BÖLÜM 3
Yüzümde el vardı ellerimi birileri tutuyordu kalkamıyordum gücüm yoktu savaşımı kaybetmiştim sanki. Yüzümdeki el bastırmaya başladı canımı yakıyordu ve birisinin kulağıma yaklaştığını hissettim "Ben Bulut Özer senin ecelin olucam."
Nefes nefese uyandım hepsi bir rüyaydı hayır gerçek olamazdı imkansızdı. Bu şey çok saçmaydı, sanırım yabancı numaraya güvenmem lazımdı her ne kadar istemesem de. Telefonuma gelen bildirim sesi le telefonumu elime almam aynı anda olmuştu ve evet yine o iyi insan lafın tam üstüne gelirmiş derler, mesaj atmış gene. 𝑌𝑎𝑏𝑎𝑛𝑐ı 𝑛𝑢𝑚𝑎𝑟𝑎'dan tabiki. "Selam nasılsın teşekkürler bende iyiyim bugün Bulut Özer geliyor onunla az iletişim kur benim adamlarım orada olacak ama sen göremyecek ve duymayacaksın anlaştık mı?" yazıyordu. Allah'ım sen bana sabır ver, "Anlaştık" yazdım ve yollayıp telefonumu kapattım. Soğuk bir duş alıp çıktım banyodan üstüme siyah uzun kollu crop altıma siyah uzun bir eşofman altı giyindim sade ama çekici bir makyaj yaptım, saçımı at kuyruğu yapıp yanlardan iki tutam çıkardım. Ve işte hazırım bomba gibiyim be mükemmelim. Dört dörtlük.
Çantamı hazırlayıp odamdan çıktım, kapıya doğru yürümeye başladım ani bir ses ile durdum. "Nereye?" ah neyse ki abimdi ona döndüm "Sence senin 2 hafta benim 2 gün gitmediğim yer neresi?" abim gülerek yaklaştı ve cropumun eteklerinden tuttu ve aşağı indirdi "Okul ve okula cropla mı gidiyorsun?" onaylarcasına abime baktım. Abim bana sert bir bakış attı ve "Değiştir şunu!" abimin yanağını öptüm ve ondan uzaklaştım "Canım abim, benim abişim, canımın içi bunu giysem ne olur ki kimse bakmıyor zaten he?" abim nefesini verip ve benden gözlerini ayırıp tavana baktı geri bana baktı "Bende gelecem bekle." dedi ve gitti. Oha izin verdi ay çok mutlu oldum şu an.
Abimi beklemeye başladım, Allah'ım gelmiyor bu deli ağlıcam. Saate baktım sonra bağırarak "Abi geç kalacaz!" dedim, Allah kahretsin arkamdaymış zaten. "Hıyar 5 saattir arkandayım." dedi. Ben şok. Arkama döndüm abimi süzdüm üstüne switshirt altına kot pantolon giymiş saçları dağınık ve bazzı dövmeleri görünüyordu. Islık çaldım etrafında döndüm "Aman Allah'ım bu yakışıklı kim? Neyse sonra överim seni geç kalacaz şimdi hoca bizi öldürecek sonra koş koş koş." Evden sonunda çıktık siyah Mercedes arabaya bindik ve gaza yüklendim "Tahmini 10 dakika sonra okuldayız yakışıklı abim."
Gerçekten 10 dakika sonra okula geldik, eee bu katil zeki arkadaşım, kendimi övmek gibi olmasın ama her şeyimle on numara beş yıldızım. Sınıfa yürürken onu gördüm. Has siktir Bulut Özer benim sınıfıma ilerliyor hay şansıma... Sınıfa ondan önce girip yerime oturdum Bulut'u izlemeye başladım, lan adam harbi yakışıklı, aman neyse ne canım beni öldürecek kişiler çok onu da araya sıkıştırırız bir şekilde. Neyse ne, ben ona bakıyordum o bana bakıyordu ben ona bakıyordum arkasından siyah saçlı uzun boylu bir kız geldi yüzünde duygunun kırıntısı yoktu. Vay be demek sevgilisi vardı olsun ben kitaplarımla mutluyum. Kitap okumak için tam kitabımı çıkarmıştım ki Bulut yanıma geldi ve oturdu. Ona döndüm "Pardon ama burası senin yerin değil" dedim bana baktı, bir dakika o polis bu adamdı beni çocukların elinden kurtaran polis buydu ananı sikiyim işte şimdi gerçekten sıçtım. "Hoca boş yere geçmemi söyledi bende buraya oturdum rahatsızsan kalkarım." diyip gülümsedi, bende "Evet rahatsız oldum." dedim, özür dilerim fazla açık sözlüyüm deee…, "Gerçekten mi üzüldüm peki giderim o zaman." dedi bende "Siktir git." diyip kitabımı açtım ve okumaya başladım. Bulut da kalkıp yeni kızın yanına geçip oturdu. Sanırım benden şüphelendi.
Dersler sonunda bitti kalkıp toplanmaya başladım. Pusat yanıma gelip kolunu omzuma attı "Aşkom bu gece de burdayız dimi." dedi, ona bakıp "Olur saat kaç gibi?" diye sordum Bulutlar bize bakıyordu, sen benim değil ben senin ecelin olucam piç. Pusat "Bilmem sen seç mesaj at." dedi yanağımı öpüp gitti bende çantamı takıp sınıftan çıktım, Abim yanıma gelip motorun anahtarını havaya attı, bende tuttum tek elimle ya nasıl da tanıyor beni. Ona dönüp "Ben kurstayım." dedim bana öpücük atıp araba anahtarını alıp arabaya bindi ve gitti. Seviyom bu çocuğu, motoruma bindim anahtarı taktığımda mesaj geldi, Besmele çekip baktım. Off gene yabancı numara yazmış anlamıyorum ki bu benim saatlerimi nerden biliyor. Mesajı açtım "N'aber prenses? Sen iyisin ben iyiyim mükemmel." yazıyordu, çıldırıcam prenses lafı nerden çıktı!? Her neyse okumaya devam ettim "Bugün buz patenine gitmek yerine neden sahile gitmiyorsun?" altına da konum atmış. Lan konum atmış! Motorumu çalıştırdım telefonu kapattım ve bütün gaza yüklendim konuma sürdüm.
Konuma tamı tamına 1 saat 45 dakika 54 saniye ve 60 salisede geldim. Motordan inip etrafıma baktım. Burası bir tesisti ve ben kör noktada yani kameraların çekmediği bir noktadaydım. Buraya neden geldim böyle? Mesaj geldi, hemen açıp baktım yabancı numara yazmıştı "Hoş geldin güzelim, burası tesis ajanların kaldığı ve tartıştığı yer. İçeriyi görememen normal şu an senin hakkında konuşuyorlar seni içeri sokmadan önce sana bir maske yollicam ne olur ne olmaz balım." yazıyordu bunu okuduğum anda arkama biri gelmesi bir oldu. Arkamı dönmedim dönemedim daha doğrusu sırtıma dayanmış bir katana vardı bana maskeyi uzattı. Siyah bir maskeydi kırık tarafları altın rengiydi hoş duruyordu alıp taktım ve mekanik bir ses duydum, sırtımdaki ağrı geçmişti arkamı döndüğümde adam yoktu önüme geri döndüm. Mekanik ses konuşmaya başladı "Selam prensesim sen beni yabancı numara olarak tanıyorsun ve böyle tanımaya devam." Allah!, Konuştu lan benimle oha. Boğazımı temizledim kaşlarımı çattım "Benden ne istiyorsun?" diye sordum o da "Seni." diye cevapladı. Tamam böyle bir cevap beklemiyordum, "Ne, neden?" diye tekrar sordum. O da "Öğrenirsin bebişim şimdi hani sen Oktay Karam'ı arıyordun ya o şu an tam karşındaki siyah renkli binanın bodrum katındaki salonunda ve Y/N yani senin hakkında konuşuyorlar." dedi, tekrar binalara baktım biri beyaz biri siyah biri ten rengi ve biri de kahverengi idi. "Nasıl giricem?" diye sordum silahlarımı hazırlarken. Evet silahlarımı yanımda taşıyorum. "Hmm onu da..." bir takım klavye tuşlarına basma sesi geldi ve mekanik ses geri konuşmaya başladı "Sen bul ben kameraları iptal ettirdim." dedi, koşarak tesisin abartısız bulutlara kadar uzanan duvarına yaklaştım nasıl tırmanacağımı düşündüm, böyle dedim de binaların renkleri ucundan görünüyo yani, etrafında gezindim yere falan baktım yanlışlıkla ayağım ile bir tuşa bastım yanımda kapı açıldı.
Acele etmeden içeri girdim, yavaş yavaş ve hayalet adımları ile yürüdüm etrafımı kolaçan edip bahçeye girdim gölgelerde yürüyordum. Has siktir tek yanlışta delik deşiktim bir sürü keskin nişancı var. Siyah binanın önüne doğru yürüdüm, eee şimdi nasıl giricem bu gölgeden çıktığım anda en az 33 yada 53 tane keskin nişancı var. Eee artık yok mekanik ses konuştu "Yardım ettim sana içeri gir." dedi. Bütün keskin nişancıları öldürmüştü ama nasıl? Aman neyse ne işimi kolaylaştırdı bu da egomu yükseltti. Siyah binaya girdim bodrum kata indim kapıdan şak diye giremezdim elbet, havalandırmayı kullanacaktım. Havalandırmaya zor da olsa girdim ve emekleyerek ilerlemeye başladım deliklerden aşağı bakıyordum tek tek ve sonunda buldum. Salonun tavanı aşırı derecede yüksek ve tavanda bir sürü demir vardı kalın kalın havalandırmadan sessizce çıkıp demirin üstünde durdum eğildim ve izlemeye başladım. Yaşlı bir adam "Bulut bu konuya açıklık getir!" dedi, hay ananın ya kulağıma sıçtı neyse dinlemeye devam ettim. Bulut ayağa kalktı, vaaay hoca sınıfa girince ayağa kalkmayan puşt şimdi kalkıyor neyse, "Efendim garip davranan kişi sayısı 34 bunların başında okul müdürünün yeğeni Gece Eraslan ve yakın arkadaşlarından biri olan Pusat Keman var." dedi. Al işte öldürmek için bir sebep daha öküz, adi şerefsiz.
Adam önce sakalını kaşıdı sonra "nasıl hareketleri var?" diye sordu Bulut'a baktım, zaten ayakta olan Bulut çenesini dikleştirerek "Çok fazla küfür kullanıyor ve egolu aynı zamanda bu gece okulda buluşacaklarmış Pusat Keman ile." dedi. Hahaha gerizekalı salak, adama döndüm "Sonuç olarak müdürün yeğeni istediğini yapabilir ama yine de takip ettirelim." dedi, ah ulan şu an nasıl kapak çekesim var neyse dinlemeye devam. Bulut "Peki efendim." diyip oturdu. E burda bir bok olmuyo ben boşuna mı geldim ya etrafa baktım ve Okan'ı gördüm, vaay bizim minik sıçan demek burda hala. Yüz üstü dönerek demirde süründüm kameraların yanına gelip hepsine özel çip taktım aynı şekilde hopörede taktım geri yerime döndüm sırt üstü yatıp dinlemeye devam ettim.
Adam "Her neyse bugünlük burda bir balo olacak onun üstünde kalalım bugünlük" dedi, iyi bari baloları severim geri kalkıp havalandırmaya girdim aynı şekilde sürünerek çıktım duvarda tuş aradım bulup bastım ve dışarı çıkıp motoruma atladım maskeyi çantama koyup gaza bastım ve ordan hızla uzaklaştım.
Okul bitmişti ve ben okula gidiyordum. Evet okula gidiyorum, şaka gibi ama değil Pusat'a söz verdim ne yapayım neyse yeni kurbanım hakkında plan yaparız en azından ve geçenlerde geçmişimi anlatacağım diye söz vermiştim şimdi anlatırım işte o da aradan çıkar. 1 yada 2 saat sonra okula geldim ve bahçeye giriş yaptım evim uzaktı ve ben yürüyerek gelmiştim. Motorum son dakika arızalandı şaka gibi her neyse şu an tamirde ondan sıkıntı yok, kapıya yürüdüm ve okul kapısının açık olduğunu gördüm ahh şimdiden gelmişti. İçeriye girip kapıyı kapattım. "Pusat bey!?" diye seslendim ona bey dememden hoşlanmıyordu ve ben de inadına diyordum hoşuma gidiyor ne yapayım. "Bana bey deme diye kaç kere diyeceğim Night?" o da bana ya Gece yada Night derdi. Çoğunlukla Night. Gülerek cevap verdim "İşte ne güzel sana bey diyorum." bana bir side eyes attı varya üff şaka bir yana harbi güzel göz devirdi. Pusat güldü ve bana dönüp "Bana sözün vardı hazır 2 saat var çalışmaya hadi bakalım anlat geçmişini." dedi. İşte o gün geldi geçmişimi hatırlama zamanı gelip çatmıştı...
"Sen şu an kaç yaşındaydın?" oha yaşımı bilmiyor ay mal. "19 yaşındayım mal." diye cevapladım, "Tamam şimdi başla anlatmaya." sabırsızlıkla bekliyordu bismillahirrahmanirrahim başlıyorduk geçmişimi tazelemeye gidiyorduk...
14 MART 2005
-SEHER ERASLAN-
"Ege ben kızımı istiyorum ve doğurucam buna ne sen engel olabilirsin nede işim!" diye bağırdım Tuna'yı doğurduktan sonra bir çocuk daha istemişti ve tekrar birlikte olmuştuk ve kız olmuştu öğrendiğim an çok mutlu olmuştum çünkü kız çocuğum olmasını çok istiyordum ama Ege hiç mutlu olmamıştı aksine onu öldürmek istiyordu Gece'yi, Gece'mi benden almak istiyordu ama izin vermeyecektim... "Seher ben kız evlat istemiyorum aldıracağız onu hemen!" diye bağırdı. Kapıda bir gölge gördüm "Sus Ege." dedim ve kapıya dönüp dizlerimin üzerine çöktüm "Oğlum gel kuzum, gel annesinin bir tanesi." Tuna'm gelmişti ve onu korkutmak istemiyordum.
Minik adımlarla içeri girdi sadece 4 yaşındaydı Gece'nin doğmasına sadece 1 ay kalmıştı. Tuna'm minik adımlarla yanıma geldi ve karnıma baktı "Kardeşim orda mı?" dedi. Kahroldum sorusuna "Orada annecim nerde olacak başka?" diye sordum Tuna babasına baktı sonra geri bana döndü "Bişey olmasın ona ben korurum onu." dedi ürkek bir sesle, babasından korkuyordu bunu çok iyi anlıyordum. "Olmayacak annecim merak etme." dedim sakin bir ses tonu ile, "E babam onu istemiyo?" dedi. Ah o kahrolası adam. "İstiyor annecim sadece kavga ettik, o kadar." dedim bana bakıp gülümsedi sonra sarıldı ve ayrılıp yanağımı öptü ve karnıma bakarak "Sakın korkma abicim ben seni korurum." dedi ve yatağına koştu bende ayağa kalktım Ege'ye baktım "Bu çocuk doğacak ve yaşayacak nokta!" dedim ve odama gidip kapıyı kapattım kilitledim yattım sabah nelerin geleceğini bilmeden uyuya kaldım.
GÜNÜMÜZ
"Sonra uyumuş falan neyse-" lafımı bölüp "Şu kokarca babanı niye öldürmüyon?" diye sordu vallaha bende bilmiyor ki canım istemiyo "Canım istemiyo be oğlum." dedim istemsizce. Bana bakıp "olsun bea yaşıyon sonuç olarak." dedi bende ona dönüp "Daha bitmedi ki?" dedim, Pusat bana devam et anlamında bakıyordu bende derin bir nefes alıp anlatmaya devam ettim...
15 MART 2005
-YAZARIN ANLATIMIYLA-
Seher mutlu bir şekilde uyanmış salonda Tuna ile oynuyordu ama Ege her zamanki halinden biraz daha çok sinirli bir şekilde uyanmıştı ve aklında bir plan vardı. Planı ise Seher'in yemeklerine zehir katıp Gece'yi düşürtmekti. Seher ve Ege aşk evliliği yapmıştı. Ondan dolayı Ege sadece Gece'yi öldürmek amacıyla bu planı hazırlamış ve faaliyete sürüyordu. Ege "Karıcım ve oğlum yemek hazır!" neşeyle çağırdı. Seher ve Tuna gülüşerek gelip oturdu Seher "Mmm bu ne hamaratlık Ege bey?" Ege planını uygulamıştı Seher'in önündeki yumurtada zehir vardı ve bunu bir tek Ege biliyordu. "Hiç, karıma ve oğluma yemek yapamaz mıyım?" dedi ve güldü "Hadi bakalım başlayalım." dedi neşeyle ve yemek yemeye başladılar...
1 NİSAN 2005
-YAZARIN ANLATIMIYLA-
Günler su gibi akıp geçti doğuma sadece 2 hafta kalmıştı ve Seher günden güne daha kötü oluyordu mide bulantıları artmış baş dönmeleri son gazda devam ediyordu ama bir şey daha vardı ki her gün onu endişeye sokuyordu 𝑘𝑎𝑟𝑛ı𝑛𝑑𝑎 𝑘𝑖 𝑜 𝑎𝑔̆ı𝑟ı ℎ𝑖𝑐̧𝑏𝑖𝑟 𝑠̧𝑒𝑘𝑖𝑙𝑑𝑒 𝑠𝑎𝑛𝑐ı𝑦𝑎 𝑏𝑒𝑛𝑧𝑒𝑚𝑖𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢 ve bu durum onu ölesiye korkutuyordu. Tuna her gün Seher'e yardım ediyordu ve Ege'de öyle ama nafile hiçbir çaba iş görmüyordu. Seher korkmaya başlamıştı ve bir sancı daha girdi bu öbür sancılardan daha kötüydü, Seher dayanamadı ve koltuktan düşerek çığlık attı Ege ve Tuna yanına koştu. Tuna daha 5 yaşındaydı ve aşırı korkuyordu kardeşi ile annesine bişey olacak diye.
Ege, Seher'i hastaneye götürdü, Tuna her zamankinden daha fazla ağlıyordu biliyordu bişey olmuştu. Ege doktorlar ile konuşuyordu ve Seher ameliyata alındı...
GÜNÜMÜZ
"Sonra..." lafımı gene böldü bu it "Vay şerefsiz adi köpek bak sen şu piçe ayy yavrum sana nolmuş böyle kuzum." bir an için sabır çektim. Ay vallaha sınanıyorum "Anne bi sus da anlatayım." diye sitem edince Pusat kıkırdadı ve devam et dercesine baktı.
1 NİSAN 2005
-YAZARIN ANLATIMIYLA-
Ameliyat tamı tamına 45 saat sürdü bu ameliyatta sadece Gece kurtuldu ve Seher vefat etti. Zehir yüzünden Gece'nin artık acıya bağışıklılığı vardı ve doğarken 3 kere nefessiz kaldı. Ege sadece Gece'nin yaşadığını duyunca sinirden adeta renk değiştirdi. O Seher'in yaşamasını, Gece'nin ölmesini bekliyordu. Gece'yi hiç sevmedi.
Bu olayın üstünden sadece 3 gün geçti Ege daha fazla bu çocuğa bakmak istemiyordu ve bir gece Tuna uyurken Gece'yi alıp sahil kenarına gitti ve dalgalara en yakın yere bırakıp onu terk etti. Eğer Tuna uyumasaydı belki de kardeşi yanında olacaktı ama sadece 5 dakikalık gözünü kapattığında yaşanan bu olay onun her zaman kendisinden nefret etmesini sağlayacaktı. Ege geri eve döndü ve uykusuna devam etti. O gün sanki denizin hırçın dalgaları Gece'yi ağlatmak istemiyormuş gibi karaya vurmuyor ve aşırı derecede sakindi. Taki Gece acıkıp ağlayana kadar...
Gece ağlamaya başladı o ıssız kumsala ses oldu ve bir adam Gece'yi bulup sakinleştirdi. Adam ellili yaşlarda bişeydi ve hiç evlenmemişti bir tane evlatlık kızı vardı o kızı da geçen gün evlenip gittiği için tek kalmıştı. Gece'yi bırakamazdı tek kalamazdı daha çok küçük olduğu için yanına alarak denizin yanındaki evine girdi. Gece o sıcaklığı hissedince iyice mıyıştı ve uyuya kaldı...
GÜNÜMÜZ
"Ya sonra beni işte doyurdu falan buraları atlıyorum günlük bebek işleri altını değiştir, doyur, gazını çıkart, uyut bundan ibaret ben direk beş yaşıma geldiğim günden devam edicem." bana baktı inanamıyormuş gibi "Ne?" diye sordum garip bakıyordu. "Sen beş yaşında mı bu işlere karıştın... DAHA BEŞ YAŞINDAYDIN?! Ah lanet olsun." diye kızınca güldüm ve devam ettim...
1 NİSAN 2010
-YAZARIN ANLATIMIYLA-
Bugün Gece beş yaşına girdi çok mutluydu ama bu mutluluğu birazdan sona erecekti. Tanju yanına yaklaştı "İyiyi ki doğdun Gece." dedi Tanju, Gece'yi o ıssız kumsaldan kurtaran kişiydi ve onunla mutluydu. Gece gülümseyerek "Bana ne aldın amca." diye sordu, çok heyecanlıydı. Tanju bunu duyunca sırıttı ve "Sana işini öğreteceyim ölüm meleğim." dedi. Tanju, Gece'ye hep ölüm meleğim derdi Gece de neden dediğini anlamazdı ve anlama vakti gelmişti. Titrek bir sesle "Peki. Ne benim işim?" diye sordu Tanju ise elini uzattı Gece de hemen tuttu ve ormana doğru girdiler.
Bir depo ile karşılaştılar Tanju kapısını açtı ve soğuk kanlılıkla içeri girdi doğal olarak Gece de girmek zorunda kaldı çünkü el ele tutuşuyorlardı. Tanju kapıyı kapatıp kilitledi ve ışıkları açıp Gece'nin elini bıraktı. Bir sedyenin üstünde içi açılmış gerçek bir ceset duruyordu Gece korkarak geriye gitmeye başlayınca Tanju onu durdurdu ve cesede doğru iterek yanına getirdi. Sandalyeye otutturup cesede bakmasını sağladı ve konuştu "Adı Selim Şen 7 kadın taciz etmiş ve 9 çocuk öldürmüş bugün onu sen idam edeceksin." dedi. Gece titriyordu korkudan Selim'in gözlerine baktı ve yaşadığını görünce daha çok korktu göz yaşı akınca Tanju tekrar konuştu "Sen ölüm meleğisin güzelim. Sen o hırçın dalgaları dindiren o soğuk havayı durduran solan çiçeği yaşatan ve harlanan ateşi sakinleştirensin eğer böyleleri yaşarsa biz yaşayamayız ölüm meleği şimdi işini yap ve onu infaz et. Nasıl yapacağın sana kalmış ister organlarını çıkart ister dişli çarklarda ez bundan sonrası sana kalmış." diyerek geri çekildi, Gece biraz daha iyi hissediyordu ama sesleri duymak istemiyordu Tanju'nun onun için koyduğu kulaklıkları alıp taktı ve şarkı açtı sonra adama baktı ve onun infazına başladı...
Artık Gece masum biri değildi o ölüm meleğiydi. Tanju ona iki isim verdi ilk ismi Yağmur'du bu ismi ona suyu iyi kontrol ettiği için sanki denizde suyun içerisinde de nefes alıyormuş gibi hareket ettiği için ve havada da iyi iş çıkardığı için verdi. Diğer ismi ise Nova idi. Bu ismi de bir yıldız olduğu için hiç gündemden düşmediği için verdi ve Gece kendi gerçek kimliğini kaybetmemek unutmamak için adını Y/N yapyı, Yağmur'un "Y" sini Nova'nın ise "N" sini aldı... Abisi ile on beş yaşında tanıştı ve abisi onu on yıldır arıyordu onunla gitmeden önce Tanju'ya sordu ondan izini alınca abisinin yanına taşındı ancak babasının bunu iyi mi yoksa kötü mü karşılayacağını bilmiyordu ve hepte bilmemeye devam etti...
GÜNÜMÜZ
"...Ve işte hikayem böyle bitti." bana bakarken gözünün dolduğunu gördüm. Bir dakika ağlıyor muydu o? "Lan sakin ol ben sen ağla diye anlatmadım bu hikayeyi gerizekalı." güldüm ve sarılıp sırtını sıvazladım için için ağlıyordu. Bu şerefsizi böyle görmek üzdü beni! Gülerek ayrıldı benden burnunu çekti, has siktir ses duydum...
Pusat bir anda sustu ve bir sınıfa baktı. Sanırım o da duymuştu, kalktım ve sınıftan çıktım Pusat peşimden geldi inşallah kimse duymamıştır diye düşünürken mesaj geldi. Hemen mesajı açtım ve okudum "Sağdan üçüncü koridora arkadan gel sıkıştıralım." yazıyordu koşarak oraya gittim Pusat kapıyı kilitlemeye gitti. O koridora geldim ve adam ordaydı beni görünce kaçacaktı ki diğer tarafta bir adam belirdi. O... O... İşte oydu 𝑌𝑎𝑏𝑎𝑛𝑐ı 𝑛𝑢𝑚𝑎𝑟𝑎… Yüzünde bana verdiği o maske takılıydı ve gözlerini kırpmadan adama bakıyordu, ben ise ona... Aman önce adam sonra o adama odaklandım ve üstüne yürüdüm bana doğru bir bıçak geldi ve havada tutup adamın gözüne sapladım "Bu beni izlediğin için." çıkartıp kulağını kestim "Bu beni dinlediğin için!" kalbine soktum bıçağı." Bu ise zevkten." gülerek bıçağı yukarı doğru çıkardım ve çektim sonra geri gidip yerde kanlar içinde yatan adama baktım ve güldüm sonra yabancı numaranın olduğu yere baktığımda yoktu bana sadece bır bıçak atıp gitmişti ama onu bulacaktım. O da biliyordu bende bu bizim son karşılaşmamız olmayacaktı...
Pusat koşarak yanıma geldi ve adamı temizledi geri geldiğinde ter içindeydi "Noldu sana iyi misin o bıçağı nerenden çıkardın!?" diye sorunca güldüm "Uzun hikaye boşver artık baloya gidelim yoksa geç kalıcaz." dedim ve bıçağı belime taktım ve yürüyerek okuldan çıktık motorlara binip tesise geldik önce güzelce inceledik ve beş dakika bekledik istediğim mesaj gelince içeri girdik tabii ki istediğim mesaj kameraların kapatılmasıydı ve geldi de. Pusat ile ilk defa insan öldürmeye çıkmıyoruz, eskiden o olmasa yapamazdım ah can yoldaşım o benim. Her neyse çok cıvıttım devam aksiyona içeri girdik ve rasgele bir binayı seçip girdik havalandırmaların içinden emekliyip balo alanına ulaştık ve aşağıya baktık. Pusat "Buldum saat üç yönünde oturuyor telefonda geziniyor." dediği yere baktım ve Okan beyciğimize mesaj yolladım "Selam Okan naber ben iyiyim seninle yüz yüze görüşmek istiyorum gelsene dışarı." yazdım biz bu çocukla konuşuyorduk bir arkadaşın telefonundan. Okan ayaklanınca bende geldiğim havalandırmaya geri girip dışarı çıktım ve beklemeye başladım.
Yanıma geldi ve bana baktı "Sen kimsin?" eli silahına gidecekken elini tutup kırdım ve ağzını kapatıp bağırmasını engelledim "Şşş sakin ol Okan maalesef sen acısız öleceksin, ama çok rezil olacaksın." gülümsedim ve kalbine yabancı numaradan bende kalan bıçağı soktum. Neden bu bıçak diye sorarsanız çok iyi kavrıyor insan kulpunu yaa ondan. Sonra karnın Y/N harfleri çizip sırtladım ve geri havalandırmadan geçip -tamı tamına 22 dakika sürdü onunla birlikte gelmem eşek ölüsü kadar hayvan- balo alanına geldim Pusat hala onları izliyordu ben gelince flaş belleği bilgisayara takıp çalıştırdı ve bana bakıp onay vermemi bekledi. Ben de Okan'ı aşağı atıp onay verdim ikimiz de saklandık ve Pusat'ın düğmeye basmasıyla ışıklar kapandı ve benim hazırladığım o video oynamaya başladı;
Mekanik bir şekilde yapmıştım bu videoyu ve mekanik ses hariç ben yoktum o videoda öldürdüğüm kişi ve ortalarında Okan vardı. Mekanik ses videoya giriş yaptı "Selamlar herkese iyi akşamlar dilerimi sizin eğlencenizi bölmek istemezdim ama bu Okan şerefsizini de bırakamazdım değil mi?" diyordu ses ve kahkaha atıp devam ediyordu "Ben deniz Y/N namı değer sevgili katilinizim canikolarım sizi hiç sevmediğimi iletmek isterim ama işte katlanacağız ne yapalım her neyse bugün aramızdan bir orospu daha öldü Okan Bayatlır bir kadın istismarcıydı." dedi benim güzel mekanik sesim ve birkaç kanıt fotoğraf sundu ekrana. Sonra devam etti "Evet o bir istismarcı köpekti ve ben o köpeği bugün susturdum yani anlayacağınız ben aranızdan biri de olabilirim bilemezsiniz her neyse hadi siz şu balonuza devam edin ve bu arada beni çağırmadığınız için çok kırıldım haberiniz olsun bir ara size musallat olabilirim ha." gülme sesi geldi ve video kapandı ışıklar bu sefer sadece Okan'ın üzerinde durdu herkes Okan'a bakıyordu. Hadi ama burda bir bok olduğu yok sıkıldım, Pusat'a baktım ve geldiğimiz havalndırmayı gösterip çıktım bu sefer daha kısa sürdü o orospuyu taşımak hiç eğlenceli değildi öf neyse birlikte havalandırmadan çıkıp tesisten çıktık ve motora binip uzaklaştık. Bu yaptığımız çok ses çıkaracaktı ve bu işime gelebilirdi ya da gelmezdi kumar oynamıştım bir nevi bakalım kazana bilecek miydim?..