İçeriğe geç

yakamoz

Bölüm 2 · 5 dk okuma

yakamoz

Bölüm 2

"En güzel istisna."

Ev bakmamın ardından iki gün geçmişti ama hala düzgün bir iş bulamamıştım. Babamsa hala annemi aramaya devam ediyordu ama hala bulamamıştı annem çok iyi saklanmış olmalıydı yoksa babam onu iki güne kalmaz bulurdu. Babam bu son iki gündür eve geliyor yemek yiyip gidiyordu ve bu arada beni de şaşırtarak benimle normal bir şekilde konuşuyordu bu durum kafamın karışmasına neden olsa da buradan gidecektim yoksa tüm hayatım kararırdı. Bu gün yine iş bakmaya çıkacaktım ama bu sefer babama dışarda olacağımı söylemiştim çünkü bu aralar eve geliyordu ve beni evde bulamazsa bir daha dışarı çıkamazdım ve her şey mahvolurdu. Yemeğimi yiyip evden çıktım ve yine iş bakmaya koyuldum. Bir lokantada garson eksiği olduğuna dair bir ilan gözüme çarptı ve yazan numarayı aradım.

-Merhaba ben iş ilanı için aramıştım, sanırım garson eksiğiniz varmış ilan hala devam ediyorsa görüşmeye gelebilir miyim? Pek dışarı çıkmadığımdan nasıl saygılı konuşulacağını bilmezdim elimden geldiğince konuşmaya çalıştım.

-Evet efendim ilanımız hala devam etmekte, sizi burada görmekten mutluluk duyarız. Müsaitseniz gün içinde bekleriz.

-Çok teşekkür ederim yarım saat içinde orada olurum. İyi günler beyefendi.

-İyi günler hanımefendi.

Bu ilanı gördüğüm için çok mutluydum çünkü hem tutacağım eve orta yakınlıktaydı hem de babamın bulamayacağı bir yer gibiydi. Yarım saat içinde gerçekten de orada oldum, telefonda konuştuğum kişi ile görüşmemiz de güzel geçti. Beni ağırlayan kişi buranın şube müdürü Selim bey ile anlaştık ve bu pazartesi ilk iş günüm olacaktı. Bu anlaşmanın ardından kiralamayı düşündüğüm evin sahibini aradım ve çatı katını kiralamak istediğimi söyledim, zaten birikmiş çok param vardı en az iki üç ay o parayla geçinebilirdim. Hemen ardından tuttuğum eve gittim ve kendi elimden geldiğince biraz temizledim, en azından kabası gitmişti ve geri kalan kısım temizlikçi ablalara kalacaktı.

Bu gün günlerden Pazar ve dün evi temizleyip iş ilanı için çok gezdiğimden dolayı her yerim ağrıyordu. Kahvaltımı yapıp bir temizlikçi kadını evime gönderdim ve en geç akşama bitmesi gerektiğini söyledim ve bende bu gün durmayacak eşyalarımı toplayarak çarşıya birkaç eşya almaya çıkacaktım. Hemen eşyalarımı toplamaya koyuldum ve iki saat içinde önemli eşyalarımı toparlayabildim, hemen hazırlanıp çarşıya geçtim ve birkaç eşya baktım aslında beğendiğim eşyalar da oldu. Güzel bir yatak, dolap, masa ve kitaplık bulmuştum ve bunlar 15.000 tutuyordu bence gayet iyiydi ve birikmişimle karşılayabileceğim bir miktardı. Beğendiğim eşyaları aldım ve Pazartesi iş çıkışı eşyaları almaya geleceğimi söyledim. Eve geçip yastık yorgan gibi bazı önemli eşyaları da toparladım ve bazamın altına yerleştirdim ben bunları yaparken temizlikçi beni arayıp evin temizliğinin bittiğini söylemişti babama konuşmuştum ve bu gece arkadaşımda kalmama izin vermişti ama ben bu gece arkadaşıma gitmeyecektim. Hemen eşyalarımı alarak bir taksi ile evime geçtim ve ev gerçekten tertemizdi. Bu gece boş yorganın üstünde yatmak zorundaydım. Evet rahat olmayacaktı ama buna katlanmak zorundaydım. Yarın ilk iş günümdü ve uykumu iyi almalıydım.

Alarmın sesiyle uyandığımda saat yedi çeyrekti Allahtan ki klişe dizilerdeki gibi ilk iş günüme geç kalma gibi bir trajedi yaşamayacaktım. Hemen hazırlanıp çıktım ve taksi çağırdım zaten lokantada çalıştığım için kahvaltımı orada yapmayı planlıyordum. Lokantaya girdiğimde içerde bir koşuşturma vardı ve arkada çalan şarkı da benden kaçmamıştı ‘’Sen yağmuru çok seven küçücük şey ben kendine geç kalan bir kadın beni sevmesen de görmesen de hayat sürerdi yine’’ diyordu şarkı. Bu şarkı eşliğinde oradan oraya koşan garson dikkatimi çekmişti, dağınık açık kumral saçlı saçlarıyla uyumlu gözleri vardı, garson üniforması üzerine tam oturmuştu ve gerçekten nefes kesiciydi. Bir an düşündüğüm şeylerin utancıyla kızardım ama sonra hemen mutfak bölümüne girip oradaki garsonlara üniformamı nereden alacağımı sordum, bana bir anahtar verdiler bu anahtarın soyunma odasındaki bana ait dolabın anahtarı olduğunu söylediler. Hemen üniformamı giyip saçlarımı bağladım ve mutfaktaki herkesle tanıştım, birinci şef İnci abla 37 yaşındaydı, ikinci şef Melih 25 yaşındaydı ve üçüncü şef Ilgaz da 28 yaşındaydı. Diğerleriyle tanışmaya vaktim olmamıştı, sadece şeflerle tanışabiliştim. Şeflerle tanıştıktan sonra hemen işe koyuldum, bazı garsonlar ilk günüm olduğu için bana yardım ettiler ama nefes kesici bey hiç benden yana bakmıyordu. Sürekli koşuyor oradan oraya sipariş götürüp masa topluyorduk, ilk günüm olduğu için alışamamıştım ama zamanla alışacağıma emindim.

Akşam olduğunda artık yorgunluktan bitmiştim, sanırım burası kahvaltıları ile meşhurdu çünkü kahvaltı saati geçtikten sonra yoğunluk biraz daha azalmıştı ancak biz koşturmaya devam etmiştik. Sonunda mesai saati bittiğinde eve gitmek için can atıyordum, lokantanın çalışanlara için olan servisine binecektim. Hemen üniformamı çıkarıp kıyafetlerimi ve saçlarımı düzelttikten sonra çantamı aldım ve çıktım. Servise binince yine nefes kesici beyi gördüm o da servise biniyordu. Eve gelene kadar uyumamak için iç savaş vermiştim resmen eve geldikten sonra hemen kendimi yorganımın üzerine attım ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

:) :) :)

Yine mesai saati bitmişti ve bugün eşyalarım gelecekti. Eve geldiğimde mobilyaların alt kata yani ev sahibine verilmiş olduğunu gördüm. Hemen eşyaları yukarı çıkardık ve dizdik artık yatağımda yatabilecek olmak beni çok mutlu etmişti. Yatağıma yatıp tam uykuya daldığım anda telefonuma gelen bildirimle tekrar dünyaya döndüm. Mesaj bilinmeyen bir numaradandı, evden kaçınca yeni bir hat almamıştım daha doğrusu unutmuştum. Daha fazla oyalanmayıp mesaj sayfasına girdim ve mesajı okudum, mesajda “Benden kaçamazsın, bir nefes kadar yakınındayım.” Yazıyordu. Cevap vermek bile saçmaydı çünkü bu kesinlikle babamdı ve beni korkutmak için böyle bir mesaj yazmıştı. Tekrar yatağıma yöneldiğim esnada bir mesaj daha geldi “Bence görmezden gelmek isteyeceğiniz biri değilim garson hanım.” İşte artık işler ilginçleşmişti çalıştığım yeri ve mevkimi nereden biliyordu? Hemen bir mesaj yazdım. “Bence görmezden gelmek isteyeceğiniz biriyim sapık bey.” Yazdım ve yolladım, hemen cevap geldi “Belki de görmezden gelemeyeceğim kadar ilgimi çekmişsinizdir garson hanım.” Böyle bir cevap beklemiyordum, hemen geri cevap yazdım “Belki de görmezden gelebileceğim kadar ilgimi çekmemişsinizdir sapık bey. (Garson olduğumu da nereden çıkardın?)” cevap geldi “Görmezden gelemeyeceğiniz kadar ilgi çekici olduğum konusunda bahse girebilirim garson hanım. (Garson değilmiş numarası yapman iyi hamle ama bana sökmez prenses.)” Ne? Bana prenses mi demişti, ayrıca numaramı da yutmamıştı. “Maalesef ki çoğu ilgi çekici erkeği görmezden gelmek gibi kötü bir huyum var sapık bey. (Peki sana nasıl hamleler söker küçük prens?)” Yazdım ve gönderdim, hemencecik cevap geldi “Maalesef ki sizin için bir istisnayım garson hanım. (Küçük prens ha sevdim bunu.)“ cevabım hazırdı “Ben de sizin için bir istisna sayılabilirim öyleyse sapık bey. (Soruma hala cevap vermediniz.)” gönderdim ve yine cevap şıp diye geliverdi “Elbette, sizde benim için en güzel istisnasınız garson hanım. (Saat geç oldu, uyumalısın prenses.) okuduklarım karşısında donup kaldım ve cevap yazmaya başladım. “İyi geceler sapık bey, en güzel istisnanız olmaktan gurur duyarım. (Sende uyumalısın küçük prens.)” gönderdim ve cevap geldi “İyi geceler en güzel istisnam. (Yeter ki sen iste prenses.)” okuduklarım çok hoşuma gitmişti, ama tanımadığım biriyle bu şekilde konuşmak ne kadar doğruydu? Her neyse sonuçta bu konuşma beni mutlu etmişti ve günü mutlu bir şekilde kapatacaktım. Kendi kendime mırıldandım, iyi geceler kim olduğunu bilmediğim istisnam.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.