İçeriğe geç

YABANCI

Bölüm 2 · 4 dk okuma

YABANCI

Bölüm 2

Yabancı

Ayakkabılarımı giydikten sonra cebimdeki sigara paketini çıkardım. İçinden bir sigara çıkardım ve çakmağımla ucunu tutuşturdum. O sırada hiç tanımadığım karşı komşu kapıyı açtı. Umursamayarak içime derin bir nefes çekerken sonra bağıcıklarımı bağlamak için ayağımı merdivene yasladım ve bir yandan sigaramı içip bir yandan bağıcıklarımı sıkı bir şekilde bağladım. Ağzımdaki dumanı dışarıya üflerken "Apartmanda sigara içmek yasak." dedi arkamdaki yabancı. Arkamı döndüm. Bir şey demeden içime derin bir nefes daha çektim. Daha sonra apartman camına yöneldim ve dışarıya doğru üfledim. "Oldu mu?" dedim. Yabancı başını aşağı yukarı salladı ve bir şey demeden merdivenlerden indi. Gözlerimi sinirle devirdim ve bir nefes daha çekip apartmanın içine üfledim.

Ben de merdivenlerden inmeye başladım. İlk telefonumdan rastgele bir şarkı açtım ve kulaklığımı kulağıma taktım. "Toprak yağmura, ben sana aşık olduk yeniden..." bu şarkıyı seviyordum. Keyfimi daha yolun yarısına gelmeden biten sigaram bölmüştü. Daha fazla içmeyecektim çünkü okulda leş gibi kokmak istemiyordum. İzmariti çöp kutusuna attım ve cebimden bir naneli sakız çıkardım. Ağzıma attıktan sonra sabahki yabancıyı düşünmeye başladım. Uzun bir boyu, koyu kahve gözleri, sert bir ses tonu ve sert bir yüzü vardı. Çoğunlukla siyah giyinmişti. Ve apartmandan çıktıktan sonra birden kaybolmuştu.

Okulun bahçesine geldiğimde kulaklığımı cebine koydum. Şarkıyı da kapatıp telefonu cebime atacakken kendimi duraklattım. Sessize almalı mıydım? Hayır. Arayanın soranın yok kızım neyin sesi gelecek?

Okulun içine doğru adımlarımı hızlandırdım. Derse geç kalmak istemiyordum. Merdivenleri ikişer üçer çıkıyordum. O kadar şanslıydım ki sınıfım en üst kattaydı. Kapıyı çalarak girdiğimde hocanın gelmediğini gördüm. Etrafa bakmadan en arkadaki yerime geçtim ve kitabımı çıkardım.

Çok geçmeden hoca sınıfa girdi. Dersimiz edebiyattı. Hoca mavi kazağı, siyah pantolonu ve siyah topuklu ayakkabılarıyla çok güzel duruyordu. Uzun, düz saçlarını yukarıdan toplamıştı. "Günaydın arkadaşlar, nasılsınız?" diye neşeli bir tavırla konuştu. Diğerleri de ona karşılık verdiler. Sanırım bu hocayı sevmeyen yoktu. Çünkü herkese çok iy davranırdı. Hep gülen birisiydi. "Dersimize geçmeden önce, sınıfımızda yeni bir arkadaşımız var. İlk kendini tanıtsın, bir hoşgeldin diyelim. Sonra derse başlayalım." dedi.

Yeni arkadaşımız? Ben neden görmedim yeni arkadaşı? Ya da sınıfta yeni arkadaş mı vardı? Hocanın bakışları önlerden birini bulduğunda bir çocuk ayağa kalktı. "Ben Toprak." dedi. Ne? Yabancı? Sabah hiç görmediğim komşum bana apartmanda sigara içemeyeğimi söyledi ve o kişi şu an karşımda bir öğrenci olarak mı duruyor? "Kendin hakkında başka bilgi vermek ister misin Toprak?" dedi hoca. "İstemem, teşekkür ederim." dedi ve yerine oturdu. Zannediyorum ki hoca onun bu hareketini anlayışla karşıladı. "Pekala, dersimize başlayabiliriz." diyerek masasına doğru ilerledi.

Birincisi, bu çocuk ne ara okula geldi ve ben neden görmedim? İkincisi bu ne biçim Toprak? Hayvan gibi heriften Toprak mı olur? Üçünüsü komşum bu muydu? Dördüncüsü... Yok. Kendimi derse vermeye çalışıyordum. Hoca herkese test kağıdı dağıtmıştı. Bitirdiğimde bu kadar hızlı bitirmemin biraz imkansız olduğunu düşünmeme rağmen kağıdımı hocaya teslim ettim. Toprak'a baktığımda o bitirmemişti. Daha sonra dışarıyı izlemeye başladım. Her an yağmur yağacağını belli eden hava açacağa benzemiyordu. Böyle havalar çok hoşuma gidiyordu.

Galiba benim içim de böyle kasvetliydi. Hiç güneş ışığı yoktu. Hep kara bulutlar... "Kızım teneffüste tanıma gel." dedi tatlı hocamız. Benden mi bahsediyor diye anlamak için "Ben mi?" diye sorguladım. Kağıdıma bakarken "Evet sen." dedi. Bir an tedirgin olmuştum. "Tamam." dedim ve camdan dışarıyı izlemeye devam ettim. neden gidecektim acaba yanına? Saate baktığımda dersin bitmesine az kaldığını gördüm. Bir, en fazla iki dakika vardı.

Sıramın üstünde karışık duran eşyalarımı düzeltirken zil çaldı ve yerimden kalkıp üstümü düzelttim. Daha sonra hocanın yanına gittim. Diğerleri çıkmıştı sınıftan. Yakına gidince hocanın güzelliğini daha iyi fark ettim. Hocaların arasından en iyi anlaitığım ve en sevdiğim o olabilirdi.

"Seninle bir şey konuşmak istiyorum kızım." dedi. Başımı salladım. "Dinliyorum." dedim. Gülümsedi ve konuşmaya başladı. "Bu sene için bir proje ödevi var. Öğrencilerim arasında yapabileceğine inandığım tek kişisin. Ayrıca, verdiğim testteki tüm soruları doğru cevaplmışsın. Çok zor olmasına rağmen. Sende hem zekâ hem çalışkanlık var. Her neyse ödeve dönelim, kimsenin düzgün bir şekilde yapabileceğine inanmıyorum. Sen hâriç. Bu ödevi almayı kabul eder misin?" dedi. Bunları duymak çok hoşuma gitmişti.

"Kabul ederim," dedim hiç düşünmeden. Hem Beril hocamı seviyordum hem de iltifatlar çok hoşum gitmişti. "Ama merak ediyorum, bu ödev ne ve neden kime yapamıyor?" dedim. Sıcak gülüsemelerinden birini sundu. "Sabırlı ol. Konu biraz uzun. İstersen çıkışta detaylıca konuşalım. Ben şimdi öğretmenler odasına gideyim." dedi. Başımı aşağı-yukarı sallayarak onayladım onu.

Hoca sınıftan çıktığında benim de yüzümde bir gülümseme vardı. Hoca çıkar çıkmaz sınıfa o yabancı girdi. Yüzünde genişçe bir gülümseme vardı. "Sabah tanışamadık, şimdi unutup yeniden tanışabiliriz bence komşum. Ben Toprak." dedi elini uzatarak. Elini sıkmak istemiyorum yabancı. Elimi uzattım ve ben de sıktım.

"Memnun oldum. Ben de Yağmur." dedim.

Bölüm sonu

2 yorum