Ertesi sabah Defne, telefonunun alarmından birkaç dakika önce uyandı. İlk yaptığı şey telefonuna bakmak oldu.
Aras'tan yeni bir mesaj vardı.
"Günaydın. Saat üçte sahildeki eski iskelenin önünde buluşalım mı?"
Defne kısa bir tereddütten sonra cevap verdi.
"Tamam. Görüşürüz."
Saatler geçmek bilmedi.
Üç olduğunda Defne, iskeleye doğru yürüdü. Hafif bir rüzgâr denizden esiyor, martılar gökyüzünde süzülüyordu.
Aras çoktan gelmişti.
Elinde iki bardak sıcak kahve vardı.
"Bunu seveceğini düşündüm."
Defne gülümseyerek kahveyi aldı.
"Teşekkür ederim."
Birlikte sahil boyunca yürümeye başladılar. Çocukluk anılarından, hayallerinden ve gelecek planlarından konuştular. Konuştukça birbirlerini daha iyi tanıyorlardı.
Tam o sırada Aras'ın telefonu çaldı.
Ekrana baktığında yüzündeki gülümseme kayboldu.
Telefonu sessizce kapatıp cebine koydu.
"Bir sorun mu var?" diye sordu Defne.
Aras birkaç saniye sustu.
"Şimdilik yok... Ama sana anlatmam gereken bazı şeyler var."
Defne, Aras'ın gözlerindeki hüznü ilk kez o gün fark etti.
Onun geçmişinde sakladığı bir sır vardı.
Ve o sır, ikisinin de hayatını değiştirecekti.
