
"Ben daha bebekken elf kralı beni kurtlardan satın almış. Belki bir kurt elflerle büyürse onları yem olarak görmez diye düşünmüştü. Kendi ailemi asla görmedim, kim olduklarını sorunca da lafı dolandırıyorlar." derken sesi hüzünlüydü Theon'un. Dirseklerini dizlerine yaslamış, ellerini önünde birleştirmiști." Sadece neden çocuğunuzu sattınız diye sormak istiyorum onlara. O kadar mı gereksizdim?" diye ekleyip yutkundu. Ağlama hissini yuttu sanki.
Ne demem gerekiyordu? Aklımda bir sürü fikir vardı, ama aynı zamanda hiç bir şey de yoktu. Elimi Theon'un koluna koydum." Ama sen bir kurdun elflerle yaşaya bileceğini kanıtladın "dedim zayıf bir sesle. Başını olumlu bir şekilde salladı.
"Ama bu hiç bir şeyi değiştirmeyecek. Elflerle yaşayan tek kurt benim. Bir kişiyi kontrolde tutmak bir sürü kurtadamı kontrolde tutmaktan daha kolaydır. "dedi yüzüme bakarak." Ben onlar için bir deneyden başka bir şey değilim. Hala benden korkanlar var" dedi yumruklarını sıkarak. Prenses Aeris ile birlikte büyüdüğünü söylemişti. Eğer kraliyet bile ona güveniyorsa başkalarının güvenmemesi anlamsızdı.
Derin bir nefes alıp konuya döndüm, "Yani ailenden ayrı kalmak nasıl bir his biliyorsun ve buna rağmen evime dönmeme izin vermiyorsun." dedim elimi çekerek.
"Beni anlayan, benim gibi hisseden birinin yanımda olmasını istiyorum sadece" dedi sakin bir sesle.
"Geri dönme şansım varken burada kalmayacağım" diyip ayağa kalktım. Gözlerini yüzümden ayırmıyordu.
"Ben sana yolu göstermeyeceğim, kırmızı başlıklı kız, kurtlara yem olacaksın."
Yumruklarımı sıktım, göğsüme sanki büyük bir kaya oturmuştu. "Beni anlıyorsan geri dönmeme yardım edersin!" dedim öfkemi bastırmaya çalışmadan.
Theon'un hüzünlü bakışları cevabımla birlikte hayal kırıklığına dönüşmüştü. Ayağa kalkıp önümde durdu.
"Değerli bir mücevher bulsan onu kaybetmeyi göze alır mısın?" diye sordu sakin bir sesle. "Seninle tekrar karşılașacağım ne malum?" dedi hafifçe gülümseyerek. "Benimle kal, lütfen." diyip ellerimden tuttu. Ellerime dokunduğu zaman irkildim ama belli etmedim. Evime dönmeyi çok istiyordum, burada kalırsam ailemi bir daha asla göremezdim. Dönersem de hayatım yine eskisi gibi zor olacaktı; sürekli çalışmak zorunda kalacaktım, yoksa ahaliyi kontrol tutmak için yaratılmış sert kanunlara tabi olmalıydım.
"Burada güvende olacak mıyım?" diye sordum kaşlarımı çatarak.
Hevesle başını salladı Theon, ellerimi sıkıyordu. "Bir süre burada kalırsın. Sonra da Aeris'i sana yer bulmak için ikna ederim" gülümsedi.
Başımı salladım ellerine bakarak.
"Kalacak mısın yani?"
Yine başımı salladım.
Ellerimi sıkarak beni kendine doğru çekti. "Adını söyler misin yoksa kırmızı başlıklı kız diye seslenmeye devam mı edeyim?" diye sordu hevesle gülümsüyordu.
"Adım Marissa" dedim samimi bakışlarına soğuk bakışlarla karşılık vererek.
"Marissa" diyerek başını salladı ve ellerimden çekerek beni sobanın yanına götürdü. "Burada bekle, ısın biraz. Muhtemelen kurtlar sana doğru düzgün yemek vermemiştir." diyip kapıya doğru gitti. "Küçük bir işim var, sonra sana birşeyler getireceğim, burdan ayrılma" diyince
"Nasıl kartala dönüşe biliyorsun?" diye sordum hızla.
"Kolyeyle." dedi elini göğsüne koyarak "Elfler kolyeyle kartala dönüşür" diye ekledi ve derin bir gülümseme ile dışarı çıktı. Pencereye doğru eğildiğimde çoktan kartala dönüşüp uçup gitmişti bile.
Ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi verdim. Sobanın yanında ısınsam da ait olmadığım bir evrende olmak üşümeme sebep oluyordu. Demek Theon'a o kadar güveniyorlar ki ona elfler gibi kartala dönüşe bilsin diye kolye de vermişler. Etrafa gözatmaya başladım başka bir kolye için. Theon'dan bir kaç dakikalığına kurtuldum ama o geri gelene kadar kaçmam lazımdı. Eğer ben de onun gibi kartala dönüşe bilseydim tünele gitmek daha kolay olurdu. Köşede duran küçük dolapta bir kaç bardaktan başka bir şey yoktu. Koltuğun altına eğildim, elimi attığımda sert birşeye dokundum. Ucunda kartal figürü olan gümüş bir kolyeydi. Gümüş bir kolye. Gümüş kurtadamları zayıflatır, peki Theon nasıl gümüş bir kolye kullanıyordu?
Ne olursa olsun ben aradığımı bulmuştum. Kolyeyi boynuma taktım.


