Beyaz: Hasiktir ya, o nasıl oldu?
O an ampül patladı kafamda.
Ben: Öpüşmek, öpüşmek işe yaradı ama... Doğru, biz hep bedenlerimizi uyurken değiştiriyorduk. Aaa, nasıl gelmedi aklıma orada ya?
Beyaz: Hay ama aaa!
Ben: Bir saniye ya, Damla ve Baran döndü mü o zaman?
Beyaz: Bilmiyorum, emin değilim.
Ben: Bekle, Bora'yı arayayım. Buluşalım.
Telefonu kapattım. Bora'yı aramaya başladım, bir yandan da giyiniyordum. Gerekirse kahvaltıyı bile dışarıda yapmak en mantıklısıydı. Telefon açıldı.
Bora: Sare, bir şey mi oldu?
Ben: Gece ve Beyaz dönmüşler.
Bora: Ciddi misin?
Ben: Evet, hemen buluşmalıyız. Beyaz'ın numarasını vereyim, ara sen de onu çağır.
Bora: Tamam, tamam. Nerede buluşuyoruz?
Ben: X gibi büyük bir yer olsun. Ora iyi bence, ben seni alırım.
Bora: Tamam, görüşürüz.
Telefonu kapattım.
Eşyalarımı alırken kızlarla da konuştum. Damla, Baran'ı almaya gidecekti. Baran da bir şekilde Damla'nın ailesini ikna edecekti. Nasıl olsa müstakbel ailesiydi.
Ben: Anne, ben dışarı çıkıyorum.
B.a: Kimlerle çıkıyorsun oğlum?
Ben: Sare, Beyaz, Baran, Sare'nin arkadaşları falan.
Hafif sırıtmıştı kadın. O an fark etmiştim, annesi ile ne kadar benziyordu. Sırıtışları birebir aynıydı.
Ben de elimde olmadan gülümsedim.
B.a: İyi, o kızı sakın üzme. İlk defa biri ile ilgileniyorsun, devam et.
Ben: Nereden çıkardın anne? Neyse, ben gidiyorumm.
Kapıdan çıktım, aşağı indim. Bir süre sonra Bora'nın evinin, yani evimin önündeydim. Beklemeye başladım. Bir süre sonra Bora yanıma geldi.
Bora: Biraz olsun becerebilmiş miyim?
Saçını göstererek demişti bunu.
Ben: Olmuş, olmuş.
İkimiz de arabaya bindik. Ben kızlara yazdım.
"Biz kaşar olsak, sünün siz olmazdınız."
(Evet, erkek kız fark etmezdi, o grup adı olacaktı.)
Ben: Kızlar, çıktınız mı?
Gece: Ben niye geliyorum yani? Bitti işim zaten.
Damla: Sıçtırma çarkına, çıldırtma beni aaa!
Ben: Aynen haa, çıldırtma bizi aa.
Gece: İiii, susun, geliom zaten.
Telefonu kapattım, Bora'ya döndüm.
Ben: Kızlar da çıkıyorlarmış.
Bora: İyi, iyi. Ne güzel.
Arabayı çalıştırdım.
Bora: O zaman şimdi bedenimize dönmek için öpüşmek mi lazım?
O da çekinerek konuşmuştu.
Ben: Galiba...
Aramızda bir sessizlik oluştu. Yol boyunca konuşmamıştık.
Arabayı park ettim, içeri geçtik. Çardaklı olan bir banka oturduk.
Bir süre oturduk. Ben o sürede evden aldığım örtüyü masaya açtım.
Bora: Erkek bedeninde olsa da hep düşünmelisiniz.
Ben: Öyle olmalıyız. Beden fark etmez bizde.
Bana bakmasa da sırıttığı aşinaydı. Ben, benim bedenimdeyken bile onu görüyordum; kıvırcıklarını, gülüşünü, kahve gözlerini... Ya kafayı yiyordum ya da —ben aşk demeyeceğim, aşkı iğrenç buluyorum— sevmeye başlamıştım.
Düşüncelerden çıkmamı Baran ve Damla'nın kavgası sağladı.
Ben: Hop hop, gene niye kedi köpek gibi didişiyorsunuz?
Damla: Ucundan azıcık arabaya su döktüm, kıyamet kopardı ya.
Baran: La, başı yanacak gene sensin, ondan diyorum.
Ben: Az lütfen susun ya, üf üf.
Baran: Bizim çift nerede?
Demesiyle Beyaz ve Gece yanımıza yürüyordu. Ama Gece gene Beyaz'dan epey uzakta yürüyordu. Bizi görünce yanımıza koştu. Sımsıkı sarıldık.
Ben: Dönmüşsün.
Gece: Çok şükür döndüm.
Beyaz banka geçti, oturdu.
Ben: Nasıl oldu, ne hissettin?
Gece de oturdu. Ben de yanına oturdum. Damla'yla pür dikkat dinliyorduk Gece'yi.
Gece: Aynı zaten. O an o garip hissi hissetmiştim. Uyurken ise senin o dediğin şeyden oldu.
Ben: Yorgunluk hissimi?
Gece: Aynen. O an gözümü açamıyordum, vücudumu resmen ağırlık sarmıştı. Zaten gözümü açamadım, sonra sabah kendi yatağımdaydım.
Baran lafa atladı.
Baran: Beyaz, ya sen? Aynı mı? Sende de?
Beyaz: Ne dediyse aynısı. Pek farklı bir şey yok.
Kısa bir sessizlik oldu.
Damla: Şimdi geri dönmek için öpüşmemiz mi lazım?
Ben: Öyle gözüküyor.
Gece araya girdi.
Gece: Rahat olun, bir şey hissetmenize gerek yok. Yabancısınız nasıl olsa, bir şey ifade etmese de dönersiniz.
Gece resmen Beyaz'a laf vurmak için demişti bunu.
Beyaz bir süre bön bön Gece'ye baktı ama o bir yorum yapmamıştı.
Sessizliği bozan ben oldum.
Ben: Eee, sıradaki gönüllümüz kim?
Kimseden ses çıkmadı.
Ben: Damla, siz mi deneseniz?
Baran: Niye? Sizin işiniz kolay zaten. İlk sizi görseydik.
Bora: Oooowww, olmaz kardeşim. Dönmeden dönmem ben.
Ben: Hadi kalkın, yapın siz de.
Damla: Olmaz. Benim bedenim olmasına rağmen olmaz. Ben öpmem bu çirkini.
Baran: Çirkin demek... Ben seni öpmeye meraklıydım zaten. Ölüyordum. Tek dönmek istememe sebebim Ecrin olacak, emin ol.
Damla bir anda ayağa kalktı.
Damla: Öyle mi? Asla dönmene izin vermeyeceğim. O kalın kafana sok bunu!
Baran da ayağa kalktı.
Baran: Ne oldu? Âşık mı oldun yoksa bana? Ondan mı bu kıskançlığın?
Damla: Hah! Ben, ben sana anca rüyanda! Onu da göremezsin zaten.
Baran, Damla'nın Baran'a göre mini kalan bedenine doğru yaklaştı.
Baran: Ne o? O zaman âşık olmaktan mı korkuyorsun?
Gece çekirdek getirmişti, ortaya koydu.
Gece: Çekinmeyin, çitleyin. Daha 17'den bile fazla sardı şuan.