İçeriğe geç

Ya Değişirse

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Ya Değişirse

Bölüm 7

Su Savaşı

Ben: Deme deme, aşırı aşırı sardı.

Damla: Sen bence âşık oluyorsun bana, atma suçu.

Baran: Öp beni, kanıtla o zaman.

Damla, Baran'a âşık oluyordu. Ne kadar kabul etmese de öpme konusunda tek tereddüdü buydu.

Damla: Burada herkesin içinde mi?

Baran: Korkak—

Devam etmesine izin vermedi. Damla eğilip hızlıca Baran'ı dudağından öptü, geri çekildi.

Damla: Öğğğgğhö, peçete verin, kusacağım.

Baran: Iığğuğı, kusacağım.

Sare: Ya bi 5 dk ürümeyin de siktirin gidin ya.

Gece: Hissettiniz mi?

Damla: Hayır, hiç, hem de hiçbir şey.

Sare: Çünkü iğrenerek yaptınız tabii ki, olmaz.

Damla: Orası beni ilgilendirmez. Ben bir süre gidiyorum, hava almalıyım. Burada havamı sömüren biri var.

Baran: 😒 Ben oysa nefesin olmadan yapamıyorum ya. Ölsen dönüp bakmam, emin ol.

İşte bu ağır olmuştu.

Damla: Ona şüphem yok zaten.

Arkasını döndü, ormana doğru yürüdü.

Baran: Ben de bir süre dolanacağım.

Sare: Oğlum, her öpüşmenin sonu niye hüsranla bitiyor ya da niye inkâr ediyorsunuz, sevmiyoruz diye?

Gece bana döndü, ufak bir gözlerle Beyaz'a baktı.

Gece: Aşkım, insanlar birbirine yabancı oluyor ya, yani hiçbir şey hissetmemek en iyisi.

Beyaz bir süre bize baktı ama gene ve gene sessiz kalmayı tercih etmişti.

Gece: Ben gidip bir Canga, ayran alacağım. İstiyor musun?

Sare: Olurr olurr, bana da al.

Kös kös oturuyorduk. Aklımda deli sorular dönüp duruyordu: Öpüşmek işe yarıyor mu, herkes farklı bir şekilde mi dönüyor, niye herke— Bir saniye, iki soruya dön Sare.

Sare: HERKES FARKLI BİR ŞEKİLDE Mİ DÖNÜYOR?!

Bir anda ayağa kalktım.

Sare: Buldum, buldum!

Bora'ya döndüm. O minicik bedenime sımsıkı sarıldım. Kendi bedenime hasar veriyordum, mallık genetik.

Sare: Buldum Bora, buldum!

Beyaz: Nolur ya, biriniz akıllı olsaydınız çok mu?

Bora: Ne buldun, ne buldun?

Beni taklit etmişti.

Sare: Hepimiz farklı bir şekilde dönüyor olabiliriz.

Beyaz'ın dikkatini çekmişti muhabbet.

Beyaz: O nasıl oluyor? Hepimiz o şeyle dönmüyor muyuz?

Sare: Olmayabilir çünkü zaten beden değişirken de aynı anda çok fazla duygu patlamasından oldu bu.

Bora: Sadede gelsen mi he, meraklı?

Sare: Yani Gece ile Beyaz öpüşerek döndüyse, Damla ve Baran farklı bir şekilde dönebilir.

Gece arkamızdan bize dahil oldu.

Gece: Peki ya biz öpüşmesek dönebilir miydik o zaman sence?

Sare: Hayır, sizin dönme yolunuz o. Eğer işe yaramasaydı evet, başka bir yol olurdu.

Beyaz: Her türlü bizim dönüş yolumuz öpüşmek mi?

Sare: Galiba.

Gece yanıma oturdu.

Gece: Al.

Elinden aldım, ayranı açtım ve içtim.

Bora: Canga ve ayran ne alaka?

Sare: Yaa, orası biraz dolambaçlı ama Gece sağ olsun, bırakamıyoruz.

Uzattım.

Sare: Dener misin?

Bora: Ön yargılı yaklaşıyorum.

Cangayı ağzına uzattım.

Sare: Susta, bir şans ver.

Cangadan ısırdı, ayranı uzattım, ondan da içti.

Gece ile pür dikkat bekliyorduk.

Sare: Nasıl?

Bora: Buuu, pek iyi.

Ğağağa.

Gece: Biriii daha sevdii, hıhh, demiştim.

Sare: Ooffofofo, deme bee kızımm, bir şeyi de—

Beyaz: Karşıdan gelen Baran ile Damla mı, hem de yan yana geliyorlar.

Masanın karşısında durdular.

Sare: Bir şey mi oldu aranızda?

Aynı anda ikisi:

Yooo, hayır, bir şey mi olması lazım, ne alaka şimdi, gıcık geldik, ne var bunda?

Bora: Hop hop, yavaş gelin.

Damla yanımıza oturdu, Baran da karşı tarafa.

Damla'ya hafif fısıldayarak konuşmaya çalıştım.

Sare: Ne oluyor?

Damla: Susun, anlatacağım.

Baran: Duyabiliyoruz, emin olun.

Gece: Kolpa kolpa ne dedik?

Baran: Eee, şeyy—

Beyaz atıldı, maydanoz kılıklı.

Beyaz: Ne oluyor, susun, anlatacağım.

Damla: Oha, nasıl?

Beyaz: Boş verin.

Bir süre sessizlik oldu.

Baran: Ee, biz gelmeden önce ne konuşuyordunuz?

Bora: Yeni bir teori daha.

Damla: Ne gibi?

Sare: Şöyle, hepimiz farklı bir yol ile bedenimize dönüyor olabiliriz.

Damla ve Baran: NEĞEĞEE?!

Damla: Şimdi sen bize boş yere mi öptüğümüzü söylüyorsun?

Sare: Hayırr, hayırr ya!

Damla bir oh çekti.

Sare: Yani, umarım.

Damla: Ne?

Sare: Ya, akşam belli olacak. Bu benim bir teorim sadece.

Baran gıcık bir tavırla bize döndü.

Baran: Ee Bora, siz de deneyin. Sare, yani biz denedik, siz de deneyin.

Kısa bir süre Bora'yla birbirimize baktık.

Sare: Eeee, şeyy... Eğer sizde işe yararsa biz de mecbur deneyeceğiz ama benim teorim gerçekse öpüşmeye gerek yok.

Baran: O da iyiymişş. Biz deneme tahtası olduk. Fakirin yüzü güler mi be?

Gene bir sessizlik olmuştu.

Gece: Ee, bittiyse dağılalım. Ne bu yaygara?

Beyaz ayağa kalktı.

Beyaz: Bana uyar.

Baran, Beyaz'ın kolundan tuttu, onu tekrar oturttu.

Baran: Neden dağılalım ki? Bizim YKS çok az kaldı, sizin de sınavlar 2 hafta kaldı. Bence bu günü eğlenerek geçirebiliriz.

Sare: Ne gibi, aklınızda ne var?

Baran: Bence hava aşırı aşırı bir soğukluğa sahip değil.

Baran yanındaki su şişesini eline aldı.

Beyaz masum masum gene telefon izliyordu.

Baran: Neden su savaşı yapmayalım kii?

Elindeki suyu Beyaz'ın başından aşağı boşalttı. Gece'nin öyle bir kahkaha patlatışı var ki—

Beyaz: Şimdi senin şerefini sikmem mi lan ben?

Beyaz ayağa fırladı. Tabii Baran, Damla'nın bedeninde olduğundan biraz da avantajlıydı. Sonuçta o bir kız bedeni.

Sare: Eee, biz ne duruyoruzz?

Elimdeki suyu Damla'ya fışkırttım.

Damla: Ama yaaaa, yaa ama yaa!

Ben koşmaya başladım, Damla peşimden koşmaya başladı. Bora zaten o sırada Baran gilin peşinden koşmuştu, Gece de arkamızdan koşturuyordu.

Gece: Of off, ben sizin gibi belaları nereden aldım başıma?

Arkadan Gece'ye bağırdım.

Sare: Ben de seni seviyorum balimm!

Erkekler ve kızlar olarak karşı karşıyaydık.

Baran: Eee?

Baran, Damla'ya suyu fışkırttı.

Damla: Yaa, niye ben hep?!

Elimdeki suyu Bora'nın kafasından aşağı boşalttım. Beyaz ve Gece salak salak birbirlerine bakıyordu. Topu Bora aldı.

Bora: Şişeyi ver bi.

Şişeyi ona uzattım. Aynı anda Gece'ye ve Beyaz'a su fışkırttı...

(Yaklaşık 1 saat sonra)

Damla: Sence bu çocuğun amacı ne ya?

Damla'nın yanına oturdum. Parktan dağılmıştık. Ben herkesi evine bırakmıştım, en son Damla'yla bize geçmiştik. Gece telefondan dahil oluyordu, bir kız olarak.

Gece: Yağağağa, şimdi seviyor sevmiyor demeyeceğim, zira Beyaz ortada.

Sare: Aynı fikirdeyim.

Damla: Yağağağa, valla çok garip bir durum.

(2 saat önce) Damla'nın ağzından

Sinirle yürümeye başladım, kendi kendime söyleniyordum.

Damla: Ben sanki aşırı ölüyordum ya seni öpmeye götüm. Önce gaz ver, ümit ver, sonra "ölsen umursamam."

Piç, adi, yemin ederim ağzını yırtmak da vardı seni—

Baran: Kendi ağzını gene de yırtma be.

Arkamı döndüm. TÜM YOL BENİMİ DİNLEMİŞTİ.

Damla: Tü—

Baran: Sen sormadan evet, seni dinliyordum.

Karşısına geçtim. Boy farkımız aşikârdı tabii. Sare ve Bora kadar maşa ve koca ayı olmuyorduk, orası da aşikârdı.

Damla: Amacın ne he, niye yapıyorsun bunu bana?

Baran: Ümit verme—

Damla: ONU O ANLAMDA SÖYLEMEDİM!

Üstüme yürüyordu. En son ağaca yaslandı sırtım. Tabii öyle yaslama gibi bir cringe sahne olmadı ama evet, bir cringe oldu.

Baran: Peki, ben o anlamda söylediysem?

Arkadan üstümüze koşturan 3 köpek hayalim miydi, yoksa bir problem işgal ediyor muydu?

Damla: Köpek!

Baran: Ben ciddi—

Damla: KÖPEK VAR, KÖPEK! KOŞŞ!

Baran'ın elinden tuttum, deli gibi koşmaya başladık. Bağcığım açılmıştı, kesin düşecektim demeye kalmadan yere pataklandım. Köpekler deli gibi üstüme koşturuyordu.

Ellerimi yüzüme kapattım. O sırada biri önüme geçti, bana sımsıkı sarıldı. Gözümü hafif açtım, üstüme siper olmuştu Baran.

Kalp bu kalp miydi? Ağzıma gelen, göğsümü delip geçecek gibi çırpınan...

Bir süre gözlerim buğulandı. Sanki kendi gözümden bakıyordum dünyaya, sanki Baran'a sarılan bendim.

Ne oluyordu amk?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.