İçeriğe geç

yakamoz

Bölüm 3 · 6 dk okuma

yakamoz

Bölüm 3

"Aklımdaki Sorular"

Aradan bir hafta geçti ve o günden beri hiç mesaj gelmedi. Her gün yazıp yazmamakta kararsız kalsam da onun yazmasını bekledim ama o bir daha hiç yazmadı.

Yine koşuşturmalı bir şekilde hazırlanıp işe gittim ancak son bir haftadır müşteriler eskisi gibi akın akın gelmiyordu aksine restoran sinek avlıyordu. Sakin bir şekilde tüm gün işimin başındaydım. Selim bey bu akşam çok özel bir müşterinin geleceğini ve müşteri ile benim ilgilenmemi istediğini söyledi, (işe gireli aşağı yukarı bir, bir buçuk ay olmuştu ve bu sürede Selim beyin gözde garsonu olmuştum.) Eğer böyle devam edersem resepsiyon bölümünü yönetebileceğimden de bahsetmişti. Açıkçası ilk defa böylesine özel bir müşteri ile ilgileneceğim için biraz stres oldum ancak üstesinden gelemeyeceğim bir şey değildi. Özel müşterinin gelmesine daha üç dört saat vardı ve bu sürede dinlenmek için Selim beyden izin alıp soyunma odasına indim, telefonumu kıyafet dolabımda unuttuğum için saatlerdir mesajlara bakamıyordum ve gizli numaradan mesaj gelip gelmediğini çok merak ediyordum. Hemen dolabımdan telefonumu çıkardım ve bildirimlere baktım, çok şaşırmıştım çünkü ben sadece bir mesaj beklerken iki farklı kişiden iki farklı mesaj gelmişti. Önce daha önceden konuşmamış olduğum kişiden gelen mesajı açtım. “Ayça hayatım ben annen, bildiğin gibi baban yaklaşık üç aydır beni arıyor ve buldu da tatlım biliyorum anlaması biraz zor ancak biz babanla konuştuk ve yeniden başlamaya karar verdik, eğer yeniden bir aile olmak istersen hala aynı evimizdeyiz ancak üç hafta içerisinde kararını vermen lazım üç haftanın sonunda yeni bir eve geçeceğiz ve baban eğer geleceksen bu evdeyken gelmeni istiyor. Bu üç hafta içerisinde ve üç haftanın sonunda ne baban ne de adamları seni rahatsız edecek, seni seviyorum tatlım. Bana bu numaradan ulaşabilirsin 055* 4** 32 7* ”

Resmen başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü artık ne anneme ne de babama söyleyebilecek bir söz bulamıyordum. Annemin yazdıkları kafamı karıştırsa da dönmeyecektim en azından şimdilik…

:) :) :)

Annemden gelen mesajın ardından ikinci mesajı açmayı unutmuştum, sinir ve şaşkınlıkla hemen üzerimi değiştirip saçlarımı topladım ve çantamı alıp çıktım şu an aklımda ne özel müşteri vardı ne de hala açmadığım mesaj tek düşündüğüm ne yapmam gerektiğiydi.

Kafeye nasıl geldiğimi bile bilmiyorum ama hemen bir kahve sipariş edip boş bir masaya oturdum ve kafamı toplamaya çalıştım, şanslıydım ki kafe gürültülü değildi aksine arkada çalan Mozart’ın eşliğinde çiftler sükûnet içinde sohbet ediyorlardı, kafamı toplamam için gayet güzel bir ortamdı. Kahveyi getiren garsonun sesi ile irkildim, hemen kahvemi aldım düşünmeye başladım; ne yapabilirdim? Ne yapmam gerekiyordu, kendi ayaklarımın üzerinde durmak kolay mıydı, yapabilecek miydim, garsonluk nereye kadardı… Sorular kafamı didik didik ederken sakin kalmam gerekiyordu ama kafamın içindeki ses susmuyordu, kalbim hızlanmış nefes alıp vermekte zorluk çekiyordum, bacaklarımın uyuşmasının ardından başıma giren ağrı ile tamamen bilincim kapanmıştı en son hatırladığım bir adamın Ambulans çağırın! Diyen sesi oldu ve kendimi derin bir uykunun kollarına bıraktım.

Rüyadaydım öyle olmalıydı, tüm hayatım gözlerimin önünden on saniyede geçmişti ve bulunduğum nokta hiç iç açıcı değildi. Hastanedeydim yanımda annem ve babam dışarda ise en son sesini duyduğum adamın bağırışları vardı. Bu yaşadığım ya bir kamera şakasıydı ya da bir rüyaydı gerçek olması imkansızdı, annem ve babam beni nasıl bulmuşlardı, dışarıda içeriye girmek için bağıran adam kimdi, ben neden buradaydım, o sırada kafama dank eden şeyle aniden doğruldum bu gece özel müşteriyi ben ağırlayacaktım ve bu benim aldığım en önemli işti annemin Ayça ne yapıyorsun kızım, doktoru beklemeden taburcu olamayız! Demesini umursamadım ve kıyafetlerimi alıp banyoya girdim ben üzerimi giyinirken doktor gelmiş ve beni bekliyordu, içeri girdiğimde taburcu olabileceğimi ancak yaşadığım duruma bir teşhis koyamadıklarını söyledi. Strese girmemem, kendimi üzmemem ve bazı konular hakkında çok düşünmemem gerektiğinden bahsetti ve benden on beş günde bir kontrole gelmem gerektiğini söyledi.

Teşekkür edip hemen dışarı çıktım ve gözlerim içeri girmek için bağıran adamı aradı aslında onu görmemiştim, ama görsem tanıyacak gibiydim ama ortada öyle bir adam yoktu.

Annem onlarla gitmem için ısrar etse de sadece düşüneceğim dedim ve taksiye binip restorana geçtim. Selim beyden biraz azar yesem de hastanede olduğumu öğrenince benden özür diledi ve benim yerime başka bir garsonu görevlendirebileceğini söyledi ama bu müşteri benim için bir fırsattı bu yüzden “Gerek yok teşekkür ederim Selim Bey.” Dedim ve soyunma odasına üzerimi değiştirmeye gittim üzerimi değiştirip saçlarımı sıkıca bağladım ve yüzüme renk gelmesi için biraz allık ve ruj sürdüm zaten sabah evden çıkarken rimel sürmüştüm, tekrar sürmeme gerek yoktu. Heyecandan kan ter içinde kalmıştım bu gece güzel geçerse masa başında olacaktım ve bu kadar da çok yorulmadan daha çok maaş alacaktım.

Sonunda özel müşteri geliyordu çok heyecanlıydım, umarım iyi bir iş çıkarırdım ve bir sakarlık yapmazdım.

:) :) :)

Selim Beyin hiç hata istemiyorum bağırışlarının ardından valelerden biri gelip özel müşterinin geldiğini söyledi ve ben hemen onu karşılamak için yerimi aldım, kapının açılmasıyla içeri giren kişiyi görmem ile beynimden vurulmuşa döndüm, aslında bu adamı tanımıyordum ama bir o kadar da tanıyordum “Hoş geldiniz efendim.” Dedim ve “Hoş buldum garson hanım.” Diyen sesi çok tanıdık ama bir o kadar da tanımadığım bir sesti. Bu adamı nereden tanıdığımı düşünmeyi bırakıp masasına doğru eşlik ettim ve yedi numaralı masanın ona ait olduğunu söyledim. Masaya oturduktan sonra menüyü uzattım ve “Ne almak istersiniz efendim.” Diye sordum “En beğenilen yemeklerinizi isterim.” Dedi ve hemen ardından “Adınız nedir acaba?” diye sordu “Ayça Yakamoz efendim.” Dedim ve “Memnun oldum Yakamoz, bende Arman Ateş” dedi, “Bende tanıştığımıza memnun oldum Arman Bey ancak Yakamozdan çok Ayça’yı kullanıyorum” dedim “Bende Armandan çok Ateşi kullanıyorum Yakamoz Hanım.” Dedi “Hemen siparişlerinizi getiriyorum Arman Bey” dedim ve mutfağa doğru yürümeye başladım, bir yandan da söyleniyordum Yakamoz Hanımmış Ayça desene be adam benim adım AYÇA AY-ÇA çok basit AY-ÇA mutfakta favori yemeklerimiz hazırlanırken bende soyunma odasına indim ve hala bakmadığım mesaja baktım, mesajda “Uzun süre boyunca konuşamayacağız ancak her saniyende yanında olacağım (Farkında değilsin ama uzun süredir seninleyim)” Bu da neydi şimdi bu adam gerçekten de sapıktı. “Teşekkür ederim ama kendimi korumayı biliyorum Sapık Bey (Takip edilmeye ihtiyacım yok.)” yazdım ve yolladım hemen mutfağa geçtim ve siparişleri götürdüm.

-Buyurun Arman Bey siparişleriniz.

-Teşekkürler Yakamoz Hanım ellerinize sağlık.

-Yalnız yemekleri ben yapmadım ama yine de afiyet olsun.

-Bu sözleriniz üzerine yemiş kadar oldum, sağ olun.

-Pardon şey, ben özür dilerim.

-Özür dileyecek şeyler yapmamalısın prenses.

-Prenses?

-Prensese benziyorsunuz garson hanım.

-Teşekkür ederim Arman Bey sizde küçük bir prense benziyorsunuz.

-(sırıtarak) Sevdim bunu küçük prens ha?

-Afiyet olsun Arman Bey, iyi akşamlar dilerim.

-Akşamlar seninle güzel olsun prenses.

-Arman Bey bu samimiyet biraz fazla değil mi, ne de olsa ben sıradan bir garsonum ve siz de dedim ve kaldım.

-Ben de ne?

-Sizde çoğu şeyi elde edebilecek mevkide olan birisiniz efendim.

-Emin ol istediğim her şeyi elde edebiliyor olsaydım şu an burada olmazdın Yakamoz, ayrıca bana efendim deme Ateş Bey diyebilirsin.

-Peki Arman Bey, tekrardan iyi geceler dilerim.

Duyduğum şeyler normal miydi yoksa ben mi böyle şeyler duymaya alışık değildim eğer özel bir müşteri olmasaydı kafa göz dalmıştım, tabii adam benim iki katımdı ama olsun, hem babam yaşındadır o adam (Babamla yaşıtsa bile fazla genç ve yakışıklı.)

Gecenin ilerleyen saatlerinde Arman Bey bir kadeh kırmızı şarap istedi ve hemen onu götürmeye koyuldum, masası diğer garsonlar tarafından toplanmıştı.

-Buyurun Arman Bey.

-Teşekkürler Yakamoz, bana eşlik etmek ister misin?

Eğer selim beyin keskin bakışlarını üzerimde hissetmeseydim hayır derdim ancak Arman beyi terslediğim an kovulabilirdim.

-Tabii ki Arman Bey.

-Neden burada garson olarak çalışıyorsun Yakamoz?

-Şartlar Arman Bey, fazla kaçmazsa bir soru sorabilir miyim?

-Tabii.

-Ne iş yapıyorsun? Yani pardon Ne iş yapıyorsunuz Arman Bey?

-Bir şirket yönetiyor sayılabilirim.

-Sayılabilirim?

-Şimdilik bu kadarını bilsen yeter Ayça.

-Tabii ki Arman Bey, ben artık kalkayım.

-İyi geceler.

-Size de.

Bu konuşmanın ardından Selim Beyden izin alarak hemen eve geçtim ve kendimi yatağa attım, zaten kafamı yastığa koyar koymaz uyudum. İyi geceler aklımdaki sorunlar, iyi geceler şahane hayatım, iyi geceler küçük prens, iyi geceler yıllar sonra aklıma gelen eski dostum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.