•
Gün geçiyor yine bir yerden mutsuzluk bizi buluyordu.
Melek teyzelerde kaldığı akşamın ertesi günleri sürekli atışma halindeydik.
Almanya'ya gitmemi istemiyordu. Özellikle doğum günüm olduğunu öğrenince neden onunla geçirmeyip başka yere gidiyorum diye saatlerce söylenmişti.
Benim için doğum günümün büyük bir değeri yoktu. Yalnızca gitmek isteyip bunu dile getirmiştim.
Son kararım annem gidip geldikten sonra yani doğum günümün sonrasında gitmekti. Almanya'ya her zaman gidebilirdim fakat Esved'le aramızın bozulmasını istemiyordum.
Boşuna inat edip kötü olmayacaktım. Bu isteği beni kısıtlamak değil doğum günümü birlikte geçirmek içindi.
-"Bade.."
Günün yorgunluğuyla yatağıma uzanmış yatarken Başak odamın kapısından başını uzattı.
-"Başak ? Ağladın mı sen ?!" Hemen doğrulup kaşlarımı çattım.
Kapıyı kapatarak yatağıma girdi ve yorganın altına yattı.
-"Konuşmayalım olur mu ?" derken sesi berbat çıkıyordu.
Ağlamak istemediği içindi.
Onu zorlamadan şok içerisinde yanına girdim ve omuzlarına sarıldım.
Büyük bir şey olmalıydı. Aksi halde Başağın enerjisini kimse düşüremezdi.
Kenarda telefonum titriyordu ama şimdi bakamayacaktım. Dakikalarca saçlarını okşadığım ablam iç çeke çeke yatağımda uyuya kalmıştı.
Neyi vardı en ufak bir fikrim yoktu. Selim'le ilgili olabilirdi. Umarım uyandığında anlatırdı diyerek geriye döndüm. Yastığımın yanında olan telefonumu alırken yataktan kalkmıştım.
Yavaşça balkona çıktım kapıyı kapattım.Esved'in aramasına tıklayıp geri aradım.
-"İyi ya sonunda gördün." dedi kızgın sesiyle.
Zaten son günlerde hep böyleydi.
-"Açamadım müsait değildim Esved." dedim.
Bir kaç saniye nefes seslerini duydum.
-"Benimle şu tonda konuşma. Sen soğuk davrandıkça ben sinirleniyorum. Sinirlendikçe tartışıyoruz."
-"İyi de ben bir şey yapmıyorum ki. Sen son günlerde sinir küpüsün !" diye kızdım kısık sesle.
-"Yarın sabah restorana gitme. Seni alırım bende kalırsın." derken ki ses tonu beni benden almıştı.
Ama işte olmazdı.
-"İsterdim ama...Başağın bir sorunu var ve yanında olmalıyım. Onu yalnız bırakamam. Şimdi de odamda uyuyor o yüzden açamadım." diye açıkladım.
-"Bir şey mi oldu ?" diye sordu.
-"Bilmiyorum. Sadece çok kötü. Anlatmadı yarına anlatır herhalde. " dedim sıkıntıyla.
-"Pekâlâ. Biraz daha sensiz kalacağım demek. Yapabileceğim bir şey olursa söylemekten çekinme."
Görmese bile başımı salladım.
-"Olur söylerim teşekkür ederim. Sen neredesin ?"
-"Dedemin evinde kalıyorum. Seninle benim eve geçiyorum onun dışında buradayım." demiş susmuştu.
O evi de merak ediyordum.
Bir kaç dakika daha konuştuktan sonra görüşmeyi sonlandırmıştık. Onu gerçekten çok özlemiştim. Her gece kollarında uyumak göğsüne sokulmak istiyordum.
Ama yalnızca hayalini kurarak uykuya dalıyordum.
'
Ertesi sabah annem Almanya uçağına babamla birlikte giderken bende Başağın uyanmasını bekliyordum.
Yine erken kalkmış duş almış hatta saçlarımı düzleştirmiştim.
Camın önünde pufa dizlerimi kırarak uzanmış telefona bakıyordum.
Esved'den bir ses çıkmadığı için mesaj kısmına girdim.
-Günaydın öpücüğü veremiyorum diye bir günaydın bile demiyorsun öyle mi?'
Dudağımda beliren minik tebessümle beklemeye koyuldum. Fakat yanıt gelmemişti.
Başağın da uyanmasıyla kafayı takmamıştım. Yatağımın ucuna oturarak bağdaş kurdum.
-"Günaydın. " dediğimde önce bana baktı ardından yorganla kafasını kapattı.
Emekleyerek yatak başlığına yaslandım.
-"Hadi Başak uyan. Beni susturmazsın şimdi sen susuyorsun." Sırtını tutup ileri geri ittirirken yüz üstü döndü ve yatmaya devam etti.
-"Konuşmak istemiyorum. "
Ağzımı açmış kızacaktım ki telefonum çalmaya başladı. Yatağın ucundan alıp geri yaslandım.
Esved'den başkası değildi.
-"Güzelim...canımın içi çok yoğunum." dedi açtığım gibi.
Nefesimi usulca üfleyip yanağımı kaşıdım. Görmese dahi utanıyordum.
-"Müsait olduğunda konuşuruz istersen." dedim utana sıkıla.
Arkadan konuşma sesleri gelirken uzaklaşmıştı.
-"Seni görmek istiyorum. Ama bugün çıkmaya fırsat bulamayacak gibiyim."
Onun o muazzam takımlarıyla bütünleşen bedenini kim bilir kimler izliyordu. Bu düşünce üzerime kara bulut gibi çöküverdi.
-"Olsun sen işlerini hallet sorun değil. Meşgul etmeyeyim." derken bacaklarımı kollarımı saçma sapan oynatıyor koyacak yer bulamıyordum.
-"Sesini duymak iyi geldi."
Gülümsedim. Yakışıklı yüzü sanki gözümün önündeydi.
-"Seninde öyle." diye mırıldandım.
-"Seni çok seviyorum. Bulduğum fırsatta arayacağım güzelim." dedi içimi ısıtan ses tonuyla.
-"Bende seni çok seviyorum." dedikten sonra kapatmıştık.
Başağı ne yazık ki minik bir anlığına unutmuş olabilirim.
-"Başak. Anlat ne olur meraktan öleceğim." Yorganı üstünden çekip dönmesini sağladım.
İfadesiz bakarken toparlanıp başlığa yaslandı ve yüzünü sıvazladı.
-"Selim'in bir çocuğu varmış."
Kafama balyozla vursalar belki de aynı etkiyi sağlamazdı.
Ağzım ve gözlerim aynı oranda açık ne kadar durdum bilmiyorum. En son Başak ağlamaya başlayınca nefes alabilmiş kendime gelmiştim.
-"Nasıl...sen...gerçekten mi ? Tanrım. İnanamıyorum. Nasıl öğrendin ?" dedim tek tek.
Bilincim böyle bir şeyi algılayamıyordu.
Yanaklarını silip ellerini indirdi.
-"Eski bir arkadaşımla karşılaştım. Şansa bak ki Selim'in akrabası çıktı."
Alaylı bir şekilde güldü.
-"İki yaşında bir çocuğu olduğunu bilip bilmediğimi sordu. Ben geri zekalının teki olduğum için elbette bilmiyordum. Evlilik dışı bir çocukmuş. İnanabiliyor musun ? Bunu bana söylemedi !"
Nutkum tutulmuştu.
-"Şuan sindiremiyorum." dedim gözlerim şaşkınlıkla açılırken.
Ellerini yorgana vurdu.
-"Bende öyle. Bu ağlamam sanma ki aşkımdan öldüğüm için. Evet hoşlanıyordum ama tam anlamıyla değildi. Ben sinirden ağlıyorum. Nasıl böyle bir şeye ortak olabilirim. Benden nasıl gizler ?! İnsan çocuğu olduğunu gizler mi ya ?!"
Bağıra çağıra yataktan kalkmasıyla bende kalktım.
-"Tam bir şerefsiz çıktı." dedim.
Başını salladı ve saçlarını geriye attı.
-"Ama dur sen. Ben şimdi bir sakinleşeyim gidip onun ağzına sıçmazsam bende Başak değilim. Karaktersiz piç !" Ardı arkası kesilmeyen küfürlerini dinlerken hiç beklemediğim bu gerçek karşısında hala şaşkındım.
-"Hayır Başak bırak ne hali varsa görsün." dedim başımı sallarken.
-"Yok. Suratının o şeklini görmem lazım yoksa rahat edemem." dediğinde onu yolundan döndüremeyeceğimi biliyordum.
O duşa girerken bende ikimize kahvaltı hazırlamaya giriştim. Huzursuzdum. Başağın gerçekten kalbinin kırılmadığına emin olmak istiyordum.
Kahvaltıda ısrarla konuşma çabalarımda beni buna inandırmıştı.
-"Akşama dışarı çıkarız. Ama o sevgilin olacak adam olmasın mümkünse yakınımda erkek görmek istemiyorum. En azından sinirim yatışana kadar."
Kızgın kızgın konuşunca sesimi çıkaramadım.
Sevgilim
Başak kızar diye içimden tatlı tatlı gülümsedim.
Benim sevgilimin ne suçu vardı canım ?
-"Olur." diye onayladım. Aklıma bir fikir gelmişti. Hep Esved geliyordu bu sefer de ben gitsem ne olurdu ki ? Hem Başak da dediğine göre Selim'in yüzüne nefret kusmaya gidecekti ve o bunu yaparken bende Esved'i görürdüm.
Öğleye kadar uzandığımız salondan ilk kalkan Başak oldu.
-"Hazırlanmaya çıkıyorum. Silahları kuşanalım." Havadan öpücük atıp göz kırptığında ona hayran hayran baktım.
Ben yerinde olsam odamın bir köşesinde sızlıyor olurdum.
-"Bende hazırlanayım. Esved'in yanına gitsem sorun olur mu sence ?" diye sordum.
Omuz silkti.
-"Ne olacak canım ? Hatta mutlu olur."
İçim rahat edince arkasından kendi odama çıktım. Öncelikle güzel bir makyaj yapmıştım.
Kaç farklı askı çıkarmış hepsini geri asmıştım. Dakikalardır seçemeyince neredeyse vazgeçecektim.
Bir dakika önce yapmam gereken varken nasıl atlamıştım ?
Telefonumla birlikte Başağın odasına girdim.
-"Başak ya Esved nerede çalışıyor olabilir ?" diye sordum.
Makyaj masasında bana göz devirdi.
-"Şirkette tabiki."
Ama şantiyeye de gidiyordu.
-"Ona haber vermeden gitmem doğru mu peki ?"
-"Evet. Baskın basanındır." Dediğini anlamamış lakin üstüne düşmemiştim.
En iyisi sormaktı. Umarım görürdü.
Odama geri girerken kısa bir mesajla şirkette mi çalışıyorsun yoksa yine şantiyede mi diye sormuştum.
Yeniden dolabımın önüne geçtim. Bu sefer birer birer askıları bakarak parçaları birleştirdim.
Dışarıda hava soğuktu ama güneşte vardı.
Mesaj geldiği anda tuttuğumu fark etmediğim soluğumu verdim. Nihayet.
-Şirketteyim güzelim.'
OK.
Daha bir şey yazmadım. Seçtiğim parçaları giyinirken oldukça içime sinmişti. Son olarak botları da giyindiğimde kendi etrafımda dönüp aynaya baktım.
Sevimli.
Aslında bir şirkete giderken ne giyilir herhangi fikrim yoktu. Şık ve güzel olmak için böyle giyinmiştim.
Hızla Başağın yanına koştum. Tabiki de beğenmişti.
Onun da hazır olmasıyla birlikte evden çıktık. Taksiyle giderken ilk önce ben inmiştim. Başak şirketin yerini biliyordu. Benim uğraşmama gerek kalmamıştı.
Bacaklarım titriyordu. Heyecanlıydım.
Çok yoğun olduğu belliydi onu meşgul etmek hoşuma gitmezdi. Azıcık görüp giderdim ne olacak ki değil mi ?
Önümde uzayan giden gökdelen misali yapıya baktım. Siyah camdan ibaretti.
Kocamandı. İçeride Esved'e erişmem nasıl olacaktı diye düşünürken stres yapmamak için bir an önce basamaklara atıldım.
Girişte güvenlik görevlisi benim girmemle yanıma gelince kalakaldım. Bir yandan kocaman binanın içine bakıyor diğer yandan ne diyeceğimi kafamda çeviriyordum.
İnsanlar vızır vızır oradan oraya koşuşturup çalışıyordu. Ve burası giriş katıysa diğer yükselen katları düşünemiyorum.
-"Ne için gelmiştiniz hanımefendi ? Yardımcı olabilir miyim ?"
Dudaklarımı aralayıp gözlerimi güvenliğe çevirdim.
-"Esved Alazoğlu. Yani...onu görecektim." dudaklarımdan çıkan isim kalbimi ağzıma getiriyordu.
Beni girişte büyük bir alanı kaplayan kısıma yönlendirdi. Büyük uzun masanın arkasında dört tane kadın oturuyordu.
Gerginlik içerisinde yürüyordum ki ismimin söylenmesiyle kalakaldım.
Gürkan Servet.
Dedesi.
Yanında bir adamla çıkışa doğru giderken bana kaşları havada bakıyordu.
Hadi ama ! Siktir !
-"Merhaba. " diye mırıldanırken yerin dibine girecek bir boşluk arıyordum.
Yüz ifadesine tebessüm yerleştirdi. Yanıma adımladı ve durdu.
-"Merhaba kızım. Seni burada görmeyi beklemiyordum." Tavrı tamamen samimiydi.
Kötü bir adam değildi.
Ben baştan aşağı ateşe atılmıştım. Şimdi adama neyi nasıl açıklayacaktım ?
Şansıma tüküreyim !
-"Ben...şey..." Yanaklarım ısınmaktan patlayacaktı.
Utançtan başıma ağrı saplanmıştı.
-"Galiba Esved'in yanına geldin." derken bir yargılamayla söylememişti. Aksine keyifliydi.
Mecburen başımla onayladım. Neyi inkâr edeceğim ki ?
-"Sevim gelir misin ?" Gürkan bey arkama doğru bakıp gür sesiyle seslenmişti.
Saniyesinde yanımda bir beden belirdi. Masada oturan kadınlardan birisiydi.
-"Buyrun Gürkan bey." dedi.
-"Bade hanıma Esved'in odasına kadar eşlik et."
Çok utanıyorum çok çok.
-"Elbette efendim."
-"Teşekkür ederim." dedim kısılan sesimle.
Gülümsedi.
-"Rica ederim. Görüşmek üzere kızım." dedi ve beni daha fazla utandırmadan şirketten çıktı gitti.
Yanımdaki kadınla asansöre binmiştik. Herhangi bir göz teması kurmadan tuşa basmış sabit kalmıştı.
Heyecanımı kelimelere dökmeme gerek var mıydı ?
Sanki gökyüzüne çıkıyoruz ! Çık çık bitmedi !
Oflamamak için zor duruyordum.
Nihayet asansör durduğunda açılan kapının önünde bir grup vardı. Konuşmayı bırakıp biz çıkarken bana göz ucuyla bakmışlardı. Çıktığımız asansöre girdiler.
-"Bu taraftan." Kadının peşinden uzun koridoru yürüyordum. Bir yandan cam cepheden yüksek manzarayı izliyordum.
Aşırı lüks ve gösterişli bir şirketti.
Biraz fazlaydı. Çok kasılmıştım.
-"Serap hanım. Hanımefendi Esved beye geldi. Haber verirsiniz."
Büyük bir kapının yanında Esved Alazoğlu yazıyordu. Kapının iki yanında camdan odalar vardı ve içeride çalışanlarla doluydu.
Önünde durduğumuz masa ise tam kapının sağındaydı. Sekreteri olduğu belliydi.
Benimle gelen kadın geri dönerken ben kapının kenarında durdum. Sekreter kadın ayağa kalktı ve kapıyı tıklattı.
Ancak ilk kez görsem bu kadar heyecan yapardım.
Kapıya yakın durduğum için duyabiliyordum fakat içeriyi göremiyordum.
-"Esved bey rahatsız ediyorum ama bir misafiriniz var. Hanımefendiyi içeri alayım mı ?"
-"Kim ? Neyse gelsin." dediğini duydum.
Sesini özlemişim.
Kadın kapıdan elini çekip içeriyi işaret etti.
-"Buyurun lütfen." dedi.
Ben önünden geçip odaya adım attığımda kapıyı çekerek kapatmıştı.
-"Her hanımefendiyi kabul ediyor musunuz Esved bey ?"
Odaya bakmadan gözlerim direk geniş masada oturan adama gitmişti.
Kafasını eğdiği yerden hızlıca kaldırdı. Gözlerinde oluşan ifade çok canlıydı. Üzerimde dolaşan bakışları eşliğinde sandalyesini geri ittirip ayağa kalktı.
-"Bade...?" Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Tebessüm etmiştim ki kapı tıklatıldı ve içeriye bir kadın elindeki dosyaya bakarak girdi.
-"Söylediğini buldum sanırım.." Kafasını kaldırmasıyla göz göze geldik tek kaşını kaldırdı ardından Esved'e döndü.
Üzerinde zümrüt yeşili dapdar bir elbise vardı ve güzel kadındı.
-"Pardon müsait olmadığını söylemediler."
Dişlerimi birbirine bastırıp yeniden önüme döndüm.
Kadın çok kibirli tavırla konuşmuştu. Bana küçümseyici bakan bakışlarını da görmedim sanmasın.
-"Evet. Serap hanıma da söyle ben söyleyene kadar içeri birisini almasın."
Kadının yüzünde yaşadığı bocalama görülmeyecek gibi değildi. Yüzünü ifadesiz hale getirip başıyla onayladı.
Onun çıkmasına baktığım saniyelerde kaslı kollar tarafından sarıp sarmalandım. Kıkırdayarak boynuna sarıldım anında dudağına dudaklarımı bastırdım.
Minik özlem dolu bir öpücüktü. Çekildiğimde ikimizde gülümsüyorduk. Hafifçe geriye eğilmemi sağladığında elleriyle belimi desteklemiş boynuma dudaklarını sertçe bastırmıştı. Çekileceğini düşünürken öyle yapmadı.
Dakikalarca boynumda soluklanmıştı.
-"Of...güzelim...nasıl iyi geldin anlatamam."
Yanağımı sakallı yanağına sürttüğümde içim inanılmaz huzurla dolmuştu. Birbirimize öyle sıkı sarılmıştık ki birisi görse bir yıldır görüşmüyoruz sanardı.
-"Seni çok özlemiştim dayanamadım." dedim ve dudaklarımı büzerek boynunu öptüm.
Geri çekilince göz göze geldik. Utanmıştım. Çünkü çok değişik bakmıştı.
Göğsüne hava doldurup kollarını bedenimden çekti. Uzaklaştığında omuzlarım düşmüştü.
Kapıya doğru yürüdü. Kilidi çevirdi.
Ah kalbime bir şeyler oluyor !
Geri dönüşünde her şey saniyeler içinde gerçekleşti. Kalçama yapıştığı gibi beni masasının üstüne oturtmuştu. Aynı hızda dudaklarıma hunharca saldırmıştı.
Evet böyle bir giriş beklemediğim kesindi. Ama itiraz edilecek gibi de değildi.
Onu gördüğüm an zaten kasıklarım sızlamaya başlıyordu. Evet utanç verici biliyorum.
Dudaklarıma dişlerini geçirmesiyle acıdan çok zevk alarak inledim ve okşadığı bacağımı beline doğru sardım. Bacaklarımın arasına girmişti. Diğer elini kalçamın altına sokarak kasıklarını bacak arama yerleştirdi.
Delirmekten öteydi bu.
Tepeden tırnağa zevkten sarsılıyordum.
Boğuk hırıltılı nefesi dudaklarımda durdu. Tutkulu öpüşmemiz nefes ihtiyacıyla sakinleşmişti.
-"Esved..." dedim inlercesine. Boğazımı kurutmuştu. Çok güzel öpüyordu.
İsmini söylememle kalçamı sıkması ve benimde inlemem bir oldu.
Alt dudağımı çekiştirip diliyle uzunca emdi. Kalbim tekliyordu. Boynunda olan elimi yanağına kaydırarak dudaklarımızı ayırdım.
Soluksuz kalıp bilincimi kaybettirecek şekilde öpüşüyorduk. Esved ciddi manada dayanılacak bir adam değildi. Önümde heybetli bedeniyle kendini bana bastırırken mantığım devre dışıydı.
Parmakları kısa olan eteğimi iyice ittirirken iki bacağımı birden tutup bastırarak okşadı. Aralık dudaklarından ince güçsüz nefes süzüldü.
-"Geleceğini neden haber vermedin ?" diye sordu soluk soluğa.
Bakışları kararmış durmadan dudaklarımla boynumda geziniyordu.
-"Kötü mü yaptım ?" diye sordum hafif alayla.
Kıvrılan dudağımı öpüp oradan yanağıma kaydı. Nemli izleri kulağımın gerisinde son bulmuştu. Saçlarımın arasında gezinen burnuyla derin derin soluk alıyordu.
-"Hayır iyi ki geldin. Kendime geldim." dedi kısık sesiyle.
Dudağımı ısırıp boynuna yüzümü yasladım. Parmaklarını geçirdiği bacaklarımı kıpırdatırken hala kasıklarıma dayalı olduğunu unutmuştum. Hırıltılı bir nefes verirken boynuma ısırık bıraktı.
İnleyip güldüm.
-"Beni buradan alıp eve götürmek için mi geldin güzelim ?"
Kıkırdayarak çenesinin köşesini öptüm. Başımı iki yana sallarken başını kaldırmış yüzüme hizalamıştı.
-"Hayır bir kaç dakika özlem gideririm diye geldim. Benim yüzümden işlerin aksamasın."
Konuşurken yalnızca dudaklarıma bakıyordu. Dudağı seksi seksi kıvrıldı.
-"Senin için değil işleri , şirketi yakarım kızım." Hırlarcasına bir ses çıkartıp boynuma gömüldü.
Gülerken masada geriye kayınca sırtımı tutup boynumu öpmeye devam etti.
-"Esved ya." Aklıma gelen şeyle yüzüm asıldı. Sert göğsünden ittirip dikleştim.
-"Efendim güzelim ya." Beni taklit edince istemsiz olarak güldüm.
-"Dedenle karşılaştık. Odana gelmeme yardımcı oldu. Rezil oldum. Resmen yanına gelirken yakalandım gibi oldu." dedim asılan yüzümle.
Bacaklarımı bırakmadan havaya kaldırmasıyla boynuna sarıldım. Girdiğimde görmediğim uzun kahverengi deri bir koltuk vardı. Bütün şehiri ayakları altına alan manzaranın karşısındaydı. İlerleyip oturdu. Kucağına yerleşirken kedi gibi sokulmuştum.
-"Dedemin seni utandıracak bir şey yaptığını sanmıyorum." dedi.
Parmaklarını saçıma koyup her zaman yaptığı gibi okşamaya başlamıştı.
Omuz silktim.
-"Sonuçta alakasız olarak yanına geldim." diyince eli durdu.
-"Ne demek alakasız Bade ? Sen benim en değerli varlığımsın." Dudaklarını alnıma bastırmasıyla gözlerim kapanmıştı.
Keşke yatağında olsak diye iç geçirdim. Şimdi kollarında uyumak vardı.
-"Seni çok seviyorum. " diye mırıldandım.
Kalbim dolup taşıyordu. Şefkatini , verdiği güveni , huzuru son raddesine kadar seviyordum. Büyük bir sevgiydi.
Giderek artmaktaydı.
Ve şu kapının dışında kalan dünya şuan benim hiç umurumda değildi. Esved'in kollarında olunca yer yerinden oynasa bile ruhum hep göklerde olacaktı.
•••
Merhaba millet ❤
Öncelikle tünaydın.
Uyanır uyanmaz gözümü sizinle açmak istediğim için bölümü yayınlamaya karar verdim.
Umarım hoşunuza gitmiştir yorumlarınızı bekliyorum ❤🔥