İçeriğe geç

YAKARIŞ

Bölüm 11 · 10 dk okuma

YAKARIŞ

Bölüm 11

On bir

•

Evde geçirdiğim hafta sonu ertesinde haftaya restoranda başlamıştım. Sabah yine koşuya çıkmış , sarıldığımız beni tekrar öptüğü yerde biraz ağlayıp içimi dökmüştüm.

Kafamı dağıtmak için ise saatlerdir mutfaktan çıkmadan bir şeyler hazırlıyordum. Kimse soru sormamıştı. İnceden inceye beni incelediklerini görüyordum ama sorgulamıyorlardı.

-"Çay molası veriyoruz." dedi babam önlüğünü çıkartırken.

Arka tezgahta ona sırtımı dönmüş tart yapıyordum. Yanağımda duran göz yaşını silerek geriye döndüm.

-"Birazdan gelirim." dediğimde gitmeyecektim.

-"Kimse yok kızım acelesi de yok devam edersin. Hadi düş önüme."

İç çekerek ellerimi yıkadım ve önlüğümü tezgaha bıraktım. Bir saat önce gereksiz yere yaptığım tatlı boşa gitmesin diye tepsiye dizdim ve mutfaktan çıktım.

Balkon camının önünde duran masaya oturmuşlardı. Sessiz restoranda küçük adımlarla yanlarına gittim.

-"Arada oluyor. Sen içini ferah tut."

Annemin sözleriyle bakışlarım Melek teyzeye kaydı.

-"Ay ne bileyim bir darlık sardı." derken eliyle göğsünü tutmuştu.

Yutkunup ellerimi bacaklarımın arasına sıkıştırdım.

-"Bir sorun mu var ?" diye sordum usulca.

Melek teyze geriye yaslanıp başını salladı.

-"Yok kızım. Yani var ama benim içime dert oldu. Öyle büyük bir şey değil."

Bakışlarım anneme kaydı. Dudağını büktü.

O sırada Kadir amca babamla birlikte bitkilere bakmaya çıkınca masaya yaklaşıp çenemi elime yasladım.

-"Konuyu bilmiyorum ama kendini üzme." dedim yalnızca.

-"Esved ve Sena." dedi bir anda.

Sıkıntılı yüzü benim de içimde sıkıntı yaratırken büyük bir tepki vermemeye gayret ettim.

Göğsümü sıkışa sıkışa

-"Ne oldu ?" diye sordum. Büyük bir çabayla sakin olmaya çalışıyordum.

-"Dün akşam babamı aradım. Bizim eve geldikten sonra daha sık konuşur olduk. Bana bu konuyu açtı. Esved doğru düzgün eve gitmiyormuş. Uzun zamandır böyleymiş. Oğlumun bir sıkıntısı var benim haberim yok." Titreyen sesiyle başını sallayıp elini ağzına dayadı.

-"Söylüyorum sana Melek. Atışmışlardır bir şey olmuştur. Karı koca arasında olur böyle şeyler. İlla kötüye yorma." dedi annem.

Melek teyze peçeteyle gözlerini sildi.

-"Bir tane yavrum var benim Nermin. Onun canı benim canım. Zaten yüzü doğru düzgün gülmüyordu. Hep mutsuz duruyordu. Ne yapsam bilemedim ? Ben mi konuşsam babası mı konuşsa ? Konuşmayı da istemez ki."

Sessiz sessiz ağlarken yüreğime çöken ağrıyla baş edemez olmuştum. Restoranın içine doğru bakarak gelen yaşları geri gönderdim.

-"Hiç deneme. Esved bu anlatmaz." diyen annem Melek teyzeye teselli cümleleri kuruyordu.

-"Evliliğinde mutlu değil mi sence ne dersin ?" Melek teyze iç çekerek sormuştu.

Buz kesilen ellerimi sıkıp dişlerimi birbirine bastırdım.

Annem nefesini üfleyerek bir kaç saniye sessiz kaldı. İçinde bulunduğum konu hayatımın merkeziydi. Kalkıp gidemiyordum.

-"Bilmiyorum vallahi bir şey demek bize düşmez. Düzelirler sen sıkma güzel canını." dedi annem.

Ardından konu kapanmıştı ama o kara bulut üzerimizdeydi.

-"Önemli olan oğlumun yüzü gülsün." demişti son olarak.

Esved'i son görüşümü düşündüm. O yüzünün kırıklığını nasıl unuturdum ?

Restoranı kapatana dek herkesin aklı karışıktı. Hepimiz ayrı yerlerde dertlerimize yanıyorduk.

Akşam saatinde kapının önünde soğuk havayı içime çektim. Kadir amcanın kapıyı kilitlemesini bekliyorduk.

Tam arabasına binerken bir telefon sesi duyuldu. Melek teyze çantasından çıkarttı kaşlarını çatarak kulağına getirdi.

-"Efendim baba hayırdır inşallah ?" diyerek açmıştı.

Üşüdüğüm için ilk önce ben binip ortaya oturdum. Onlar da sırayla yerleştiler.

-"Ne ? Nasıl ?!! Ne diyorsun sen baba ?! İyi mi durumu nasıl ?! Hangi hastane ?!"

Akşama damga vuran telefon konuşması aynen böyle olmuştu.

'

Özel hastanenin koridorunda sandalyeye oturmuş dizimi sallıyordum.

Sena.

Alışverişten eve dönerken trafik kazası geçirmişti. Ne olursa olsun onun için tıpkı herkes gibi endişeliydim.

Sürücüsü sarhoş olan bir araba onun arabasına çarpmış ve anayolda karşı şeride takla attırmıştı.

Neyse ki tek umut. Hava yastıklarıyla birlikte takılı olan emniyet kemeriydi. Buna rağmen kırıkları için ameliyattaydı.

Kimsesi olmayışı iki anneyi karşımda ağlatıyordu. Sena'ya üzülüyorlardı. Onun için üzülen bir ailesi yoktu diye.

-"Hala çıkmadı mı ?"

Koşar adımlarla koridora giren Başağa baktım. Cevabını sessizlikten alınca yanıma oturdu.

Babam,Kadir amca, Esved ve Gürkan bey ayakta durup bekliyorlardı.

Gözlerim durup durup ona kayıyordu. Aldığı sıkıntılı soluklar sanki yüzüme çarpıyordu.

Karısı için endişeleniyorduk.

Dünya garip bir yer.

Dakikalar saate döndüğünde nihayet ameliyathane kapısı açılmıştı. Yüzünde çizikler olan Sena'nın üzeri omuzlarına kadar örtülmüştü. Bilinci kapalı halde yanımızdan götürdüler.

Çıkarttıkları odaya gitmeden doktorla konuşmaya başlamışlardı.

Kolu ve bacağı kırıktı. Büyük bir travmaydı bu. Ucuz kurtulmuştu. Tek söylenecek buydu.

Şükür ki hayattaydı.

-"Baba sen eve gitsen ? Yoruldun kaç saattir." dedi Melek teyze.

-"Emir altta bekliyor dede. Seni eve götürsün." Esved telefonuyla konuşmuş Gürkan beyi eve göndermişti.

Saat henüz gece yarısı olmamıştı. Fakat ben bitkin hissediyordum.

Gözlerimi kaçırmaktan yorulmuştum.

Sena'nın bu gece ilaçların etkisiyle uyutulacağını öğrendiğimiz zaman hastanede Melek teyze ve Esved kalacaktı. Biz oradan ayrılıp Kadir amcanın arabasına binmiştik.

Ertesi sabah kahvaltı hazırlayarak Kadir amcayı da çağırdık ve hızlıca yemiştik.

Odamda yüzüme hiç dokunmadan saçlarımı tepeden at kuyruğu yaptım ve bir eşofman takımı giyindim.

Üzerime şişme mont geçirdikten sonra spor ayakkabı giyinip telefonumu montumun cebine attım.

Merdivenlerin dibinde Başak'la karşılaşıp birlikte dışarı çıktık. Arabada bizi bekliyorlardı.

Uzun sürmeden ulaştığımız hastanede Sena'nın uyandığını öğrendik. Doktor içeride muayene ediyordu.

Esved burada değildi. Nerede olduğunu merak ediyor ama yine de görmek istemiyordum. Güzel bir ikilem değil mi ?

-"Buyrun girebilirsiniz. Tekrar geçmiş olsun." İçeriden çıkan doktorla aynı anda Melek teyze girdi.

Peşinden annemde girdiğinde. Babam ve Kadir amca kapının önünden içeri doğru baktı. Müsait oluşuyla girmişlerdi.

Güçsüz bir soluk üfledim. Kapının yanında kalan sandalyeye çöktüm.

-"Geçmiş olsun diyelim eve gidelim olur mu ? " dedi Başak yanıma otururken.

Başımı yavaşça salladım. Ellerimle yüzümü kapattığım sırada ayak sesi duydum.

Kokusunu aldım.

Ellerimi çekip doğruldum. Gözlerime bir saniye baktı bakmadı. Direkt içeri odaya girdi.

Kalabalık yapmamak için babamlar çıktıktan sonra bizde girmiştik. Sena berbat görünüyordu. Fiziksel olarak yüzünde gözünde çok hasar yoktu ama çöktüğünü rahatlıkla görebilirdiniz.

-"Geçmiş olsun. Bizi çok korkuttun." dedi Başak.

Bende kısık tonda ona benzer şeyler söyledim. O da çok korkmuştu. Yorulmadan yavaşça anlatmıştı.

Öleceğini sanmıştı.

Bu çok...çok kötü.

-"Allah'a şükür gözlerini açtın kuzum gerisi önemli değil. Atlatırız geçer."

Sena fazlasıyla durgundu. Melek anneyi gözleriyle onayladı. Atlatması uzun sürecek gibiydi.

-"Dinlen istersen. Bir şey olursa dışarıdayız." dedi Esved.

Sena'yı yalnız bırakıp çıktık. Başak'la ve babamla oradan ayrılmamızın nedeni restorana gitmemizdi. Annem Melek teyzeyle birlikte kalmıştı.

Aradan bir gün geçtiğinde annemin ayıp olur ısrarlarıyla tekrar hastaneye gelmiştik.

Sena'nın yanında yemeğini bitirmesini izlerken yanaklarımın içini kemiriyordum.

-"Bize gelmen daha iyi olur. Rahat rahat kalırsın kızım olur mu ?" diye sordu Melek teyze.

Sena artık taburcu olacaktı ve bakılmaya muhtaçtı.

-"Pek seçme şansım yok." dedi ve buruk bir tebessümle alçıda olan kolunu gösterdi.

Bacağı da dizinin yukarısına kadar alçıdaydı.

-"Esved dışarıda mı ?" Sena'nın sorusu odanın sessizliğini bozdu.

Bakışlarım yavaşça yüzüne çıktı.

-"Evet. Çağırayım mı ?" dedi hemen Melek teyze.

Sena ifadesiz yüzü ile onayladı. Bir dakika sonra Esved içeri girmişti. Yürürken ister istemez iç çekmeme neden oldu.

-"Biraz konuşabilir miyiz ?" Bu istek sonucunda usul usul odadan ayrıldık.

İkisini yalnız bıraktık.

İçime sanki lav akıyordu. Şuursuzca bakıyordum. Deli gibi merak ediyordum.

Melek teyze de benim gibiydi. Endişeyle annemle konuşuyordu.

-"Utanmasam kapıyı dinleyeceğim."

Başağa gözlerimi devirip cama yaklaştım ve dışarı baktım. Dakikalar geçti. Neredeyse yarım saat olunca elim kolum uyuşmuş ayakta zor duruyordum.

Diğerleri de merak içindeydi. Bu kadar uzun ne konuşabilirlerdi ki ?

Aldığım soluğu dışarı verirken kapı açıldı. Esved girerken ki yüz ifadesiyle dışarı çıkmıştı kapıyı açık bırakmıştı.

-"Oğlum ? Ne oldu annem ?"

Gözleri kısa bir an bana değdi. Sonra annesine baktı.

-"Bir şey yok anne. Evden birine söylerim gerekli eşyalarını gönderirler. Ben şirkete geçiyorum." demesiyle Melek teyze kaşlarını çattı.

-"Karın içeride yatıyor sen şirket mi diyorsun ?!" diye kızdı.

Esved annesinin çıkışmasıyla sakin tavrını bıraktı. Yine gözleri karanlığa çalındı.

-"Doktor muyum ben anne ?! Bir şey olursa ararsınız. İşim var."

Arkasından Kadir amca bile seslenmişti ama umurunda olmadı. Çıktı gitti.

-"Devreleri iyice yanmış." diye mırıldandı Başak.

Ne söylediğini anlamasam da muhtemelen haklıydı.

Hastaneden ayrılmamız Sena'nın taburcu olmasıyla gerçekleşmişti. Hareket edemediği için eve onu ambulans getirmişti. Hastanenin Gürkan beye ait olmasıyla ilgiliydi.

Sena Melek teyzelere yerleşirken ben restorana gitmiştim. Akşam saatlerine kadar babamla mutfaktaydık. Restoran bugün kalabalıktı. Bu yüzden siparişlere yetişmek biraz zor olmuştu.

Saat akşam dokuza geldiğinde duştan çıkmış saçlarımı tarıyordum. Kurutmadan önce bornozumu çıkartarak vücuduma nemlendirici sürdüm ve fön makinesini fişe taktım.

Kuruttuğum düz saçlarımı öylece bırakarak çekmeceden iç çamaşır takımı aldım. Bej rengi eşofman ile bir bluz giyindiğimde iç çekerek aynadaki yansımama baktım.

İçimdeki ses arkamda duran yatağa girmemi söylerken kendi kendime gözlerimi devirdim.

Telefonuma göz gezdirip cebime bıraktıktan sonra odamdan çıktım. Başağın kapısını tıklatıp açtığımda telefonda konuşuyordu.

Beni görünce yürüdüğü odasında durdu ve olduğu yerde zıpladı.

Evet belli ki flörtü Selim'le konuşuyordu. Galerici olan..

-"Seni bekliyorum." dedim kısık tonda.

Sırıtarak başıyla onayladı. Salonda koltuğa çöküp bacaklarımı kendime doğru çektim.

Karşımda bana aşık olduğunu bağıran bir adam duruyorken kalbime hakim olamıyordum. Gözlerine bakmamak bir şey ifade etmiyordu. Varlığı yeterliydi.

Utanıyordum. Çok utanıyordum.

Kim sevilmekten utanırdı ?

Gözlerimi yumarak başımı geriye attım. Düşünmek beni ağlama krizinin eşiğine getiriyordu.

-"Geldim !" Merdivenlerden atlaya zıplaya inen Başağa bakmadan koltuktan kalktım ve dış kapıya yöneldim.

Arka arkaya bizim evden çıkıp karşı eve yöneldik. Ayağımda tüylü terliklerim olmasına rağmen çorap giymediğim için parmaklarım donmuştu.

Kapı annem tarafından açıldığında terliklerimi kapıda çıkartıp eve girdim.

Evin içi sıcacıktı.

-"Hoşgeldiniz kızlar." Salona girince Melek teyzeye tebessüm ettim.

Hepsi burada oturuyordu. Esved üçlü koltukta kolunu kenara yaslamış alnını sıvazlıyordu. Bana bakmamıştı.

Başımı eğerek kalorifer peteğinin olduğu duvara ilerledim ve kalçamı yasladım.

-"Üşüdün mü ?" diye sordu Kadir amca.

-"Biraz." dedim gülümseyip.

-"Sena nasıl ?" diye soran Başak'tı.

Herkes burada olunca yanında kimsenin olmadığı belliydi.

-"Uyuyor. İyi olacak inşallah." diye karşı yanıt verdi Melek teyze.

Konuyla ilgili kelimeleri çok seçemediğim şekilde konuşuyorlardı. Benim aklım da gözüm de Esved'de idi.

Yorgun görünüyordu. Düşünceli duruyordu.

Söylediklerine karşı söylediklerimden sonra yüzüme bakmaması en doğru olandı. Kızmıştı.

Fakat haklı değildi. Evliydi. Başlı başına yanlıştı.

-"Kahve yapayım mı ?" Melek teyzenin teklifini kabul eden babamlar olmuştu.

-"Kızım Melek teyzeniz yorgun. Siz yapın çabucak. " dedi annem kaş göz işaretleriyle.

-"Olur tabi." Başak oturduğu yerden kalktı.

-"Esved sende içiyor musun ?" dedi ona bakarak.

Sertçe yutkunup bir kaç adım attım. Önden mutfağa doğru yürüyordum. İçeri girdiğimde makineye yöneldim.

-"Ne kadar alçıda kalacakmış ?" diyen Başak'tı.

Geriye dönmeden çekmeceden kahve kavanozunu çıkarttım.

-"Kolu bir ay. Bacağına iki üç ay... iyileşme hızına bağlı."

Esved'in tok sesi vücuduma bir titreme yaşattı. Açılan dolap kapaklarıyla yan tarafımda duruyorlardı.

-"Baya uzunmuş. Zor olacak." dedi Başak ve bir bardak su doldurup onun önüne tezgaha itti.

Göz ucuyla baktığımda tabletten ilaç çıkartıyordu. Başak da arkamdan geçip diğer dolaptan fincan çıkarmaya başlamıştı.

-"Öyle görünüyor. " diyen adamın eriten bakışlarını hissediyordum. Boş su bardağını bıraktı mutfaktan sert adımlarla çıktı.

Ürperen tüylerimi yok sayıp kahvelere odaklandım. İçeride servis yaptığımızda tek ses televizyon sesiydi.

Babam ve Kadir amca tekli koltuklarda oturuyorlardı. Üçlü koltukta Başak , Melek teyze ve annem oturduğu için bana Esved'in yanı kalmıştı.

Şansa bakın.

Utana sıkıla ikili koltukta yanına oturdum. Cebimden telefonumu çıkartıp Whatsapp'a tıkladım.

Alev , Kaya ile birlikte gezdikleri yerden fotoğraflar atmıştı. Onlara karşılık bir kaç kelime yazıp gönderdim.

Kız arkadaşlarımdan gelen mesajları da cevaplayıp uygulamadan çıktım. Ekranı kilitledim ve Esved'le aramıza bıraktım.

Kalbim isyandaydı.

Daha ne kadar hızlı çalışabilir ?!

-"Oğlum sana diğer odayı hazırladım. Yorgunsun çık yat istersen." dedi Melek teyze Esved'e bakarken.

Esved bacaklarının arasına bıraktığı ellerini iki yanına koyunca eli elime değmişti. Hemen çekip kucağıma koydum.

-"Yok yorgun değilim." dedi başını sallayarak. Elini saçlarından geçirip soluğunu üfledi.

Ellerimi kollarımı bağlamak yetmez zihnimi söküp atmam lazımdı.

Kim böyle delice sarılmak ister ?

Tenim uyuşuyor karıncalanıyordu. Beline sarılmak yüzümü göğsüne gömmek istiyordum. Hiç çıkmasam nefes almaya ihtiyacım kalmazdı.

Göğsüm sıkışıyordu. Ona duyduğum ihtiyaç beni çok eksik bırakıyordu.

-"Biz gitsek mi ? Sena da uyuyor yarın geliriz."

Başımı kaldıramadan Başağa içten içe teşekkür ettim.

-"Olur kuzum tabi."

Telefonumu alıp kalkarken kimseye bakmadan ağzımın içinden sözcükler söyledim.

Kapıdan çıktığımda direkt olarak Başağın omzuna yüzümü koydum. Ellerini sırtımda birleştirip sarıldı.

-"Şu gözlerini iki dakika tutamıyorsun değil mi ? Az daha otursaydık ağlayacaktın." diye azarladı sessiz sessiz.

Yanaklarımı silerek geri çekildim.

-"Ne yapıyım ? Sahip değilim ama özlüyorum." dedim titrek çatallı sesimle.

Yüzümü tuttu ve yanağımı öptü.

-"Sen çok güçlü bir kadınsın. Emin ol bana o senden daha kötü görünüyordu. " dedikten sonra koluma girdi ve bizim eve doğru yöneldi.

Doğru düzgün yüzüne bakamamıştım ki. Sahi öyle miydi ?

-"Bu arada yarına randevumuz var." dedi eve girdiğimiz sırada.

-"Randevumuz ?" diyip kaşımı kaldırdım.

Tatlı tatlı sırıttı. Kapıyı kapattı yaslandı.

-"Selim seninle de tanışmak istiyor. Çok bahsettim. Birlikte akşam yemeğine davet etti. "

Geri geri yürüyüp kaşlarımı çattım.

-"Hayır Başak ya utanırım ben !"

-"Ya saçmalama ! Ablanın yanında geleceksin. Beni yalnız mı bırakacaksın ? Aşk olsun."

Duygu sömürüleri ben yorganın altına girene dek sürmüştü.

Son çare bu randevumuzu kabul etmek zorunda kalmıştım.

•••

Merhaba ❤

Umarım hoşunuza giden bir bölüm olmuştur ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.