Ankara'ya döneli üç gün olmuştu.
Telefonum gün boyunca hiç susmuyordu.
Yağmur...
Emre...
Annem...
Ama ekranımda görmek istemediğim tek isim hiç görünmüyordu.
Aras.
Ona yazmamıştım.
O da yazmamıştı.
Akşam odamda tek başıma otururken telefonumu elime aldım.
Uzun süre ekrana baktım.
Sonra rehberi açtım.
Hiç düşünmeden numaramı değiştirmeye karar verdim.
Yeni hattımı aktif ettim.
Eski numaram birkaç dakika sonra tamamen kapandı.
Bunu kimseye haber vermedim.
Sadece ailem, Yağmur ve Emre yeni numaramı öğrendi.
Aras ise artık bana ulaşabileceği hiçbir numaraya sahip değildi.
---
Antalya'da...
Aras gece vardiyasından çıkınca ilk işi telefonunu kontrol etmek oldu.
Hiç mesaj yoktu.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra arama tuşuna bastı.
Telefon çalmadı bile.
"Aradığınız numaraya ulaşılamıyor."
Kaşları çatıldı.
Bir kez daha denedi.
Aynı ses...
Tekrar.
Yine aynı.
"Numarasını mı değiştirdi..."
diye mırıldandı.
O gün ilk kez sosyal medya hesabına girdi.
Mesaj kutusunu açtı.
Yazmaya başladı.
Sonra vazgeçti.
Gönder tuşuna basmadı.
Ertesi gün tekrar aradı.
Yine ulaşamadı.
Bir hafta boyunca neredeyse her akşam aynı şeyi yaptı.
Sonuç değişmedi.
Kerem sonunda dayanamadı.
"Oğlum ne oldu sana?"
"Hiç."
"Bir haftadır elinden telefon düşmüyor."
Aras telefonu cebine koydu.
"Boş ver."
"Mary'ye mi ulaşamıyorsun?"
Cevap vermedi.
Bu sessizlik Kerem'e yetmişti.
---
Aynı günün akşamı...
Otele tanıdık biri geldi.
Sahilde karşılaştığımız o olgun kadın...
Resepsiyonun önüne kadar yürüdü.
Aras onu görünce yüzündeki ifade değişti.
"Ne işin var burada?"
Kadın sakince cevap verdi.
"Sadece uğradım."
"Konuşacak bir şeyimiz yok."
"Belki senin yok."
Kadın birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça ekledi.
"O kız gitti."
Aras'ın bakışları sertleşti.
"Biliyorum."
"Hayır..."
Kadın başını iki yana salladı.
"Bu sefer gerçekten gitti."
Aras hiçbir şey söylemedi.
Kadın devam etti.
"Sana ulaşamayacağını bilerek gitti."
Bu cümle Aras'ın dikkatini çekmişti.
"Ne demek istiyorsun?"
Kadın hafifçe omuz silkti.
"Bunu şimdi konuşmanın anlamı yok."
Arkasını dönüp birkaç adım attı.
Sonra durdu.
"Bir gün öğrenirsin."
Tekrar yürümeye başladı.
Aras olduğu yerde kaldı.
İlk kez içinde, Mary'nin sadece şehir değiştirmediğini...
Kendisiyle arasındaki bütün yolları sessizce kapattığını hissetti.
Ama neden yaptığını hâlâ bilmiyordu.Aradan beş ay geçmişti.
Ne ben Aras'a ulaşmıştım...
Ne de Aras bana.
Sanki Antalya'da yaşananlar başka bir hayatın anılarıydı.
Ankara'da hayatım kaldığı yerden devam ediyordu.
Üniversite, dersler ve günlük rutinler...
Antalya ise ara sıra aklıma gelen uzak bir şehirden ibaretti.
---
Antalya'da ise kış başlamıştı.
Otel yaz aylarındaki kadar yoğun değildi.
Aras hâlâ aynı otelde çalışıyordu.
Eskisi gibi dışarıdan soğuk ve sakin görünüyordu.
Ama Kerem, onun son aylarda eskisi kadar konuşmadığını fark ediyordu.
Bir akşam vardiyası bittikten sonra Aras'ın telefonu çaldı.
Arayan babasıydı.
"Efendim baba."
"Neredesin?"
"Oteldeyim."
"İki günlüğüne eve gel."
"Hayırdır?"
"Gelince konuşuruz."
Babasının sesi her zamankinden daha ciddiydi.
Aras fazla soru sormadı.
"Tamam."
---
İki gün sonra memleketine gitti.
Akşam bütün aile aynı sofradaydı.
Yemek bittikten sonra babası çayından bir yudum aldı.
"Aras."
"Efendim."
"Artık yirmi yaşındasın."
Aras sessizce dinliyordu.
"Sana uygun gördüğümüz bir aile var."
Aras kaşlarını çattı.
"Ne ailesi?"
"Kız tarafı."
Masadaki sessizlik ağırlaştı.
Annesi yavaşça söze girdi.
"Kız iyi biri."
"Ailesini yıllardır tanıyoruz."
Aras çay bardağını masaya bıraktı.
"Ne demek istiyorsunuz?"
"Tanışacaksınız."
Aras hiç düşünmeden cevap verdi.
"İstemiyorum."
Babası ciddi bir ifadeyle ona baktı.
"Bir görüşmekten ne çıkar?"
"Çünkü evlenmek istemiyorum."
"Şimdi istemiyorsun."
"Sonra da istemiyorum."
Babası sesini biraz yükseltti.
"Biz senin kötülüğünü düşünmüyoruz."
"Biliyorum."
"Ama bu konu kapanmadı."
Aras ayağa kalktı.
"Ben kimseyle zorla tanışmayacağım."
Tam odadan çıkacakken annesi arkasından seslendi.
"Oğlum..."
Aras durdu.
"Kalbinde biri mi var?"
O soru odadaki havayı değiştirdi.
Aras birkaç saniye sessiz kaldı.
Aklından Ankara'ya dönen Mary geçti.
Beş aydır hiçbir haber alamadığı Mary...
Ama bunu ailesine söylemedi.
"Yok."
Babası derin bir nefes aldı.
"O zaman tanışmanda bir sakınca görmüyorum."
Aras cevap vermedi.
Odadan çıkıp evin avlusuna geçti.
Soğuk hava yüzüne çarpıyordu.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Eski galerisini açtı.
Aylar önce Antalya'da çekilmiş birkaç fotoğraf hâlâ duruyordu.
Ekrana uzun süre baktı.
Tam telefonu kapatacakken babasının sesi bahçeden duyuldu.
"Yarın akşam misafir gelecek."
Aras arkasını dönmeden cevap verdi.
"Ben evde olmayacağım."
Babası bu kez daha sert konuştu.
"Olacaksın."
Aras ilk kez içinde gerçekten sıkışıp kaldığını hissetti.
Bir yanda ailesinin kurduğu düzen...
Diğer yanda ise beş aydır tek bir haber bile alamadığı, ama hâlâ aklından çıkaramadığı bir kız vardı.
Ve ikisinin de haberi olmadan, kader onları yeniden aynı yola sürüklemeye hazırlanıyordu.