İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 25 · 10 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 25

Yirmi beş

•

Mahalleye girdiğimizde hala şarkıları mırıldanıyor yerimde kıvranıyordum.

Esved önce Başağı indirdi. Evin bahçesinden içeri girmiş geri gelmişti. Benim kemerimi çözünce uzanıp boynuna sarıldım.

-"Güzelim yürümen lazım." derken belimi tutmuştu.

-"Bacaklarım şuan çalışmıyor. Yürüyemem. Sevgilim değil misin ? Taşı beni." dedim ve daha sıkı sarıldım.

Bir şey demeden bir elini bacaklarımdan geçirip beni kucakladı. Omzuyla kapıyı kapattıktan sonra bahçeye girdi.

-"Eğlenmeye gitseydik ben sıkıldım." diye mırıldandım.

-"Göstereceğim ben sana eğlenceyi." dedi kısık seste.

Bir kaç adımla yavaşlamıştı.

-"Sevgilinle kötü konuşmamalısın Esved." dedim gözlerimi kapattım.

Pilim bitmiş bünyem artık yenik düşmüştü.

Kulağıma son çalınan sevgilin mi tepkisiydi. Sonrası karanlık.

'

Ertesi gün yoğun baş ağrısıyla yataktan kalkmış duş almıştım. Kahvaltı hazırlarken silinmiş hafızamı yoklamayla uğraşmıyordum.

Başak da gelmişti ve zar zor bir şeyler yemiş ağrı kesici içmiştik.

-"Babam birazdan uyanır toparlansak iyi olur." dedim koltukta dönerken.

Ciddi anlamda belli bir saatten sonrasını hatırlamıyorduk. Eve Esved'le geldiğimiz kesik kesik vardı ama net değildi.

Hala onunla konuşmadığım aklıma gelince koltuktan yuvarlanarak kalktım. Odama yol almıştım.

Yatağımda duran telefonumu alıp yatağa uzandım.

Esved'in ismine tıkladım. Bir kaç çalıştan sonra açılmıştı. Tedirginlikle ısırdığım dudağımı serbest bıraktım.

-"Umarım utanacağım bir şey yapmamışımdır." dedim direkt olarak.

Verdiği nefesi işittim.

-"Yapmadın demeyi isterdim."

Sesindeki tını yüz ifademi dondurdu. Kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Toparlanıp oturdum.

-"Ne...ne oldu ? Ne yaptım ?" dedim.

-"Seni almaya gelirim. Yüz yüze konuşuruz güzelim."

Ah siktir.

Elimi alnıma vurdum.

-"Esved söyler misin lütfen ?"

-"Söylerken yanında olmalıyım aksi halde seni sakinleştiremem."

Hayır ya bu kadar büyük ne yapmış olabilirim ?!

-"Tamam. Tamam şey sahilde buluşalım." dedim.

Görüşmeyi sonlandırıp çabucak alt kata koştum. Başak'la düşünmüş bulamamıştık.

Ben kafayı yemek üzereydim.

Babamlar restorana gidince ben daha sonra geleceğimi söyleyerek üzerime bir tayt ve sweat geçirmiştim.

Bir an önce Esved'le konuşmalıydım aksi halde delirebilirdim.

'

Dakikalardır olduğu gibi ellerim yüzümde kendimi denize atma isteğiyle oturuyordum.

-"Bir de sürekli sevişelim diyip durdun. İstersen değerlendirebiliriz."

Esved'in havayı değiştirmek amaçlı gülerek söyledikleri üzerine kafamı kaldırdım.

-"Ben Almanya'ya kaçmak istiyorum. İki üç yıl gelmeyeyim."dedim onun dalga geçmesini umursamadan.

Yüzünden eğlenen ifadesi silindi kaşlarını çattı.

-"Abartma zaten bir gün öğrenecekti ağzından kaçırmış oldun."

Beni o zil zurna sarhoş halimle nasıl Melek teyzenin yanına getirirdi ?!

Tanrım gerçekten bileklerimi kesmek istiyorum !

Tam olarak sızmadan önce Esved'in sevgilim olduğunu öğreneceği bombayı patlatmışım.

-"Abartma mı ? Ben şimdi annenin yüzüne nasıl bakacağım ?" diye sesimi yükselttim.

-"O kadar içmeseydin o zaman amına koyayım ! Bana ne bağırıyorsun ?!"

Ellerimi enseme atıp geriye yaslandım.

-"Küfür etme." diye uyarıp ayağımı arabanın zeminine vurdum.

Kahretsin ya !

Bir kaç dakika durup sindirmeye çalıştım ama olmuyordu. Kafamdan ateş çıkıyordu. Ve git gide artan baş ağrım cabasıydı.

-"Ne tepki verdi ?" diye sordum daha sakince.

Sigarasını dudaklarından alıp omuz silkti.

-"Şaşırdı beklemiyordu. Ben kimseye söylememesi için uyardım söylemez. Gece sorguya çekemedi ama yakındır daha sabredemez."

Oflayıp elimin içini alnıma bastırdım.

Telefonum çalmaya başlayınca bacaklarımın arasından alıp baktım. Başak arıyordu.

-"Ne olmuş öğrendin mi ?" diye sordu hemen.

Ona durumu Almanca hızlı hızlı anlattığımda tepkileri benim gibiydi. Daha fazla ayrıntıyı konuşmayı sonraya bırakıp kapattığımda içimden ağlamak geliyordu.

-"Bu utançla daha fazla yaşayamam." İki koltuk arasındaki deri kol kısmına alnımı yaslayıp gözlerimi kapattım. Olduğum pozisyonda saçlarımı öpüp sırtımı okşadı.

-"Zaten söyleyecektik. Daha gizli saklı olmasını istemiyordum."

Doğrulup yüzüne baktım.

-"Hayır söylemeyecektik." dedim yüz ifadesi sertleşince devam ettim.

-"En azından bir süre daha."

Hazır değildim ki.

-"Ben küçük çocuk değilim Bade. Ailemin hayatıma karışma yaşını uzun zaman önce geride bıraktım. Hiç kimse çıkıp bizim ilişkimizi sorgulayamaz. Biz yalnızca açıklarız öğrenirler o kadar." dedi tane tane.

Beni anlamıyordu. Telaş stres her yanımı sarmışken mantıklı düşünemiyordum.

-"Daha yeni boşandın farkındasın değil mi ? Biraz zaman geçmeliydi." dediğimde önüne dönerek derin bir nefes aldı.

-"Tamam Bade siktir et zamanı falan. Annem seni utandıracak bir şey söylemez merak etme."

-"Yapma şöyle. Her gün birlikteyiz. Şimdi herkesi kandırdığımızı düşünüyordur. Ben bunları da düşünüyorum anlamıyorsun." dememle bana öyle bir döndü ki korkup irkildim.

-"Ben anlıyorum sen anlamıyorsun ! Sana kaç defa hiç kimsenin ne dediğini ne düşüneceğini umursama dedim ! Ben var mıyım ? Varım. Sen yanımda mısın ? Yanımdasın ! Bu yeter Bade. Benim umurumda değil senin de olmasın. Saygı gösteren yanımızda, istemeyen hayatımızın dışında kalır. Bu benim ailem dahi olsa sikimde değil. Sana açık ve net söylüyorum aynı zırvalıkları tekrar tartışmayalım."

Önüme döndüğüm anda sesimi soluğumu kesen cümleleri kulaklarımda yankılanıyordu.

Bakışlarımı kucağıma düşürdüm. Esved bağırdığı kızdığı anda benim bütün savunma sistemim çöküyordu.

-"Doldurma şu gözlerini daha çok sinirleniyorum. Seni kırmak istemiyorum ama sinirlendiriyorsun." derken hala kızarak konuştuğunun farkında değildi.

Oturduğum koltukta kaybolmak istedim. Beynimin içinde çıkan karmaşada yok olmuştum.

Ya Melek teyze kendini tutamayıp annemle konuşursa ?

-"Güzelim-" Telefonu çalmaya başlayınca başımı kaldırıp baktım.

Emir arıyordu.

Açtı.

-"Esved bey müsait miydiniz ?" Sesi arabanın içinde yükseldi.

Esved bir sigara daha yakıyordu.

-"Söyle. " dedi yalnızca.

-"Aracınız şimdi uçaktan indi haber vermemi istemiştiniz. Otoparka mı çektireyim ?"

-"Ben seni birazdan arayacağım Emir." dedikten sonra aramayı sonlandırdı.

İç çekerek kollarımı göğsümde bağladım. Bana doğru eğilince kollarımı çözmüş tuttuğu elimin içini öpmüştü.

-"Ben halledeceğim söz veriyorum. Kimsenin canını sıkmasına izin vermeyeceğim. Sen yeter ki güzel yüzünü düşürme olur mu ?"

İçinde bulunduğum durum değil de Esved'in bu şefkat dolu sesi tavrı beni duygusallaştırıyordu.

O benim arkamda olduğu sürece bedenimi rüzgar bile sallayamaz gibi geliyordu.

-"Seni çok seviyorum. " diyerek boynuna uzandım. Boynundaki kokusunu doya doya içime çekmeye çalıştım.

Keşke her yanım o koksa.

-"Bende çok seviyorum. Çok."

Boynumu öpünce gülümseyip gözlerimi yumdum. Uzun uzun sarılmıştık.

Yine yeniden doğmuştum.

-"Bugün evde kal dinlen. Güzelce yemeğini ye vakit geçir. Yatağın içine girip ağlamak yok. Anlaştık mı ?"

Beni nasıl da biliyordu değil mi ?

Başımı aşağı yukarı sallayınca yanağımı okşamıştı. Arabayı yavaşça evin önünde durdurdu.

Yanından gidesim yoktu. İçim bir tuhaftı ve kalbim sıkışıyordu.

-"Bakma şöyle yoksa öperim." diyince ister istemez gülümsedim.

Usul usul okşadığım kemikli elinden elimi çektim.

-"Kendine dikkat et görüşürüz." dedim arabadan inmeden önce.

-"Görüşürüz güzelim." dedi ve ben eve girdikten sonra uzaklaştı.

Evde Başak'la aklımı dağıtmak için sürekli bir şeyler yapıyorduk. En son balkonda içtiğimiz sigaraların ardından odaya girince saçlarımı yukarıdan at kuyruğu yapıp sıktım.

Üzerimde evden çıkarken giydiklerim duruyordu. Değişmeye üşendiğim için tekrar alt kata inmiştik.

Kahve yapmaya mutfağa girdiğimizde Başağın telefonu çalıyordu. Hoparlöre vererek dolaptan kahveyi çıkarttı.

-"Alo Başak evde misiniz ?" Arayan babamdı.

-"Evet babacım evdeyiz." dedi Başak.

-"Baba gelecektim ama gelemedim !" dedim sevimli çıkan sesimle.

-"Kızlar ben restoranı kapatıp hastaneye geçiyorum."

Kahve makinesinde olan elim düşerken kaşlarımı çatarak telefona yöneldim. Başak da benim gibi yaklaşmıştı.

-"Ne hastanesi baba ?" diye sordum.

-"Esved kaza geçirmiş. Kadir ve Melek gitti bende gidiyorum. Durumu nasıl bilmiyorum."

Gerisi bende yoktu. Masaya tutunarak boşluğa dalan gözlerimle dona kaldım.

Sonlanan arama vücudumdan bütün canımı almış gitmişti.

-"Ne kazası ? Başak...kaza...kaza diyor."

Beynim durmuştu. Bir mimik oynatamadan açık kalan ağzımla gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı.

-"Esved." Alamadığım nefesle elim göğsüme giderken yere çöktüm.

-"Hayır...hayır Başak. Olamaz." Başımı iki yana sallarken kollarımdan tutup kaldırdı.

-"Bizde gideceğiz dur ne olur sakin ol. Daha bir şey bilmiyoruz bana bak."

Omuzlarımı sarsınca yüzümü kaldırdım.

-"Bade ! Beni dinle bana bak ablacım ! Esved iyidir tamam mı ? Gideceğiz durumunu öğreneceğiz. Hadi gel yürü."

Göz yaşlarımdan önümü göremezken bilinçsiz halde beni evden çıkarmasını bekledim. Takside hıçkıra hıçkıra ağlarken dualar ediyordum.

Onu kaybedemem.

Onsuz yaşayamam.

-"Al kızım ver içi parçalandı ağlamaktan."

Başağın elime uzattığı peçeteyi almadan ellerimle yanaklarımı sildim.

-"Daha hızlı sürün ne olur ?" derken taksiciye bakarak ağlamaya başladım.

Elim ayağım kesilmiş gibiydi. O kadar her şeyimdi ki canımdan can koparılmıştı.

Hastanenin önünde duran taksiden indiğim gibi koşarak acil kapısına girdim. Nereye gideceğime bakarken Başak benden önce görmüş ilerlemeye başlamıştı.

-"Esved Alazoğlu." dediğinde titreyen dudaklarımı ısırdım. Yüzüm tamamen yaşlarla kaplanmıştı.

-"Ameliyata alındı." dedi kadın.

Ameliyathanenin katını söylediğinde asansörde kenardan destek almış sarsıla sarsıla ağlıyordum.

Nasıl olmuştu bu ? Daha bir kaç saat önce kollarındaydım.

Allah'ım onu bana bağışla yalvarıyorum sana.

-"Baba ! "

Koridoru döndüğümüz gibi cam kapıdan içeri girdim. Hepsi oturmuştu. Melek teyze Kadir amcaya sarılmış öyle ağlıyordu ki nefesim ciğerlerimden yukarı çıkamadı.

-"Nasıl ? Durumu nasıl ?! Bir şey söylediler mi ?!"

Babam kızarmış gözleriyle önce biraz şaşırdı. Ardından Başağa sonra tekrar bana baktı.

-"Söylemediler kızım. Oturduk dua ediyoruz başka çaremiz yok ki."

Elimi alnıma koyup sıcak yaşlar akıtırken hıçkırıp başımı eğdim.

-"Benim bir yavrum var. Ne yaparım ben ? Giderse nasıl dayanırım ? "

Melek teyzenin feryadıyla kalbime acılar saplandı. Bacaklarım artık bedenimi taşımadığında Başak sayesinde kenara oturup eğildim ve yüzümü tuttum.

Hayatımı yeni bulmuştum. O benim bana verilen tek mucizemdi.

-"Başak ?"

-"Sonra baba."

Yüzümü göğsüne bastırıp sarılan Başağın kollarında deli gibi ağlarken koridorda başka bir ses duyuldu.

Kafamı kaldırıp baktığımda hemşireyle tartışarak yanımıza gelen Gürkan bey vardı. Kolundaki serumu çekip attı ve yaşlı gözleri bizde dolaştı.

-"Ama iyi değilsiniz yapmayın lütfen. "

-"Git başımdan kızım ben torunumu bekleyeceğim !" Yanında duran adamın desteğiyle iyice yaklaştı.

Yüzündeki o ifade yüreğimi burktu. İçim yanıyordu. Kan ağlıyordum.

Yanaklarımı silmeyle uğraşmadan gözlerimi Gürkan beye diktim. Gidip Melek teyzenin yanına yani karşıma oturmuştu.

-"Nasıl oldu bu kaza ?" derken sesim çok zor çıkmıştı.

Bakışları direkt beni buldu.

Gömleğinin yakasını açıp kollarını düşürdü.

-"Yeni bir lanet olası araba almıştı. Test sürüşlerini hep yapardı." Nefes almak için durduğunda Melek teyzenin kendinden geçmesiyle hepimiz ayağa fırladık.

Hemşire onu alarak sakinleştirici iğne yapmıştı. Bir odaya götürüldüğünde cansız bedenimi sandalyeye bıraktım.

Omuzlarım sanki yarım saatte dünyanın yüküyle çökmüştü.

-"Bade canım biraz hava alalım mı ?" Başak önümde diz çöküp yüzümü tuttu.

Yaşlarım elini ıslatırken o da karşımda ağlıyordu.

Dudağım büküldü. Kimseyi umursamadım. Ne babamı ne Kadir amcayı ne de dedesini.

-"Ona bir şey olmaz değil mi ? Bırakmaz beni. "

Başını iki yana sallayıp gözlerimin altını sildi.

-"Asla bırakmaz."

Ama yoktu. Saatler geçmişti hiçbir haber yoktu. Ağlamaktan gücüm kalmamıştı.

Ben sakladığım sevdiğim adam için ağlarken babam yanımda saçlarımı okşuyordu.

-"Onu çok mu seviyorsun ?" Kulağıma kısık sesle sormuştu.

Hıçkırıklarım kesilirken yaşlı gözlerimle başımı göğsünden kaldırdım. Yanağımdan süzülen damla elime düştü.

Başımı aşağı yukarı salladım onayladım. Gözlerini açıp kapattı. Daha hiçbir şey söylemeden tekrar kollarını sarmıştı.

Babamdan aldığım güçle nefeslerimi biraz daha kontrol ederek bildiğim duaları okuyordum.

-"Annen bilet bulamamış. Yarına ancak gelebilir."

-"Bir an önce gelse. Melek teyze çok kötü." dedi Başak.

Göğsümün sıkışmasıyla geri çekilip ayağa kalktım. Esved'in nefes almadığı yerde bu hava bana dar geliyordu.

İki elimi ensemde birleştirip ameliyathane yazan kapının önüne geçtim. Kadir amca sırtını yaslamış yere çökmüş halde bekliyordu.

-"Niye hala kimse çıkmıyor ? Neden kimse bir şey söylemiyor ?!" Ağlamaktan çatallanan sesimle isyan ettiğimde Başak yanıma gelerek sırtıma elini koydu.

-"Gel kızım otur."

Gürkan bey yaşlı gözlerini silip yanındaki sandalyeye vurdu.

Titrek bir iç çekişle yanına çöktüm. Elini dizime koyarak hafifçe sıktı. Tükenmiştim. Daha bekleyemiyordum.

-"Esved çok güçlü bir adam. İçimizi ferah tutalım. Allah şifasını verir. Sil o göz yaşlarını daha fazla ağlama."

Dudağımı ısırıp başımı salladım.

-"Ama...ama kimse bir şey demiyor." derken sesim git gide yok olmuştu.

-"Allah'tan hayırlısı. İnşallah sağ salim çıkacak."

Verdiğim güçsüz nefesle birlikte omuzlarımı düşürüp geriye yaslandım.

Akşam olmuştu. Kadir amca ara sıra Melek teyzenin yanına gidiyor geliyordu. Gürkan beyin ise tansiyonu çıktığı için dinlenme odasında doktor zoruyla duruyordu.

Sonunda açılan kapının ardında yorgun gözlerle bakan bir kaç doktor vardı.

Oturduğum yerden fırladığımda kararan gözlerimi boşverip yanlarına koştum.

-"Durumu nasıl ?" diye sordu babamla Kadir amca aynı anda.

Doktorun ağzının içine bakıyordum.

Lütfen Allah'ım lütfen.

-"Zor bir ameliyattı size bunu söylemeliyim. İç kanamayı durdurduk. Kafa travmasında tutunabileceğimiz tek umut emniyet kemerinin takılı olmasıydı. Aksi çok daha kötü sonuçlara yol açabilirdi. Zamanında müdahale ettik fakat..."

O nefes duraksaması benim ömrümden kaç yıl almıştı ?

Düşmemek için babama tutundum. Nefes almadan dinlemeyi sürdürdüm.

Doktorun ifadesiz bakışları hepimizde gezindi.

-"Biz elimizden geleni yaptık. Size olumlu konuşamayacağım. Gerisi tamamen Esved beyin uyanmasına bağlı. Uyandığında...uyanırsa...kalıcı bir hasar da oluşmuş olabilir. Bilmiyoruz.Bunu size şimdiden söyleyemiyorum. Çok iyi de olabilir ancak kendinizi her şeye hazırlamalısınız. Üzgünüm çok geçmiş olsun."

Koridorda acı bağırışlarım yer aldı. Hayatımda ilk kez böyle parçalandım. Hayatımda ilk kez kendimi parçalayarak ağladım. Ağladıkça ağladım. Bağırdıkça bağırdım.

Doktorlara yalvardım. Bana iğne vuran hemşirelere yalvardım.

-"Kurtarın ne olur ? Yaşayamam."

Yakarışlarım fısıltı halinde son bulurken gözlerim de karanlığa hapsolmuştu.

•••

Merhabaa ❤

Beklenmedik bir şeyler oldu evet ne yazık ki.

Bölümü kontrol etmeden yayınladım herhangi bir yazım hatası bir şey varsa kusura bakmayın lütfen ❤

Düşünceleriniz nedir ?

Bölüm sonu

2 yorum