İçeriğe geç

yakamoz

Bölüm 1 · 8 dk okuma

yakamoz

Bölüm 1

"Her Şeyimdin ve Her Şeyimi Alıp Gittin."

1.BÖLÜM

Seçimlerden nefret ederim ve yine bir seçim yapmam gerek ya burada kalıp bu işkenceye devam edecek yada ilk defa kendimi ve asla olmayacağına inandığım hayallerimi umursayıp buradan kaçacaktım ve kendi isteğimle hayallerimin peşinden gidecektim sonucu ne olursa olsun bunu yapmak istiyordum ama geride bırakacağım insanlara da üzülüyordum onlar bana üzülmese de ben onlara üzülüyordum, onlar benim haykırışlarımı duymasalar da ben onların içinde kopan fırtınalara dayanamıyordum, onlar bana yardım etmezken ben onlar için kendimi feda etmeye hazırdım işte bu kadar da gurursuzdum. Evet kendime gurursuz dedim ve bundan gurur duyuyorum bakın işte bir gururum varmış demek ki kendimle gurur duyabilecek kadar az da olsa bir gururum varmış. EVET yine geldik fasülyenin faydalarına yani seçim kısmına ama seçim kısmından önce size hayatımdan bahsetmem gerekiyor değil mi? Ah o kısmı atlamışım evet burayı okumamış gibi yapıp MÜKEMMEL hayat hikayeme göz atmanız gerekecek. HAYIR tabi kii de bundan bende memnun değilim neden size hayat hikayemi anlatayım ki.. Ben Yakamoz, Ayça Yakamoz KAYA ama Ayça ismini asla kullanmam çünkü hoşuma gitmiyor başka bir nedeni yok yanii.. TABİ Kİİ DE VAR. Evet yaşıma gelecek olursak on yedi yaşındayım on sekize daha dört ay var bu dört ayda kim öle kim kala demi yani. Ee bu kadar benden bahsetmek yetmez mi biraz da sen kendinden bahset. KİMİ KANDIRIYORUM Kİ ACINACAK DURUMDAYIM…

Tamam gerçeklere geçelim evet adım gerçekten de Ayça Yakamoz ama Yakamoz ismini daha çok severim çünkü Yakamozlar geceleri görünür ve bende sadece geceleri gerçek beni görüyorum, huzurlu bir ortamda daha uysal ve iyi kalpli olduğuma yemin edebilirim. Aİlem ve arkadaşlarım bana Ayça diye hitap eder, bu ne kadar hoşuma gitmese de katlanmak zorundayım çünkü onlar sadece Ayça'yı tanıyor ve Yakamoz kimdir bilmiyorlar, böyle anlatınca karışık olabilir ama beni anlayacaksınız. Ben bana iyi davranılırsa onlara iyi davranırım kötü davranılırsa kötü davranırım, alıngan değilimdir ama inatçı ve kıskanç olduğum doğru inatçılık ve insanlara laf atmada kimse elime su dökemez DURUP DURURKEN İNSANLARA LAF ATTIĞIM İÇİN DAYAK YEME OLASILIĞIM %100 bu zamana kadar dayak yememiş olmam ise bir mucize dediğim gibi kimse elime su dökemez, damarıma basarlarsa sinirden çığlık atarım veya karşımdakinin kim olduğunu umursamadan saçına yapışırım EVET BUNU BİRKAÇ KEZ YAPARAK KENDİMİ SAVUNDUM VE İŞE DE YARADI ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM.

:) :) :)

Ayça her zaman mutlu görünen, kendini kimseye açmayan, hazırcevap ve savunmacı biriydi. Oysaki Yakamozun Ayçayla ilgisi yoktu.

Yakamoz; kırılgan, her şeyi içinde yaşayan ve yine savunmacı biriydi Yakamoz ile ayça arasındaki tek fark biri geceydi biri ise gündüz birbirine zıtlarıdı ama bi o kadar da benzerlerdi Ayça olmadan Yakamoz bir hiçti Ayça Yakamozun koruyucu maskesiydi, ancak Yakamozun tek istediği sevilmekti.

Ben kim miyim ben Yakamozun yakasını bırakmayan hüzünüm, bensiz bir saniyesini bile geçirmek istemediği acıyım, Yakamozun Ayçayı çok ötekileştirdiğine inanan biriyim. Ayçanın hayali Yakamozun ise en büyük korkusuyum. Ben kimseye muhtaç olmadan gülebilen biriyim...

2.BÖLÜM

Günaydın dedim yeni uyanmış ve beni okula bırakmak için hazırlanmış bir şekilde kapıda bekleyen anneme. Günaydın demedi, bir şeylerin yanlış olduğunu o an anladım. Etrafıma bakındım daha güneş bile doğmamıştı gözüm duvardaki saate ilişti saat gecenin beşiydi peki ya annem neden bu saatte uyanmıştı. Babamın işe gitmesine tam bir buçuk saat vardı ve benim okuluma da 3 saat vardı o zaman neden bu saatte uyanmıştık. Anneme baktım ve o da bana baktı yaklaşık beş dakika bakıştık. Ardından tam ben konuşacakken annem konuşmaya başladı.

“Ayça ben artık dayanamıyorum ne sana olanlara ne de bana yapılanlara susacak gücüm kalmadı. Seni bilmem ama ben gitmek zorundayım, kendine iyi bak Ayçam, hemen değil ama geri döneceğim ve geri döndüğümde seni de alacağım annecim. Beni bekle, senden tek isteğim beni bekle ve bu sürede sana dokunmasına izin verme. Hoşça kal..” dedi ve gitti arkasında bıraktığı enkaza bakmadan, gözümden istemsizce boşalan yaşları umursamadan çekip gitti.

Bunca yıl babama olan aşkından aptal gibi susmuşken kendini bile düşünmeyip bu evde durmaya devam ediyorken bu gün gitti, benim doğduğum gün beni bu dünyaya çekip, değer verdiğim tek insan olmasına rağmen değer verdiğim her şeyi başıma yıkıp gitti. Yıllarca ben ona gitmeyi teklif etmişken, günlerce gidelim diye ona yalvarmışken beni bugün dinledi ve gitti. Doğum günümü ölüm günüme çevirerek gitti, kendimi yeni yeni bulmuşken hayallerimin peşinden koşmaya karar vermişken beni bıraktı ve gitti. Evet bekleyecektim tam da dediği gibi geri gelmesini bekleyecektim, ancak onunla gitmek için değil bunu neden bana yaptığını sormak için bekleyecektim. Annemle yüzleşebilmek için hiçbir yere gitmeyecek, babam olacak adama katlanarak bekleyecektim. Geldiğinde onu affedebilecek bir ben bulacaktı ancak bir ay içinde gelmezse onu sonsuzluğa gömecek olan beni bulacaktı. Ne kadar anneme kızsam da içten içe ona hak veriyordum da, ne kadar affetmeyeceğim desem de iki yıl sona çıkıp gelse yine affedecektim… Yada öyle sanıyordum. Yıllarca babam sinirini bizden çıkarmıştı dışarıya gidip sinirlenir ardından çokça içer ve eve gelip bize işkence ederdi, asla bir kardeşim olmasını istemedi, benden sonra gelen küçük kız kardeşimi kendi elleriyle öldürdü ve beni kız olduğum için hep sevmediğini söyledi.

Ben doğmadan önce babam böyle değilmiş doktor benim yaşayabilmem için yalvaran anneme acımış ve benim bir erkek çocuğu olduğumu söylemiş, babam çok mutlu olmuş annemle bir hayli ilgilenir olmuş, bir dediğini iki etmemiş.. Ancak ben doğmuşum ve doktorlar bu çocuk kız deyince de babam bu olamaz diye kavga çıkarmış o gün sadece beni suçlamış annemi değil, ancak babam bu işin peşini bırakmayınca annemin doktoru ikna ettiğini öğrenmiş ve o günden beri bize işkence eder olmuş. Küçüklükten beri yaşamadığım işkence stili kalmadı sayılır. Daha sekiz yaşındayken diyordum anneme gidelim buradan kurtulalım diye ama beni hiç dinlemezdi ne olursa olsun o adamın babam olduğunu dövse de sevse de onu sevmem gerektiğini söylerdi ama ben o adamı hiç babam olarak görmemiştim ki.

8 yıl önce..

“ Baba lütfen yapma acıyor, baba yeter annemin de canı acıyor ikimizde acıyoruz, yapma yeter.” Dedim babama ve ben bunu babama dedikten sonra beni kan kusana annemi ise bayılana kadar dövdü. Yediğim dayağın etkisiyle epeyce uyumuşum uyandığımda babam evde değildi. Annem ise hala yerde yatıyordu. Ama ben uyumadan önce uyanıktı yoksa o da mı uyumuştu ki. Başına gidip “Anne, anne bak babam gitmiş kurtulduk hadi uyan artık diye ağlamıştım, ben ağladım annem uyudu ben ağladım ve annem uyumaya devam etti. Bende annemin yanında ağlayarak tekrar uyumuşum uyandığımda sabah olmuştu. Mutfaktan sesler geliyordu.. Kırılma sesleri ama hayır bardak yada tabak kırılmasının sesi değildi bu annemin kalbinin kırılışının sesini duyuyordum. Babam olacak adam anneme bağırıyor annemse her şeyin kendi suçu olduğunu düşünerek ağlıyordu, ağlayarak “Haklısın benim suçum.” Demeye çalıştı ancak daha annem sözünü bitirmeden babam annemin suratına tokadı geçirdi. Annemse “Haklısın..” dedi ve sustu.

:) :) :)

Bunu yapmamalıydı, ne kendine ne de bana bunu yapmamalıydı babamı seviyordu yada ondan korkuyordu çünkü ne olursa olsun gitmeyi kabul etmiyordu. Bence aşık olmak çok saçma ve gereksiz diye geçirdim içimden, aşık olunca hem biz hem de sevdiklerimiz zarar görüyordu. Neden insan kendini böyle bir çukura çeker ki çok saçma dedim tekrar içimden, ardından annem odaya bir tabak dolusu kurabiye ile girdi ne zaman ağlasam bana kurabiye yapıp getirirdi, çünkü bize göre kurabiyelerin sevgisi bütün mutsuzluklardan daha büyüktü, kurabiyeler bizi iyileştirecek diye geçirdim içimden, o an annemin de bunu söylediğine emindim. Her zamanki gibi yanıma oturdu, kurabiye tabağından bir kurabiye alıp tabağı bana uzattı ve “Ben mutfakta yedim, bu da senin hakkın.” Dedi. Annem söylemese de hep içimden bir ses annemin beni sevmediğini söylerdi, annem bana hiç beni sevdiğini söylememişti ki. Ama sevdiğini söylemese de ben annemin beni sevdiğini biliyordum beni sevmese niye bana sürekli kurabiye yapsın ki..

Günümüz..

Annemin gidişinin üstünden üç gün geçti ben üç gündür okula gitmiyorum ve babam da üç gündür eve gelmiyordur her yerde annemi aradığını söylüyor ve beni günde en az beş kere arayıp evde olup olmadığımı kontrol ediyordu, hayır sevdiğinden değil işkence edecek kimse kalmamasından korkuyordu. Ben üç gündür kendimi toparlayamamıştım, sürekli ağlıyor hiçbir şey yemiyordum. Sizinle dört ay önce tanışmıştık ve dört ay boyunca hiç konuşmamıştık beni sizle konuşturan şey annemin gidişi olmuştu.

Ve beşinci gün bu gün de hala aynıyım sadece dün biraz yemek yedim onun dışında hala ağlayarak uyuyor, uyanıp duşa giriyor ve ağlayarak tekrar uyuyordum.

On yedinci gün.. Babam hala gelmedi bense toparlanmaya başladım ağlamalarım azalmış, midem yemek kaldırır olmuştu hazır babam yokken ve beni on gündür de aramıyorken bu gün dışarı çıkmaya karar vermiştim. Hızlıca bir kahvaltı yapıp dışarı çıkacak ve planımın ilk adımı için yola koyulacaktım. İlk önce gizlice çalışmam gerekiyordu ya okula gitmeyip çalışacak yada okuldan artan vaktimde evde çalışabileceğim bir iş bulacaktım. Babama yakın ama bir o kadar uzak olmalıydım ki annemi de takip edebileyim. Dün tüm gece ne yapacağımı düşünmüş ev ve iş ilanlarına bakmıştım ama kayda değer hiçbir şey bulamamıştım. En iyisi gidip kendim bakmaktı. Kahvaltımı yapıp evden çıktım, tek tek evleri gezmeye başladım, evler güzeldi ama benim için çok büyük ve pahalıydılar. Sadece biri bana uyuyordu müstakil olan ve çatı katı aylık 1500 TL ye kirada olan ev, ancak ufak bir sorunumuz vardı çatı katı harabeydi içeri su sızıyor, odada örümcek ve yarasalar yaşıyordu. Ama iyi tarafına bakacak olursak kirası uygundu ve içine yemek de dahildi, çatı katı olmasına rağmen benim için yeterli büyüklükteydi ve kendine ait bir banyosu vardı. Sadece bir hafta çalışsam dahi buraya yerleşebilirdim aylık 1500 TL çok uygundu, evimi yani odamı temizlersem eğer yaşanılabilir bir halde olurdu ancak burayı temizleyebilmek için midesiz ve temizlikte ustalaşmış biri olmak gerekiyordu ancak bu ikisi de bende yoktu, babam ne kadar manevi olarak bize iyi bakmamış olsa da maddi olarak gayet iyi bir durumumuz vardı her hafta temizliğe kadınlar gelir evi temizleyip bizde iş bırakmadan giderlerdi. Sanırım bende öyle yapacaktım burayı parayla birinde temizletecektim yoksa bu işin üstesinden gelmem imkansızdı. Maddi olarak gezdiğim bütün evleri alabilecek güce sahiptim ama bu güç bana değil babama aitti ve ben yeni hayatımda babama dair hiçbir şeyin bulunmasını istemiyordum.

Bölüm sonu

1 yorum