Sırada oturuyorduk ve Gece'yi kaçıncı kez dinleyişimizdi emin değildik.
Gece: Senin de amk Damla'nın aq, bak hani nerde, hani nerde? Olum nerde değişme, bir de üstüne rezil oldum yaa, rezil.
1 saat önce
Hepimiz şoka girmiştik, bekliyorduk bir şey olmasını.
Beyaz geri çekildi, Gece iki eli ile ağzını kapattı.
Beyaz: Galiba bir şey olmadı.
Bu ne sakinlikti be kardeşim.
Baran: Bir şey var mı, değişme falan?
Beyaz: Zaten olum, bak ne de değiştik. Kazanç ne? Tanımadığım biri ile öpüştüm.
Gece atıldı.
Gece: Tanımadığın biri mi?
Beyaz: Evet, isteyerek mi öptüm seni?
Gece: Yok, öyle bir düşüncem yoktu zaten. Kusura bakma, seni de zorda koydum.
Gece çekip gitti.
Bora: Olum sen mal mısın, salak mısın, ben de çözemedim seni. Buradaki herkes farkında ya birbirinizi sevdiğinizin. Niye yapıyorsunuz bunu birbirinize?
Beyaz: Saçmalıyorsunuz sadece.
Beyaz da çekip gitti.
Baran: İyi yönünden mi baksak? Hiç değilse öpüşme seçeneğini eledik.
Damla kafasını iki yana sallayarak deli dermişçesine gitti, Baran da ardından gitti.
Ben: Off off, ne yapacağız?
Duvara yaslandım.
Bora: Bir yolunu bulacağız illa ki. Düşünme şimdi bunu.
Ben de Bora'ya döndüm. Ne kadar kendi bedenimde olsa, baktığım bedenin gözlerinde onu görüyordum. O da böyle hissediyor muydu acaba?
Ben: Umarım.
(Şimdi)
Damla: Ya sen gittikten sonra Bora'nın dediğini kaç kez daha anlatacağız sana?
Gece arkasına yaslandı.
Gece: Neye yarar ha? Benim için bitti ya. Ben dedim sanki ona yalvardım, sanki.
Ben: Haklısın ama hadi fevri olmayalım. Sen demedin mi, içim bir garip oldu, sanki bir saniye de olsa kendi bedenime geçtim diye?
Gece: Off off, neye yarar? Şu an hâlâ onun bedeninde miyim? Evet. Neye yarar?
Zil çalmıştı.
Damla: Sikicem ama ya off, bir de hiç bilmediğimiz derslere girip duruyoruz.
Ayağa kalktım.
Ben: Hadin, belki bir ümit hepimiz aynı rüyadayızdır.
Gece: Aynen kardeşim, aynen.
Beraber sınıfa çıktık.
(Hızlı geçiş)
Derslere girdik, her teneffüs notları Damla ile değiştirmeye gittik. Gece ve Beyaz gelmiyordu zaten. Böyle böyle gün sonu gelmişti.
Gece: Ben az karşılaşmak istemiyorum Beyaz'la, önden hızlıca gideyim.
Ben: Ne diyeyim, git peki.
Gece önden çıktı, biz de Bora'gilin çıkmasını bekliyorduk. Onlar sınıftan çıktı, yanımıza geldi. Beyaz hafif etrafa baktı.
Beyaz: Gece nerede?
Damla: Önden çıktı.
Hiç cevap vermeden öne geçti.
Beyaz: Ben de eve geçeyim hızlı.
Beyaz da önden gitti.
Ben: Süper ya, gel de çıldırma.
Biraz sessizlik oldu.
Baran: Ben neyle gidiyorum eve?
Damla: Babam alıyor beni, aşağıdadır zaten.
Baran: Tamam.
Damla: Ya ben...
Baran: Yürüyorum, arada otobüse biniyorum. Fark etmez, git neyle gidiyorsan.
Damla: İyi.
Beraber aşağı indik. Damla arabayı Baran'a gösterdi, biraz da nasıl davranması gerektiğini dile getirdi. Yanımıza geldi. Baran arabaya binip gitti.
Damla: Ben de gidiyorum o zaman.
Ben: Görüşürüz aşk- yani Baran.
Aşkım desem sıçmıştık. Damla da gitti.
Ben: Sen bizim servise nasıl dayanacaksın ya?
Bora: Hallederim ya.
Ben: Seni benim bırakmamı ister misin? Zira bir sürü ortaokul binecek. Ben dayanamıyorum, sen nasıl dayanacaksın?
Bora: Ailene nasıl bir açıklama yapacağımı bilemem.
Ben: Ee, babama bir şey demene gerek yok. Anneme de Bora'yla geldim dersin. Sana birkaç soru sorar, onları sen anlatırsın zaten.
Elimi enseme attım, utanıyordum.
Ben: Annem tanıyor seni, bir şey demez.
Hafif sırıtı.
Bora: Anladım, o zaman olur.
Arabaya bindik. Uzaktan Sude'yi gördüm, pür dikkat Bora'yı izliyordu.
Bora'nın üstüne eğildim.
Bora: Ne oldu?
Ben: Kemeri, kemeri tak. Dedim.
Benim baktığım yere baktı.
Bora: Anlaşıldı. Yalnız benim bedenimde karşıyı kıskandırma çaban göz yaşarttı.
Kemeri takıp geri çekildim.
Ben: Ne alaka şimdi? Ben sadece iyi niyetten ötürü.
Bora: Hımm, öyledir. Ee, araba sürmeye alışabildin mi?
Ben: Bedenin sağ olsun, tüm hareketler ezberinde.
Bora: Ne güzel, maşallah.
Gene mi kahvehane dedelerine bağlayacaktık?
Arabayı çalıştırdım, yola çıktık.
Ben: Hâlâ ders çalışıyor musun, yoksa bıraktın mı?
Bora: Hâlâ fizikle aram kötü. Biraz daha tekrar yapıyorum.
Ben: Şimdi nasıl yapacaksın?
Bir süre sessizlik oldu.
Ben: Fizik kitaplarını alsan evden, gene çalışırsın. Kimse sana bir şey demez.
Bir süre bana baktı.
Bora: Zor durumda kalmanı istemiyorum.
Ben: Kalmam, emin ol. Benim ailem baskıcı değil. Ben de zaten salan bir kız değilim, sen bana inan.
Bir süre sonra eve gelmiştik. Kapıyı çaldım, kapıyı Bora'nın annesi açtı.
B.a: Oğlum, hoş geldiniz.
Ben: Hoş bulduk.
Bora: Hoş bulduk.
Kadın Bora'yı göstererek:
B.a: Oğlum, tanıştırmayacak mısın bizi?
Ben: Aa doğru. Anne, bu Sare. Matematikle arası biraz kötü de, birkaç konuda yardımcı olacağım.
B.a: Anladım, memnun oldum kızım. Pek de tatlısın sen, maşallah.
Kendi annesinden bir kızın bedeninde bu yorumu almak garip olsa gerek.
Bora: Çok teşekkür ederim abla. Teyze demeye yüzüm tutmadı, maruz görün.
Ooo paşamın dili de laf yapıyor ya.
B.a: Ayy deme deme, abla de. Bir şey olmaz.
Bora: Aaa tabii ki.
Ben: Biz geçelim o zaman.
B.a: Klasik erkekler, hadi geçin siz.
Ben Kızım Yalnızz!!!
Bora'yla odasına geçtik.
Bora: Bir günde bile bu kadar özlemek normal mi?
Ben: Bilmem ama ben de annemi özledim, yalan yok.
Bora: Yukarı beraber çıkalım gene gör istersen, sen de.
Ben: Bilmem, olabilir aslında.
Bora kitaplığına yöneldi, fizik test kitaplarını aldı.
Bora: Bana lazım olanlar bunlar işte.
Yatağa oturdu, kitapları da yanına koydu.
Ben: Sence geri eski halimize dönebilir miyiz?
Bora: Böyle kalmayız, illa döneceğiz.
Ben: Ya dönemezsek?
Bora: Onu o zaman düşünürüz.
İyi, onu o zaman düşünecektim.
Bora: Biraz oyalanmamız gerekecek, zira bana matematik anlatıyorsun ya.
Hep çekinince elim enseme gidiyordu, off.
Ben: Öyle oldu ya.
Bora: Anlamadığın yer varsa anlatabilirim.
Ağağağağ, ne ciddi miydi bu çocuk?
Ben: Ciddi misin?
Bora: Evet. Anlamadığın konuları söyle, ben de aynısına çalışıyorum zaten. TYT'ye gireceğim.
Ben: Üçgenleri biraz anlamıyorum, yani hiç anlamıyorum da denebilir.
Yanından test kitabını aldı, yanımdaki sandalyeyi çekti, yanıma oturdu. Kitabı açtı.
Bora: Önce kurallardan başlayalım...
(Hızlı geçiş)
1 saat boyunca bana her şeyi en detayıyla anlatmıştı. Evet, kafama bir şeyler oturmuştu ama Gece'nin ve Damla'nın anlatışına hiçbir şeyi değişmezdi.
Ben: Gerçekten çok teşekkür ederim, bir şeyler oturdu kafamda.
Bora: Bana da tekrar oldu, ne demek.
Ben: Seni bırakayım ben, annem birazdan arar zira.
Ve telefon çalmaya başladı. Bora telefonu çıkarıp açtı.
Bora: Alo.
E.a: Sare, neredesin?
Bora: Anne ya, ben seni aramayı unuttum. Bora'yla matematik sınavı için üçgenleri anlattı bana.
E.a: Hımm, haber verseydin ama yani.
Bora: Unuttum.
Ağız yapmaya başladım.
Ben: Hayatım, aşkım falan deee.
Bora: Unuttum hayatım.
E.a: İyi tamam, hadi gel artık.
Bora: Tamam anne.
Telefonu kapattı.
Bora: Hayatım, aşkım.
Ben: Biz hep öyle konuşuyoruz. Şimdi küstüğümü falan düşünür.
Hafif sırıttı.
Bora: Anladım.
Kitapları çantasına koydu, ayağa kalktı. Beraber odadan çıktık.
Ben: Anne, ben Sare'yi bırakıp geleyim.
Mutfaktan çıkıp yanımıza geldi.
B.a: Keşke yemeğe kalsaydın kızım.
Bora: İnşallah bir dahakine.
B.a: Yine gel ama, sözünü aldım.
Bora: Tabii ki, tabii ki.
Bora'yla evden çıktık, aşağı inip arabaya bindik.
Kısa bir süre sonra evet, gelmiştik. Arabadan indi.
Bora: Teşekkür ederim.
Ben: Ben de teşekkür ederim her şey için.
İçeri geçti, arabaya binip tekrar eve geçtim. Aşırı aşırı yorgundum. Kendimi yatağa bıraktım.
Son bir haftaydı, dayanacaktık.
Gece o yorgunluk hissi gene tüm bedenimi sarmıştı. Gözlerimi açtım. Oda yabancı değildi sanki. Kafamı yana çevirdim. Yatan Öykü müydü, yoksa hayalim mi görüyordum emin değildim. Gene kafamı kaldıramamıştım ama hissetmiştim. Bedenler kısa da olsa bir süreliğine değişmişti ama neden?
Sabah saat 11 gibiydi. Kafamı kaldırdım, kendime bakmaya başladım. Hayır, hâlâ Bora'nın bedenindeydim.
Yataktan kalktım. Banyoya girecekken telefonum çalmaya başladı. Gece arıyordu, telefonu açtım.
Beyaz: Bora, tekrar değişti bedenlerimiz.
Şok olmuştum.
Ben: Anlamıyorum. Beyaz abi, sen normale mi döndün?
Beyaz: Nasıl? Siz dönmediniz mi?
Hasiktir, ne oluyordu sabah sabah?