Kahvaltı bitmişti. Sessizlik içinde ama huzurlu geçen dakikalardan sonra Arya masayı toplamaya kalktı. Ancak Karan hemen kolundan tuttu, nazikçe: “Bugün hiçbir şey için kendini yorma. Bırak, ben hallederim.” Arya hafifçe başını iki yana salladı ama yumuşak bir sesle karşılık verdi: “İyi hissediyorum Karan. Birlikte yapalım. Hem seninle sessizce uğraşmak da güzel bir şey.” Karan ona gülümsedi. “O zaman birlikte halledelim, ama söz ver, sonra biraz uzanıp dinleneceksin.” Arya başını eğerek gülümsedi, “Tamam…” dedi. Birlikte mutfağı toparladılar. Arada göz göze geldiklerinde sessiz tebessümler paylaşıyorlardı. Sanki kelimeler gereksizdi; gözleriyle konuşuyorlardı. Sonra Arya ellerini yıkadı, nemli saçlarını geriye doğru attı. Karan onun bu haline dikkatle baktı. Yüzüne düşen birkaç ıslak tutam, Arya’yı olduğundan daha kırılgan ama bir o kadar da güzel gösteriyordu. Dayanamadı, yaklaştı ve usulca saçlarını avuçlarının arasına alarak kurulamaya başladı. “Üşümeyesin,” dedi sadece. Arya başını eğdi, onun dokunuşuna kendini bırakmıştı. “Bana böyle davrandığında kendimi… güvende hissediyorum,” dedi fısıltıyla. Karan, saçlarını kurularken gözleri onun gözlerine takıldı. Ciddi bir ifadeyle, sesi kısık ama kararlıydı: “Her zaman güvende olacaksın Arya. Yanındayım. Seni bırakmam.” O an, aralarındaki sessizlik bile bir bağ gibiydi. Ne gürültüye, ne başka sözlere ihtiyaçları vardı. Sadece birbirlerinin varlığı, her şeyin ilacıydı. Sonra Arya salona geçti, kanepeye uzandı. Karan da onun yanına geldi. Üzerine hafif bir battaniye örttü. Arya yorgun gözlerle Karan’a baktı: “Yanıma gelir misin? Sarılmanı istiyorum…” Karan bir an bile tereddüt etmedi. Yavaşça onun yanına uzandı, kolunu nazikçe Arya’nın beline doladı, başını da Arya’nın saçlarının yanına yasladı. “Sarılmak için izin almama gerek yok. Senin yanın, benim yerim.” Arya gözlerini kapadı, Karan’ın kalp atışlarını duyarken huzurla mırıldandı: “Keşke zaman böyle dursa…” Karan sessizce cevapladı: “Seninle geçen her an zaten sonsuz gibi…” Ve ikisi de bir süre konuşmadan öylece kaldılar. Arya’nın başı Karan’ın göğsüne yaslanmış, Karan’ın elleri ise onun sırtında dolaşıyordu. Sessizlikte bile sevgilerini anlatan bir sıcaklık vardı aralarında. Arya’nın yorgunluğu giderek azalıyor, içindeki huzur büyüyordu. Bu sabah, belki sıradan bir sabahtı… ama onlar için küçük bir mucize gibiydi. Arya, başını Karan’ın göğsüne yaslamış, gözlerini kapatmıştı. Karan ise sessizce onun saçlarını okşuyor, kalbinin her atışıyla içindeki duyguları bastırmaya çalışıyordu. Ama artık daha fazla tutamadı. Sesi alçak ama titrekti: “Arya…” Arya gözlerini yavaşça açtı, başını hafifçe kaldırdı ve ona baktı: “Hı?” Karan bir an duraksadı. Gözleri Arya’nın gözlerine kilitlenmişti. İçinde sakladığı onca şey, artık dışarı çıkmak istiyordu. Derin bir nefes aldı, sesi yavaşça titredi: “Ben… ben seni seviyorum.” Arya’nın gözleri büyüdü. Kalbi bir anlığına durdu sanki. Onun böyle açık ve yalın bir şekilde duygularını dile getirmesi… beklemediği ama içten içe hissettiği bir şeydi. Tam bir şey söyleyecekken, Karan bir adım attı. Hiç tereddüt etmeden, dudaklarını Arya’nın dudaklarına bastırdı. Öyle yumuşak, öyle sıcak bir öpücüktü ki… zaman durdu, kelimeler sustu. Sadece kalpleri konuşuyordu artık. Arya’nın gözleri kapandı, vücudu gevşedi. O an, sadece Karan’ın varlığı vardı. Dudakları ayrıldığında, ikisi de gözlerini açtı, bir süre birbirlerine sessizce baktılar. Karan, hâlâ yanağını okşarken fısıldadı: “Bu gerçek. Hissettiklerim gerçek. Senin yanındayken her şey anlamlı, Arya.” Arya’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Ama bu, acıdan değil, mutluluktandı. “Ben de…” dedi kısık bir sesle. “Ben de seni seviyorum Karan.” Karan onu tekrar sarıldı, bu kez daha sıkı. Ve bu sarılışta, bir sabahın dinginliğinde başlayan huzur; aşkın sessiz, derin ve sonsuz sesiyle tamamlanmıştı.
Bölüm 22
22. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.