Esved...sevgilim."
Yaşlardan önümü görmezken elinin üstüne dudaklarımı bastırdım.
-"Burdayım bak yanındayım. Uyan artık dayanamıyorum."
Ben şimdi buradan nasıl çıkar giderdim ? Nasıl onu bu halde bırakabilirdim ?
Yok. Yok hiçbir çare yok.
İnsan canından çok sevdiğini ,eli kolu bağlı hayata dönsün diye bekleyebilir miydi ?
-"Bana bunu yapmaya hakkın yok. Sensiz bir hayata katlanamam Esved. Uyan kalk sarıl bana ne olur.."
Boğazımda oluşan yumru konuşmama izin vermezken alnımı eline yaslayıp yere çöktüm. Bütün ruhumla acımla ağlarken içimdeki umut ışığını söndürmemeye çalışıyordum.
Bir ay bile geçse uyanacaktı biliyorum. Uyanmak zorundaydı. Beni bırakamazdı.
Bunu yapamazdı.
-"İyi misin ?"
Doktorun elini omzumda hissetsem bile başımı kaldırmadım.
Nasıl iyi olacaktım sorup durmasınlar !
-"Dışarı çık istersen tekrar içeri girmeni sağlarım. Olur mu ?" diyince bu sefer başımı kaldırdım.
Başımı iki yana salladım.
-"Hayır lütfen biraz daha." dedim boğuk ağlamaklı sesimle.
Gözleriyle onaylayıp itiraz edemedi. Odadan çıkmadan yanıma bir beyaz sandalye koymuş gitmişti. Oturduğum yerde yine başımı elinin yanına bıraktım. Göz yaşlarımla ıslanan parmaklarına dudaklarımı bastırdım.
Elimi kavrayan elini hissetmeye çalıştım. Tutup öptüğü zamanlarda hissettiğim canlılığını hayal ettim.
Şimdi hiçbir yaşam belirtisi olmadan burada yatıyordu.
Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum. Boynum ağırmaya başladığında yüzünü görebilmek için başımı kaldırdım.
Gözlerim kaydığında camın önündekilere baktım. Elimin içiyle gözlerimi silip kurumuş dudaklarımı ıslattım.
Ruhumu bırakmak istediğim sandalyeden canımı yaka yaka kalktım.
Melek teyze o halde burayı izlerken yanında olmaya hakkı vardı. Geriye adım atamadım.
Usulca eğildim şakağına dudaklarımı tüy kadar hafif değdirdikten sonra doğruldum.
Güzel kokusunu hastane kokusu esir almıştı. Sızlayan burnumu çekerek göz yaşlarımla yanından uzaklaştım.
Mucizemin bir mucizeye ihtiyacı vardı.
-"Kızım."
Hastane kıyafetini içeride çıkartmış dışarı adım attığımda annem omzumu sıvazladı.
-"İçeri girmemize izin verdiler mi ?" Melek teyze aydınlanan yüzüyle önümde durunca başımla onayladım.
Konuşmaya halim kalmamıştı.
Duvara tutunarak ciğerlerime derin bir hava çektim. Bu halde ne kadar sabrederdim bilmiyorum.
-"Hadi Bade odaya gidelim. Bir şeyler atıştır."
Kendimi taşımaya gücüm olmadığı için Başağın beni yönlendirmesine izin verdim. Kaldığımız odaya girince koltuğun ucuna oturup dirseklerimi dizime yasladım ve başımı tuttum.
-"Bir gece evimize gidelim. Güzelce yat uyu sabah yine geliriz. Perişan oldun buralarda."
-"Gidemem Başak."
Esved burada hayata dönmeyi beklerken ben gönül rahatlığıyla başımı yatağa koyabilir miydim ?
-"Esved uyandığında kendini böyle yıprattığın için sana çok kızacak benden söylemesi."
Beş dakikalığına kurumuş gözlerim bu cümleden sonra hiç akmamış gibi bütün şiddetiyle dışarı vurdu.
Başak başımı göğsüne yaslayıp sarılırken iç çeke çeke ağlıyordum.
-"Uyanacak değil mi ?" Bu sorunun cevabına ölesiyle muhtaçtım.
-"Uyanacak. Tekrar elini tutup yanında duracak ağlama artık."
Zar zor ağzıma tıktığı bir kaç lokmayı sırf tekrar serum takılmamak için yemiştim.
Koltuğa kıvrılmış kalkacak canım yokken kapı tıklatılmıştı. Her zaman olduğu gibi yine Kaan gelmişti. Yanında Hakan ve Caner'le birlikte. Üçü Esved'in yakın arkadaşlarıydı.
Onların gelmesiyle Başak telefonunu alıp içerdeki odaya geçti.
-"Nasılsın ? İstediğin bir şey var mı ?"
Esved'e olan bağlılıkları beni hiç tanımıyor olmalarına rağmen bana da yansıyordu.
Günlerdir aynı bitkin ifadeyle karşıma otururlarken Kaan yanıma oturmuştu.
Bacaklarımı düzeltmiş ellerimi kucağıma bırakmıştım.
-"Esved iyi olsun başka bir şey istemiyorum." dedim ve titrek bir iç çekişle başımı eğdim.
-"Olacak inşallah. Ama sen ondan daha kötü görünüyorsun. Valla kalkınca hepimizi sıradan geçirir. Yapma böyle."
Hiçbir şey umurumda değildi.
Ben onsuz daha fazla ayakta duramıyordum.
-"Kaan doğru söylüyor yenge. Biz başındayız. Sen dinlen biraz." diyen Hakan'dı.
Gözlerimi ona çevirip başımı salladım.
-"Dinlenirim." dedim kısık sesle.
Odanın aralık kapısından içeri babam girince onlarla bir kaç kelime konuşmuş dışarı çıkmışlardı. Gelip karşıma oturdu.
Yavaşça kalkarak camın önüne ilerledim. Hastanenin bahçesi günlerdir şirket çalışanları tarafından doluyordu. Dönüşümlü olarak bazen yarısı bazen diğer yarısı gelip bekliyorlar soruyorlar.
O kadar insan gelmiş gitmişti ki sayısızdı. Çalışanlar , iş arkadaşları , tanıyan tanımayan herkes Esved'i ziyarete geliyordu. Çoğunluğun bir kısmı Gürkan beyin de çevresiydi.
Doğum günüm için benimle tartışmıştı. Birlikte olacaktık. Doğum günüm geçmişti. Keşke küsseydik de burada olmasaydık.
Bunca olup bitenden habersiz bir tek sevdiğim adam vardı.
-"Çay getirdim. Bade ?"
Başağın sesiyle arkaya dönüp ilerledim. Koltuğa otururken sıcak karton bardağı uzattı.
-"Kızım...ben.."
Babam konuşmak istiyor ama ne diyeceğini bilemiyor gibiydi.
-"Efendim baba." dedim.
Başak'la bakışıp bana döndü. Koltukta ileri kayarak çayını sehpaya bıraktı.
-"Bu durumda sormam doğru değil ama sadece merak ettiğim için. Sen ve Esved...nasıl desem ?"
Yüz ifadem dümdüz duruyordu. Belki bu durumda olmasak çok daha farklı tepkiler verebilirdim.
Fakat artık kimin ne diyeceğinin önemi benim için sıfırdı.
Boğazımı temizleyip elimi saçlarımın arasından geçirdim.
-"Size söyleyecektik. Biz...bir süredir birlikteydik baba."
Hani birlikte söyleyecektik sevgilim ?
Parmağımın ucuyla damlayan yaşı silerken başımı başka yöne çevirdim.
-"Bu biraz sürpriz oldu." Babam kaşlarını kaldırıp geriye yaslandı.
Omuz silktim. Boğazımın sızlaması geçsin diye sıcak çaydan bir yudum içtim.
Bir şey söyleyecekken odaya diğerleri girdi. Melek teyze Kadir amcanın desteğiyle yürürken arkalarından annem de girdi ve kapıyı kapattılar.
Saniyesinde ayağa kalktım.
-"Esved'i yalnız mı bıraktınız ?" diye sormamla gözlerim buğulanmıştı.
Annem omzuma bastırıp kalktığım yere oturttu.
-"Arkadaşları orada yalnız değil kızım. Hepimiz bir oturup dinlenelim. Sakin ol."
-"Su versene." Kadir amca Melek teyzeye doldurduğu suyu uzatıp oturunca onu izledim.
Sakinleştiriciler allak bullak etmişti.
Gözleri yavaşlıkla bana döndü. Diğer yandan annem saçlarımı okşuyordu. Oda sessizdi.
-"Oğluma bu kadar değer verdiğin için teşekkür ederim." dedi.
Çaresiz bir ağrı göğsümü sardığı için ses çıkmayan dudaklarımı ısırdım. Sıcak göz yaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.
Keşke onun bana bakan güzel gözlerini görmüş olsalardı.
-"Tamam daha fazla ağlamak yok." Başak aldığı peçeteyle yanaklarımı sildi ardından hala sıcak olan çayı elime tutuşturdu.
-"Biz gidip bir doktorla konuşalım. Gürkan beye de bir bakarız."
Babam Kadir amcaya başıyla işaret ettiğinde ikisi odadan ayrılmıştı.
Konuşmadan bir kaç yudum daha aldığım çayı bıraktım.
-"Ben gidiyorum." dedim kimseyle göz teması kurmadan.
Koridordan yoğun bakım bölümüne geçtim. Cam kapının önünde oturan Kaan ve diğer arkadaşları beni görünce bana bakmışlardı.
-"Biz buradaydık yatsaydın ya sen."
Elimi sıkıp yutkundum.
-"Duramıyorum içim sıkışıyor." dedim direkt olarak ileri bakarken.
Onların oturduğu yeri es geçerek cam kapıdan içeri girdim ve Esved'i gösteren camın önünde durdum. Elimin içini yasladığımda burnum sızlıyordu.
Herkes vazgeçse ben yine burada onun için vazgeçmeyecek duracaktım.
•••
Merhaba iyi geceler ❤
Bölümü nasıl buldunuz ?