İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 21 · 13 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 21

Yirmi bir

•

Masadan topladıklarımı makineye yerleştirirken masada oturmuş sigarasıyla beni izliyordu. Sanki karşısında televizyon vardı. Öyle dikkatle bakıyordu ki kaç kere tabak düşürme tehlikesi yaşamıştım.

-"Gidip üstünü giyer misin ? Dikkatimi dağıtıyorsun." dedim en sonunda.

Gerçekten sabrım kalmamıştı.

Kasları bana göz kırptıkça yüreğim sıkışıyordu.

Basbaya karşımda sırıttı. Hatta başını geriye attı ve sigara dumanını üflerken güldü.

-"Üzgünüm güzelim ama benim manzaram daha güzel." dediğinde dudaklarım şaşkınlıkla aralanmıştı.

Demek ki yarım saattir gözünü kırpmadan göğüs dekoltemi izliyordu.

-"Sapıksın ! Tam bir sapık !" dedim. Utançtan kıpkırmızıydım.

Son bardağı koyduktan sonra kapattım ve ellerimi yıkadım. Mutfaktan çıkarken koridorda beni yakalamış öpücükleriyle yine keyfimi yerine getirmişti.

Üzerini nihayet giyindiğinde gitmeye hazırdık. Elimi sıkı sıkıya tutmuş otoparka inene dek bırakmamıştı.

-"Israr etme dedim sana."

Onu uğraştırmamak için taksiyle gitmek istediğimi söylüyordum fakat kesinlikle kabul etmiyordu.

Bende onu sinirlendirmemek adına sustum.

Mahallenin başında arabayı durdurmuştu. Birbirimizden ayrılmamız yine zor oldu. Onu hemen özlüyordum ve yanından gitmek istemiyordum.

Şartlar el vermeyince arabadan inmiş eve gelmiştim. Saçıma ve makyajıma dokunmadan kıyafetlerimi çıkarttım.

Uzun kollu kırık beyaz renkte bluzu üzerime giyindim. Altıma aynı tonlarda pantolon ve spor ayakkabı geçirdikten sonra yün kabanımı giyindim.

Bu seviyede dekolteden Esved'in bıraktığı iz görünmüyordu.

Düşününce o nokta yanmıştı. Karnıma saplanan sancılarla bir çanta aldım evden çıktım. Dışarıda ki kasvetli ve yağmur belirtisi olan havaya göre fazla beyazdım.

Yürüyerek ulaştığım restoranda kasada duran Kadir amcaya günaydın diyerek mutfağa girdim. Bir kaç gündür boşluyordum. Mutfakta olmayı özlemiştim.

-"Kolay gelsin ! Günaydın. " Gülümseyerek girdiğim mutfakta herkesin yüzünde tebessüm oluştu ve karşılık verdiler.

-"Kuzum dolaptan salçayı verir misin ?"

Melek teyzeye salçayı verip önlüğümü üzerime giyindim.

-"Ee ne yapıyoruz ? Sipariş varsa hazırlayabilirim." dedim.

Enerjim diğerlerine de yansıyordu. Sürekli mutsuz keyifsiz girdiğim mutfak gözüme artık daha renkli görünüyordu.

-"Sufle." dedi annem.

Siparişleri kontrol ettim. İçeride üç masa doluydu.

-"Öğleden sonra Esved gelecekmiş. Yemeğe değil ama öyle söyledi."

Bunu bana neden söylememişti acaba ?

-"Kahveye o zaman. Genelde tatlı servis ediyoruz. Ne yapsak bu sefer ?" diyen annemdi.

Esved yine belli ki iş adamlarıyla restoranımızı şereflendirecekti. Önemli olan geliyor olması değil onu görecek olmamdı.

Sanki az önce birlikte değilmişiz gibi..

-"Ben yaparım. " dedim hemen.

-"Bende tam sen yap diyecektim." dedi babam ön tezgahtan.

Başımla onaylayıp arka cebime sıkıştırdığım telefonumu çıkarttım. Mesaj bölümüne tıkladım.

-Saat kaç gibi gelirsin ?' diye yazıp gönderdim.

Ona göre tatlı belirleyecektim.

İki dakika içinde mesaj gelmişti.

-Bende seni özledim güzelim

-3 gibi neden sordun ?

Gülümserken dudağımın kenarını ısırdım. Öpüşmekten hassaslaşan dudağım içimi ürpertti.

-Önemli değil seni seviyorum görüşürüz '

Gönderdikten sonra tekrar cebime sokup işe giriştim. Okuldayken öğrenip evde Almanya'da sıklıkla yaptığım tatlı için malzemeleri toparladım.

Hem yapıyor hem yetişmeyen yerlerde servislere yardımcı oluyordum.

-"Yoruldum vallahi."

Annem ve Melek teyze kısa süreliğine mola vermek istemişlerdi. Bende sırayla tezgahları temizleyip ofise geçtim. Çantamdan çıkarttığım parfümü üzerime sıktıktan sonra saçlarımı ve yüzümü kontrol ettim.

Saat öğleden sonra ikiyi geçiyordu. Heyecandan içim içime sığmazken kendime inanamıyordum.

Ne bu telaş Bade kendine gel !

Stresten soğumuş elimi enseme bastırarak önlüğümü çıkarttım ardından ofisten çıktım.

Annemlerin yanına geçecekken restoranın kapısından içeriye bir grup girdi. Kendiyle beraber kokusunu getiren adamla göz göze geldik.

Gülümsememek için bütün gücümü sarf ediyordum. Uzaktan göz kırpıp yanında konuşan adama bakmıştı.

Yürüyen karizmaydı resmen.

-"Hoşgeldiniz oğlum. " Kadir amca yanımda belirince irkilip sıçradım.

-"Hoş bulduk baba."

Gözlerimi nihayet üstünden çektiğimde yanında gelenlere baktım. Üç adam iki tane de kadın vardı.

Göğsüme bir şey oturdu.

İliklerime kadar tanıdık olmayan bir hisle doldum.

Mini etekli ve şık giyimli kadınlar barbie bebek gibi duruyorlardı.

Kirpiklerimi kırpıştırıp yavaşça geri adım attım. Kadir amca onlara balkon camına yakın bir masayı gösterirken arkamı döndüm ve mutfağa girdim.

Isırdığım dudaklarımla dalgın dalgın mutfağın içinde iki tur attığımın farkında değildim.

-"Başımı döndürüyorsun Bade." Babam hazırladığı makarna kremasının başında bana bakmadan konuşmuştu.

-"Pardon dalmışım baba." derken mutfağa annem ve Melek teyze girdi.

Çok geçmeden garson olarak çalışan kız girmiş aldığı kahve siparişlerini söylemişti. Annemler kahvelerin yanında tatlı verdiklerini söylediği için bende yaptığım tatlıyı tabaklamaya giriştim.

Altı tabağın ikisini elime aldığımda Eda da iki filtre kahveyle arkamdan geliyordu.

Bastığım yerler titrerken nefesimi tutarak masalarına geldim.

-"Buraya sırf bu lezzetli tatlılar için gelmeyi seviyorum. " Masada konuşan adama bakmadan Esved'le bakıştım. Gözleri göğüs çevremde dolaşıp sert bakmıştı.

-"Afiyet olsun." dedim minik tebessüm ederek.

Mutfaktan ikinci tabakları alarak kadınların önüne koydum.

-"Çok güzel görünüyor. Siz mi yaptınız ?" diye sormuştu bir tanesi.

Kenarda nefesimi kontrol etmeye çabalarken başımı aşağı yukarı salladım. Durduğum yer Esved'in sandalyesinin yanıydı.

-"Afiyet olsun." dedim tekrar donuk şekilde.

Son tabaklarla birlikte restoranın diğer ucunda olan wc yazan kapıya girdim.

Stresten biraz sarsılmıştım.

Hayır ben böyle birisi değilim. Olmamam lazım.

Sırf yanında kadınlarla geldi diye kıskançlıktan delirmemem lazım !!

Evet evet sakinim.

Derin nefes al Bade.

O yalnızca seni görüyor sakin ol.

Tezgaha çarptığım elimle aynadan uzaklaştım. Mutfağa giden yol üstünde masadan seslenmeleri ile dilimi ısırarak o tarafa yöneldim.

Nerede bu garson ?!

Bir ben mi kalmıştım !

-"Bir su rica edebilir miyim ?" diyen adam samimi şekilde gülümsemişti.

-"Tabii." dedim ve zoraki gülümsemem ile istediği suyu getirip verdim.

-"Tatlı muhteşem olmuş. Daha önce yememiştim ismi ne ?" Bunu soran kadın Esved'in çaprazında oturuyordu.

Masadaki kolu Esved'in koluna değiyordu. Kanımın fokur fokur öfkeyle kaynadığını hissediyordum.

Siktir ya siktir !

Bu nasıl bir şeymiş böyle ?!

-"Elmalı Strudel." derken ateş başıma çoktan çıkmış zor duruyordum.

Bir şeyler daha gevelemişti ama hiç duymadım. Esved'e attığım bakışta gözlerimdekini görsün istedim. Kaş çatar gibi oldu. Yüzümü incelemesine müsaade etmeden mutfağa girdim.

Tam Almanca küfür edecekken yalnız olmadığımı hatırlayıp nefesimi üfledim.

-"Bade ? Bir gelir misin ?"

Yüreğimi ağzıma getiren ses beni ayakta sallandırmıştı.

Mutfağın aralık kapısından içeri bakıyordu. Ve mutfaktakiler de öyle.

Tanrım.

Bir nebze çekinmiyor !

-"Bir şey mi istedin oğlum ?" diye sordu Melek teyze.

Geriye dönerken yutkunuyordum.

-"Hayır." derken fazlasıyla umursamazdı.

Özellikle babama bakmamaya özenerek mutfaktan çıktım. Hemen yan tarafta kasada duran Kadir amca tebessüm etmiş önüne dönmüştü.

İş arkadaşlarının bakışları altında arka arkaya balkonda çıktık. Dikkat çekmemek adına kollarımı demirlere yaslayarak soğuk havayı içime çektim. Esved de benim gibi yanımda durmuş sigarasını yakıyordu.

-"O gözlerin niye bana güzel bakmıyor ? Bilmeden bir şey yaptıysam söyle güzelim."

Güzelim diyişine sabah ki anılar eklendi. Soğuğa rağmen tenimin yanışına şahit oldum.

Yakınlığımız...onu...tanrım ! Düşünme Bade !

-"Ne diye şimdi dikkat çektik ki ?! Şimdiye kadar bizim konuştuğumuzu görmediler bile gelip beni çağırıyorsun." dedim hızlı konuşurken aksanım kayıyor daha çok telaş yapıyordum.

Burnundan soluyarak bana yan yan baktı.

-"Sikimde bile değil Bade. Yeterince anlaşılıyor muyum ? Benim için önemli olan sensin. Ve bana öyle nefretle bakarsan ben burada tozu dumana katarım."

Bir bakışımın onu bu kadar etkileyeceğini tahmin etmezdim. Boynunda belirginleşen damara rağmen sakin duruyordu. Yalnızca gövdesi öfkeli soluklarıyla inip kalkıyordu.

-"Delirdin sen sanırım. Daha sonra konuşalım annemler merak edecek." Geriye dönecekken demirlerde duran bileğimi kavradı. Hareketsiz durdum. Dışarıdan bakıldığında ters olduğumuz anlaşılsın istemiyordum.

-"Ne oldu neye hiddetlendin ?" Dudaklarından firar eden dumanda gözlerim kalmıştı.

Her saniyeyi öpücükleriyle değerlendiren adama sinirlenemiyordum. Çünkü hatırlıyor kendi içimde yumuşuyordum.

Aldığım nefesle göğsümü şişirdim. Elini bileğimden çekerken buz gibi olan demiri tuttum ve dudaklarımda sinirli gergin bir gülümseme oluşturdum.

İleriye doğru ağaçlara bakıyordum. Diğer yandan sinirle bacağımı sallarken dudaklarımı araladım.

-"Eğer o masada...o kadının kolu bir daha sana değerse bende o kadını tozu dumana katarım. Anlaşılıyor muyum ?"

Tek kaşımı kaldırıp yavaşça ona döndüğümde yüzünde çözemediğim bir duygu vardı. Şaşırma ve hayranlık gibi.

Yüzümdeki gülümsemeyi hızla sildim. İfadesiz duruşumla döndüm ve çıktım.

Şimdi biraz da o anlamaya çalışsın.

Bir hışımla mutfağa girecekken telefonum çalmaya başlamıştı. Adımlarımı restoranın dışında yönelttim. Kapının önünde dekor amaçlı duran beyaz ferforje banka oturdum.

-"Ablasının güzel ateşli seksi kardeşi ne yapıyorsun ?"

Kıkırdayarak elimi alnıma koydum.

-"Hiç sorma tepem attı."

-"Aa yoksa Esved yatakta o kadar da iyi değil miymiş ?" demesiyle gülümsemem büyüdü.

-"Ya hayır Başak sus. Sonra anlatırım sen evde misin ?" diye konuyu değiştirdim.

-"Evet kuşum evdeyim. Bir kaç ürünle çekim yapmam gerekiyor. Müge de yardıma gelecek. "

-"Akşama evde olursun değil mi ?"

-"Evet film gecesi yaparız. Kaya ile bugün planın var mı ?" diyince onunla hiç konuşmadığım aklıma geldi.

-"Hayır ama bu akşam da kulüpte çıkacak diye hatırlıyorum. Yarına bir şeyler planlarız."

Bir kaç cümle daha konuştuktan sonra üşüdüğüm için içeri girdim. Gözümün nereye kaydığı belliydi.

Derin bir sohbet ve gülüşmenin yaşandığı masada beni sinir edip aynı zamanda büyüleyen adama baktım. Diğerleri gibi yüzünde bir gülümseme yoktu.

Zaten o mükemmel gülüşünü görselerdi sinir iyice başıma vuracaktı.

Böyle olağanüstü kıskanç bir kadına dönüşmüş olmama hayretler içinde bakıyordum.

Bakışlarımı zar zor çekerek mutfağa girdim.

-"Çok soğukmuş ya." diye mırıldanıyordum aynı zamanda.

-"Dışarıda mıydın ?" diyen annemdi.

Başımı salladım.

-"Başak'la konuşuyordum." diyince gözlerini üstümden çekmişti.

-"Cumartesi akşamı Sena'nın evine gideceğiz. Sizde gelir misiniz kızım ? Telefonda sizi soruyordu canı sıkılıyor belli." Melek teyze boğazımı sızlatan bu konuşmasıyla beni olduğum yere kitlemişti.

-"Şey...bilmiyorum ki Melek teyze. Yani...bilemedim." Saçma tuhaf geveleyişimde ne diyeceğimi gerçekten bilmiyordum.

-"İstiyorsanız kızım. İstemiyorsan hiç sorun değil." dedi anlayışla.

Neden evine gidiyordu ki ? Boşanmışlardı işte görüşmeye devam mı edeceklerdi ?

Karnım yanıyor vicdanım sızlıyordu. Onu gerçek anlamda gelini olarak görüyordu.

Eğer...eğer öğrenirse hem beni hem belki de annemi suçlayacaktı. Benim yüzümden oğlunun boşandığını söyleyecekti.

Ya ailem de öyle düşünürse ? Yüzlerine nasıl bakacaktım ?

Bir kaç gündür toz pembe bulutun üstünde süzülüyordum. Gerçekleri halının altına süpürmüş görmek istemeden yaşıyordum.

Vücudum tepeden tırnağa buz kesti.

-"Ben..." Sesim çıkmayınca boğazımı temizledim. Bayılacak gibi dengem bozulmuştu.

-"Konuşuruz."

Kelimeler boğazıma dizilmişti. Bakışlarımı babama döndürdüm. Kahve molası vermişti.

-"Başağın yardıma ihtiyacı varmış. Gitsem olur mu ?"

Elbette onaylamıştı. Yanan gözlerimi güçlükle zaptediyorken kabanımı üzerime geçirdim. Çantamı gelişi güzel elime alıp mutfaktan çıktım.

Boğazımdaki yumruyu yok edemiyordum.

Kendimi restorandan dışarı attığım gibi olabildiğince hızlı adımlarla köşeyi döndüm.

Eve varamadan yağmur dökmüştü. Ama benim göz yaşlarım dökülmüyordu.

Aileme karşı güçsüz kalırsam tekrar güçlü ayağa kalkamazdım.

Kapıyı açtığım sırada telefonum çalmaya başlamıştı. Ayakkabılarımı çıkarırken alıp baktım.

Esved arıyordu.

Sessize alıp kapıyı kapattım. Üst kata çıktım ve odama yöneldim. Başağın odasından müzik sesi yükseliyordu o yüzden hiç girmedim.

Kabanımı gelişi güzel attığım yerden kaldırmadan camın önündeki pufa oturdum.

Sızlayan burnumla birlikte ağlamamak için oturduğum yerden kalktım. Başak beni kendime getirebilirdi.

Kapısını tıklatmadan girdiğimde makyaj yaparken şaşırıp bana baktı.

-"Nerden çıktın sen ?" dedi müziği kıstı.

Kendimi yatağına yan şekilde bırakıp bacaklarımı karnıma çektim. Bok gibi hissediyordum.

Gerçekler gün yüzüne çıkmıştı.

-"Hiç gelmemeliydim." dedim titreyen sesimle.

Anında yanıma oturup yanağımı tuttu.

-"Ne oldu ablacım ? Esved'le mi tartıştınız ?"

Başımı iki yana salladım. Odamdan yine telefonumun sesi geliyordu.

-"Melek teyzeler annemlerle karşı karşıya gelirlerse ben ne yaparım Başak ?"

İçimde tutamadığım hıçkırıkla gözümden bir damla yaş yatağa düştü.

-"Öyle bir şey olmayacak. Kötü düşünme. Herkes çocuğunun mutluluğunu ister." diyerek yataktan kalktı. Çünkü telefonu çalıyordu.

Gözleri direkt bana döndü.

-"Esved."

Yatakta sırt üstü dönüp ellerimi yüzüme kapattım.

-"Konuşmak istemiyorum. " dedim.

Bu halimi bilmemeliydi. Toparlanıp konuşmalıydım.

-"Belki başka bir şey olmuştur. "

Hala çalmaya devam eden telefonun sesi kesilince açtığını anladım. Ellerimi yüzümden çekmeden yaşlarımın dökülmesine izin verdim.

-"Efendim Esved ?"

Hıçkırmamak için dudağımı ısırdım. Esved olacakların hiçbirini umursamayacaktı. Ama ailem önemliydi. Yıllarını almış bu dostluğu kırma ihtimalim söz konusuydu.

-"Evet evet...şey yok hayır ben çağırdım."

-"Hı hı yok canım ne olacak ?"

Başağın sesi kıvranır gibiydi. Ellerimi indirip ona baktım.

-"Bilmem ki. Duymamıştır belki. Ay ne yalan söyleyeceğim sorgu memuru gibisin !"

Kollarında olduğumda her şeyi unuttuğum gibi şimdi de unutmak istiyordum. Nereye kadar unutacaktım ?

Başak kulağından çektiği telefona bakakaldı. Muhtemelen yüzüne kapatmıştı.

-"Açmamana ve gitmene çıldırmış. Restoranda mıydı ?"

Onu onayladım.

-"Manyak mı nedir ? Sanki kaçırıldın gibi terör estiriyor." dedi yanıma geri oturdu.

-"Duş alacağım."

-"Konuşalım rahatlarsın."

Başımı olumsuz anlamda salladım.

-"Sonra düşüneceğim. İyi hissetmiyorum."

Rüya gibi başlayan günün ardından böyle çökeceğimi düşünmemiştim.

Banyoya girdikten sonra tamamen soyunup sıcak suya kavuştum. Üzerimden kokusu silinse bile hala dokunuşları tazeliğini koruyordu.

Esved elimi tutuyor olmasaydı büyük ihtimalle daha kötü bir durumda olurdum.

Varlığına tutunarak olumsuz düşünceleri defetmeye uğraştım ve suyun altından çıktım. Tamamen temizlenmiş hafiflemiştim.

Bornozumu giyindikten sonra odamda ekru rengi dantel iç çamaşır takımı giyindim. Islak saçlarımdan su süzülmesi beni rahatsız ederken hızlıca yün pijama takımını aldım ve giyindim.

Banyoya geri dönmüş saçlarımı tarıyordum ki zil sesi geldi.

-"Müge gelmiştir." dedi Başak koridordayken.

Fön makinesini çalıştırıp kurutmaya başladım. Üzülünce hemen yüzüm soluyordu. Aynadaki yansımam mutsuzdum bitkindi.

Saf bir mutluluk istiyordum.

Oflayarak makineyi kapattım. İçim daralmıştı.

Saç bakım malzemelerimiz arasında duran bakım yağını elime sıkmış saçlarımın uçlarına sürerken burnuma farklı bir koku doldu.

Az kalsın çığlık atacakken kapıya yaslanmış halde duran bedenin Esved'e ait olduğunu görmem uzun sürmedi.

Ellerim saçlarımda kaldı.

Omzunu pervaza yaslamış gözleri üzerimdeydi.

-"Ne işin var burada ?" dedim şoktan sıyrılıp.

Ellerimi hemen yıkayarak ona döndüm. Bakışları yavaş yavaş bedenimde gezindi ardından yeniden gözlerimi buldu.

-"Neden sana ulaşamıyorum ?" dedi sorumu es geçerek.

-"Arayacaktım." diye mırıldandım. Gözlerimi gözlerinden kaçırıp kapıya doğru adımladım.

Birlikte banyodan uzaklaştık.

-"Aramayacağını bildiğim için geldim Bade."

Karşımda sert bir duvar gibi duruyordu. Dişlerimi geçirdiğim dudağımı serbest bırakıp saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.

-"Esved...ben..."

Nefesimi dışarı bıraktım. Sustum.

-"Sizi dinlemek istemiyorum kulağım kayıyor. Odana mı gitseniz ?"

Başağın kapısından başını uzatmasıyla gözlerimi devirdim. Ardından koridorun sonundaki kapıya yöneldim. Peşimden geldiğini bilmek beni heyecanlandırıyordu. İlk defa odamdaydı.

Kapıyı sertçe üstüne vurmasıyla irkilip yatağımın kenarına oturdum. Ateş basmasıyla hırkamı tek hamlede çıkartıp ellerimi kucağıma bıraktım.

-"Sorun ne ? Bir şey oldu."

-"Bir şey olmadı. Başak çağırmıştı geldim." dememle kaşları çatıldı.

Bedeni girince odam küçülmüş müydü ?

-"Bana yalan söyleme. Bade benim için ne kadar önemli olduğunun farkında değil misin güzelim ?" Biraz daha sakin şekilde yanıma oturdu. Hafifçe çökmüştü.

Ona ihtiyacım vardı. Ceketinin üstünden koluna sarılıp başımı yasladım.

Diğer kolunu kaldırıp yanağımı okşadı.

-"Masada olanlar yüzünden mi yoks-"

-"Hayır hayır değil." dedim hemencecik.

Sarıldığım kolunu belime dolayıp diğerini bacaklarıma getirdi ve beni kucağına çekti. Bacaklarım iki yanında kucağında oturduğumda aşık olduğum yüzüne bakmadan boynuna sarıldım.

Buram buram parfüm kokuyordu.

-"Pekâlâ seni üzen şeyi söyle bana." Sırtımı okşarken diğer yandan omzumu öpmüştü.

Sessizliği korudum. Bu konuda ne söyleyeceğini biliyordum.

-"Şimdi iyiyim." dedim ve gömleğinin kenarından boynunu öptüm. Anında kıpırdanmıştı.

-"Beni geçiştirme ufaklık." Çenemi kavrayıp geriye ittirdi. Burnuma dudaklarını bastırdığında ağlayasım gelmişti.

-"Benim güzel sevgilimi kim üzmüş ?"

Yanağımın içini ısırıp dolu dolu olan gözlerimi göğsüne indirdim. Onsuz olmak istemiyorum. Kimse bize engel olmasın istiyordum.

-"Yanında kalmak istiyorum. Ayrı kalmak istemiyorum. " Ağlamaklı sesime göz pınarlarımdan süzülen yaş eklenince bunu beklemediği aşikârdı.

Yüzümü omzunda gizleyerek utançtan bakamadım.

Belimi tutup saçlarımı okşadı.

-"Güzelim...ben yanındayım. Hep yanında olacağım. Lütfen konuş benimle. Birisi bir şey mi söyledi ? Şu yaşları dökme içime işliyor."

Başımı kaldırmak istedikçe izin vermeden dakikalarca omzunda yattım. Ağlamıyordum yalnızca iyi hissedene dek kalkmamıştım.

Kucağında olmaktan son derece memnundum. Elleri bedenimde geziniyor dudakları minik minik buseler konduruyordu.

-"Ne güzel kokuyorsun." Boynumda derin bir nefes almıştı. Burnunu sürttüğü noktayı uzunca öptü geri çekildi.

-"Özür dilerim. Saçma sapan bir şeye takıldım.." devam edecekken sustum.

Doğrulduğumda iki eliyle belime sarılmıştı.

-"Seni üzen bir şey olduğu belli. Ne olursa olsun fark etmez. Ve ben ne zaman ihtiyacın olsa yanında olacağım. Seni zorlamayacağım. Söylemek istersen söyleyeceğini umuyorum."

Aldığım solukla göğsüm havalanırken telefonu çalmıştı. Ceketinin cebinden bakıp sessize aldı geri koydu.

-"Buraya kadar geldin seni uğraştırdım." dedim ve saçımı düzelttim. Utanıyordum. Karşısında kısacık da olsa ağlamıştım. Tamamen duygusal karmaşadan dolayıydı.

-"Saçmalama. Sen iyi ol bana yeter. Gözlerin güzel baksın benim için gerisi mühim değil." Yanaklarımı kavrayıp dudaklarıma dudaklarını bastırdı.

Geri çekildiğinde dudağımda tebessüm yer aldı.

Çok seviyordum çok.

-"Yanında kalmamı ister misin ?" diye sordu şefkatle yüzümü okşarken.

Çok istiyordum. Fakat burada mümkün değildi.

-"İşin yok mu ?" diyip tadı kalan dudağımda dilimi gezdirdim.

O sırada tekrar telefonu çaldı. Nefesini üfleyerek sessize aldı.

-"Katılmam gereken bir toplantım var ama eğer istiyorsan erteleyebilirim."

Ona ulaşmaya çalıştıkları belliydi. Boşu boşuna oyalayıp işine engel oluyordum.

Güçlükle gitmesi gerektiğine ikna ettiğimde birisinin görmesini umursamadan kapıdan yolcu etmiş ardından bakmıştım.

Çok iyi gelmişti. Ne kadar sık görsem her görüşümde ilk kezmiş gibi iyileşecektim.

Şunu anladım ki bizim ruhumuz bir olduğu sürece bütün dünya üstümüze gelse yine ellerimiz ayrılmayacaktı.

•••

Merhaba iyi geceler ❤

Bölümleri bu sıralar hızlı hızlı yazamıyorum belirli sorunlardan dolayı ama elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum ❤

Bölüm hakkında düşünceleriniz nedir merak ediyorum.

Ve çiftimiz için düşüncelerinizi de belirtin lütfen 🔥

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.