İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 5 · 7 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 5

5

_______

Seni en derinlerimde ağırlamayacaksam,

şımartma beni.

_______

°

Win Untouchable

(Dokunulmazı Kazan)

°

Bölüm 5

-Şeytanı Şımartmak-

•

"Kucağıma gel."

Alt dudağındaki piercingini ağzının içine çekerken, bakışları oturan bedenimde öylesine gezinmiş; kendi eseri olan şişliğimde durmuştu. Yüzünde muzip bir gülümseme yayıldığında gözlerimi kıstım.

Koluna taktığı Dior çantasını avuç içinde sıkıştırdı ve kışkırtıcı adımlarla önümde bitti güzel omega.

Tam olarak kucağıma yerleşeceğini zannediyorken, bir anda yüzüme doğru eğildi ve işaret parmağını çenem altına yerleştirip okşadı. Bakışları dudaklarımdaydı.

"Şu dudaklarını ne kadar çok istediğimi bir bilsen..."

Şu anda tam olarak da düşündüğüm şey buydu. Tabii benim dudaklarımda gezinen bakışları, gözlerimi görmüyordu.

Görseydi bilirdi ki, bakışlarım daima dudaklarındaydı.

Çantasını masaya bıraktı ve bacaklarını iki yanıma bırakarak kucağıma yerleşti. Şımarık, utanmaz, çekinmezdi. Keza bacaklarıma kurulmasını beklerken, tam olarak sertliğime oturmuş; ellerini boynuma sarmalamıştı.

"Ah Romeo~ Neden Romeo'sun sen?"

Kışkırtıcı, tahrik edici sesinş duymakla ellerim dolgun kalçalarını buldu.

İstemsizce sıkıyor, dolgunluklarının kemikli parmaklarımın arasından taşmasını sağlıyordum. Belki de penisimin zoraki durumundandı bu.

Koca gözleri kısılırken yüzünü kaldırdı ve burnunu burnuma sürttü. Havalandırdığı kalçası ise kasıklarımızın sürtünmesini sağlamıştı.

"Senin olmamı istemem yanlış mı delta?"

Benim olmanı istemem yanlış mı omega?

Tüm hücrelerine kadar sahibi olmak; çiçeklerinin, kalbinin, ruhunun ve kurdunun eşi olmak istiyordum. Jeon Jungkook'un eşi olmak istiyordum.

Peki ya biz birbirimize bu kadar çekiliyorken, gerçekten de Vita olabilir miydi?

Kalbim bu arsız omegaya bu kadar bağlıyken... Ruhum başkası için yaratılmış olabilir miydi?

En çok da buna yanardım.

Bir kere bile olsun, kiraz dudaklarından öpememiş olmama yanardım.

"Senin için kıvranıyorum..." kirazlarını dudaklarıma sürtüğünde ise deltamın aslında ne kadar güçsüz olduğunu fark ettim. Ona karşı hep yeniliyordu. Yenilecekti.

"... Kimseden emir olmayan ben, senin emirlerin için yanıp tutuşuyorum."

Sıcak nefesi dudaklarıma, aralık dudaklarımdan ağzıma vururken, kendimi tamamen ona kaptırmış gibi hissettim. Ciddi tutumumun göz göre göre nasıl bozguna uğradığını hissettim.

"Neden biliyor musun?"

Alt bedenini penisim üzerinde kaydırdığı an tüm kontrolümün biteceğini, iplerin ellerimden kayacağını düşündüm. Çünkü kucağımda bana en güzelinden bir kucak dansı veren omega, kontrol denilen şeyi tamamen unutturuyordu.

Kalçasını sertliğime bastırdığında ikimizden de kısık bir inleme duyuldu. İnlemesinin karşılıklı olması onu hoşnut etmiş olmalı ki, şeytani bir kıkırtı bırakmasını sağladı.

"Çünkü seni istiyorum delta..."

Sürtünen dudaklarımız arasındaki mesafeyi aniden indirip üst dudağımı dudakları arasında misafir ettiğinde bile tek kelime edemedim.

Kaderimdeki belirsizliğe rağmen.

Sadece bir seferliğine dudağımı emip bıraktığında bile kiraz tadının ağzımda nasıl yayıldığını hissedebiliyordum. Her ne kadar kiraz tadı yayılsa da, havaya bıraktığı çilek kokulu feromonları daha da rahatlamamı sağlıyor; bana uyuşturucu etkisi yaratıyordu.

"... Hem de en derinlerimde."

Tekrardan bastırdı kendini sertliğime. Kısık bakışlarım arasından sürdüğüm güzelliği beni bir anlığına duraklatsa da, tekrardan dudaklarıma yaklaşan omegayı fark edebilmiş; yüzümü döndürebilmiştim.

Dudakları doğrudan yanağıma değdiğinde ise kısık bir nefes verişi duyuyordum.

Nefesine bile tapıyorum.

Bir eli boynumdan inerek göğsüme yerleştiğinde yüzünü yanağımdan kaldırdı. Fakat yüzüme bile bakmadı.

"Korkağın tekisin."

Duyduğum kelimeler, içinde büyük bir yaygara kopartırken gözlerimi yumdum. Korkak damgası vurulan deltam göğsümü delip geçmek isterken sadece omegayı ondan korumaya ve sakin kalmaya uğraşıyordum.

Keza deltam öylesine dengesizdi ki, kendimi ona bıraktığım an omeganın boynuna yapışıp kimmiş korkak diyerek onu eşi yapabilirdi. Hem de Vita'nin olup olmamasını umursamadan.

Cesurdu.

Fakat ben değildim.

"Korkaklığından nefret ediyorum. Bir tek senin mi ruh eşin var zannediyorsun?"

Bakışlarım ona döndüğü an, kırık bir his oluşmuştu içimde. Sesindeki güç, dolu gözlerine baktığım an soluyordu sanki. Her bir kelimesinde biraz daha yumuşuyor, tizleşiyordu.

"Senin vitan varsa, benim de bir alfam vardır. Ama ben sen aksine uğraşıyorum. Daha kim olduğunu bile bilmediğim ruh eşimle bağım bile oluşmamışken, o bağı kopartmak için uğraşıyorum."

Gözlerini yumduğu an, ince ıslak bir yol çizilmişti yanağında. Islak yolda gezinen bakışlarımın, dolu gözlerine bakmaya gücü yoktu -o dolu gözleriyle bana bakacak güce sahipken-.

"Ben senin için uğraşıyorum delta."

Benim için uğraşıyor.

Bazı zamanlarda kendini olduğundan da güçsüz hisseder insan. Bazı zamanlar ise içindeki gücü gösterene kadar çabalamak ister. İçimdeki gücü gösterecek cesaretim olmasa da, benim için uğraşan omegaya bir şeyleri kanıtlamak isteyen tutkulu bir kurdum vardı.

Ve ben de en az kurdum kadar tutkuluydum.

Ki bu tutku tam da o an, kucağımdaki omegayı masaya oturtup bacakları arasında girmemi ve yanıp tutuştuğum kiraz dudaklarıyla dudaklarımı birleştirmemi sağlamıştı.

Ellerim incecik belini bulmuş, dudaklarım alt dudağını kavramıştı. Dakikalar öncesinden bile ensemde birleşen narin elleri ara ara saçlarımla oynuyor, bazenleri ise hırsla çekiştiriyordu.

Yaşadığımı hissediyorum.

Alt dudağındaki piercingi dilim arasına alıp emiyor olmam onda bir şeyler uyandırıyor olmalı ki, ağzımın içine doğru çekinmeden inledi.

En başta şaşıran yanı gittiği an üst dudağımı yakaladı ve benimkinin aksine oldukça yavaş bir şekilde emmeye başladı.

Kiraz tadının damağımda yayıldığı her saniye, zaferi hissedebiliyordum. Üst dudağımda ufak bir sızı meydana gelmesini, dişleriyle çekiştiriyor olmasına yorabilirdim. Keza omega ilk defa böylesine acımadan seviyordu beni.

Acıma, yoktu.

Alt dudağından süzülen kan, boynuna doğru kendine ıslak bir yol çizerken bile acıma denilen şey yoktu aramızda.

Dilimle dilini yakaladığımda sanki bunu beklemiş gibi tekrardan inlemiş, ensemdeki ellerinden birisini oradan kurtararak güneylerime doğru ilerletmişti.

Belinde dinlenen elimi yavaşça göğsüne doğru götürdüm ve tıpkı o gece siyah tül cropunun saklayamadığı göğüs ucunu anında buluşum gibi tekrardan bulmuştum.

Pembe, hassas deriyi ilk olarak parmağımın ucuyla ezdiğimde güneyime ilerleyen eli anında penisini bulmuş, hayalarımı kavramıştı.

Pantolonumdan belli olan aletimi eliyle uzun bir yol çizerek okşadı ve sıvazlamaya başladı.

O sırada minik ağzını talan eden dilimde dinlenen dili ise hırsa gelmiş gibi çekilmiş, kiraz dudakları dilimi kavrayıp gitgel yapmaya başlamıştı.

Parmağımın altında hissettiğim çıkıklık onu cezalandırmak istememi sağlayınca, iki tırnağım arasına alıp ezdim ve olabildiğince çıkıklaştırdım. Göğüs ucuna oldukça hassas olmalı ki, ciddi anlamda her dokunuşumda -kısık da olsa- inlemelerini sunuyordu.

Nefeslerimiz, havadaki feromonlarımız birbirine karışsa da; bu bize sadece mutlak bir ödül gibi geliyordu. Sanki yıllar boyunca tek ihtiyacımız olan buymuş, tek gereken biraz olsun cesaretmiş gibiydi.

Sanki dakikalar önce ayağıyla penisimi okşayan o değilmiş gibi şimdi aynı şeyleri eliyle de gerçekleştiriyordu. Resmen dilime ağız işi verirken bile bir saniye duraksamadan pantolon üstünden penisime el işi veriyordu.

Omegam bir şaheser.

Belindeki diğer elimi de oradan ayırdım ve incecik beline karşın son derece dolgun kalçasına getirdim. Sadece koca elimle dolgun kalçasını sıkmak, parmak aralarımdan taşan eseri hissetmek bile delta gururumu okşuyor; tadını aldığım omega için şükürler ediyordum.

Şükürler olsun ki, Tanrı Jeon Jungkook'u yarattı.

Avcumun içiyle attığım dolu şaplak, eminim ki günler sonra bile izini taşıyacak kadar güçlüydü. Fakat arsız omega bir an bile duraksamamaya yemin etmiş gibi yaptığım her hareketten zevk alıyorcasına ilgileniyordu benimle.

Nefeslerimiz kesilecek gibi olduğu an ise ilk çekilen o olmuş, alınlarımızı birbirine yaslamakta tereddüt etmemişti. Koca toplantı odasında sadece birbirimizin sıcak nefes sesleri duyuluyordu. Fakat yankılanmayan sesler benim için özeliydi.

Kalp atışları.

Birbirimizde dinlensek bile, bu tam olarak gözümün önünde bana mükemmel bir manzara sunan boynuna yönelmeme engel değildi.

Çilekli feromonunun merkezi olan mühür yerine ilerledim ve ona en kışkırtıcı öpücüklerimi sundum. İçindeki heyecanı öyle büyüktü ki, omegası deltama karşı tiz bir yalvarış sunmuştu.

Siktir.

Mühürlenmek istiyor.

Mühürlenmek istiyordu.

Mühür yerinde gezinen dudaklarım kendinden geçmişçesine orayı sahiplenirken, kendimi öylesine kontrolden çıkmış hissediyordum ki her an gözlerimin kırmızıya dönüşmesini engelleyecek gücü bulamayacak gibiydim.

Keza tam olarak da öyle olmuştu.

Gözlerim kırmızı dönüşmüşken deltam kontrolden çıkmışçasına sivri dişlerimi çıkartmış, omeganın teninde gezdirmeye başlamıştı.

"D-Deltam...mühürle beni~"

Kısık, yumuşak, kışkırtıcı ses tonu sanki ne durumda olduğumu biliyormuş gibi bunu leyhine kullanıyor; delta kurdumu ele geçiriyordu.

Deltam ise öylesine ben merkezci bir hâle bürünmüştü ki; ne beni, ne de varlığı kesin olmayan vitayı düşünmeden dişlerini omeganın bir ceylanınki kadar narin boynuna geçirdi.

Jungkook'un sesli çığlığı toplantı odasında yayılırken, deltam dönüp bir saniye bile acıma dürtüsü göstermeden dişlerini daha da derine geçirdi.

Kanın yoğun kokusu ciğerlerine yayılırken, tam kanın muazzam tadına bakıp omeganın mutlak sahibi olacağı sırada kendi dudaklarımda hissettiğim sızının yoğunlaşmasıyla durdu ve dişlerini narın boyundan çıkarttı.

Çünkü o zorlu sızının nedenini ben de, deltam da biliyorduk. Üstelik bilen tek kişi de değildik. Keza Jungkook ve arsız kurdu da her şeyin farkına varmıştı.

Onun alt, benim üst dudağımda oluşan çiçekler bizim bağımızı kanıtlamıştı.

.

.

.

Bölüm sonu

Şimdi anlaşılmayan noktalar olabilir diye kısa bir özet geçmek istedim. Benim kurgumdaki omegaverse'de çiçekler sadece ruh eşlerinde ortaya çıkarlar. Aynı zamanda mühürlenme olayı esnasında Taehyung bir kurda dönüşmüyor, sadece kurdu benliğini ele geçiriyor ve gözleri kırmızı rengini alıyor.

Umarım aklınızda herhangi soru kalmamıştır. Eğer ki varsa, yorumlarda sormaktan çekinmeyin. Olabildiğince yanıtlamaya çalışırımm

Öpüldünüzz 💗💖😈💋

Bölüm sonu

6 yorum