•
-"Üzerine rahat bir şeyler giymek istersin belki. Sana uygun ne var bakalım."
Giysi odasından seslenince dakikalar sonra o yöne baktım. Altında lacivert bir eşofman vardı. Üzerinde ise vücuduna yapışan siyah basic bir tişört.
Yatağından kalkarak yanına ilerledim. Her detayıyla lüks olan daire ilgi çekiciydi.
-"Fazla kalmamış halin böyle mi ?" diye sorarken bakışlarım dolu askılarda geziniyordu.
Arkamdan kollarını dolayıp ellerini karnımda birleştirdi. İstemeden gülümsedim. Hem kalbi hem bedeni sıcacık bir adamdı.
-"Benim ilgilendiğim bir konu değil. Sana ne söylüyorsam o doğru." Eğilip yanağımı öptü geri çekildi.
Katlanmış duran kısa kollu beyaz oversize bir tişört çıkarttı.
-"Elbisenden daha kısa değildir." İnceden laf sokarak tişörtü elime verince gözlerimi devirdim.
Sigara içmeye çıkacağını söyleyip yanımdan uzaklaştığında hızlıca elbisemi sıyırıp tişörtü giyindim. Ardından çizmelerimi çıkarttım ve aynaya baktım.
Maalesef dediği doğruydu. Elbise boyundaydı.
İçimde sutyen olmadığı için göğüslerim dolgunluğuyla belli oluyordu. Utansam bile çıplak gördüğünü hatırlayıp kendimi rahatlatmaya çalıştım.
Verdiğim soluğun peşinden telefon sesi kulağıma geldi. Koşar adımlarla çantamdan telefonumu aldım. Açarken koltuğa dizlerimin üstüne oturmuştum.
-"Ooo baby uhuhuuu !"
Başağın tuhaf saçma bağırışını sabit bir yüzle dinledim. Yine delirmişti.
-"Ne oldu Başak ?" dedim ve elimi alnıma yasladım.
-"Ön sevişmedeyseniz rahatsız edip sinir bozmak için aradım. Zamanı tutturamadım mı yoksa ?" dedi ciddi ciddi üzülerek.
Bacaklarımı uzatıp başımı geriye attım.
-"Bist du verrückt ?" dediğimde kıkırdamıştı.
Aynı anda kapı sesi geldi. Esved içeri girmişti. Bacaklarımı düzgünce toparlayıp öyle oturdum.
-"Beni sizler delirttiniz. Anlaşılan bu gece eve gitmiyoruz. Korunmayı unutmayın aşkım." Ağzım adeta bir karış açıldı.
Beni şok üstüne şok ediyor.
-"Susar mısın ?" dedim daha yumuşak şekilde.
Esved gelip yanıma yayılırken aynı zamanda elini çıplak bacağıma koymuştu.
-"Susuyorum. Bol zevkli geceler."
Gözlerimi kapatıp açtım.
-"Schlampe !" dedim kızgınlıkla. Ardından o kahkaha atarken telefonu yüzüne kapattım.
Evet ablam diye demiyorum tam bir sürtük !
Telefonumu yanıma bırakırken Esved bacağımı okşadığı elini çekip bana döndü.
-"Galiba Almanca öğrenmem gerekiyor. " diyince gülümseyip kaslı koluna sarıldım ve omzuna yattım.
-"Dil öğrenmeyi sever misin ?" diye mırıldanarak sordum.
Onu öğrenmek istiyorum. Hayatının her ayrıntısını merak ediyordum.
-"Kısmen." derken film bakmaya devam ediyordu.
-"Kaç dil biliyorsun ?"
Cevaplamadan boşluktan kolunu sokup belime sardı ve göğsüne yatmamı sağladı.
-"Fransızca , Yunanca , İtalyanca...çat pat Rusça."
Hafifçe kaşlarımı çattım.
-"Çat pat ?" dedim sorarcasına.
-"Yani az biraz."
Dudaklarımı birbirine bastırdım. Sert göğsüne biraz daha sokulmuştum.
-"Rusça bilmesen de olur." dediğimde göğsü sarsıldı.
Ne o hoşuna mı gitti ?
-"İş anlaşmaları olunca gerekli oluyor. İş seyahatleri falan." dedi gülmesini sonlandırıp.
-"Sık sık yurt dışına çıkar mısın ?" Umarım sorularım onu sıkmıyordur.
-"İş dışında kafa dağıtmak için çıktığım oluyor. Arkadaşlarımla. Ama galiba pek olmayacak." diyerek parmaklarını sırtımda gezdirdi.
Yutkunup nefesimi dışarı verdim.
-"Neden ki ?" dedim anlamamazlığa vurup.
Başını biraz döndürmüştü. Sakalları saçlarıma batıyordu.
-"Seni bırakabileceğimi sanmıyorum. " dedi kalbimi sıkıştırdı.
Kurumuş dudaklarımı yaladım. Ona bir şey söyleyecekken belimden çekti. Kendimi kucağında oturur halde buldum. Bacaklarım iki yanındayken tişört yukarı doğru kaymıştı.
Bakışlarım karşısında çeneme buse bıraktı.
-"Böyle daha rahat." dedi keyif içeren ses tonuyla.
Doğru düzgün nefes almıyor olsam bile heyecanına kapılarak kucağında oturmayı sürdürdüm. Kanımın kaynadığını hissediyordum. Eğildim yanağımı omzuna yasladım. İki eliyle sırtımı okşuyordu.
-"Sena aklımdan çıkmıyor. Kendimi suçlu hissediyorum. " dedim aradan bir kaç dakika geçtiğinde.
Sanki kocasını elinden almış gibiydim. Sanki değil basbayağı öyleydi. Tanrım.
-"Bade...bunları düşünme artık. Evliliğimiz gerçek bile değildi. Ve artık Sena da mutlu olmak istediği için bunu bitirdik. Yalnızca sen bana mutluluğu getirdin. Hiçbir suçun yok."
Göğsünden kalkında elleri belime düşmüştü. Yüzüm ifadesizdi. Ama içimde kopan fırtına fenaydı.
Susmadım.
Gözlerimi gözlerine diktim.
-"Seni çok seviyorum." dedim.
Evet dedim.
Gözlerinden geçen pırıltıyla iç çekişi eş zamanlı oldu. Bir eliyle belimi sıkarken diğerini yüzüme çıkarttı. Tek hamlede dudaklarımızı birleştirmişti.
Tecrübesiz karşılığım onu altımda inletirken belimden bacağıma indi. Çıplak bacağımı sertçe okşuyordu.
Farkında olmadan kendimi ona bastırmamla hırıltılı inlemesi dudaklarımda kayboldu.
Alt dudağımı yercesine ısırıyor hunharca emiyordu. Dillerimiz birbirine değdiğinde ise iki eliyle yanaklarımı tuttu.
Sanki o kıvılcım yangın olmuştu.
Yanıyorduk.
Öpüşmemiz tutkuyla harmanlandı. Hızını kaybetmeden dudaklarımız birbirini dağıtıyordu.
Ellerini tekrar kaydırdı. Kalçamı sıkıca kavrayınca bu defa inleyen ben oldum.
Çok utanç verici.
Dudaklarımızı ayırmayıp koltuktan kalktı. Karanlığa çalan dairede sesli soluklarımız yatakta son buldu. Ellerini yatağa dayayıp üzerime eğildi.
Saçlarımla ruhumla altında yatağa dağıldım.
Dudaklarını çekti. Sert solukları yüzüme çarparken gözleri koyu karanlığa dönmüştü. Yanağıma oradan boynuma ıslak bir yol çizdi.
Başımı çevirip gözlerimi kapattım. Kıvranmadan duramadım. Yoğun zevk içindeydim.
İlk kez böyle bir şey yaşıyordum.
Islak dudakları arasına sıkıştırdığı boynumu emerek diliyle yaladı. Yüksek sesle inlememek için dudağımı ısırmak zorunda kalmıştım.
Kendini bir saniyede ışık hızıyla çekti. Dümdüz duran bacaklarımın üzerinden kalkarak yanıma oturunca kendimi toplayarak derin bir nefes aldım.
-"Ben...bir an kendimi kaybettim." dedi ve saçlarını karıştırdı.
Bacaklarımı yukarı çekerek oturur pozisyona geldim. Kalktığımı görünce sanki tüyden ibaretmişim gibi beni kolayca kendine çekti yatağa uzandı. Resmen üstünde yatıyordum.
-"O geceden beri senden başka bir şey düşünemez oldum. Yapmamam gerekiyordu ama senden gelen hamleyle bir şey beni dürttü duramadım. Eğer aklım başıma gelmeseydi...beni hiç affetmezdin."
Isınmaya dönen yanaklarım eşliğinde dudağımı kemirdim.
-"Bende sarhoştum. İtiraf etmem gerekirse...sana çarptığımda ilgimi çekmiştin." derken ultra ultra utanıyordum.
Ama Esved'in itirafları yanında benimki neydi ki ?
-"Öyle mi ? Ufak tefek olduğundan ben pek görememiştim." Göğsüne bastırıp kalktım. Aynı anda elimle omzuna vurmuştum.
Pek sık gülümsemeye başlamıştı. Belimden tuttuğu gibi beni altına çekip yanaklarımı öptü.
-"Gıcıksın." dedim öpücükleriyle mayıştığımda.
-"Gece bana sarılıp uyuduğunda ben sarhoş değildim." Alnını alnıma yaslayıp karizmatik yüzünü ifadesiz tuttu.
-"Hiç değildim. Ama yanından gidemedim. Tenine kapılmıştım. Güzelliğine , sıcaklığına."
Dilimi damağımı kurutuyordu. Güçsüz titrek bir soluk verdim.
-"Sonra bana sokuldun uyuya kaldın. Gözlerim kapanana kadar seni izledim." Cümlesinin sonunda dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu.
-"Beni sevmeni isteyeceğim aklımın ucundan geçmezdi Bade'm."
Mutlulukla dolan gözlerimi kırpıp boynuna sarıldım. Elimin altında olan bedeni tamamen sert ve kastan oluşuyordu. Kocamandı heybetliydi.
-"Senden uzak kalmak zordu. Ama daha zoru...evli olduğunu öğrenmekti." dedim. Boğazımda o bilindik yumru oluştu.
Üzerimden yana kaydı. Omzumun üstüne yatınca eli yanağımdaki yerini almıştı.
-"Tahmin edebiliyorum. Bu saatten sonra elini hiç bırakmayacağım buna emin ol." Şefkatli sesine yumuşak dokunuşları eklenince ruhum hafifledi.
Uzun bir sessizlik yaşadık. Esved saçlarımı okşadı bende parmak uçlarımı kolunda gezdirip huzur buldum.
-"Işıkları söndüreceğim." dedi en sonunda.
Yataktan kalktı. Aynı pozisyonda kalıp elimi yanağımın altına koydum. Daire karanlığa gömüldü. Televizyonda öylesine bir film açarak yanıma geri geldi.
Yorganın altına girmemizi sağlarken içim içime sığmıyordu.
Aylar sonra yine aynı konumdaydık. Ama bu defa kalplerimiz de dahildi.
Yüzümden silinmeyen gülümsemeyle bana sarılmasını bekledim. Sırtım göğsünde ellerim ellerinde gözlerimi yumdum.
Uyuyamayacağımı sanmıştım ancak o kadar mutlu ve huzurluydum ki kollarında uykuya dalmıştım.
'
Gözlerimi açmama neden olan dokunuşların arkasından vücudumu hareket ettirdim.
Yüzüme ılık bir nefes vuruyordu.
İdrak etme sürem kısacıktı. Eli belimden kalçama kaymış bana yaklaşmıştı.
Uyuyordu.
Çok tatlıydı.
Kirpikleri gölge yapmış hafif aralık dudaklarıyla karşımdaydı. Sıcaklığında ısınmak her şeye değer ölçüdeydi.
Kokusunu içime çekerek boyun girintisine yerleştim. Bunu hissetmiş kollarını bedenime dolaşmıştı. Aynı zamanda bacağını bacaklarımın üstüne atınca tamamen hareketsiz kaldım.
Gece derin bir uyku çektiğim için nasıl uyuduğumuzu hatırlamıyordum.
Esved uzun uzun uyur muydu onu da bilmiyordum ama şimdi böyle onu hissetmek çok güzeldi.
Erken uyanmaya alışık olduğum için saat şuan muhtemelen 5 6 civarında olmalıydı. Keşke uyumaya devam edip bu anın tadını çıkarabilseydim.
Burnumu bastırdığım teninden çektim. Başımı yastığa bıraktım ve elimi hafif olacak şekilde yüzüne koydum. Sakallarını okşayarak tebessüm ettim.
Yani onca acı özlem son mu bulmuştu ?
Bu anı ölümsüzleştirme imkânım olsaydı diye dilerken Esved gözlerini araladı. Uykulu gözlerle kaşları çatıldı. Hemen sonra yüz hatları yumuşarken gözlerini kapatmıştı.
-"Günaydın. " Sesim uykusuz ancak mutlu çıkmıştı.
Başını göğsüme yakın bir yere sokup belime sarıldı.
-"Günaydın güzelim." Uykulu bir ses ancak bu kadar muhteşem çıkabilirdi.
-"Hemen uyanmayalım." dedi uyku moduna girerek.
Ona uydum. Gözlerimi kapattım ve elimi omzundan ensesine kaydırıp saçlarından parmaklarımı geçirdim. Dudaklarından tatlı tatlı mırıltılar çıkıyordu.
-"Göğüslerinin yumuşaklığını unutmamıştım." dedi daha ayık tonda.
Gülümsemem silinirken şaşkınlıkla saçlarını çektim.
-"Edepsizce konuşma !" diye uyardığımda utançtan şekilden şekile giriyordum.
Sessizce güldü.
-"Uyuyorum." dedi bir iki dakika sonra.
Aldığım solukla ona daha sıkı sarıldım. Yüzü tam olarak göğüslerimdeydi nasıl nefes alabiliyordu bilmiyorum.
Dediği gibi uyumuştu. Düzenli solukları güzel bir ilahi gibiydi.
Onu uyuya kaldığı yatakta bırakarak zorlukla kollarından sıyrıldım. Çıplak ayaklarımın çıkarttığı küçük seslerle yürüyordum. Önüme çıkan iki kapı vardı. Birisi mutfaktı.
Başımı uzatıp kapıdan içeriye baktım.
Hoştu ancak kasvetliydi.
Diğeri banyo.
Tam olarak bu eve yakışan değişiklikteydi. Siyah filmli cam cephe karşısına konumlandırılmış banyo hayran bıraktıran türdendi.
Usulca aynanın karşısına geçtim. Gece o mutlulukla hiç yapmayacağım halde makyajla uyumuştum.
Yüzüm berbat değildi ama biraz kötüydü.
Evet moral bozmak yok.
Çekmeceyi açıp bulduğum sabunla yüzümü köpürterek yıkadığımda temizlenmiş hissediyordum.
Gönül duş almaktan yanaydı lakin imkânı yoktu. Banyo o kadar güzeldi ki girip uzun uzun duş keyfi yapmalıktı.
Oradan ayrılıp salona geri gittim. Esved sırt üstü dönmüş hala uyuyordu.
İçim el vermedi. Ama şeytan dürtünce yatağa girdim. Soğuk ellerimi tişörtünün içinden sırtına doğru soktum.
-"Hay sikeyim !" Fırlarcasına dönüp doğrulduğunda ben kıkırdayarak yatağa devrilmiştim.
-"Sen var ya...görürsün şimdi."
Bedenimi kucaklar kucaklamaz bütün bağırmalarıma rağmen banyoya girdi. Açtığında akan buz gibi su ile bütün sesim daireye yankılandı.
Ayaklarımı yere bastırmış karşımda gülüyordu.
Çatık kaşlarımla ısınan suyun altında ona baktım.
-"Çok kötüsün." diyip saçlarımı geri attım.
Dudağına geçirdiği dişleriyle dikkatimi dağıtırken eğildi ve parmaklarıyla çenemi kavrayıp dudaklarıma uzandı.
Bu sabahtan daha güzel uyanış yaşamamıştım.
Minik kısa bir öpücüktü. Karşılık vermeme fırsat kalmadan dudaklarını çekti. Nefessiz durduğumda dudaklarıma bıraktığı izinin üzerinden sular akıyordu.
-"Duş almak istersen.." Kısık sesini duyduğumda bakışları hala aralık kalmış dudaklarımdaydı.
Belli belirsiz başımı salladım.
Islanmış bedenini ağır ağır çıkarırken ikimizde biraz dağınıktık.
Banyodan gidişinin peşinden başımı eğdim.
Tanrım.
Suyla şeffaflaşan beyaz tişört bütünüyle tenime yapışmıştı. Göğüslerimin görüntüsünden bahsetmek dahi istemiyorum.
Bayıldığım banyonun içinde tişörtü çıkartıp başımı yukarı kaldırdım. Sakinleşmek için ellerimi enseme attığımda vücudumun yangını geçmiyordu.
Hiç böyle hisler yaşayabileceğimi düşünmezdim.
Fakat çok başkaydı.
Kesinlikle dengemin bozulduğunu düşünürken kenarda duran cam şişeye uzandım. Avucuma aldığım şampuanı saçlarımda gezdirdim.
Düşüncelere dalınca fazla oyalandığımı fark etmemiştim. Son kez suyun altında saçlarımı geriye atmıştım ki Esved'in sesi geldi.
-"Senin her işin uzun mu sürer ?" Kapıdan başını uzatmasıyla hızlıca göğüslerimi tuttum.
Neyse ki belimden aşağısı kapının oradan görünmüyordu.
-"Ya çıkar mısın ?!" diye bağırdım.
Yüzünde var olan değişik tebessümle utanmadan vücuduma bakıyordu.
-"Havlu verseydim ?"
-"Esved !"
Başını çekmesiyle rahatlayıp nefesimi üfledim. Suyu kapattım ve mermer zemine ayak bastım. Kenara bıraktığım ıslak tişört ve küloduma baktım. Ne yapacağımı bilemeyince külodumu tişörtün içine dolayıp kenarda yere koydum.
Kapının arkasında kalan cam dolaptan beyaz bir havlu alarak bedenime doladım. Biraz kısa kalmıştı ancak yapabileceğim bir şey yoktu.
-"Elbisemi getirir misin ?" diye seslendim. Kapıyı kapatmış küçük bir aralıktan bakıyordum.
-"Gelip alabilirsin ben bakmam !"
Kızmak yerine sırıttığım için kendime inanamıyorum.
-"Bekliyorum. " dedim ardından.
Çok geçmeden kapının önünde elbisemi uzattı. Banyoda hızlıca elbisemi giyindiğimde altıma iç çamaşır olmaması rahatsız ediciydi.
-"Gireyim mi ?"
Aynanın karşısında saçlarımı havluyla kurularken kapıya tıklattı.
-"Gel." dememle içeri adım atmıştı.
İnce belime sarılıp boynumu uzun uzun öptü.
-"Dışarıda kahvaltı yapalım mı ?" diye sorarken elini önüme uzatmış çekmeceyi açıyordu. İçinden fön makinesini çıkartıp tezgaha koydu ve geri kapattı.
-"Olur." derken aklım çoktan dokunuşlarına kaymış uçmuştu.
Derin bir soluk alıp tekrar boynumu öptü.
-"Saçlarını kurut." diyip geri adım attı. Yakasından tutarak tişörtünü bir hamlede çıkarınca kalbim tekledi.
Çıplak üst gövdesi hatırladığımdan daha iri ve seksiydi.
Yutkunarak bakışlarımı kaçırdım. Fön makinesini fişe takarken aynadan istemsizce ona bakıyordum. Eşofmanını indirmesiyle her hücrem sarsıntıyla titredi.
-"Ne yapıyorsun ?" dedim dilim birbirine dolaşırken.
-"Duş alacağım güzelim." dedi normalmiş gibi.
-"Çıkmamı beklesen ?"
Uzun boyuyla tam arkamda durunca aynadan yüzünü görüyordum.
-"Görmediğin bir şey-" Dirseğimle sert karnına vurmak için hamle yapmıştım ama yana kayıp bana sarılınca kızarmış yanaklarımla kalakaldım.
-"Utanma benden." Dudaklarıma dudaklarını bastırıp duş kabinin cam kapısından içeri girdi.
Beni öldürecek. Gerçekten kalpten gideceğim.
Saçlarımı kuruturken asla sağ tarafa bakmadım. Uçlarını hafif nemli bırakarak kendimi banyodan dışarı attım. 40 derece vücut ısısına ulaşmış olabilirdim.
Yüzümü yelleyerek telefonumu aldım ve koltuğa oturdum.
Başağı arayacakken sehpada duran Esved'in telefonu çalmaya başladı.
Gürkan bey arıyordu. Duymamazlığa verip geri yaslandım ve Başağın üstüne tıkladım.
Kapatacakken sonunda açmıştı.
-"Kargalar daha bokunu yemedi."
O ne demek ya ?
-"Eve gidiyor musun ? Esved'le kahvaltı yapacağız." dedim.
-"Uyuyorum Bade. Bir saat sonra tekrar ara." diyip yüzüme kapattı.
Gözlerimi kapattım koltukta aşağı kayıp otururken aradan bir kaç dakika geçmişti.
Esved'in telefonu tekrar çalmaya başlamıştı. Eş zamanlı olarak koridordan salona giren kalp düşmanı adamı gördüm.
Belinde havluyla bana göz kırpıp sehpadan telefonunu aldı.
Nabzım mı gitti sanki ?
-"Efendim dede ?" Su damlaları saçlarından süzülüp benim içime akıyordu.
Teni nasıl böyle parlak ve muhteşem bir bronzlukta olabiliyor ?
Havlusu göğsümde ağrı yaratıyordu. Hiç tedirgin olmadan yanıma oturup saçlarımı öptü.
-"Halledeceğim. Sena'yla daha konuşmadım." dedi.
Beni germişti. Kendisi umursamadı. Saçlarımı okşamaya öpmeye devam etti.
Çıplak sıcak göğsüne yaslı dururken vücuduma bir şeyler oluyordu.
-"Tamam dede sen ayarla işte bir sürü işim var." derken eli çıplak sırtımda geziniyordu.
-"İzmir'e gideceğim ama akşama dönerim kalamam."
Konuşmasını bir kaç dakika daha sürdürmüştü. Bende o sırada elimi göğsünde dolaştırıp tıpkı benim gibi ürpermesini izliyordum. Her dokunuşumda hafifçe kasılıyor soluğunu veriyordu.
Telefonu yanına atar atmaz ise elimi tutmuş boynuna koymuştu. Burnunu burnuma sürtüp göğüslerimi kendine yapıştırdı.
-"Delirtiyorsun beni kızım yapmasana." dedi boğuk sesiyle.
Kendimi tutamayıp kıkırdadım. Etkilenmesi hoşuma gitmişti.
-"Ne diyor Gürkan bey ?" Toparlanıp başımı geriye çektim.
İleri doğru bakıp dolgun dudaklarını araladı.
-"Sena'ya ev iş konuları. Dedemle konuşmuş annemlere daha rahatsızlık vermek istemiyormuş. Üzerimi giyineceğim sonra çıkarız."
Yanağımı öperek yanımdan kalktı.
Giysi odasına geçtiğinde el yordamıyla düz saçlarımı düzelttim. Ayağa kalkıp bir iki dakika bekledim. Sonrasında yatağın olduğu tarafa geçtim. Haliyle gözüm ona kaymıştı.
Siyah kumaş pantolonun fermuarını çekiyordu.
Bakışlarımı yere indirdim. Yastıkları öylesine düzeltip yorganı üstüne çektim.
-"Akşama burada uyuyacağım."
Gür sesi kulağıma geldi. Gülümseyip dudağımı ısırdım.
-"Öyle mi ?" dedim gülerek. Yatağa yaslanırken çizmelerimi giyinmeye girişmiştim.
-"Evet kokun gitmeden." İç yakıcı şekilde söylemişti.
Yutkunma ihtiyacı duydum.
Zorlu bir süreç geçirmiştik. Belki kalbime yenilmesem yine uzak duracaktım. Fakat kollarının arasındaki huzur dünyası öyle güzeldi ki yaşamak böyle bir şeymiş dedirtti.
Ve ben nefesini nefesim yapacak kollarından hiç çıkmayacaktım.
•••
İyi geceler ❤
Uyumayanlara selam 🙌
Siz bölümü okurken ben diğer bölüme başlayacağım yorumlarda buluşuruz ❤🌸