Aras, konuyu daha fazla uzatmak istemedi. Yüzündeki ifadeyi toparlayıp hafifçe gülümsedi.
"Boş ver, bugün seni arkadaşlarımla tanıştıracağım."
"Oteldekiler mi?"
"Evet. Beraber çalışıyoruz."
Arabaya binip otelin yakınındaki deniz manzaralı küçük bir kafeye gittik. İçeri girdiğimizde masada dört kişi oturuyordu. İki erkek, iki kız...
Aras bizi görünce el salladı.
"Millet, beklettiğim kişi sonunda geldi."
Masadakiler ayağa kalktı.
İlk olarak uzun boylu, kumral bir çocuk elini uzattı.
"Ben Kerem."
Yanındaki esmer çocuk da gülümseyerek elini uzattı.
"Ben Emir."
İki kız ise kısa bir bakış attıktan sonra gülümser gibi yaptılar.
"Buse."
"Deren."
Masaya oturduk.
Kerem ve Emir oldukça samimiydi. Daha ilk dakikadan benimle sohbet etmeye başlamışlardı. Buse ile Deren ise sürekli Aras'la konuşuyor, sanki ben masada yokmuşum gibi davranıyorlardı.
"Aras, bugün yine resepsiyonda müşteriyi güldürdün mü?" diye sordu Deren.
Aras gülerek başını salladı.
"Bu sefer hiçbir olay çıkmadı."
Buse kahvesinden bir yudum aldı.
"Yarın yine aynı vardiyadayız. Geç kalma ama."
"Geç kalırsam sen yine söylenirsin."
"Tabii söylenirim."
Aralarındaki rahatlık dikkatimi çekmişti. Aynı otelde uzun zamandır çalıştıkları belliydi.
Bir ara Deren kolunu Aras'ın omzuna hafifçe vurdu.
"Şuna bak ya, yine dalmış."
Aras gülüp omzunu çekti.
"Abartmayın."
Ben sessizce onları izliyordum.
İçimde anlam veremediğim küçük bir huzursuzluk oluşmuştu.
Ben ona âşık değilim...
O zaman neden bu kadar rahatsız oluyorum?
Bir süre sonra garson siparişleri getirdi.
Kerem bana dönüp,
"Antalya'yı beğendin mi?"
"Şimdilik evet."
"Aras gezdirmiştir."
Ben cevap verecekken Buse sözümü kesti.
"Aras'ın gezdirecek vakti mi var? Otelden çıkmıyor ki."
Deren de gülerek ekledi.
"Biz bile zor görüyoruz."
İkisi de gülerken bana attıkları bakışlar pek sıcak değildi.
Sanki beni ölçüp tartıyorlardı.
Sohbet ilerledikçe bunu daha net hissetmeye başladım.
Ne zaman ben konuşacak olsam ikisinden biri lafı değiştiriyor, konuyu tekrar Aras'a getiriyordu.
Kerem ile Emir ise ortamın gerildiğini fark etmiş gibi sürekli espri yaparak havayı yumuşatmaya çalışıyordu.
Bir ara Emir bana komik bir otel anısını anlatırken ben kahkaha attım.
Aras da bana bakıp gülümsedi.
Tam o sırada Deren,
"Aras, bana şu fotoğrafları atsana."
diyerek telefonunu uzattı.
Aras telefonu alıp fotoğraflara bakmaya başladı.
Deren de ona iyice yaklaşmıştı.
Nedense bu görüntü hoşuma gitmedi.
Başımı çevirip dışarı bakmaya başladım.
Bunu fark eden Aras birkaç saniye sonra telefonu geri uzatıp tekrar bana döndü.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok."
"Emin misin?"
"İyiyim."
Sesim normaldi ama gözlerim beni ele veriyordu.
Bu kez Buse bana bakıp hafif alaycı bir tebessüm etti.
"Antalya'nın sıcağı biraz zorlar ilk gelenleri."
Sözünün altında başka bir anlam olduğunu hissettim ama cevap vermedim.
Aras ise ikisinin tavrını fark etmiş gibiydi.
Konuyu hemen değiştirdi.
"Hadi, tatlı söyleyelim."
Akşam hava kararmaya başlayınca Aras saatine baktı.
"Benim otele dönmem gerekiyor. Gece vardiyam başlıyor."
Kerem ve Emir ayağa kalktı.
"Biz de kaçalım."
Buse ile Deren de vedalaştı ama bana karşı hâlâ mesafeliydiler.