Ertesi sabah...
Defne erkenden uyandı.
Sonra berke'yi uyandırdi.
Evet berkeyle birlikte yatmıştı.
Küçük Aras hâlâ uyuyordu.
Sessizce hazırlanıp evden çıktılar.
İkisi birlikte adliyeye girdiler.
Bir süre sonra Efe de geldi.
Koridorda göz göze geldiler.
Aylar önce birbirlerine sonsuza kadar birlikte olacaklarına söz veren iki insan...
Şimdi aynı koridorda, sessizce birbirlerine bakıyordu.
Hâkim son kez sordu:
"Boşanma kararınız kesin mi?"
Efe derin bir nefes aldı.
"Evet."
Defne'nin sesi titredi.
"Evet."
İmzalar tek tek atıldı.
Dosya kapandı.
Artık resmen boşanmışlardı.
Koridordan çıkarken Efe durdu.
"Defne..."
Defne arkasını döndü.
"Ne olursa olsun..."
"Küçük Aras'ın annesi ve babası olmaya devam edeceğiz."
Defne gözyaşlarını silerek başını salladı.
"Buna söz veriyorum."
Efe hafifçe gülümsedi.
"Umarım bir gün ikimiz de yeniden huzuru buluruz."
İkisi farklı yönlere yürüdü.
Hayatları artık resmen iki ayrı yola ayrılmıştı.
Adliyeden çıktıktan sonra Berk sessizce Defne'nin yanına geldi.
"Bir yere gitmek ister misin?"
Defne başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Sadece biraz yürümek istiyorum."
Bir süre sessizce yürüdüler.
Sonunda Defne konuştu.
"Berk..."
"İçimde ikinci bir can olduğunu biliyorum."
"Ama kendimi çok yorgun hissediyorum."
"Küçük Aras'a iyi bir anne olmaya çalışırken bile bazen zorlanıyorum."
"Bütün bunlardan sonra yeni bir bebeğe hazır olup olmadığımı bilmiyorum."
Berk onu dikkatle dinledi.
"Bu çok zor bir durum."
"Bu kararı tek başına vermek zorunda değilsin."
"Bir doktorla konuş."
"Duygularını açıkça anlat."
"Kendine zaman tanı."
Defne başını öne eğdi.
"Sanırım önce buna ihtiyacım var."
Gökyüzüne baktı.
Yağmur dinmişti.
Ama içindeki fırtına hâlâ sürüyordu.
