İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 13 · 11 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 13

On üç

•

Eve doğru döndüğümüzde Başak , Esved'e selam vermişti. Ben hiç ona gözlerimi değdirmeyerek geçmeyi planlıyordum.

Ancak öyle olmadı.

Yabancı bir adamın yanında hiç umursamadan koluma yapışıp yanına çekti.

-"Ben geçiyorum yanına uğrarım." Kim olduğunu bilmediğim adam başıyla selam verip arkadaki arabaya bindi ve uzaklaştı.

-"Bıraksana kolumu." dedim çekiştirip.

-"Bırakmıyorum. Konuşacağız. "

-"Birisi görecek bırak dedim ! İstemiyorum." diye direttim.

İyice çekti ve neredeyse göğsüne yapıştım.

-"Evin önündeyiz...hani diyorum ki karın var ya unuttun mu ?" diyen ben değil ablamdı.

Başak sert ifadesiyle diğer kolumu tuttu Esved'den ayrılmamı sağladı.

Esved onu duymamış gibi yeniden kolumu tuttu arabaya sürükledi. Başak ağzı açık kalakalmıştı.

Esved'in pes eden bir adam olmadığını tahmin etmeliydi.

-"Ne yaptığını sanıyorsun sen ?!" Arabanın içine girmek dışarıda birinin sesimizi duymasından daha iyiydi.

-"Sizinkiler bizde. Birazdan geliyoruz sen eve gir." Esved camını açmış bunları Başağa söylüyordu.

Şok içinde bakmayı sürdürdüm. Baya baya beni almış götürüyor.

-"Sana gerçekten inanamıyorum." dedim ve dirseğimi kenara yaslayıp alnımı tuttum.

-"O puştun ağzını yüzünü siktikten sonra inanırsın merak etme." dediği an başımı ona çevirdim. Şok olan yüzümü hiç umursamadı.

-"Sen delirmiş olmalısın."

Elini direksiyona vurmasıyla oturduğum yerde sıçradım.

-"Evet delirdim ! Delirttin amına koyayım ! Yüzünü benden esirgiyorsun ama elin piçleriyle gülüşüyorsun !! "

Tam bir sürü şey sayacakken durdum derin derin nefes aldım ve dikleştim.

-"Elin piçleri dediğin adamlar evli değil. Bilmeni isterim." diyip sustum.

Arabayı mahalleden uzakta cadde kenarına çekip aniden frenledi. Koltuğa elimi bastırırken geniş bedeniyle bana doğru döndü.

-"O orospu çocuğunu tutup bana cephe mi alıyorsun ?" diye adeta kükredi.

İçim dal gibi korkudan titrerken ona boyun eğmemekte kararlıydım.

-"Düzgün konuş. Ben doğruları söylüyorum. Karın seni bekliyor senin yaptığına bak ?" diye kaşlarımı çatarak kızdım.

İnsanın kendi söyledikleri kendi canını yakar mı ?

Bir anda yüzümü kavrayıp kendine çekerken o da iyice yaklaşmıştı. Neredeyse burunlarımız birbirine değiyordu.

-"Sen bana bir baksana. Ben seni kandırıyor muyum ? Bunlar doğru olmasa o piçi öldürmek ister miydim ?!" Sert soluklarıyla dudaklarıma doğru konuşurken aklım öyle uçmuştu ki sesi boğuk boğuk geliyordu.

Sertçe yutkunup ellerimi kaldırdım ve bileklerinden ittirerek geriye cama yaklaştım.

-"Seninle konuşmak istemiyorum." dedim net şekilde.

Oflayarak koltuğa geri yaslandı. Arabanın içine sessizlik hakimken bir süreliğine gözlerimi kapattım.

Ona hissettirmeden kokusunu içime çekmek muazzamdı.

-"Niye bunu yapıyorsun ? Daha ne yapmam lazım Bade ? Kapında köpek olmamı istiyorsan onu da yaparım anasını satayım ! Yeter ki bak şu gözlerime." diye bağırdı hırsla.

Ceketinin cebinden paket çıkartıp bir dal sigara yaktı.

-"Hiçbir şey yapmanı istemiyorum Esved. Daha fazla bu yanlışlığı sürdürme." dediğimde yüzünde alaylı bir ifade oluştu. Daha çok sinir bozukluğu gibi görünüyordu.

Dudaklarımı ıslatıp tekrar konuşmaya başladım. Fakat bu sefer güçsüz düşen sesim içten içe titriyordu.

-"Kendimi suçlamaktan yoruldum. Kimsenin hayatını alt üst etmeye hakkım yok. Artık direncim kalmadı gör bunu. Daha fazla üsteleme. Olmayacak bir şeyi zorlama Esved."

Bu satırları dile getirirken gözümün önünde bana aşık olduğunu söylemesi geçiyordu. Eğer aksi olsaydı şimdi belki boynuna sarılı olabilirdim diye düşündüm.

Bana hissettiği güçlü duyguları bilmeme rağmen böyle konuşmak kalbimi canlı canlı sökmekten ibaretti.

Ama bu bizim içindi.

Onu kalbimde yaşatacağımı bilmesini isterdim. Fakat fazlasına benim gücüm yoktu.

Üzülüyordum. Çok üzülüyordum. Çünkü büyük bir yanlışlığın içinde kaybolmuştuk.

Dolgun dudaklarına gözüm kaydı. Dilini gezdirip gözünü yoldan ayırmadan dudaklarını araladı. Gri duman süzüldü arabaya yayıldı.

-"Her günümü seninle geçirmek istemem suç mu Bade ?" diye sorarken sesi alçaktı kırılgandı.

Bulanık bakışlarımı kucağıma indirdim. Çok zor.

Boğazımda bilindik ağrı oluşmuştu. Konuşsam dert sussam keder.

-"Olamayız işte...anla." dedim zar zor.

Bana döndüğünü hissetsem de bakmadım.

-"Anlamıyorum. Anlamayacağım. Boşandıktan sonra önüme ne gibi bir engel çıkabilir ? Seni istiyorum kızım sen bunu anla ! Yanımda olmak istiyorsan benim karşıma alamayacağım hiç kimse yok. Anladın mı ?"

Sustum.

İstiyorum diyemedim. Olmazdı ki. Yapamazdık.

-"Eve dönelim." dedim ve başımı sağ tarafa çevirip hızlıca gözümden damlayan yaşı sildim.

-"Bade. Gerçekten istemiyor musun ?" Kucağımda duran elimi soğuk elleriyle kavrayıp sıkıca tuttu.

Tenim temasıyla karıncalanmıştı. Aynı şekilde beynim de öyle.

Titrek bir solukla bacaklarımı birbirine yapıştırdım ve saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.

-"Yüzüme bak ve istemediğini söyle."

Boynumdan yukarıya ateşler sarıldı. Damarlarımın zonkladığını hissediyordum. Kalbimin hareketi yavaşlamış sanki bütün vücudum yaşamayı kısa süreliğine bırakmıştı.

Sağ elime tırnaklarımı geçirirken başımı ona çevirdim. Göz bebeklerim dahi kaskatı kesilmişti.

Kendimi sıkıyordum. Aksi halde bütün sistemim çökecekti.

-"İstemiyorum Esved. Sende isteme. Senin evliliğini bitiren bir kadın olamam. Bunu kaldıramam." derken ruhuma saplanan acıların haddi hesabı yoktu.

Sertliğini yitirmemiş bakışları benden git gide uzaklaştı. Bakarken uzaklaştığını gördüm. İfadesizliğini korudu. Yalnızca belli belirsiz bir baş sallamasıyla ısıttığı elimi kucağıma geri bıraktı.

Kalbim hiç geçmeyecek bir acıyla baş başa kalmıştı.

-"Tamam Bade. Ama şunu unutma. Ne olursa olsun senin elini tutardım. Sen uzatmak istemedin. Eyvallah canın sağ olsun. "

Çalışan araba evin önüne geri dönmüştü. Nefes almayan bedenimde yutkunamıyordum. Göğsüm , kalbim bütün hücrelerim çığlık çığlığa ağlıyordu.

Bacaklarımda derman yoktu. Çantamı kavrayıp kalbimde ki ağrıyla kapıyı açtım.

İnip kapıyı kapattığım gibi gaza basmış yok olmuştu.

O soğukta kaç dakika öylece durdum bilmiyorum. Ne gözümden damla yaş aktı ne de yutkunabildim. O ağrıyla o acıyla gittiği yolu izledim.

En son camdan gören Başak gelip beni eve sokmuştu. Odama çıkarttığında yatağımın ucuna oturdum.

-"Bade ablam ne oldu ? Şöyle cansız durma ne olur korkuyorum. Ağla bari bir şey yap !"

Yere sabitlediğim gözlerimi yüzüne çıkarttım.

-"Bir şey olmadı. Duşa gireceğim." diyip kabanımı ve çantamı yatağa bıraktım.

Banyoya girdiğim zaman yüreğim öyle sıkışıyordu ki nefes alamıyordum.

Ağlasam belki hafiflerdi.

Ama ağlayamadım.

'

Esved Alazoğlu

Arabayı çektiğim sokakta aldığım soluğu vererek mahalleye baktım. Hava kararmaya dönmüştü. Dün gece buraya geri dönmeden şirkete geçmiş tekrar gelmek zorunda kalmıştım.

Telefonumu alıp indikten sonra kapıları kilitledim. Bu izbe mahalleyi sevmiyordum. Her ne kadar ailem yaşıyor olsa bile gelmekten hoşlanmıyordum.

Ta ki gelme nedenim olana dek.

Başımı sallayıp o yöne bakmadan eve ilerledim ve kapıyı çaldım. Annem açıp ceketimi aldı astı.

-"Baban da gelir birazdan yemeğe otururuz. Sena'nın yanına çık istersen ben çağırırım."

Annem hissettiklerine gözünü kapatıyordu. Bitenlerin farkındaydı. Görmemezlikten geliyordu.

Hiç istemesem de merdivenlere yöneldim. Ne olursa olsun Sena'nın hayatındaydım ve bu günleri geçirmesini bekliyordum.

Kapıyı tıklatarak yavaşça araladım. Yarı yatar şekilde yastıklardan başını kapıya çevirdi.

-"Nasılsın ?" diye sordum içeri girmeden.

Hayatımın hatası olacağını bilmeden yapmıştım. Kim geleceği görürdü ki ?

Bade'yi bulacağımı nerden bilebilirdim ?

-"İyiyim. Bende seninle konuşmak istiyordum. Gelir misin ?"

Başımı eğip içeri adım attım ve kapıyı kapattım. Geniş yatağın ucuna oturduğumda yastıklarını düzeltip sırtını dikleştirdi.

-"Artık annenlerle konuşsak mı ? Aramız kötü sanıp üzülüyor."

Bakışlarımı yerden kaldırıp yüzünde gezdirdim.

-"Olur tamam."

-"Sen...iyi misin ? Yorgun görünüyorsun." dediğinde yataktan kalktım.

-"İyiyim. Yemekten sonra konuşuruz." dedim ve kalktım.

-"Esved ben mutlu olalım istiyorum. "

Nefesimi vermeden olduğum yerde durdum.

-"Nerede mutlu olmak istiyorsan sana bütün imkânlarımı sunacağımı biliyorsun." dedim.

Başıyla onayladı.

-"Bu ikimiz içinde en doğru karar. Üzülmüyorum." diyince başımı eğdim.

-"Biliyorum." dedim yalnızca.

Zaten konuşkan bir adam değildim. Üstüne zihnimi tarumar eden bir kadın varken dertler birikmişti canım sıkkındı.

-"Ben yaşadığım bu kazada hayatımın daha değerli olduğunu fark ettim. Umarım sende mutlu olursun." dedi.

Olmayacağını bildiğimden yanıtsız bıraktım. Gerisin geri odadan ayrılıp alt kata indim.

Başımı geriye attığımda hiç geçmeyecekmiş gibi ağrı hissediyordum.

Bir kaç dakika içinde dış kapının açılma sesiyle yayıldığım koltukta toparlandım. Babam içeri girip ellerini yıkadı yanıma geldi ve oturdu.

-"Erkencisin." dedi.

Bugün hiçbir şeyi kafam kaldırmıyordu.

-"İşim yoktu."

Telefonumun sesiyle ayağa kalkıp bahçeye çıktım. Evin duvarına yaslı dururken ister istemez yan bahçeye bakıyorken aramayı yanıtladım.

-"Durumlar nasıl ?" dedi açar açmaz.

Kaan en yakın dostum olarak duruma biraz hakimdi. Sena ile olan evliliğin gerçeğini bilen tek kişiydi.

-"Bir şey olmadı. Akşam gelirim konuşuruz." dedim.

-"Hakan'la Caner'e de söyleyeyim bir iki kadeh içeriz." diyince onaylayıp kapattım.

İçeri döndüğümde evin sıcaklığı yüzüme vurdu.

-"Sena'ya yemeğini götürdüm. Oturalım." dedi annem.

Pek iştahım olmasa bile konuşup yorulmak yerine masaya oturdum.

-"Kalabalık mıydı bugün ? Ne yaptınız ? Aklım sizde kalıyor."

-"Çok yoğun değildik. İyi idare ediyoruz. Sen Sena kızımla ilgilen biz rahatız."

Daha fazla dinlemeyip yemek yemelerini bekledim. Ardından oyalandığım tabağı öne ittirdim.

-"Ben yukarı çıkıyorum. Sizde gelin konuşalım." dedim ve bir şey demelerini beklemeyerek merdivenlere yöneldim.

Sena'nın toparlanmasıyla camın önüne yaslanıp kollarımı göğsümde bağladım.

İçten içe bütünüyle Bade'yi görmek isterken kendimi burada tutmak fazlasıyla zordu.

İstemiyordu. Karşı koyduğunu görüyordum istemiyorsa zorlamayacaktım.

-"Bir şey mi oldu yavrum ?"

İçeri giren anne ve babamla birlikte iç çekerek Sena'ya baktım.

-"Gelin oturun lütfen." dedi.

Yalansız dolansız en başından itibaren olan biteni anlattık. Sena ve benim herhangi bir sorunum olmayışına rağmen annem epey üzüldü şok geçirdi. Babam ise daha anlayışla karşıladı.

-"Ne yani şimdi...ne desem bilemedim." dedi sustu annem.

-"İkimiz için en iyisi. Daha fazla üzülme olur mu ? Hem ben daha buradayım." Sena bacağını gösterip gülünce annem de gözlerini sildi.

-"Güzel bir geleceğiniz olur diye düşünmüştüm. Böyle olduğunu hiç tahmin edemedim. Ama ikiniz de benim yavrumsunuz. Mutlu olun yeter."

Konuşmanın geri kalanında işim olduğunu söyleyerek evden çıktım. Arabaya oturduğumda gözümün önünde dün gece canlanıyordu.

Hastalığını geçmiştim kalkmış elin ibneleriyle gülüp eğleniyordu. Sinir krizi geçirme sebebiydi.

Gel gör ki karışmaya hakkım olmadığını dün gece aklıma kazımıştım.

Zamana bırakacaktım.

'

Bade Tekin

Aradan bir ay geçmişti. Hiç görmedim. Özlemden ölmek buna deniyor olmalıydı.

Boşanmışlardı.

Bu bir ay içinde içime oturan tek gelişme buydu. Sena hala Melek teyzelerde kalıyordu. Mutluydu. İyiydi.

Oraya gitmemeye özen gösteriyordum. Esved'i özlüyordum. Görmek için yanıp tutuşurken bana gelmeyeceğini biliyordum.

-"Emin misin ? Gidiyorum bak."

Başağa gözlerimi devirdim. On defa sormuştu. Selim'le kulübe gidiyorlardı. Beni de ısrarla götürmek istiyordu ama ben istememiştim.

Bu bir ayda kendimi yalnızca restorana vermek bir işe yaramamıştı.

Macit restoranda söylediği gibi yemeğe gelmişti. Fakat sonrasında yurt dışına çıkacağını söylemiş gitmişti.

Bende dışarı çıkmıyordum. Ev restoran arasında yorulup kalıyordum.

Bu akşam annemle babam baş başa yemeğe çıkmışlardı. Başak da gidince yalnız kalmıştım.

Aldığım örtüyle birlikte salona yerleşip televizyonu açtım. Dışarıda sağanak yağmur başlamıştı. Sesinin verdiği huzurla yatmak biraz olsun iyi gelmişti.

Aradan bir saat geçtiğinde gök gürültüsü artmış biraz ürkütücü olmaya başlamıştı.

Ve aniden her yer karanlığa gömüldü.

Vücudumda oluşan panikle koltuktan fırlayıp telefonumun ışığını açtım.

Çıplak ayağıma geçirdiğim terliklerle nefeslerimi düzenledim. Yalnızken karanlık en çok korktuğum şey olabilirdi.

Bahçe kapısını açıp çıktığımda soğukla birlikte hafif bir titreme yaşadım. Taşlı yerlere basmaya özen göstererek yan bahçeye çıktım ve bahçe kapısını tıklattım.

Anında açılmıştı.

Islanan açık saçlarımı umursamadan elimle düzelttim.

-"Aa Bade ? Gir içeri kızım hep ıslandın." Melek teyze kolumdan çekerek beni içeri soktuğunda yanan mumlarla döşeli salona baktım.

-"Elektrikler gidince...biraz ürktüm." diye mırıldandım soluk soluğa.

Göğsüme bastırdığım telefonumu elimle indirdim.

-"Gelmekle iyi yaptın benimde aklıma sen geldin. Annen yalnız kalacağını söylemişti. Geç şöyle otur."

Kadir amca yanına vurunca koltuğa ilerleyip oturdum.

-"Çay koyayım." dedi Melek teyze.

-"Yok hiç zahmet etme." derken adım sesleriyle başımı yavaşça döndürdüm.

Koridordan salona giren uzun boylu adamla göz göze geldik.

Bu çok başkaydı.

Soluğum kursağımda kalmıştı. Kafamı nasıl çevirdiğimi bilemedim. Özlemimi belli etmekten korktum bakamadım.

Melek teyze o sırada çay getirmiş bana uzatmıştı. Titreyen parmaklarımla sıcak bardağı tutarken aklım karşı koltukta oturan adamdaydı.

-"Ben biraz yorgunum. Siz oturun." diyen Kadir amca yanımdan kalktı. İyi geceler dileyerek üst kata çıkmıştı.

-"Sen niye ablanla gitmedin kuzum ?" diye sordu Melek teyze.

Nefesimi üfleyip omuz silktim.

-"Yorgundum uzanıyordum." dedim.

Başını salladı.

-"Belliydi böyle olacağı. Hava baya kötüleşti. " dedi.

Kısa yün şortumdan açıkta kalan bacaklarımı üzerimdeki hırkamla örtmeye çalıştım. Pek başarılı olmamıştı.

Kapatmayı bırakıp dışarıdaki sese kulak verdim. Yağmur gittikçe şiddetini arttırmaktaydı.

-"Oğlum sende gidemezsin burada kalırsın."

Kaçamak bakışlarla incelerken sakallarının uzadığını fark ettim.

-"Dinerse çıkarım." diye yanıtlamıştı.

Sessizlik çok sıkıcıydı. Kalp atışlarımı duymasından korkuyordum.

Çok heyecanlıydım.

-"Sena uyanmış mı bakıp geleyim bir şeye ihtiyacı olur. Siz oturun." Melek teyze bu boşanma sürecini daha kolay atlatmıştı. Annemler bile onlar kadar üzülmüşken hemen geçip gitmesini beklemiyordum. Fakat büyük bir olay çıkmadı.

Bir ben atlatamamıştım.

Elimi yakmaya başlayan çaydan zoraki bir yudum aldım.

Esved.

İçimi yakan adam.

Yalnız kalmamızla koltuktan kalktı ve bahçe kapısını açarak kapının önüne çıktı. Sırtına baktım. Kapattığı kapıya yaslanarak yağmura değmeden sigara yaktı.

Acımı tarif edebilirdim. Ancak özlemimi edemiyordum.

Telefonumun zil sesiyle gözlerimi ondan aldım ve ekrana baktım. Annem arıyordu.

Yollar arabayla gelmeye müsait olmadığı için biraz gecikeceklerini haber vermişti.

İçim içimi yiyordu. Daha fazla burada kokusuyla kendime acı çektiremezdim.

Karanlık korkum umurumda değildi.

Merdivenlerden inen Melek teyzeyle eş zamanlı olarak içeri girdi. Koltuktan kalktım.

-"Bende eve geçeyim." diyince kaşlarını çattı Melek teyze.

-"Yavrum karanlıkta ne yapacaksın ? Annenler gelene kadar otur."

Başımı salladım.

-"Yatarım uyumaya çalışırım. Sorun değil gerçekten."

-"Sen bilirsin kızım. Mum yak karanlıkta korkarsın."

Nerede bulacağımı bilmesem de belli belirsiz kabullendim ve bahçe kapısına doğru yürüdüm.

-"Bir şey olursa hemen gel çekinme."dedi Melek teyze.

Tedirgin adımlarla yağmurun altında bahçe kapısından eve girdim.

Telefonumu kenara bıraktım. Geri adımlarla dışarı çıktım. Beton zeminden ileri doğru adım attığımda çimenlere bastım ve eğilip betona oturdum.

Yağmur damlaları içime soğuk sular akıtıyordu.

Çok canım yanıyordu. Göz yaşlarım damlalara eşlik etsin aksın istedim.

Olmadı.

Kafamın içinde tonlarca yük var gibiydi. Bir türlü ciğerlerimi rahat ettirecek nefese ulaşamıyordum.

Islanan pijamalarımın ağırlığıyla yerden kalktım.

Yanan içim sıcaklığını koruyordu.

-"Bade ?! Delirdin mi ne yapıyorsun ?!"

Dudaklarımdan süzülen yağmur damlalarıyla başımı çevirdim. Yan bahçeden yanıma ulaşan beden beni kavradığı gibi çatının altına getirdi.

Soluk soluğa heyecan içerisinde gözlerimi göğsüne diktim. Gömleği ıslanmış üzerine yapışmıştı.

-"Hasta olacaksın. Çocuk musun sen ?!" diye azarlamaya devam etti.

İstediğini söylesin.

Yanımdaydı.

Ağzımdan tek kelime çıkamazken elimi tutup evimizden içeri soktu.

Ben o elimi tuttuğu yerde kaldım.

•••

Merhaba ❤

Bölümü nasıl buldunuz ?

Sonunda boşandılar diye rahat bir nefes alabiliriz..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.