İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 9

9(m)

! Uyarı !

Bu bölümde bazı okuyucuların rahatsız olabileceği unsurlar bulunuyor. Rahatsız olan okumasın!

ÖNEMLİ: kookun yanındaki delta taehyung bunu daha kac kere demem gerekiyor bilmiyorum ama aklınız karısmasın zaten victor olsa söylerim bebeklerim ve bu bölümde victorun gördüklerini taenin gözünden oldugunu düşünebilirsiniz cünkü kırmızı gözler kurtlarının gözü.

Kesinlikle smut sessizliği istemiyorum. Yorumları unutmayın ve bölüme geçmeden önce oy vermeyi de unutmayın!

İyi okumalarr>

×××

_______

Çünkü sen, sana muhtaç olduğum için haklısın.

-Faust-

_______

°

Win Untouchable

(Dokunulmazı Kazan)

°

Bölüm 9

-muhtaç gözler-

*

*

*

23:51

Jungkook

Küvette, ılık suyun içerisinde, deltamın huzurlu kolları arasında, vanilyalı feromonları ciğerlerime dolarken yaşadığım dakikalar, belki de hayatım boyunca yaşadığım en huzurlu dakikalardı.

Göğsü her ne kadar sert olsa da bana rahat bir yastık oluyor, kalbinin düzenli atış sesleri kulağıma bir ninni misali çalınıyordu. İşaret parmağımı öylesine gezindirdiğim esmer, pürüzsüz teni; dokunmaktan sıkılmama büyük bir engeldi.

Saçlarıma kokulu bir öpücük kondururken, yavaş yavaş bıraktığım feromonlarım sessiz fakat uzun bir iç çekmesini sağladı. Tam da o sırada göğsünün derin bir yerinden, kalp atış seslerinin düzensizleştiğine kendim şait olmuştum. İstemsizce kıkırdadım.

Yeterli değil.

Ansızın omegamdan duyulan ses, kaşlarımı çatmamı sağlarken belki de yanlış algıladığımı düşünüp yüzümü gevşettim.

"Ne oldu bebeğim?"

Ses tonu... Hayattaki cenneti yaşamak gibiydi.

"Hiç..." Kafamı kaldırıp ona baktım. "...Hiç bir şey."

Yüzü her ne kadar ifadesiz olsa da gözlerinde sayısız hissi taşıyordu. Deltamın gözleri adeta benim yaşadıklarımın yansıması gibiydi. Gözlerinde yansımamı görüyordum.

"Çok... Çok güzelsin."

"Hm.." Kaşlarımı kaldırdım öyle mi der gibi. Bakışlarım dolgun dudaklarına kayarken, git gide yaklaşarak ufak bir öpücük kondurdum. Fakat bu ufak öpücük ile; belimdeki sıklaşan tutuşunu arttırarak beni kucağına çıkartması ve dudaklarımızı tekrar buluşturması bir olmuştu.

Alt dudağımı dolgun dudakları arasına çekip, dişleriyle kıstırdı ve -sanki kabahatini düzeltmek ister gibi- kıstırdığı yeri nazikçe emdi. Dilimle üst dudağında ufak bir gezintiye çıkarken, bu sefer piercingimi çekiştiren delta ile kısıkça inledim.

Elini bel oyuntumda gezindirirken, orta parmağı ile omurgamın üzerinde tatlı bir yol çizmiş, bu yolu tekrarlamaya devam etmişti. Baştan sona ilerliyor, teninin değdiği tenim cayır cayır yanıyordu.

Bacaklarımı bacaklarının iki yanına bıraktım ve ellerimi boynuna sarmalayıp ensesinde birleştirdim. Omurgamı okşayan eli yavaşça kalçama ilerleyip, avcuyla sıkarken dudaklarımdan yeni bir inilti duyulmuştu. Dili aralanan dudaklarımı fırsat bilerek dudaklarım arasına sızmış, dilimi yakalayarak bir savaş içerisine girmişti. Dilimi dudakları arasına alarak emdi ve tekrar dudaklarıma yöneldi.

Nefesimiz git gide azalırken, dudaklarıma son bir öpücük kondurup ayrıldı ve alınlarımızı yasladı. Kısılı gözlerim arasından, güzel irislerini izlerken; bir bir şait olmuştum kendisi ile savaşıyor oluşuna.

Deltamın bir gözü, kırmızıya dönüşmüştü.

Elimi yanağına götürüp okşadım. Yavaş yavaş düzene giren nefeslerim, yüzüne vururken dudağımı üst dudağına doğru sürttüm. Alt dudağımda metal, tenine her değişinde girişimin hemen altındaki erkekliğinin seğirişini hissedebiliyordum.

"Taehyung..."

Kırmızı olan gözü seğirdiği zaman, içinde yaşadığı savaşı oldukça merak eden bir duruma gelmiştim. Taehyung'un bunca zaman bana sahip olmamasının nedeninin delta kurdu olduğunu biliyordum. Kurdu düşündüğümden daha da asabi olmalıydı.

Kalçamı git gide daha da sertleşmeye başlayan erkekliğinin üzerinde boylu boyunca ilerletirken, yanağını okşayan elimi boynuna doğru götürdüm ve parmak uçlarım ile ensesine doğru ilerledim.

"Deltam..."

Kalça aramdaki penisini boylu boyunca okşarken, ensesinde biten elim istemsizce orada hakimiyet kurmuş; ensesinde tırnaklarıyla kanlı bir yol çizmişti.

Kurdunu istiyordum.

Tam da şu anda, içimdeki arsız omegam bana her saniye yeterli değil dese de, daha fazlasını istemekte katılıyordum ona.

Omegamı tatmin edebilmek güçtü. Sevgilime ve onun acımasız kurduna ihtiyacım vardı.

"Deltamla savaşmayı kes, sevgilim~ Onu bana ver..."

Kahve olan irisi de kırmızıya boyandığı an, yüzümde zafer dolu bir gülümseme yayılmıştı. Sorun yoktu. Keza onunla nasıl baş edebileceğimi biliyordum.

Fakat içinde savaştığı canavarın deltası olmadığını, bilmiyordum.

*

*

*

23:56

İlâhi bakış açısı.

"Siktir!"

Delta tüm benliğini ele geçiren bu tuhaf his ile başa çıkmaya çalışırken, üzerindeki tüm vücudunu sarmalayan beyaz gömleğin düğmelerini çözmeye başlamış, bu eylem oldukça zaman kaybettirince sabırsızlıkla düğmelerini koparacak şekilde çekiştirmişti.

Victor tam da şu saniyelerde nedenini bilmediği bir şekilde, kendi çalışma odasında kızgınlığa girmiş gibi ruhunu parçalayan kurduyla başa çıkmaya çalışıyordu.

Kurdu sanki her bir saniye körüklenen ve büyüyen bir alev gibi parlarken, adam altındaki siyah kumaş pantolonun deri kemerini çözmeye başlamıştı bile.

Sanki bir paket dolusu azdırıcı içmiş gibi hissediyordu. Erkekliği hiç bir şey yapmamasına rağmen, durduk yere sertleşmeye; bedeni kendi kontrolü dışında ter dökmeye başlamıştı.

Tam da bunlar yaşandığı sırada bir gece toplantısında olduğu için, herkesi hızlı bir şekilde odasından kapı dışarı etmiş; sadece camdan vuran gece manzarasının aydınlattığı odada tek başına kalmıştı.

Bir anda, göz kapağı çift olan gözü nedensizce kararmaya başlarken; gözlerini bir kaç defa kırptı fakat bu durum saniyelerce geçmedi.

Aniden gördüğü, küvetteki güzel bedeni fark edene kadar...

Kafasındaki onlarca soru işareti, gördüğü bembeyaz adeta bir meleği çağrıştıran beden ile tamamen yok olmuştu.

Hatta deri koltuğunda iyice geriye forma yaslanmış bir şekilde tek gözünün yarattığı bu manzarayı izlerken, bir anlığına gelmek bilmeyen azgınlığını bile unutmuştu.

O... Çok güzeldi.

Erkekliği gördüğü, daha net görebilmek için iki gözünü de kapattığı, omegasının zevkten dolayı şekilden şekile giren yüz ifadesi ile inanılmaz derecede şişmiş; kendisini tekrar belli etmişti.

Victor hızlı bir şekilde kurtulduğu kemerini bir kenara atarken, kumaş pantolonunun fermuarını da indirmiş ve elini seri bir hareketle boxerının altından sertleşmiş erkekliğine götürmüştü.

Erkekliğine en ufak dokunuşunda bile sanki gördüğü güzel omeganın içinde ıslak bir yol alıyormuş gibi hissetse de, kendini bok gibi hissediyordu.

Çünkü ona dokunamıyordu.

Taehyung'un aksine...

Elini ağzına götürüp ıslattıktan hemen sonra tekrar penisine götürdü ve boylu boyunca okşamaya başladı. Omegasının yukarıdan bakan gözleri aldığı zevk ile bazenleri kayıyor, minik ağzı kenarlarından akıtacak derecede durmadan açık kalıyordu.

Uzun bukleleri, ıslaklıktan dolayı güzel tenine yapışmış; burnu nedensizce kızarmıştı. Fakat bu manzarayı eşsiz kılan en büyük nokta, kesin olarak o kayan gözlerinin masum dolu bir bakışın altından arsızca yalvarıyor oluşuydu.

Kendi alnına yapışan kırmızı saçlarını geriye attı ve erkekliğini baştan sona hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde çekiştirmek başladı. Zaten zevk suyunun ıslattığı penisini her çekişinde ıslak sesler geliyor, bu ıslaklık sanki omegasının ağzını beceriyormuş gibi hissettiriyordu.

Victor, omegasını istiyordu.

Hem de her ikisinin de iki gözü onun için kırmızıya boyanmışken.

"Sikeyim! Jeon!"

Şu anda güzel omegasının, ikisinin kucağında ağlıyor; Taehyung için yalvarıyor oluşu onu hiç olmadığı kadar öfkelendirmişti.

Jungkook'a asıl sahibinin kim olduğunu göstermek istiyordu.

Bu hayatta her şeyini elinden alan ikizine, omegasını da bırakamazdı. Victor, bu kadar umursamaz olamazdı.

Jungkook, adamı içinden çıkartarak dudaklarına şehvetli bir öpücük kondurmuş ardından ise emekleyerek küvetin diğer bir tarafına geçmişti.

İşte şimdi, kışkırtmaya ant içmiş gibi salladığı dolgun kalçaları ve pembe girişi her iki deltanın da manzarasındaydı.

Taehyung yavaşça ona doğru ilerlemiş, belinden boynuna doğru ıslak bir yol çizerek tekrardan deliğine konumlamıştı erkekliğini. İçine sert bir şekilde girerken, Jungkook'tan sadece Taehyung'un duyabileceği bir inleme duyulmuştu.

İşte, Victor bundan nefret ediyordu.

Minik dudaklarından, kırmızı deltasının adının çıkmıyor oluşundan.

Victor, her ne kadar içinde büyük bir öfke krizi geçiyor olsa da gördüğü manzara karşısında durmadan kendini çekmeye devam etti. Fakat hiç bir işe yaramıyor, sadece yangınını körüklüyor gibiydi.

Jungkook deltasının son hız hareketlerine rağmen, hissettiği yetersizlik ile kendini ona doğru itmeye devam etti. Olabildiğince orta yolda karşılaşıyor, Taehyung'un boynundan dudaklarına ilerleyen dolgun dudaklarını kabul ediyordu.

"Deltam~ L-Lütfen! Hızlan!"

Taehyung duyduğu yalvarış dolu inlemeyle beraber omegasının içine doğru hiç olmadığı kadar hızlı ve sert bir şekilde köklenmeye başladı. Elleri kalçalarını neredeyse morartacak şekilde sıkıyor, omegasından duyulan her bir inlemede tenine sert şaplaklar atıyordu. Burada sadece, haz dolu inlemeler ve tenin tene çarpma sesleri yankılanıyordu.

Omegası, muhtaç gözleriyle deltası için yalvarıyordu.

Victor, deltasına yalvaran omeganın sesini ve yakarışlarını bilinç altında hissederken; hâlâ bir getirisi olmayan elini daha da hızlandırmaya başladı. Dokunamamasına rağmen, en ücralarına kadar hissettiği omegasının; elini arkasındaki Taehyung'un karın kaslarına götürüp tırnaklarını geçiriyor olması hiç olmadığı kadar sinirini bozuyordu.

Sinirleri öylesine bozuk, aklı öylesine -zevkten ağlayan- omegasındaydı ki; çalınan kapıyı ve içeriye giren kişiyi fark edememişti.

Üzerindeki deri pantolonu ve karnını tamamen kapatmayan siyah cropu üzerine tam oturmuştu. Yeni blonde sarıya boyattığı saçları kısık gözlerini perdelerken, gördüğü ağız sulandırıcı manzara ile dudağını ıslattı.

Jimin, bunun bir rüya olduğunu düşünüyordu.

Duyduğu hırıltılı inlemelerin dışarıya çıkmasını biraz olsun engelleyebilmek için kapıyı sessizce örttü ve dikkatinin sadece yaptığı mastürbasyonda olduğuna emin olduğu deltaya doğru ilermeye başladı. Gözleri ilk olarak sürekli zorladığı koluna ve beliren koca kaslarını süsleyen damarlarına kaymıştı. Ardından ise tüm vücudunu süzdü adamın. Deltanın geriye yasladığı başı koltuğun üst kısmını çökertirken; gözleri sadece mükemmel manzarası için kapalı duruyor, kendisini onun için çekiyordu.

Sarı saçlı çocuk ise onun bu durumunu bilen, nadir bir kişiydi.

Adamın aralık bacaklarının arasına girdi ve kendisini çekerken bir saniye bile beklemeyen elini durdurdu. Delta elinin üzerinde hissettiği dokunuş ile bir anlığına bulunduğu ortamdan ayrılırken, bacakları arasında diz çökmüş bir şekilde bekleyen çocuğa döndü.

"Yardıma ihtiyacın var mı delta?"

Küçük ellerini adamın elinden çekti ve fazlasıyla büyük olan erkekliğine doğru götürdü. Kızaran ve damarlarının normalin dışında belirgin olduğu penisini kavradı ve baştan sona okşadıktan sonra diliyle başını ufacık dürtükledi.

Delta belki de bu durumdan kurtulmanın tek yolunun bu olduğunu düşünüp, fazla beklemeden penisini başını yalamaya başlayan çocuğun yeni boyatmış olduğu sarı saçlarını kavradı ve penisini boğazına doğru vurmaya başladı.

Gözlerini yumarak tekrardan deltasına seslenen çocuğun inlemelerini duyuyorken, erkekliğinden hissettiği yoğun sıcaklık ve ıslaklık kendisini yavaş yavaş tatmin etmeye başlamıştı bile. Normal bir durumda asla yapmayacağı bir şeyi, şu anda yapıyordu.

Çünkü kıskanıyordu.

Omegasına kendisinden başkasının dokunduğunu düşündüğünde, kafayı yiyecek gibi oluyor; ikizinin çaldığı beyaz kamelya çiçeklerini kopartmak istiyordu. Üst dudağındaki kamelyası bile sadece kendisine ait değildi.

Omegası, deliğinde her saniye büyüyen erkekliğin git gide daha da şişmeye başlaması ve deltasının son derece artan hızlanmalarıyla geleceğini anladı. Taehyung, elini Jungkook'un zorlanan erkekliğine götürüp çekmeye başlarken bir yandan da son derece hızlı bir şekilde kökleniyordu sevgilisinin deliğine.

Ona muhtaçtı. Jungkook'a muhtaçtı.

Victor ikizinin hissettiği her bir duyguyu kurduyla beraber hissederken, dişlerini alt dudağınu geçirerek bacakları arasındaki çocuğun sarı tutamlarına doladığı eline daha çok kuvvet uygulayarak, ağzını daha hızlı becermeye başladı.

Yumduğu kızıl gözlerinin ardındaki o bembeyaz beden, zevk noktasına vurulmasıyla gözyaşlarının bardaklar dolarcasına akmasını umursamadan daha da hızlı karşılamaya başladı sevgilisini.

Yeterli gelmiyordu.

Nedenini bilmiyordu ama... Deltası bile yeterli gelmiyordu ona.

Belki de dakikalar ardından ikisi de aynı anda geldiğinde, deltasının kolları arasına yığılırken bile arsız kurduna yeterli gelmeyen bu hazzın bambaşka bir sebebi vardı.

Birbirlerinin dudaklarında dinlenen omegasını ve kardeşini, dökülen ufak bir gözyaşı ardından izleyen kırmızı delta gibi.

.

.

.

Bölüm sonu.

ÖNEMLİ : yorumlarda sunu fark ettim ki, Victor ve Taehyung'u ayırt edemeyenler var. Öncelikle ggukie victorun yanında olsa bir zahmet fark eder. Victor kırmızı kafa arkadaslar. Ve yalnız:(

Yani kookienin yanındaki delta taehyung!

Şimdii sizinle ufak bir soru cevap yapacagımm cevap verin ha!

1) victor sizce nasıl bir karakter?

2) taekookv mi olsun taekook mu vkook mu?

3) bir sonraki bölümde vkook moment gelsin mi?

Cevaplarınızı bekliyorum öptüm



Bölüm sonu

3 yorum

  • Victor tam benlik karakter helele 2- taekookv miss 3-- gelsin gelsin (ama sen çoktan diğer bölümü yazdın)

  • Yok yok yooookkkk sadece taekook olsun ama merak ettim acaba ucu birliktel nasıl olur lan atamam taekookv olsun