Yağmur şiddetini artırmıştı.
Aras, elindeki siyah şemsiyeyi Defne'ye doğru uzattı.
"İstersen birlikte yürüyebiliriz. Bu yağmurun hemen dineceğe benzemiyor."
Defne birkaç saniye düşündü. Normalde böyle bir teklifi kabul etmezdi. Ama Aras'ın sesindeki sakinlik ona güven vermişti.
"Olur."
İkisi aynı şemsiyenin altında ağır adımlarla yürümeye başladı.
Bir süre sadece yağmurun sesi duyuldu.
"Kitap okumayı seviyorsun galiba." diye sordu Aras.
Defne şaşırdı.
"Nereden anladın?"
"Durağa geldiğimde elindeki kitabı fark ettim."
Defne gülümsedi.
"En çok romantik romanları seviyorum."
"Ben de," dedi Aras. "Çünkü en güzel hikâyeler, insanların birbirini değiştirdiği hikâyelerdir."
Defne bu söze istemsizce gülümsedi.
Sokağın köşesindeki küçük kafeye geldiklerinde Aras durdu.
"Bir kahve içmek ister misin?"
Defne saate baktı. Eve geç kalacaktı ama nedense gitmek istemiyordu.
"Sadece bir kahve."
İçeri girdiklerinde sıcak kahve kokusu onları karşıladı. Camdan dışarı bakarken yağmur hâlâ durmamıştı.
Defne, bunun sadece sıradan bir akşam olmadığını hissediyordu.
Belki de bazı insanlar, hayatımıza tam da ihtiyacımız olduğu anda girerlerdi.




