İçeriğe geç

Yabancı Numara

Bölüm 2 · 13 dk okuma

Yabancı Numara

Bölüm 2

2. BÖLÜM

BÖLÜM 2:

Tekme atmamak için kendimi zor tutuyordum. Çünkü biri daha vardı ve bizi gözetliyordu, kolum acımaya başlamıştı ve çığlık attım "Yeter bırak canımı yakıyorsun bırak!" diye bağırdım. Önümdeki adam dudaklarıma eğildi öpmek için hamle yaptığı sırada arkadan biri geldi ve çocuğu kendine çekti. "Benim olana dokunma Ferhat!" adeta kükrüyordu. Bir dakika o benim olan mı demişti? Sinirlerim iyice gerildi ve en son çığlık attım ikisi de bana döndü 3 kişi silahla geldi üçümüz de ellerimizi kaldırdık, kafam allak bullak olmuştu ve başım ağrıyordu eve gitmek istiyordum.

Biri bize yaklaştı iri ve kaslıydı saçları koyu kahverengiydi gözleri saçlarından biraz daha koyuydu. Çocuklara ve bana baktı yanıma geldi "Rahatsız mı ediyorlar?" hırsla sorduğu soru üzerine cevap verdim "Tabii ki de evet, avazım çıktığı kadar bağırdım ya az önce" sinir krizi geçirmemek için direniyordum. Adam bana baktı "Gel benimle evine götüreyim seni" dedi. "Sen kimsin ki? Polis olman beni eve bırakacağın anlamına mı geliyor?" dedim kızgınlıkla. Sabır çeker gibi yukarıya baktı, bana döndü geri "Zorluk çıkarma ve evet seni eve bırakacağım." dedi. Sinirden ağlayacak gibiydim, kriz geçirmek üzereydim nefes alamıyordum o polis bunu anlamış olmalı ki kolumdan tutup herkesten uzaklaştırdı arabadan su verdi ben de dudağımı değdirmeden içtim. "Pekala bin arabaya evine götüreceğim seni." dedi. Durdum ona baktım ve çığlık attım. Çok şükür abim gelmişti ve tabii ki o beni bulsun diye çığlık attım. Abim koşarak yanıma geldi ve sarıldı "Geçti tatlım geldim yanındayım" dedi. Polis bize bakıyordu, ona döndüm "Kendisi abim olur ve onunla gideceğim iyi akşamlar." dedim. Abimin arabasında eve geldik.

Üç gündür babam eve gelmiyordu korkmuyor değildim bu onun fırtına öncesi sessizliği de olabilirdi. Artık rahat da olabilirdik her şey olabilirdi. Bu gün Cuma idi son okul günü ve ben de okuldaydım sıramda oturmuş resim çiziyordum. Selin yanıma oturdu "Naber kanki" dedi. Ona bakmadan "İyi gibi sende işler nasıl?" dedim, "İyi de, şuradaki yedili yavşak grubu yani yedili erkek grubu niye sana bakıyor" dedi, kafamı kaldırıp onlara baktım "OĞLUM NE BAKIYONUZ LAN, İLK DEFA MI KIZ GÖRÜYONUZ!" diye bağırdım. Hepsi aynanda önlerine döndüler. Sabır çekerek resmime geri döndüm, Selin "Kanka yeni öğrenci gelecekmiş diyolar sence kim gelecek?" "Selin geri zekâlı mısın kanka nerden biliyim ben müneccim değilim sonuçta!" bağırmamla gülmesi bir oldu.

Ve o sırada telefonuma bildirim geldi. Telefonumu açtım yabancı numaradan gelmişti, okumamla tüylerimin diken diken olması bir oldu. Şöyle yazıyordu "N'aber Y/N!". Etrafıma bakındım ama kimse bana bakmıyordum "Kimsiniz?" yazdım ve anında gördü " Beni zaten öğreneceksin zamanı gelince ama şunu aklında tut, sakın Bulut Özer'le yakınlaşma." yazdı ve ekledi "Senin iyiliğin için diyorum haberin olsun sana arada yazacağım ve şunu unutma gözetimim altındasın" yazdı ve gitti. Korkuyla etrafıma baktım, ilk defa bu kadar korkuyordum. Öğretmen sınıfa gelmesiyle herkez yerine oturdu ve ders başladı.

Ders bittiği anda koşarak sınıftan çıkar ve motoruna atlayarak buz pistine gider. 20 dakikalık yolculuğun ardından içeri girip soyunma odasında koyu mavi kısa ve rahat bir elbise giyip patenlerini ayağına geçirir. Odadan çıkar ve buza gider, patenlerinin korumalarını çıkarıp buza basar ve ekibinin yanına gelir. Umut "Hoş geldin Gece." der, "Hoş buldum." derim. "Sana bir partner bulalım." der. Ona hayalet görmüş gibi bakar, "Hiç öyle bakma bana, senin için Turgay gönüllü." der ve eliyle bana hep kıvılcım saçlı diyen çocuk gülümseyerek bana yaklaştı, kahverengi gözleri ve aynı renkte saçları vardı keskin çene hattı ve geniş omuzlarıyla sporcu olduğu belliydi. O da aynı şekilde beni süzdü, ve bir kere daha genişçe gülümsedi ve "Ben Turgay Duman sen de benim kıvılcımımsın her halde."dedi. Sinirlenmicem sinirlenmicem, eve anlamında kafamı salladım ve "Başlasak mı buz prensi?" dedim ona ayak uydurmaya çalışarak. Gülümsedi ve "Tabii ki, ilk hareketimiz nedir başkan?" der, Umut "En kolayıyla yani jumplarla başlayın" der. Turgay'ın elini tutup pistin ortasına çekerim ve jumplarla maceramız başlar.

3 saatlik çalışmanın ardından provamızı bitiririz. İkimiz de soyunma odalarına gideriz, odaya girmeden önce ona dönerim ve "İyi danstı buz prensi." derim, o da bana dönüp "İyi danstı kıvılcım." der ve göz kırpıp odaya girer. Onun ardından ben de girerim ve kapıyı kapatıp üzerime kazak ve pantolonumu giyerim ayakkabılarımı giyip eşyalarımı toparlarım. Aşağıya inerim ekibe dönüp el sallarım ve çıkarım pistten. Motoruma otururum tam çalıştıracakken mesaj gelir ve açarım aynı kişiden gelmiştir 𝓎𝒶𝒷𝒶𝓃𝒸ı 𝓃𝓊𝓂𝒶𝓇𝒶𝒹𝒶𝓃 titrek bir nefes alırım ve açarım mesajda aynen şöyle yazıyordu.

"Buz pistinde ne güzeldin öyle, devam etseydin ya." yazıyordu, etrafımı kolaçan edip telefona dönerim ve yazmaya başlarım "Beni izliyor musun ve neden yardım ediyordun?" anında cevap geldi, "Bunu sana söylemiştim Gece, sana takma isim bulamıyorum Y/N demek güzel olmuyor yani samimi durmuyor partnerin gibi sana kıvılcım diyeceğim hatta 𝓀ı𝓋ı𝓁𝒸ı𝓂 𝓅𝓇𝑒𝓃𝓈𝑒𝓈𝒾 daha iyi." yazıyordu. Okuduktan sonra sinirle güldüm "Ya bütün salaklar beni mi buluyo delircem ya!" kendi kendime konuşrum. O sırada arkamdan ses gelir "Kıvılcım, kimle konuşuyorsun sen?" bir sen eksiktin demek isterdim ama diyemeden telefonu kapattım ve Turgay'a döndüm. "Hiç kendi kendime konuşmayı seviyorum." dedim bana göz kırptı ve gülerek arabasına doğru ilerledi ben de motoru çalıştırıp eve doğru sürdüm.

20 dakikanın sonunda eve gelirim, kapının önünde bir çift kız ayakkabısıyla karşılaşırım. Kapıyı hızla açarım ve eve daldığım gibi abimin odasına kapıyı kırarcasına girerim ve o an gözlerimi sökmek isterim anında gözümü kapatırım çünkü tanımadığım bir kız abimin üstünde oturuyordu, abim "Gece gözlerini aç abicim." der ve daha çok kapatırım sonra "Yok abi ben sizi rahat bırakayım siz ne bok yiyosanız yiyin beni bir olaya karıştırmayın kolay gelsin!" diyip kapıyı çarparak kapatırım ve dış kapıyı kapatıp ayakkabılarımı çıkartıp içeri geçerim. "Allah'ım sanırım tek salak olanlar dışardakilerle de kalmıyor benim ailem de salak!" diye bağırırım ve oturma odasında oturup ders kitaplarımı çıkarıp test çözerken abimler yanıma gelir ve "Abicim bu İpek benim sevgilim." der. İpek ablaya bakarım "Memnun oldum İpek abla." deyip onu süzerim saçlarının önleri sarı arkalara doğru sarılık azalıyordu gözleri maviydi ve ince bir kızdı 1.70 boylarındaydı. Onu süzdükten sonra test kitabıma geri dönerim. Abim "Gece, sakın!" der ve sırıtırım sonra "Abicim ağzımdan kaçtı pardon ve İpek abla abimin yanına yakışmamışsın sevmedim seni." deyip sırıtarak tepkisini izlerim. Abim sinirle gözlerini kapatır ve İpek ablaya döner, İpek şok içinde bana bakıyordu sonra abim onu eve bırakmaya gider bende kahkahamı bastıramayıp yere yatarak kahkaha atarım.

Telefonuma mesaj gelince hızla alıp mesajlara girerim Selin'in yazdığını görünce rahatlayarak nefesimi veririm ve sesli bir şekilde okurum "Kanki naber bende iyiyim teşekkürler bugün sevdiğim çocuk beni partiye davet etti sende gelsene diyecektim" sabır çekerek yazmaya başlarım "Ben ne alaka lan sevdiğin çocuk seni çağırmış beni değil!" yazarım ve gönderirim 1 dakika sonra yanıtlar "Ama kanka nolur." yazar okuduğum anda kapı çalar. Cidden buraya mı geldi o, kapıya giderim ve açarım "Selin gerçekten buraya-" kimse yoktu ve yerde bir kutu vardı eğilip üstündeki açık olan notu okudum ve olduğum yerde donup kaldım 𝓀ı𝓋ı𝓁𝒸ı𝓂 𝓅𝓇𝑒𝓃𝓈𝑒𝓈𝒾 𝑜 𝓅𝒶𝓇𝓉𝒾𝓎𝑒 𝑔𝒾𝓉 𝒷𝑒𝓃𝒸𝑒 𝒷𝓊 𝓀𝓊𝓉𝓊𝓃𝓊𝓃 𝒾ç𝒾𝓃𝒹𝑒 𝓈𝒶𝓃𝒶 𝑔ö𝓇𝑒 𝑒𝓁𝒷𝒾𝓈𝑒 𝓋𝒶𝓇 𝓋𝑒 𝒹𝒾𝓀𝓀𝒶𝓉 𝑒𝓉 𝒹𝑒 𝒷𝑒𝓃𝒾 𝓈𝒶𝓀ı𝓃 𝑔ö𝓇𝓂𝑒 o𝓇𝒶𝒹𝒶 -𝓎𝒶𝒷𝒶𝓃𝒸ı 𝓃𝓊𝓂𝒶𝓇𝒶 etrafa bakındım ancak kimse yoktu izleniyormuşum gibi bir his de yoktu acaba bırakıp gitmişmiydi sanmazdım kesin bir delikten beni izliyordu ama o partiye gidecektim ve onu bulacaktım Selin'e mesaj yazdım "20 dakikaya oradayım." yazıp telefonu kapattım ve kutuyu alıp dış kapıyı kapattım, koşarak odama geçip kapıyı kapattım ve kutuyu sakince ve yavaşça açtım içinde gerçekten elbise vardı uzun bir elbiseydi ve bacak kısmı ful açıktı göğüs detayı çok derindi ve uzundu kolları da uzundu ve hoşuma gitmişti kedi gözü makyajı yaptım gözüme ve siyah renkler kullandım tavşankanı renginde kırmızı bir ruj sürerim saçlarımı dalgalandırırım siyah ince topuklu bir ayakkabı giyerim ve siyah ve küçük çantamın içine gerekli malzemeleri koyup odadan çıkarım ve abime partiye gittiğim hakkında bir not bırakıp evden çıkarım ve siyah arabama binerim ve Selin'in bana attığı konuma giderim.

Konuma 20 dakikada gelirim ve arabayı parkedip partiye giderim Selin arkamdan bağırır ve durup ona dönerim yanıma geldiğinde "Kızım çok güzel olmuşsun hadi gidip eğlenelim!" diye bağırarak beni de sürükleyerek partiye sokar aşırı ses beynime vursada birazdan alışacağımı bildiğim için pek takmam. Etrafa ciddiyetle göz atarım ama değişik birini görmem ve Selin'in beni sürüklediği yere otururum ve gelen garsondan bir kadeh kırmızı şarap isteyip etrafa bakmaya devam ederim. O sırada tanıdık bir yüz görürüm 𝒯𝓊𝓇𝑔𝒶𝓎! ve bize doğru geliyordu aynı zamanda garson da gelip kadehimi önüme koyup gitti, Turgay oturdu ve kadehime bakıp gülümsedi, "Kırmızı şarap güzel seçim." deyip beni süzdü "Kan kırmızı dudak, kedi gözü makyaj ve aşırı dekolteli bir elbise tam sana yakışacak türden Kıvılcım." konuşurken bağırıyordu duyayım diye ama ben zaten duyduğum için sadece bir iki santim uzaklaştım ondan ve "Teşekkürler buz prensi." dedim gülümseyerek, kadehimi aldım ve etrafa bakarak içtim Selin pür dikkat bizi izliyordu, Turgay ile biraz daha konuştuktan sonra Turgay arkadaşlarının yanına gider. Ortalıkta bir bok yoktu yalan mı söylemişti bana? Yoksa burdaydı ve ben mi göremiyordum? Yüksek ses beynime vuruyordu, şarabımı tepeme dikip Selin ve yeni gelen çocuğa döndüm "Ben iki dakikaya gelyorum, tuvalete gidicem." diyip kalkarım ve tuvaletin yolunu bulup tuvalete girerim burada sesler biraz daha azdı ve bu hoşuma gitmişti artık kulaklarım uğuldamıyordu ve aynı zamanda sinir olmuştum. Telefonumu çıkarıp Yabancı numaraya mesaj attım "Bulamıyorum seni neredesin?" yazıp atarım ve anında cevap alırım. "O kadarını da sen bul Kıvılcım prensesi mesela ben seni gördüm ne sipariş ettiğini duydum ve gerçekten yakışmış elbise bir de annem diyodu ki sen elbise seçemezsin bak bunu ben seçtim ve cillop gibi olmuş. Benim sayemde taş gibi oldun kızım." yazıyordu. Sinirle bir kahkaha patlattım. ve cevap yazdım "Sen, şaka mısın? bu elbiseyi annenle mi seçtin cidden!" ve cevap gelir "Senin için en iyisini istedim onun için evet, sakın beni zorbalama sende kabul et sana yakıştı." yazdı, aynaya döndüm ve kendime baktım cidden yakışmıştı benim kızıl saçlarıma ilk yakışan siyah elbise buydu ve ne kadar acı olsada doğru söylüyordu bana yakışmıştı. ona cevap yazdım "Evet bunu yazmak ne kadar acı versede cidden yakıştı bana." ve cevap beni güldürdü gerçekten güldürdü "Biliyordum ben seçebiliyorum aşkom senin bundan sonra stilistin benim ya ne kadar mükemmel seçimlerim var değil mi aşkom!" yazdı cevabını okudukça gülüyordum ama bu kadar yeterdi ve cevap yazdım "Benim beynim uyuştu ben gidiyorum bu partiden seni de yakın zamanda bulucam çok ciddiyim." yazıp cevabını beklemeden telefonu kapattım ve tuvaletten çıkıp Selinlerin yanına gidip eve gitmem gerektiğini çünkü köpeğim Deniz'in mamasını koymayı unuttuğumu söyleyerek oradan kaçtım simsiyah olan arabama atlayıp evin yolunu tuttum.

Eve gelip odama girerim ve banyoya girerim üstüme peluş Garfieldlı pijamalarımı giyip saçımı kurutmadan Denizi yürüyüşe çıkartırım. Yolda on sekiz kere durup çişini ve kakasını on sekiz farklı yere yaptıktan sonra eve getiririm kucağıma alarak onu da banyo yaptırırım, iyice kurutup yatağına yerleştiririm suyunu ve mamasını değiştiririm en son abimin odasına dalarım ve "Ben yatıyom göt!" diye bağırarak odama kaçarım ve yatağıma yattığım gibi deniz küçük bedeniyle yanıma zıplar ve bana sokulur sadece iki saat uyuya bildiğimi, bildiğim üzere Deniz'im ile uykuya dalarım.

Evimizde hiç eksik olmayan o sesle sıçrayarak uyanırım. Kavga sesi ile, babam eve gelmiş anlaşılan günler sonra. Deniz hala uyuyordu bende kalkıp odadan çıktım ve salona girdim abim ve babam kavga ediyordu. "Baba artık yeter bağırma!" abime sonsuz hak verdim o an "Sus lan piç!" dedi babam, ama gel de sinirlenme. İnsanı babası olunca bir şey yapamıyor. Konuşmaya dahil oldum "Baba yeter bu kadar huzurumuzu bozduğun tamam babamız diyoruz boynumuz senin önünde kıldan ince ama yetti yani bizden sinirini çıkartma artık ya!" tamam sonlara doğru sesim arttı. Boku yedim sanırım bana öyle bir bakıyordu ki şu an korkudan yerin altına girebilirdim, 𝓀𝑜𝓈𝓀𝑜𝒸𝒶 𝒴/𝒩 𝓀𝑜𝓇𝓀𝓊𝒸𝒶𝓀? Şaka tabii ki korkmadım ama öyle göründüm zorundayım ne yapayım. Ama işe yaradı babam sinirle evi terk etti, bir daha gelmemesini umuyorum, abim bana bakıyordu ben ona bakıyordum "Abi göz kırpmama yarışı mı yapıyoruz?" dedim. "Git yat Gece daldım sadece uykum var." odasına gitti. Ben de yatağıma.

"Of ben nasıl uyuyayım şimdi bir kere uyandım bile" söylenerek yataktan kalktım ve üzerimi değiştiri yanıma aletlerimi aldım. Yeni kubanım Semih Derim idi. Hazırlanırken onun ne kadar tacizci bir köpek olduğunu hatırlayıp daha kesici aletler almıştım yanıma bu gece çok kan dökülecekti. Yatağa oturup güvenlik kameralarını kapattım ama açık gözükecekti. Eh işim amaçlı bazı hileler öğrendim. Deniz'i hazırladım maskemi taktım ve Deniz ile eski model plakası olmayan bir arabaya indik, malikaneye sürdüm. 10 ve ya 20 dakika arası malikaneye geldim içeri girmeden önce son kontrolleri yaptım ve Deniz ile arabadan inip malikaneye yaklaştık, Deniz koşarak adamların yanına gitti o onları oyalarken arkadan eve girdim ve camdan içeri girdim, saksının arkasına saklandım ve saklana saklana yukarı çıktım. Semih ikinci katta soldan 3. odada kalıyordu, odaya yaklaştım ve kapıyı dinledim uyuyordu. Yazık oldu uykusunda öldü.

Adına üzüldüm. Şaka gram üzülme duydum yok şu an. İçeri girdim ve kapıyı kilitledim Semih uyanmadan ellerini, ayaklarını ve ağzını da bağladım. 3 kere öksürdüm uyanmayınca dürttüm ve sonunda uyandı minik prens. Minik dediğime bakmayın adan 40 yaşında.

Semih çırpınırken ona bakıyordum. "Selam Semih naber?" sadece çırpınıyordu, "Ama konuşmazsan nasıl anlaşacağız?" bilerek yapıyordum ve çok hoşuma gidiyordu şahsen. Ağzını açtım ve aletlerimi hazırlamaya başladım, "Hala soruma cevap vermedin Semih." dedim ve elimdeki iğne ile ona yaklaştım. "Yalvarırım bırak beni nolur!" ay sadece bağırıyor bu gel de sinirlenme "Düşündüm yok öldüreceğim seni." benim işim zehirlerleydi seviyorum kimya dersini küçüklükten beri. "Hem bak senin için yeni ilaç hazırladım ama bunu en son vereceğim unutturma." dedim. Sıkıldığım için ağzını kapattım ve bıçak,ustura ve benzeri eşyalarımı çıkardım, elime ince bir ip aldım ve sağ eline en sıkı halde bağladım. "Bu kan akışını durduracak ve kopmasını sağlayacak." deyip aynısını sol ayak bileğine yaptım.

Bıçağı alıp kulağına eğildim "Sana da beni bırak diye yalvardılar mı?" kulğını ani bir hareket ile kestim ve yan tarafa koydum. Artık daha fazla bağırıyordu, eline baktim kangren olmak üzereydi ve az bişey kan akıyordu. Makas alıp bacak arasına dayadım "Bir daha olmasın dimi?" kökünden kestim ve makası da kenara koydum. Asit aldım elime ve ayaına döktüm ayağı saniyeler içinde eridi ve yere düştü. "Artık küçük kızların yanıa gitmeyeceksin." paron gidemeyeceksin dicektim ama bu çıktı ağzımdan. Ve en güzel kısım zehir. Elime her asidi karıtırarak yaptığım zehiri alıp karnına enjekte ettim. Saniyeler içerisinde yeşil bir sıvı deri altında göründü ve iç organları eriterek Semih'i yalvarışlar içinde öldürdü bende ustura ile kalbinin hemen sol tarafına koca harfler ile Y/N yazdım ve odasından eşyalarımı toplayıp çıktım.

Evden çıkmak için ikinci katın arka penceresinden atladım ve uun surlara tutunarak çıktım oradan. Arkadan koşarak arabama ileriedim ve bindim her şeyi tekrar kontrol ettim güvenlik kameralarını 2 saat öncesine alıp açtım ve Deniz'e işaret verdim az sonra geldi bende kapısını açıp bindirdim ve eve sürdüm.

2 saat sonra eve vardık penceremi açık bırakmıştım ve oradan çıkıp eve girdik, üzerimi değiştirdim ve oturup Deniz ile oynadım. Deniz uyuyunca bende kalkıp mutfağa gittim ve kahvaltı hazırladım abimi uyandırdım birlikte yemek yiyip o okula gitti ben evde kaldım. Bu gün okul yoktu bende onun için evde kaldım. Birkaç saat sonra abim,sevgilisi ve arkadaşı gelip abimin odasına geçtiler.

Ben de yanlızlık ile birlikte televizyon izledim başka yapacak birşey yok ki evde insan var ama ölü mü diri mi bilinmiyor? Neyse ben televizyon ile mutluyum. Mutkuydum bağırış sesine kadar nefes verip abimin odasına girdim ve onları dinledim. "Ya beni nasıl en yakın arkadaşım ile aldatırsın İpek!" abim bunu dedikten sonra ciddileştim sanırım diğer kurbanım belli oldu. "Ben.. ben bişey yapmadım Tuna ben seni arkadaşın için sevdim." dedi İpek, heh artık belli oldu diğer kurbanım 𝓀𝑜𝓇𝓀 𝒷𝑒𝓃𝒹𝑒𝓃 İ𝓅𝑒𝓀. "Ya sen Murat senden bunu beklemezdim be aga." ikinci kurban abi bir de soy isimlerini versen çok iyi olacak ya, "Tuna bak o öyle değil..." abimin bağırışı ile bölündü sözü "Çıkın lan evimden!" haklı adam. Evden onları attı ve kendini odasına kapattı.

Biraz yanlız kalması gerektiğini bildiğim için akşam iki cinayetime hazırlandım. E mailden her şeylerini buldum ve şimdi de İpek ve Murat ikilisinin ölmü olacaktı. Vallaha abimi üzmeselerdi umrumda değiller. Abime yakalanmadan çıktım evden akşam olmak üzereydi ve İpek, Murat'ın evindeydi bende gidecektim. Motoruma binip son hızda 10 dakikada geldim. Üst katta bir pencere açıktı ve evlerinde kamera yoktu etrafta da yoktu, hızlıca üst kata çıktım ve eve girdim. Allah'ım girmez olaydım sevişme sesi ile bölündü egom. Onların olduğu odaya bir zehirli bomba attım kapıyı kapattım ve 1 dakika bekledim. Çığlık sesleri gelince özel maskemi takıp içeri girdim ikisi de eriyordu. Dedim ya kimya dersini seviyorum, eriyişlerini hayran bir şekilde izledim.

En son elimi İpek'in tenini keserek soktum ve diğer elimi de Murat'a sokup birinin kafasına Y yere / bu işareti ve Murat'ın kafasına da N harfi çizdim sakince evden çıkıp kendi evime geldim banyo yapıp yattım bu kadar macera bana yetti egom ve ben yorulduk. Saniyeler içinde kendimi uykunun kollarına attım.

Bölüm sonu

1 yorum