Karan, Arya’nın yüzündeki yaşları fark ettiğinde elini yavaşça geri çekti. Fazla yaklaşmak istemedi. Onun bir yabancı olduğunu biliyordu. Ama içinde yükselen garip his, ona “gör” diyordu. Sadece bakma, gör. “İyi misin?” diye sormuştu. “Acıyor mu? Neden ağlıyorsun?” Arya, birkaç saniye boyunca gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. Sonra kelimeler, boğazındaki düğümü yararak döküldü: “Tamam… iyiyim ben. Beni bırak, olur mu?” “Bir şeyim yok, ciddiyim.” Karan’ın yüzü kasıldı. Sanki o cümle, içinden bir tel koparmıştı. “Bırakayım mı?” diye tekrarladı. “Yağmurun altında, gece yarısı, yolun ortasında... seni kanlar içinde bulmuşken? Bunu gerçekten mi istiyorsun?” Arya, gözlerini kaçırdı. Dudaklarını ısırdı. Ama sesini daha sert çıkardı bu kez: “Evet. Ben… alışığım. Alışığım yalnız kalmaya, alışığım bırakılmaya. Sen de bırak gitsin.” Karan, direksiyona yaslandı. Sol eliyle direksiyonu sıktı. Birkaç saniye sustu. Sonra gözlerini Arya’ya çevirdi. O an sesinde ilk defa gerçek bir kararlılık vardı: “Hayır.” “Bırakmam.” “Ben… belki ilk defa birini bırakmamayı seçeceğim.” Arya’nın gözleri doldu yine. Bu sefer ağlamadı. Sadece gözyaşı sessizce süzüldü yanağından. “Neden?” dedi kısık sesle. “Beni tanımıyorsun bile.” Karan: “Tanımıyorum, doğru. Ama tanımamam seni değersiz yapmaz. Ve eğer biri seni bırakmamalıysa… bu sefer o ben olurum.” Arabanın içinde yalnızca yağmurun sesi kaldı. Sözler bitmişti ama sessizlik her şeyi anlatıyordu.
Bölüm 3
3. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.