İçeriğe geç

YABANCI

Bölüm 7 · 3 dk okuma

YABANCI

Bölüm 7

Sadece arkadaşız

Gece otelin koridorları tamamen sessizliğe bürünmüştü.

Duvar saatinin akrep ve yelkovanı gece üçün gösteriyordu.

Telefonumun titreşimiyle gözlerimi yavaşça açtım.

Odanın loş ışığında önce etrafıma baktım.

Aras kanepede uzanıyordu.

Gözleri kapalıydı. Derin bir uykuya dalmış gibi görünüyordu.

Sessiz olmaya çalışarak telefonu elime aldım.

Ekranda Yusuf'tan gelen birkaç mesaj daha vardı.

Yusuf:

"Uyudun galiba."

Yusuf:

"İyi geceler o zaman."

Mesaj saatlerine baktım.

Hepsi birkaç saat önce gönderilmişti.

Parmaklarım hızla klavyede dolaşmaya başladı.

Mary:

"Yeni gördüm. Kusura bakma."

Birkaç saniye geçmeden cevap geldi.

Yusuf:

"Sorun değil. Yolculuğun nasıl geçti?"

Mary:

"İyiydi. Biraz yoruldum sadece."

Yusuf:

"Kendine dikkat et. İyi dinlen."

Gülümsedim.

Mary:

"Teşekkür ederim. Sen de."

Mesajlaşma kısa sürdü.

Telefonu sessize alıp komodinin üzerine bıraktım.

Bilmiyordum ki...

Kanepede yatan Aras aslında uyumuyordu.

Gözleri kapalıydı ama birkaç dakika önce telefonun titreşimine uyanmıştı.

Mary'nin rahat hissetmesi için uyanık olduğunu belli etmemişti.

Göz kapaklarını hafifçe araladığında Mary'nin telefonuna gülümsediğini gördü.

Yusuf ismi bir kez daha ekranda belirmişti.

İçini tarif edemediği bir huzursuzluk kapladı.

Demek hâlâ konuşuyorlar...

Kendi kendine bunun normal olduğunu söylemeye çalıştı.

Sonuçta biz sadece arkadaşız.

Ama nedense bu düşünce onu rahatlatmıyordu.

Mary telefonu bırakıp tekrar battaniyesini üzerine çekti.

Birkaç saniye sonra gözleri yeniden kapandı.

Derin ve sakin nefes alışları odanın sessizliğine karıştı.

Aras başını hafifçe ona çevirdi.

Ay ışığı perde arasından süzülüyor, Mary'nin yüzünü aydınlatıyordu.

Bir süre sessizce onu izledi.

Sonra kendi kendine fısıldadı.

"Yusuf kim acaba..."

Bu sorunun cevabını bilmiyordu.

Ama ilk defa, cevabını öğrenmek istediği şey Mary'nin gizemi değil...

Hayatındaki başka bir erkekti.

Sabah güneşinin ilk ışıkları odanın perdesinden içeri süzülüyordu.

Gözlerimi yavaşça açtım.

Birkaç saniye tavana baktım, sonra kanepenin olduğu tarafa döndüm.

Boştu.

Aras çoktan gitmişti.

Battaniyesini özenle katlayıp kanepenin üzerine bırakmıştı. Masanın üzerinde ise küçük bir not vardı.

"Vardiyam başladı. Uyanınca kahvaltını yapmayı unutma."

İstemsizce gülümsedim.

"Ne kadar düşünceli..." diye mırıldandım.

Hazırlanıp üzerime beyaz bir tişört ve açık mavi kot pantolon giydim. Hafif bir makyaj yaptım, saçlarımı düzelttim ve odadan çıktım.

Asansörle lobiye indim.

Lobide her zamanki gibi hareketlilik vardı.

Resepsiyonda çalışan Aras, bilgisayarda bir işlem yapıyordu.

Kapının açılma sesiyle başını kaldırdı.

Beni görünce istemsizce gülümsedi.

"Günaydın."

"Günaydın."

Masasının önüne kadar yürüdüm.

"İyi uyudun mu?"

"Evet. Sayende."

Aras hafifçe başını salladı.

"Bugün ne yapacaksın?"

Omuz silktim.

"Biraz dolaşacağım."

"Nereye?"

"Bilmiyorum."

Bu cevap hoşuna gitmemişti.

Kaşları hafifçe çatıldı.

"Tek başına mı?"

"Evet."

"Ne kadar sürer?"

"Göreceğiz."

Soruları peş peşe gelmeye başlamıştı.

Ben ise nereye gideceğimi özellikle söylemiyordum.

Aslında sadece alışveriş merkezine gidip birkaç şey almak istiyordum.

Ama bunu söylemek istemedim.

Nedense biraz merak etmesini istiyordum.

Aras birkaç saniye sustu.

"Telefonun yanında olsun."

"Olur."

"Bir şeye ihtiyacın olursa ara."

"Tamam."

Gülümsedim ve otelin kapısından dışarı çıktım.

Arkamdan baktığını hissediyordum.

Dönüp bakmadım.

Aras ise resepsiyonda durmasına rağmen gözleri kapıya kayıyordu.

Mary'nin nereye gittiğini bilmiyordu.

Banane... diye geçirdi içinden.

İstediği yere gitsin.

Bilgisayarın ekranına döndü.

İki dakika geçmeden yine kapıya baktı.

Sonra saate...

Sonra tekrar kapıya...

Kerem bunu fark edip resepsiyona yaklaştı.

"Neye bakıyorsun?"

"Hiç."

"Mary nereye gitti?"

"Bilmiyorum."

"Sormadın mı?"

"Sordum."

"Ee?"

"Söylemedi."

Kerem gülümseyerek başını salladı.

"Oğlum sen bayağı merak etmişsin."

"Etmedim."

"Emin misin?"

"Banane nereye gittiyse."

Tam bunu söylediği sırada istemsizce otelin güvenlik kameralarının bulunduğu ekrana baktı.

Mary çoktan otelden ayrılmıştı.

Kerem kahkaha attı.

"Banane diyen adam beş dakikadır kapıyı izliyor."

Aras derin bir nefes verdi.

"İşine baksana."

Kerem omzuna hafifçe vurdu.

"Tamam tamam... Ama kıskandığını inkâr etme."

Aras hiçbir cevap vermedi.

Sadece bilgisayara dönmüş gibi yaptı.

Fakat aklındaki tek soru değişmemişti.

Acaba nereye gitti?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.