İçeriğe geç

YABANCI

Bölüm 13 · 2 dk okuma

YABANCI

Bölüm 13

YENİ BAŞLANGIÇLAR

Aras o geceden sonra birkaç kez mesaj attı.

Ben ise hiçbirine cevap vermedim.

Ne kızgındım...

Ne de kırgındım.

Sadece düşünmek istiyordum.

Ertesi sabah erkenden lobiye indim.

Otel her zamanki gibi hareketliydi.

Resepsiyonda Kerem vardı.

Aras ise ortalıkta görünmüyordu.

"Aras nerede?" diye sordu Kerem.

"Bilmiyorum."

"Gece vardiyasından çıktı. Herhâlde odasındadır."

Başımı salladım.

Tam çıkacakken arkamdan tanıdık bir ses geldi.

"Mary."

Arkamı döndüm.

Sahilde karşılaştığımız o olgun kadındı.

Bu kez yüzünde önceki gibi gizemli bir ifade yoktu.

"Sana iki dakika ayırabilir misin?"

Sessizce başımı salladım.

Otelin bahçesindeki sakin bir köşeye geçtik.

Kadın birkaç saniye konuşmadı.

Sonra derin bir nefes aldı.

"Sana bunları anlatıp anlatmamak arasında kaldım."

"Anlatmak zorunda değilsiniz."

"Biliyorum."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Yine de bilmeni istiyorum."

Kadın gözlerini yere indirdi.

"Ben Aras'ı yıllar önce tanıdım."

Dinlemeye devam ettim.

"Bir süre görüşüyorduk."

Sesi sakindi.

"Aramızda duygusal bir ilişki olmadı. Birkaç kez birlikte olduk."

Başımı hafifçe kaldırdım.

Kadın devam etti.

"Ben bunu zamanla farklı bir yere taşıdım."

"Aras ise istemedi."

"Bir gün hiçbir açıklama yapmadan uzaklaştı."

Sesinde öfke yoktu.

Sadece kabullenmiş bir yorgunluk vardı.

"Onun kötü biri olduğunu söylemiyorum."

"Belki o zaman ikimiz de yanlış kararlar verdik."

"Bunu sadece geçmişini bilmeden karar vermeni istemediğim için anlattım."

Sözlerini bitirince bana baktı.

Ben hiçbir şey söylemedim.

Ne Aras'ı savundum...

Ne de kadına hak verdim.

Sadece teşekkür edip oradan ayrıldım.

---

Odama çıktığımda valizim hâlâ açıktı.

Sessizce eşyalarımı toplamaya başladım.

Dolaptaki kıyafetler...

Şarj aletim...

Makyaj çantam...

Hepsini tek tek valize yerleştirdim.

Telefonumu elime aldım.

Aras'tan birkaç cevapsız mesaj vardı.

"Konuşabilir miyiz?"

"Neredesin?"

"Mary, lütfen cevap ver."

Mesajları okudum.

Ama hiçbirine karşılık vermedim.

Telefonu tekrar çantama koydum.

Resepsiyona inip çıkış işlemlerini yaptırdım.

Kerem şaşkınlıkla bana baktı.

"Bugün mü gidiyorsun?"

"Evet."

"Aras biliyor mu?"

"Hayır."

"Ona haber vereyim mi?"

"Gerek yok."

Tam o sırada otelin otomatik kapıları açıldı.

Gece vardiyasından çıkan Aras içeri girdi.

Elindeki anahtarları resepsiyona bırakırken gözleri bana takıldı.

Valizimi görünce olduğu yerde durdu.

"Mary..."

Hızlı adımlarla yanıma geldi.

"Gidiyor musun?"

"Evet."

"Neden?"

Cevap vermedim.

"Bir şey mi oldu?"

Sessizliğimi korudum.

"Benimle konuş."

Yüzüne baktım.

Ne öfke hissediyordum...

Ne de hesap sorma isteği.

Sadece içimde büyük bir hayal kırıklığı vardı.

"Bana bir şey söyle."

Başımı hafifçe iki yana salladım.

"Hoşça kal, Aras."

Valizimin kulpunu tuttum.

Yanından geçip otelin çıkış kapısına yöneldim.

Arkamdan geldiğini duydum.

"Mary, dur."

Durmadım.

Kapı açıldı.

Dışarı çıktım.

Aras otelin girişinde öylece kaldı.

İlk kez onu durdurmaya çalışmıyordum.

İlk kez hiçbir açıklama istemiyordum.

Ve ilk kez, sessizliğim söylediğim bütün cümlelerden daha ağırdı.

Taksiye binip havalimanına doğru yola çıktım.

Antalya geride kalırken telefonum tekrar çaldı.

Ekranda tek bir isim vardı.

Aras.

Telefon birkaç saniye çaldı.

Sonra sustu.

Bir daha çaldı.

Yine açmadım.

Uçak havalanırken Antalya'nın ışıkları yavaş yavaş küçülüyordu.

Ben ise arkamda yalnızca bir şehri değil...

Cevabını hiç istemediğim bir hikâyeyi de bırakıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.