•
-"Üzerini değiştir. Hemen." Elimden sürüklemeye devam ederken merdivenleri çıkartmıştı.
-"Hangisi odan ?"
Kendime silkelenip gelmem biraz uzun sürmüştü. Elimi elinden çektim.
-"Ben...ben hallederim." diye mırıldandım.
Odamın kapısında duruyor olduğumuz için direkt olarak kapıyı açtım.
-"Ev soğuyor kalın giyin." dedi daha durgun olarak.
Vücuduma yediğim yağmur suyu sanki şimdi etkisini gösteriyordu. Belki de Esved yağmur gibiydi.
Hırkamı çıkartıp kenara atarken karanlıkta belirgin olan bedenine bakıyordum. Kapı eşiğinde duruyordu.
Islak saçlarından elini geçirip başını çevirdi. Gitmek istiyor gidemiyordu.
Tıpkı benim ondan gitmek isteyişim gibi. Gidemedim.
-"Mum var mı ?" diye sordu.
Boğazımı nazikçe temizleyip çıplak ayaklarıma bakmayı sürdürdüm.
-"Bilmiyorum. Belki alt katta vardır. " dedim kısık sesle.
-"Oyalanma giyin." diyerek gözden kayboldu.
Evin sessizliğine ayak sesleri eklenmişti. Bu huzur vericiydi.
Kalbimin gümbürtüsüyle birlikte ıslak kıyafetlerimi ve iç çamaşırlarımı çıkarttım. Bunları hızlı hızlı yapıyordum çünkü korkuyordum. Gök gürültüsü yükseldikçe ben sıçrıyordum.
İç çamaşırlarımın üstüne uzun bir pijama altı geçirdim. Üstüme de ince uzun kollu takımını giyinip ıslak saçlarımı havluyla kurulayarak topuz yaptım.
Telefonum alt katta kaldığı için merdivenlerden inmek eziyet gibi gelmişti.
Yüreğim ağzımdayken çabucak alt kata indim.
Gitmiş miydi diye üzülecekken sehpada yaktığı mumların başında gördüm. Elinde çakmağı eğilmiş blok mum yakıyordu.
Nereden bulduğunu bilmiyordum ilgimi de çekmiyordu.
Doğrulup bahçeye bakan cam cephenin perdelerini ve kapıyı kapattı.
Dudaklarımı kemirerek gözlerimi kaçırdım. Salon mumun loş ışığıyla aydınlanmıştı. Titrek bir soluk verdim. Haftalar üstüne yine birbirimizi bulmuştuk.
Yutkunarak öne doğru adım attım.
Telefonumdan yükselen sese lanet okuyarak gözlerimi koltuğa kaydırdım.
Benimle birlikte ekrana bakan Esved sinirle karışık alaylı bir tavır gösterdi ve göz devirdi.
Macit arıyordu.
Telefonuma uzanıp sessize aldım. Bu hareketimle dip dibe gelmiştik. Geriye adım atmasıyla nefesimi verdim.
-"Konuş konuş çekinme." diyince kaşlarımı çattım.
-"Konuşmak istesem çekinmem zaten." demem onu daha da sinirlendirmiş gibiydi.
Başını çevirip çenesini sıktı.
-"İstediğini yap Bade. Hayatında benim dışımda herkese yer var."
Sehpada fark etmediğim araba anahtarını aldığı gibi salondan koridora geçti.
Arkasından koşarak kapıyı açmadan ona bağırdım.
-"Neden biraz da benim açımdan bakmıyorsun ?!"
Elini kapı kolundan çekti. Arkasına dönmesi bir dakika sürmüştü. Burası çok karanlıktı ve yüzünü zar zor görüyordum.
-"Sen biraz benim açımdan bakmayı denedin mi ? Kim ne düşünür diye yaşamaktan çekiniyorsun. Belki de gerçekten istemiyorsun bilmiyorum." dedi ve ellerini iki yanına bıraktı.
Her şekilde onun düşüncelerini de hissetmeye çalışıyordum. Fakat olmuyordu işte.
-"Sandığın gibi değil." dedim daha güçsüzleşen ruhumla.
Kendime vurduğum zincirleri sana nasıl gösterirdim ?
-"Söyle o zaman. Anlat bilelim." derken sert adımlarla önümde durdu. Yüreğim yine kuş gibi çırpınmaya başlamıştı.
Gözlerine bakmaya aramızdaki mesafe izin vermeyince başımı hafifçe kaldırdı. Çenemde duran parmakları tenimi okşayaran uzaklaştı.
-"Burada olmamalısın." dedim en sonunda.
Konuşamıyordum. Ben bu adamın gözlerine bakarken konuşamıyordum. Karnım yanıyordu. Boğazım düğümleniyordu.
-"Kaç böyle hep kaç tamam mı ? Hiç kendini anlatma hep böyle sus !"
Yüzüme bağırışıyla ilk önce irkildim. Fazla öfkeliydi. Üzerime yürüdükçe ben geri kaçıyordum.
-"Bana bağırma ! Ne yaşadığımı bilmiyorsun ! Bağırmak çağırmak çok kolay değil mi ?!" Göğsüne vurup ittirmek istemiştim ama beceremedim.
-"Hayır hiçbir şey kolay değil Bade ! Senden uzak durmak da kolay değil !"
Soluk soluğa tekrar vurup bir adım gerilemesini sağladım.
-"Benim için kolay mı sanıyorsun ?!" diye bağırdım. Sonra buna pişman oldum.
Göğsüne doldurduğu havayı dışarı üfledi. Ellerimi tutup geriye duvara yasladı.
Yakınlığı kalp sağlığım için tehlikeli denecek kadardı.
-"Değil mi ?" dedi fısıldarcasına.
Gözlerimi göğsüne çevirdim. Üzerinden yayılan koku mest olmamı sağlıyordu.
Karşı koymak gittikçe zorlaşıyordu.
-"Bade." dedi sakince.
Sesi içime işlemişti.
Gömleğinden görünen esmer teninde gözlerimi gezdirdim. Boynunda gizlenen kokusunu solumak istiyordum.
-"Efendim." derken sesim fısıltıdan farksızdı.
Biraz daha yaklaştı. Nefesi dudaklarımdaydı.
Vücudumdan gücümün aktığını hissediyordum. Burnunu burnuma değdirince kalbim anlık durmuştu.
Şimdi yere doğru süzülecektim. Dizlerim titriyordu.
Dudaklarında dilini gezdirdi. Çok küçük bir mesafe vardı. Nefesi nefesim olmuştu.
-"Seni seviyorum. Çok seviyorum." diye fısıldadı dudaklarıma.
Gülümsemekle ağlamak arasında sıkışıp kaldım. Büyülendiğim bir adamdı. Beni sevdiğini söylüyordu.
Defalarca kere reddettim. Her defasında bana kırıldı. Ama yine buradaydı.
Ellerimi tutan elleri yanaklarıma kaydı. Geri çekilmeden yüzümü okşadı. Benden karşılık beklemeden sevgisini gösterdiğinde bana nefes olduğunu biliyor muydu ?
Dayanamadım.
Karşı koymadım.
Dudağıma dişlerimi geçirip yaşlarla dolu gözlerimi yumdum. Parmak ucumda yükselerek boynuna sarıldım.
Yaşlarım birer birer süzüldü. Belki çok pişman olacaktım. Keşke yapmasaydım diyecektim ama şimdi bunu düşünmedim.
Omzuna yüzümü yasladım.
Elleri havada kalmıştı. Şaşkındı. Nefes bile almadığını hissediyordum. Bu yaklaşık bir kaç saniye sürdü.
Güçlü kollarını belime dolayarak ayaklarımı yerden kesti. Birbirimize sıkıca sarıldığımızda istemsizce dudaklarımdan hıçkırık kaçtı.
Onunla iyileşmeye çok ihtiyacım vardı.
-"Seni özlüyorum." Bu ona yapmam gereken bir itiraftı.
-"Ama bu çok yanlış." diye devam ettim.
Başını salladı. Biraz daha sarıldı. Göğsünün içine girsem sesimi çıkarmazdım.
-"Karşı koymayı bırak. Bunu bize yapma." diyip sırtımdaki elini enseme çıkarttı. Dudaklarını omzuma bastırdığında yüzümü boynuna doğru çevirdim.
-"Hiç doğru gelmiyor." dedim mırıltıyla.
Sırt kaslarını ellerimde hissederken göğsüm sıkışıyordu.
-"Benim tek doğrum sensin Bade."
Gülümsedim. Gözlerimde yaşlarla gülümseyip ensesindeki yumuşak saçları okşadım. Parmaklarım sanki ipeğe değmişti. Hissi çok güzeldi.
-"Gitmen gerek." dedim hiç istemesem bile.
Ayaklarımı yere basmamı sağladıktan sonra saçlarıma dudaklarını bastırdı.
-"İstemiyorum." dedi benim içimi okur gibi.
Gitmesini söyleyen ben değilimişim gibi göğsüne sokularak beline kollarımı sardım. Sarılmam hoşuna gitmişti. Derin bir soluk alıp alnımı öptü ve yeniden sarıldı.
-"Kendini benden mahrum bırakma. Olur mu ?" diye sordu.
Sessiz kaldım. Karşılık veremedim.
-"Korkuyorum. " dedim yaşanacaklardan.
Karanlık koridorda birbirimize kenetlenmiş halde durmak hayatımın en güzel anlarından biriydi.
-"Ben yanında olduğum sürece hiçbir şeyden korkma. Seni istiyorum ve alacağım. Ne olursa olsun."
Alnını alnıma yaslayıp gözlerini kapattı. Sessiz soluklarımız birbirine karışıyordu. Çok güzeldi. Nefesi , kokusu , varlığı , gücü her şeyi çok güzeldi.
-"Kimse istemeyecek. Sana bana kızacaklar." dedim acı çekercesine.
Gözlerini aralayıp başını kaldırdı. İki elimin avucunu sırayla öptü ve göğsüne yasladı.
-"Umurumda değil Bade. Yeter ki sen iste."
Bu adam içimi eritiyor.
Güçlü olmak istiyorum. Ellerini kendim isteyerek tutmak istiyorum.
Böyle karanlıkta gizli gizli değil. Gönül rahatlığıyla sarılmak istiyorum.
Yapabilir miydim ?
-"Bir kaç gün burada olmayacağım." demesiyle gözlerine baktım.
Ne demek olmayacağım ?
-"Neden ?" diye sordum kısık sesle. Utanıyordum. Çok çok utanıyordum.
Avucunu yanağıma yerleştirip okşadı ve diğer yanağıma tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu.
-"Bir kaç iş." dedi yalnızca dudaklarını oynatıp. Ardından tenimi içine çekercesine derin bir nefes aldı. Yüzünü yüzüme hizaladı.
-"Geleceğim. Yalnızca senin için." Bu defa dudakları burnuma değdi.
Masum öpücüğü aklımı yerinden uçurmaya yetmişti.
Ayrılmak istemeyerek uzaklaştık. Gözleri gözlerimi bırakmıyordu.
-"Yağmur dindi. Gelirler birazdan. Kendine güzel bak." Son kez yanağımı öptüğünde dudağımda tebessüm oluştu.
-"Beni özle." diye fısıldadı ve evden çıktı gitti.
'
O gece Başak gelene kadar gözüme uyku girmemişti. Olanları ona anlatmış heyecanımı biraz olsun dindirmiştim.
Hala kendime güvenmiyordum. Üstesinde geleceğime inanmıyordum.
Fakat Esved'e olan sevgim o kadar büyüktü ki bunu bastıramazdım. Yani artık olmuyordu.
Aradan üç gün geçmişti. İçim içime sığmıyordu. Ruh halimdeki değişim aile üyelerime de yansımıştı. Gülmelerimiz kahkahalarımız artmıştı.
Mutluluğum ona bu kadar bağlı mıydı ?
Çok özlemiştim. Son bir aydır görmemiştim üstüne tekrar göremiyordum.
Bu akşam görmekten kaçındığım eve davetliydik. Akşam yemeği yiyecektik.
Yine annemden sonraya kalmış üzerimi değiştiriyordum.
Açık bıraktığım dalgalı saçlarımı elimle düzeltip dolaptan seçtiğim kıyafetleri üzerime geçirdim.
Göğüs dekoltesini severek kullanan birisiydim. Hoşuma gidiyordu.
Son olarak ayağıma beyaz spor ayakkabı giyindikten sonra parfüm sıkarak odamdan çıktım.
Başak bu akşam nihayet sevgilisinden kopabilmiş bize katılıyordu. Ona seslenmemle merdivenlerde göründü.
Geç kalmamak için kapıyı kilitleyerek karşı eve geçtik. Kapıyı annem açmıştı. Bizi direkt mutfağa soktu. Hazırlanan servis tabaklarını masaya taşırken arka cebime koyduğum telefonum titremişti.
Açıp baktığımda kayıtlı olmayan bir numaraydı. Mesaja tıkladım.
-Neredesin ?' yazıyordu.
Kaşımı havaya kaldırdım. Tam geri çıkacaktım ki ikinci bildirim düştü.
-Esved ben'
Bunca zaman onda numaram var mıydı ? Ve nereden bulmuştu ?
Bir de galiba bayılacağım !
Olduğum yerde sırıtırken klavyeye dokundum.
-Sizdeyiz' diye yazıp gönderdim.
Heyecanla kıpır kıpır halde telefonu tekrar cebime koydum ve mutfağa koştum.
Masaya son tabağı koyduğum zaman kapı çalmıştı.
-"Allah Allah kim ki acaba ?" dedi Melek teyze.
Ayakta olan Kadir amca kapıyı açmaya gidince bizde masaya dönmüştük. Babamın oturduğu yerin yanına annem oturdu.
-"Aa oğlum ? Hoşgeldin annecim biz de tam yemeğe oturuyorduk." Melek teyze şaşırıp gülümsemişti.
Esved buraya son bir aydır uğramadığı içindi bu sevinci.
Dudaklarımı kemirirken kalbimin atışları göğsümde sarsıntı yaratıyordu. Özellikle bakmadığımda yanımdaki Başak eliyle bacağımı dürttü.
Gözlerimi büyütüp yapma dercesine baktım.
-"Kaynanan seviyormuş Esved." diyip kahkaha attı babam. Kelimeyi aklımda tam çevirememiştim.
Ona kıkırtısıyla eşlik eden Başağa göz devirdim. Demek ki alay etmesini sağlayan bir kelimeydi.
-"İyi akşamlar." dedi Esved yakıcı sesiyle.
Sertçe yutkundum. Sesine bile etkileniyordum.
Herkesin oturmasıyla tıpkı en son bu masada oturduğumuz gibi Esved'le yan yana geldik. Tek farkı karısı olarak nitelendirilen Sena artık karısı değildi. Ancak hala buradaydı.
Elimi kolumu koyacak yer bulamıyordum. Onu ilk kez görüyormuş gibi heyecanlıydım.
Bu defa bacağı bacağıma değince çekmedim. Aksine alevlenen tenimi sonuna kadar hissetmeye çalıştım.
Hücrelerim karıncalanıyordu.
-"Senin şu arkadaşın daha gelmiyor mu ? İyi birine benziyordu. " Kadir amca doğrudan bana bakınca kaşlarımı havaya kaldırdım.
-"Kim ?" dedim cidden anlamayınca.
Güldü.
-"Macit beydi sanırım." dedi alay içeren tavrıyla.
Tanrım.
Aramızda bir şey olduğunu düşünüyor.
-"Yurt dışında. Ama görüşüyorlar. Çok iyi birisi. Döndüğünde mutlaka uğrar." Bunların hepsini hiç çekinmeden söyleyen Başak'tı.
Ona seni öldüreceğim bakışlarımla gülümseyerek baktım.
O ise umursamayıp sırıttı.
-"Fazla zenginim havaları taslıyor. Pek hoşlanmadım." dedi babam hayıflanarak.
Ah yok artık.
Esved yanımda baştan aşağı gerginlik olarak kıpırdandı. Keskin gözleri tabağındaydı ancak bende olsaydı ürkütücü olabilirdi.
-"Bir tanıdık sadece o kadar." dedim ve konuyu kapatmaları için dua ettim.
Ki öyle de olmuştu. Yemek masasını toplarken banyodan çıkan Esved'le karşı karşıya geldik. Etrafa bakınıp elimdeki tabakları düşürmemek için daha sıkı tuttum.
Gömleğinin manşetlerini iliklerken önümde durdu.
-"Bir daha o sülük herifin adı seninle aynı cümlede geçerse onun ta ebesi-"
Boşta olan elimle koluna vurunca susmuştu.
-"Sessiz ol." diye uyardım. Gözlerim fıldır fıldır gelen var mı diye kontrol ediyordu.
Elimi fırsat bulunca bırakmayıp dudaklarına getirdi. İçimde kaynayan duygularımı mecburen bastırdım ve elimi çektim.
-"Seni özledim."
Gözlerimi büyütmeme rağmen gülümsemeden edemedim.
-"Birisi duyacak hadi git." diyince omuz silkti ve sırtını döndü. Peşinden bir kaç saniye sırıttığımda arkama bir darbe aldım.
-"Leyla !" Kulağıma bağıran Başağa ayağımla vurdum.
Aklımı almıştı.
-"Pisliksin sen var ya !" diyerek mutfağa girdim.
Elimdekileri de halledip makineye attıktan sonra salona döndüğümde Esved babamla tavla oynuyordu.
İçimde mutlulukla gülümsedim. Gözlerimi zorlukla üstünden çekerek koltuğa oturdum.
Çayı getiren Başak olunca yerimden kalkmamıştım. Esved'la kaçamak bakışlarımız buluşuyordu. Bir kere göz kırpınca az kalsın kalbimi tutup koltuğa yığılacaktım.
Sonum olacaksın be adam.
-"Biraz da Sena'nın yanında oturalım." dedi annem.
İkinci çayları doldurup geri çekildim. Peşlerinden yukarı çıkarken hiç istemiyordum.
Vicdanım baş gösteriyordu.
Odanın kapısında kendimi zorlayarak tebessüm ettim.
-"Merhaba." diye mırıldandım. Beni görünce gülümsedi.
-"Hoşgeldin. " dedi.
İçeri adım attım ve duvar dibinde olan pufun kenarına oturdum. Klasik nasılsın sohbeti yaşanırken Sena'yı dikkatlice inceliyordum.
Gerçekten mutluydu. İyi görünüyordu.
Bir süre daha annemlerin konuşmasını dinlemiştim. Çaylara bakma bahanesiyle odadan çıkınca tuttuğum nefesimi üfledim. Merdivenlerin dibinden salona doğru yürüdüm.
Bu sefer üçü de koltuğa yan yana oturmuş maç izliyordu.
-"Çay istiyor musunuz ?" diye sordum.
Esved bana öyle bir baktı ki sessiz bir iç çektim. Tanrım dizlerimi titretiyor !
-"İstemiyorsanız biz dışarı çıkıyoruz !"
Bir anda arkamda Başak belirince kaşlarımı kaldırdım.
-"Nereye acaba sorabilir miyim ?" dedi babam imalı imalı.
Başak şirinlikle sırıttı.
-"Eğlenmeyee." diyince başımı ondan yana çevirdim.
-"Nerden çıktı ?" Ağzımın içinden onun duyacağı yükseklikte mırıldandım.
-"Samet bizi almaya geliyor babacığım. Merak etme. Görüşürüz !" El sallayıp bileğime yapışarak dışarı sürükledi.
Eve girene kadar bunun doğruluğunu anlatmıştı. Son anda çıkan bu eğlenme işine karşı çıkmayacaktım. Başak da olmasa hayatım hiç renklenmeyecek.
-"Selim yok mu ?" diye sordum pantolonumu çıkartırken.
-"Yok. Bizimkiler bozuk attı. Sürekli sevgilimle olmamı neden kıskanıyorlar anlamış değilim."
Kıkırdayıp bluzumu sıyırdım ve yere attım. Başak da benim dolabımı karıştırıyordu.
Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Yan taraftan ayrılalı on dakika olmuştu hemen araması ne anlama geliyor ?
-"Efendim ?" diyerek açtım. Dudaklarımı ısırırken yatağa oturdum. Başak alttan alttan beni dinleyip gülüyordu.
-"Seni görmek istiyorum. Yeterince açık mı ?" dedi direkt.
-"Ben...şey...çıkacağız." Ne diyeceğimi bilemeyince mal gibi kalmıştım.
Başak yanıma oturdu ve ellerini dizlerine koydu.
-"Bizimle gelsin söyle." Omzuyla omzuma vurunca kaş göz işareti yaptım.
Kalbim Esved'i kaldıramıyor.
-"Bade elin herifleriyle dışarıda olmandan rahatsız oluyorum." dedi tok sesiyle.
-"Arkadaşımız." diye mırıldandım.
-"Söylesene ya !"
Başağa boğmak ister gibi ters ters baktım. Gelmek istemeyebilirdi soramazdım ki ! Anlamıyor beni. Utanıyordum.
Esved'in verdiği nefesi işittim.
-"Başak bir şey mi söylüyor ?" dediğini duyan Başak telefonu elimden çekti.
-"Bizimle gelmeni söylüyorum. Tabi işin yoksa gel bir iki saat takılırız." Onun kadar girişken olmadığımı ne zaman anlayacak merak ediyorum.
-"Olur olur Bade yanına gelir."
Sinirden gülüyordum. Saçımı başımı yolmak istiyorum.
Ne konuşuyor bu kız ?!
-"Tamam bay !" Sırıtarak telefonumu uzattı.
-"Aşkım bu kadar basit ya. Adam etrafında pervane oluyor sence gelmez mi ?" dedi rahatlıkla.
Ona inanamaz gözlerle baktım. Ben şimdi elim ayağım birbirine dolaşmadan hazırlanmayı başarabilecek miydim ?
-"Ben Samet'le gideceğim. Esved seni sokağın başında bekliyor." diyip odasına kaçınca ağzım açık dondum kaldım.
Sakin olup çok güzel olmalıyım.
•••
Merhaba iyi geceler ❤
Bölüm hakkında düşüncelerinizi bekliyor olacağım şimdiden hepinize teşekkür ediyoruuum 🌸