İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 12 · 11 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 12

On iki

•

Sabah yine saat beş civarında evden çıktığımda kulaklıklarımı takarak yürüyordum.

Evin önünde mahalleye zıt lüks jeep vardı. Yanlardan içerisi görünmüyordu fakat biraz ilerleyip dönüp baktığımda olduğum yerde kaldım.

Başı camla koltuğun arasında geriye düşmüş uyuyordu.

Babasının evinin önündeyken arabada uyuya kalmış olmasına diyecek söz bulamadım.

Gece araba sesini duymuştum fakat gittiğini düşünmüştüm.

Uyurken o kadar izlenilesi duruyor ki...

Sıkışan yüreğime yüz çevirdim. Koşar adımlarla mahalleden uzaklaştım ve sahile yol aldım.

Bir saatin bitiminde eve doğru gelirken yine arabadaydı. Alnını sıvazlayıp sigara içiyordu.

Onu gördüğümü görmesin diye başımı eğerek arabayı geçtim ve eve girdim. Soluğu banyoda sıcak suyla almıştım.

Kendimi biraz bitkin hissediyordum. Uyanamamış gibiydim.

Hazırlandıktan sonra annemle birlikte kahvaltı hazırladım. Babam da gelince masaya oturmuştuk.

-"Gelecek misin sen ?" diye sordum anneme.

Başıyla onayladı.

-"Meleğin ihtiyacı olursa dönerim." dedi.

Daha bir şey söylemedim. Hep birlikte yine Kadir amcayla restorana gelmiştik. Masaları çalışanlar düzenliyordu bizde direkt olarak mutfağa girdik.

-"Bade ? Annecim yüzün bembeyaz olmuş. İyi misin sen ?"

Anneme dönüp başımı salladım. Aslında pek iyi hissetmiyordum.

Hemen yanıma geldi ve dudaklarını alnıma bastırdı.

-"Ateşin var senin ! Nasıl iyisin ?! Sana o kadar gitme soğuk diyorum."

Annemin telaşına babam da gelip baktığında beni göndermekte hemfikir olmuşlardı.

-"Gerçekten sorun değil duruyorum." desem bile babam zorla montumu giydirdi.

-"Düş önüme küçük hanım. Bugün patrondan izinlisin." dedi Kadir amca elleriyle omuzlarımı tutarken.

Astığım yüzümle restorandan çıktım. Mutfakta kafamı dağıtıyordum. Şimdi evde ne yapacaktım ?

-"Melek teyzene söyleriz sana da çorba getirir tamam mı ? Güzelce yat dinlen." dedi arabaya bindiğimiz sırada.

-"Olur." diye mırıldanıp başımı cama yasladım.

Kemiklerim ağırlaşmış vücuduma ağrı veriyordu sanki. Hiç halim yoktu.

Evin önünde duran arabadan teşekkür ederek indim ve bahçeden içeriye girdim. Takıldığım ayrıntı hala Esved'in arabası buradaydı.

Kapıyı açtıktan sonra yukarı odama çıktım. Kıyafetlerimi çıkarıp pijamalarımı giyindim ve bir battaniye ile alt kata döndüm.

Henüz saat 9'du. Başak uyuyordu.

Bende televizyonu kısık seste açarak koltuğa uzandım. Battaniyeyi çeneme kadar çektiğimde göz kapaklarım ağırlaşmıştı.

Aradan çok geçmeden annem bir kere aramıştı üzerimi çok fazla örtmemem gerektiğini ve Melek teyzeye haber verdiğini söylemişti.

Konuşmamızın üstünden çok zaman geçmeden tam uykuya dalıyordum ki bahçe kapısı tıklatıldı.

Henüz başımı kaldırmamıştım kapı açıldı içeriye hafif bir esinti girdi.

Battaniyenin altında sıcaktan mayıştığım için kıvranarak gözlerimi açtım. İçeri giren kişi beni beynimden vurdu diyebilirim.

-"Ne işin var burada ?" diye sorarken geriye doğru kaydım.

Kapıyı kapatıp yanıma yaklaştı.

-"Annem bir şeyler hazırlıyor. Gelip sana bakmamı istedi." dedi kısık tonda.

Elimi yüzümde gezdirirken algılamam kapalı diye düşünüyordum. Rüya falan mı görüyorum ?

-"Gerek yok. Gidebilirsin." dedim fısıltıyla. Zar zor açık tuttuğum gözlerimle arkaya döndüm ve tekrar battaniyeyle kapandım.

Sırtımda elini hissettiğimde baygınlık halim tamamen yok olmuştu. Battaniyeyi omzuma kadar indirdi.

Çıt çıkarmadan duruyordum.

Saçlarımı nazikçe düzelttikten sonra elini başıma doğru uzattı. Teması beni mahvedecekti. Bu yüzden kıpırdandım ve sırt üstü dönerek elinden kaçtım.

-"Ne yapıyorsun ?" dedim kaşlarımı çatıp.

Dizlerinin üzerine çöktüğü yerde kısık gözleriyle yüzümü inceledi.

Ona bu denli ölüp biterken gösterdiğim soğukluk bir başarıydı.

-"Ateşin varmış. Sende daha çok çıkması için mi uğraşıyorsun ?" Tepkimi umursamadan elini uzattı önce yanağıma ardından alnıma çıkarttı.

Soluğum yoktu kaybolmuştu.

-"İyiyim ben uyuyacağım." dedim gücü gitmiş ses tonumla.

Tekrar sırtımı dönmüş örtünecektim ki battaniyeyi çekmeme izin vermedi.

-"Ateşin var. Bırak şunu Bade."

Pes ettiğimde battaniye bel hizama indi. Oflayarak gözlerimi kapattım.

Üşüyordum.

-"Git Esved." Ona kötü davranmak dünyanın en zahmetli işi.

İçimi yakıyordu.

-"Doktora götüreyim mi seni ?" diye sorarken öyle nahifti ki burnum sızlamıştı. Birazcık kötü olsa birazcık !

Başımı iki yana sallayıp sırtımı koltuğa çevirdim. Böylece yüz yüze gelmiştik.

İçimi gözlerime yansıtmadan bakmaya çabalıyordum. Ama o karşımda böyle güzel bakarken çok zordu. Onca lafıma rağmen hala aynı şekilde karşımdaydı.

-"Sena'nın yanında olmalısın." dedim mimik oynatmadan yalnızca cansız dudaklarımla.

Şefkatini ben değil karısı hak ediyordu.

Durgun yüzünde çatılan kaşlarıyla derin bir nefes aldı verdi. Ardından elini uzattı. Yanağıma değen saç telimi parmağıyla geriye ittirip baş parmağını yanağımda gezdirmeye başladı.

Refleks olarak elimde olmadan gözlerimi kapattım. Öyle bir muhtaçlık ki yanağım sıcaklığını unutmamak için hafızama kazıyordu.

-"Sana bir şey söyleyeceğim." dedi ifadesiz ses tonuyla.

Tüm dikkati yanağımdayken merdivenlerden gelen ayak sesiyle elini ittirdim ve doğrulup oturdum. Diz çöktüğü yerden yavaşça doğrulmuştu.

-"Esved ?" dedi Başak saçlarını toplarken. Durup yeniden basamakları indi.

-"Şey...annem aradı. İyi misin ?" Başak yüz ifadesini toparlayıp yanıma geldi ve ateşime baktı.

İki saniye öncesinden dolayı vücudum daha da ısınmıştı.

-"İyiyim. Fazla büyüttü." dedim yutkunarak.

Başak dikleştiğinde hafifçe kaşını havaya kaldırdı ve Esved'e baktı.

-"Bir problem mi var ?" diye sordu.

Esved geri adım atıp başını salladı. Başağın gelmesi onu hiç rahatsız etmiş gibi durmuyordu.

-"Bize biraz izin verir misin ? Konuşmamız gerekiyor."

Tanrım !

Hiç çekinmesi yok !

Başağın bilmediğini tersleyeceğini de düşünmemiş miydi ? Doğrudan belli ediyordu.

Ayrıca...biz mi ?

-"Imm...olur o zaman...ben mutfaktayım." Başak tedirgin gözlerle bana baktı sonrasında geri adımlarla salondan çıktı.

İç çekerek başımı kaldırdım.

-"Seninle bir şey konuşmayacağım. Git lütfen ! Melek teyze gelir birisi görür yanlış anlar." dedim hızlıca.

-"Umurumda mı sence ?" dedikten sonra yanıma oturdu ve battaniyeyi bacaklarımın üzerine örttü.

Yan dönerek oturduğu için yüzü fazla yakındı ve bu beni heyecanlandırıyordu.

-"Bade. İstemediğini biliyorum. Yine de bunu konuşmamız gerekiyordu. Ben karaktersiz bir adam değilim. Bu...bu hissettiklerime rağmen sen beni istesen de istemesen de Sena ile evli kalmayacaktım."

Uzanıp iki elimi birden kavrayınca kalbim sıkışıverdi. Çekemedim. Gözlerini gözlerime kitlemiş beni esir almıştı.

-"Bunu yapmamalısın." diye fısıldadım.

Tüm ruhumla Sena'ya üzülüyordum kendime değil.

Dolgun dudağında dilini gezdirip nefesini yüzüme doğru üfledi.

-"Herkesten önce mantıklı düşünemediğim için doğru bir yol izlemek istedim ve dedemle konuştum." demesiyle ellerimi çekip omzuna vurdum.

-"Sen şaka mı yapıyorsun ?! Nasıl konuşursun ?!" diye dehşet içerisinde bağırdım.

Omzuna vurduğum elimi zorla tutup avucumu öptü.

Anında sönen sinirime lanet okudum.

-"Sena'nın yaşam standartları için yapmam gerekenler vardı. Bu yüzden belli bir süredir düşünüyordum. Onunla kazadan önce konuşmuştum." dedi sustu.

Omuzlarım düştü. Duyduklarıma inanmakta zorluk çekiyordum.

Sena'nın hayatını böyle etkilemek benim kaldıracağım bir durum değildi. Onun resmen hayatına bir kötülük olarak gelmiştim.

-"Doldurma şu gözlerini. Her şeyi bilmeni istediğim için anlatıyorum." demesine rağmen gözümden bir damla yaş süzüldü.

-"Her şey benim yüzümden." Titrek sesim içime kaçmıştı. Önüme dönerek ellerimi ondan kurtardım ve dizlerimi kendime doğru çektim.

-"Bade. Bana bak ve dinle." Yanağımı sildiği gibi çenemi tutarak kendine çevirdi. Sustum. Ağlamadım.

-"O gün daha fazla devam etmeyeceğini söylediğimde herhangi bir tepki vermedi. Bende beklemiyordum zaten. O sırada bir durum olunca ayrıntılı konuşamadım gitmek zorunda kaldım. Sonra bu kaza oldu."

Birbirine bağlanan gözlerimizi hiç çekmeden dinlemeyi sürdürdüm.

-"Sena hastanedeyken boşanmayı kabul ettiğini söyledi."

İdrak etmeye vaktim kalmadan bahçe kapısı tıklatıldı.

Olduğum yerde sıçrayıp aralık dudaklarımla bahçeye döndüm. Neyse ki perde vardı ve gelen Melek teyze içeri girmeden bizi görmemişti.

Elini yüzümden çektiği an içeri girdi. Aynı anda Başak da geldi. Gergin tebessümü ile bir şey ele vermemeye çalışmıştı.

-"Aaa oğlum bir gittin gelmedin bir şey oldu sandım ama siz oturmuşsunuz !" diye yalandan sitem etti.

Elindeki küçük tencereyle mutfağa yol aldığında tuttuğum nefesimi üfledim.

Tanrım ucuz kurtulduk.

Geri yanıma geldiğinde ben şokun içindeydim. Sorularına zorlukla cevaplar vermiştim ve beni koltuğa yatırmıştı. Yaptığı sıcak çorbayı koyması için Başağı mutfağa göndermişti.

-"Oğlum ? Yürüsene. Sonra sohbetinizi edersiniz. Evde telefonun çalıp çalıp duruyor."

Esved dalgın bakışlarıyla annesine başını salladı evden ayrıldı.

Ben böyle nasıl dayanacağım ? Meraktan ölürdüm !

-"Ayy Bade !! Kulaklarım doğru mu duydu ?!" Yanıma koşan Başak soluğu üzerimde aldı.

-"Sen bizi mi dinliyordun Başak ?"

Gözlerini devirip oturdu.

-"Şuan sorun bu mu cidden ?! Daha önemli bir olay var !!" diye bağırdı.

Şaşkınlığımı bir kenara bıraktım. Başım ağrıyordu.

-"Ne olacak şimdi ?" diye daha çok kendi kendime sordum.

-"Kendi ağzıyla mutsuz olduğunu söylemişti.Bize ne canım ?"

Başımı iki yana salladım.

-"Bilmiyorum. Ben gelmeseydim bunlar olmayacaktı."

-"Bade yaşadığımız her şey kader. Senin gelmen de öyle. Esved'in sana aşık olması da öyle. Ayrıca mutlu bir evliliğin ortasına sıçmışsın gibi konuşma !" dese bile benim bozuk moralim daha da bozulmuştu.

Sena'ya ne olacaktı ?

En önemlisi Melek teyze ne tepki verecekti ?

Ben felaket gibi doğmuştum.

-"Ya bir saçma sapan düşünüp kendini üzme. Beni sinir ediyorsun ya ! Sen mi dedin gel bana aşık ol diye ?!"

Battaniyeyi kafama kadar çekip ofladım.

-"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." dedim.

-"Sana çorba getireceğim. Sonra duş ve dertsiz bir uyku çekeceksin."

Söylediği gibi akşama kadar öylece yatağımda yatmıştım. Daha iyi hissediyordum. Ki kötü değildim. Yalnızca halsizdim.

-"Başak ?" Kapısından içeri başımı uzattım. Oje sürüyordu.

-"Randevumuz ?" diyip kaşımı kaldırdım.

Aynı anda yüzü aydınlandı sonra düştü.

-"Hayır hastasın."

Başımı salladım. Çok heveslendiğini biliyordum.

-"İyiyim. Kötü olsam kalkmam biliyorsun." dedikten sonra annemlerin gelmesiyle birlikte alt kata inmiştik.

İyi olduğuma inandırıp zorlukla izin kapmıştım. Hazırlanmak için odalarımıza dağılmıştık.

Hala hafiften enerjim düşüktü ancak kafamı dağıtmam lazımdı.

Duştan sonra kurumaya bıraktığım saçlarımı iyice düzleştirdim ve yüzüme nemlendirici sürdüm. Ten makyajımı özenerek yaptıktan sonra gözlerime geçtim. Son olarak ruj sürüp kalkmıştım ki Başak odama girdi.

-"Elbisem nasıl ?!" diye hızlıca etrafında döndü.

Çok güzeldi.

-"Muhteşem görünüyorsun !" dedim gülümseyip.

Elbisesi ciddi anlamda ona çok yakışmıştı.

-"Hemen saçlarımı yapıp geliyorum." dedi çıktı.

Bende üzerimden pijamalarımı çıkarttım. İç çamaşırlarımı da çıkartıp altıma yalnızca bir string külot giyindim.

Daha önce giymeye fırsat bulamadığım elbiseyi askıdan aldım. Almanya'da beğenerek almıştım ancak giymemiştim. Galiba bu geceye yakışırdı.

Şık bir yere gideceğimizi umarak mor rengi kadife elbiseyi yavaşça giyindim.

Altına uzun siyah topuklu çizmelerimi giyindiğimde hazırdım. Siyah bir kaban ve çanta ile kombinimi tamamlayıp parfüm sıktım.

Evden çıkmamız uzun sürmemişti. Başak zaten yerinde duramıyordu. Çağırdığı taksiyle restorana ulaşmak yaklaşık yarım saatimizi almıştı.

Lüks bir restorandaydık.

Böyle abartılı yerlere pek alışık değildim değişik hissediyordum. Sanki herkes birbirine bakıyormuş gibi geliyordu.

Girişte kabanlarımızı verdikten sonra Selim'in ismini söyledik. Masaya kadar getirildiğimizde ayağa kalkan iki adam beklemiyordum. Birisi fotoğraflarından tanıdığım müstakbel eniştemdi. Diğeri kimdi bilmiyordum.

-"Merhaba ! Hoşgeldiniz. Ben Selim Tugay."

-"Memnun oldum."

Gülümseyerek uzattığı elini sıktım. Ellerimizi ayırdığımız gibi elini Başağın beline koydu ve yanağını öptü.

-"Ah pardon bu arada kuzenim de bize eşlik edecek...Macit. Sizin için sorun olmaz değil mi ?"

Kuzeni de karizmatik bir şekilde tebessüm etti. Önce bana ardından Başağa elini uzattı.

-"Sorun değil tanıştığıma sevindim." demişti Başak.

İki beyefendi sandalyelerimizi çekti. Yanıma Macit'in oturması beni biraz rahatsız etse bile elbette belli etmedim.

Başak kıpır kıpırdı. Onu tanıyordum. Sürekli oynayan mimiklerinden belliydi. Selim'le göz göze geldikçe gülümsemesi büyüyordu.

Yakışıklı bir adamdı. Kibardı. Umarım ablamı üzmezdi.

-"Selim buraya yeni geldiğinden bahsetti."

Başak ve Selim aralarında bir şey konuşuyorlarken Macit bana dönmüş sormuştu.

Şarap kadehinden bir yudum alıp masaya bıraktım.

-"Evet ailemi özlemiştim." dedim normal tonda.

-"Geçmiş olsun demeyi unuttum kusura bakma lütfen." Selim bir anda bana dönünce başımı kaldırıp baktım.

-"Teşekkür ederim hiç sorun değil."

-"Daha iyisin değil mi ?" diye sorunca başımla onayladım.

Macit de aynı şekilde geçmiş olsun demiş yemeğe devam etmişti. Akşam yemeği sandığımdan daha eğlenceli geçmişti. Selim ve Macit güler yüzlü samimi sohbetler etmişlerdi.

Ve ben hiç yadırgamadan onlarla gülüp konuşuyordum. Ağladığım anları biraz olsun unutmuştum.

Macit fazlasıyla yakındı. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi davranıyordu. Ama rahatsız eden cinsten değildi.

-"Çok güzel bir yemekti. Umarım tekrarlarız."

Restoranın çıkışında kabanımı giymeme yardımcı olan Macit'in nezaketina karşılık gülümsedim.

-"Evet tekrar teşekkürler. " dedim Selim'e.

-"Asıl ben teşekkür ederim. Hasta halinle geri çevirmeyip geldin." dedi ve valeye dönüp arabalarını istedi.

-"Bir şeyler içmeye gitsek ?" diye teklif eden Macit'ti.

Tam yanımda duruyordu. Uzun boyundan ötürü yüzüne bakmak için başımı kaldırmam gerekiyordu.

-"Bilmem ki. Sen ne dersin ?" dedi Başak bana doğru.

Omuz silktim.

-"Sen bilirsin." dedim gitmek istemiyor olsam bile.

Biraz düşündüklerinde ben hasta olduğum için gitmemeye karar verildi.

-"Seni bırakabilirim. Çifte kumruları baş başa bırakalım ne dersin ?" Macit gülümseyip başıyla arabasını işaret etti.

Dudağımın kenarını ısırdım. Başak el ele tutuştuğu Selim'in yanında bana döndü.

-"Olur." dedim.

Daha fazla konuşmadan son model spor arabanın ön koltuğu oturmam için açıldı. Şoför koltuğuna geçtiğinde bana göz kırpıp kontağı açtı.

-"Türlü numaralar yapıp öyle mi isteyeyim yoksa sen mi numaranı verirsin ?"

Macit'in tavrıyla kendimi tutamadan gülerek geri yaslandım.

-"Numaralarını görmek isteyebilirim." dedim gülmeye devam ederken.

Sırıtarak yola baktı. Kilidini açtığı telefonunu karizmatik bir bakışla uzattı. Elinden çekip aldım.

Saçma sapan tersleyecek değildim komik bir adamdı ve kötü bir amacı olmadığı belliydi. Flörtleşme olarak değil gerçekten arkadaşça sohbet etmiştik.

-"Bundan sonra evde yemek yemeyeceğim. Umarım beni her gün restorana alırsınız." dedi ciddiyetle.

Aksine ben gülüyordum.

-"Kaslarına elveda dersin."

Küçük bir kahkaha attı ve rahat tavırla geri yaslanıp tek eliyle direksiyonu tuttu.

-"Beni alıcı gözüyle süzdüğünü itiraf ettin." dedi eğlenerek.

Yüzümde ki gülümseme silinmeden başımı salladım.

-"Hayır hiç öyle niyetim yok." dedim.

Yolun bildiğim kadarını tarif ederken sohbetimiz bölünmüştü.

-"Yanlış anlama ama böyle bir mahallede oturduğunuzu düşünmemiştim." Alçak spor araba sokaklarda yavaşça ilerlerken gözlerimi mahallede gezdirdim.

-"Dedemden kalan bir hatıra diyelim."

-"Şirinmiş." dedi ve arabayı durdurdu. Duran arabanın yan tarafında yani bizim evlerin önünde iki lüks araba daha duruyordu. Birisi tanıdıktı.

Esved'in arabası.

Yanında bir adamla durmuş sigara içerken kısık gözleriyle konuşuyordu.

Macit arabanın farlarını söndürüp yol ortasında durunca başını çevirdi ancak karanlıkta beni göremediğini biliyordum.

-"Bunlar yol ortasında yiyişmeye başlamadıysa bende adam değilim."

Kahkaha atarken dudağımı ısırıp başımı eğdim.

-"Çok ayıp !" dedim ardından.

Elini direksiyondan çekip güldü ve kapıyı açtı. Arabanın önünden dolanırken benim kapımı açana kadar benim gözüm Esved'in üstündeydi.

-"Teşekkür ederim." diye mırıldandım ve açtığı kapıdan dışarı çıktım. Soğuk hava bacaklarımı anında esir almıştı.

Uçuşan saçlarımı düzelttiğim sırada sokağa araba yaklaştı. Arkamızda durdu ve içinden Başak ile Selim indi.

Tedirgin bakışlarım yan tarafa kaydı. Soğuktan daha keskin bakışlarla karşılaştım. Kaşları çatık arabaya yaslanıyordu.

-"Görüşmek üzere." Selim kapıya yaslanmış halde elini kaldırdı.

Zar zor başımı çevirip tebessüm ettim.

-"Görüşürüz. İyi geceler."

Başak da Macit'le vedalaşıp kenara kaydı. Macit'in önünde dikildiğimin farkında değildim çünkü tam anlamıyla ruhum Esved'e dönüktü.

Ayaklarımı zorlayarak Başağın yanına geçtim ve Esved'e sırtımı döndüm. Macit arabaya binip camını indirdi.

-"Arayacağım bak yemeğe geleceğim." dedi bana gülerek.

-"Senin için bir masa rezerve ederim." dediğimde kahkaha atarak arabayı çalıştırdı.

Elini başına getirip selam verdi.

-"İyi geceler güzelim." dedikten sonra iki araba sokaktan uzaklaşmıştı.

Böyle yalnızca bana hitaben konuşup Başağa bakmadığı için yerimde rahatsızca kıpırdandım.

Gelecek olan felaketten habersiz.

•

Merhaba bir sonraki bölüm biraz geç gelebilir haber vermek istedim.

Görüşmek üzere 🙏

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.