İçeriğe geç

YABANCI

Bölüm 2 · 2 dk okuma

YABANCI

Bölüm 2

Sessiz Kıskançlık

Antalya'nın sıcak akşamları, denizden gelen hafif rüzgârla biraz olsun serinliyordu. Sahilde geçirdiğimiz o ilk günün ardından odama döndüğümde aklımda tek bir kişi vardı: Aras.

Ona âşık değildim... En azından kendime sürekli bunu söylüyordum.

Ama neden gözlerinin bana her baktığında ne hissettiğini anlamaya çalışıyordum?

Ertesi sabah telefonum çaldı.

Aras: "Uyandın mı?"

Mesajı sadece iki kelimeydi ama nedense gülümsememe yetmişti.

Hazırlanıp aşağı indim. Otelin önünde siyah tişörtüyle arabasına yaslanmış beni bekliyordu. Beni görünce yüzünde istemsiz bir tebessüm oluştu.

"Bugün seni biraz Antalya'da gezdireceğim." dedi.

Arabaya bindim. Yol boyunca eskisi gibi mesajlaşmıyorduk. Artık sessizliklerimiz bile konuşuyordu.

Bazen aynı anda birbirimize bakıyor, sonra ikimiz de gülümseyip gözlerimizi kaçırıyorduk.

Günün büyük kısmını Kaleiçi'nin dar sokaklarında dolaşarak geçirdik. Aras her fırsatta beni izliyordu. Ben bir dükkânın vitrinine baksam o bana bakıyordu.

Bir kafeye oturduğumuz sırada telefonuma bir bildirim geldi.

Eski bir arkadaşım mesaj atmıştı.

Mesajı açmadan telefonu masaya bıraktım.

Ama Aras'ın bakışları bir anda değişmişti.

"Kim yazdı?" diye sordu, sesini olabildiğince normal çıkarmaya çalışarak.

"Arkadaş."

"Sadece arkadaş mı?"

Gülümsedim.

"Neden? Kıskandın mı?"

Başını hemen iki yana salladı.

"Yok... Sadece merak ettim."

Yalan söylediği o kadar belliydi ki...

Konuyu uzatmadım.

Fakat birkaç dakika sonra aynı çocuk tekrar yazınca telefonum yeniden titredi.

Aras bu kez istemsizce ekrana baktı.

"İstersen cevap ver." dedi.

Sesindeki sakinlik ile gözlerindeki huzursuzluk birbirini tutmuyordu.

Mesajı açmadım.

"Sonra bakarım."

Bunu söylediğim an yüzündeki gerginlik biraz olsun kayboldu.

O an ilk defa şunu düşündüm.

Demek gerçekten kıskanıyor...

Akşam güneş batarken marinaya indik.

Turuncuya dönen gökyüzü denize yansıyordu.

Bir banka oturduk.

Uzun süre kimse konuşmadı.

Sessizlik rahatsız edici değildi.

Tam aksine...

İkimiz de yan yana olmaktan memnunduk.

Aras derin bir nefes aldı.

"Biliyor musun..." dedi.

"Üç yıl boyunca senin gerçekten geleceğine hiç inanmamıştım."

Ona döndüm.

"Neden?"

"Çünkü herkes gider."

Bu cümleyi söylerken sesi ilk kez kırılmıştı.

O an içinde sakladığı yalnızlığı hissettim.

Tam cevap verecekken uzaktan genç bir kadın Aras'a seslendi.

"Aras!"

Arkasını döndü.

Kadın yanımıza gelip gülümsedi.

"Demek sonunda tanıştırmadığın kişi bu."

Aras'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Kadını tanıyordu.

Ama bana onu tanıtmakta nedense tereddüt ediyordu.

İçimde anlam veremediğim küçük bir kıskançlık oluştu.

Kimdi bu kadın?

Neden Aras'ın yüzündeki rahat ifade bir anda kaybolmuştu?

Ve en önemlisi...

Benden neden bunu saklıyordu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.