Karan, Arya'nın belindeki morluğa bir kez daha baktı, içini kemiren endişe yüzüne yansımıştı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı, sonra ayağa kalktı. Elini Arya’nın saçlarına uzatıp nazikçe okşadı. “Kalk hadi... Hazırlan. Dermatoloğa gidiyoruz. Daha önce arkadaşıma söylemiştim, o da ‘getir mutlaka’ dedi. Hadi, benim çalıştığım hastaneye gidiyoruz.” Arya, yavaşça doğruldu. Gözlerinde hafif bir huzursuzluk vardı, sesi yorgun ve isteksizdi: “İstemiyorum ben ya... Geçer zaten. Uğraşmayalım şimdi.” Karan, onun yanına diz çöktü. Elleri Arya’nın ellerini buldu, sımsıkı tuttu. “Hadi güzelim... Bak sıkma canımı. Gerçekten korkuyorum. O iğnelerin içinde ne vardı bilmiyoruz, o izlerin geçmemesi normal değil. Ben seni koruyamadım orada… ama şimdi korumak istiyorum. Lütfen inat etme.” Arya gözlerini kaçırdı, yutkundu. “Sen doktorsun Karan. Sen bak bana, sen anla… Başkasına ne gerek var?” Karan, gülümsedi ama gülümsemesinde bir kırıklık vardı. “Canım benim… Ben cerrahım. Keserim, dikerim, iç organları onarırım. Ama cilt başka bir dünya. Bu izlerin altında daha fazlası olabilir. Derinin altını ancak bir dermatolog doğru değerlendirir.” Arya, kısa bir sessizlikten sonra yavaşça başını salladı. “Peki… Ama yanında olacaksın, değil mi?” Karan, onun yüzünü iki eliyle kavradı ve gözlerinin içine baktı. “Her saniye. Hiçbir şey olmayacak sana. Ama bir şey varsa da, erken öğreneceğiz. Bu işin ucunu bırakmak yok, Arya. Sana söz verdim.” --- Hastane koridoru Beyaz ışıklar tavanda uzarken Arya ve Karan yavaş adımlarla ilerliyordu. Karan onu hiç yalnız bırakmadı. Randevu alınmıştı, doktor Karan’ın eski okul arkadaşıydı. Güler yüzlü, deneyimli bir dermatolog. Muayene odasında Arya tedirgindi ama Karan elini tuttuğunda biraz sakinleşti. Doktor dikkatlice inceledi morluğu, ardından bazı sorular sordu. Sonra ciddileşti. “Bu izler yüzeysel gibi görünüyor ama içeride dokusal bir reaksiyon olabilir. Biyopsi alabiliriz, gerekirse cilt altı tedaviye başlarız. Ama asıl endişem; kullanılan maddenin cilt altı iltihaplanma yaratmış olabileceği. İğne darbeleri farklı iz bırakmış gibi duruyor.” Karan dişlerini sıktı. Arya başını eğdi. Doktor bir süre sonra nazikçe gülümsedi: “Endişelenmeyin. Erken müdahaleyle tedavi mümkün. Ama Arya’nın ruhsal olarak da desteklenmesi gerek.” Karan doktorla kısa bir bakıştıktan sonra Arya’ya döndü: “Gördün mü? Yanındayım. Bu sadece bir adım. Gerisi de hallolacak, birlikte.” Doktor odadan çıktıktan sonra, Arya sessizce başını önüne eğdi. Karan hâlâ elini tutuyordu, ama Arya’nın parmakları hafifçe titriyordu. Gözlerini kaçırmadan, yavaş ama net bir sesle konuşmaya başladı: "O iğnelerde... bir şey yoktu. Yani, en azından ben öyle duydum. Yüksek dozda uyku ilacıydı sadece. Zarar vermek için değil, bayıltmak için... Ama bu morluklar, bu izler... Onlar başka bir şey." Karan gözlerini kısıp dikkatle dinliyordu. Arya derin bir nefes aldı, kelimeleri dökmek zordu ama içinde tutmak daha da zordu. "O adam… belimi o kadar sert sıktı ki... Sanki kemiklerim ezilecek sandım. Tırnakları vardı… eldiven takmıyordu, hissettim. Orada morluklar oluştu. Sonra… sonra da vurdu. Darbe aldıktan sonra birkaç saniye zaten hatırlamıyorum. Sanırım bu izler, o yüzden kaldı." Gözleri buğulandı, sesi kısıldı. "Bunu sana söylemedim. Çünkü... çünkü ben güçlü görünmek istedim. Ama geçmiyor Karan. Acısı değil sadece, izi de geçmiyor." Karan’ın içi dağlandı. Yavaşça Arya’nın yanına oturdu, onu kollarının arasına aldı. Başını Arya’nın alnına yasladı. "Keşke... Keşke o an senin yanında olsaydım. Buna asla izin vermezdim. Ama şimdi buradayım. O izler geçene kadar, acın dinene kadar, ruhundaki her karanlık gölge silinene kadar buradayım Arya. Hiçbir yere gitmiyorum." Arya, gözyaşlarını tutamadı ama bu kez içinde utanma yoktu. Karan’ın sıcaklığıyla birlikte gelen bir güven duygusu vardı. "Seninle olduğumda... iyileşmeye başlıyorum." dedi kısık sesle. ---
Bölüm 24
24. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.