İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 29 · 8 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 29

29

Bu bölüm bazı okuyucuların rahatsız olabileceği unsurlar (kan, vahşet vb.) bulundurmaktadır. Bu bölüm özellikle 24. bölümün girişindeki kısa metin ve eserden alıntılanmıştır. Kısa da olsa göz gezindirmeden olaylar arasındaki bağlantıyı kurmak zor gelebilir. İyi okumalar. ✵ ••• Apotheosis of Saint Ignatius •Aziz İgnatius'un Cennete Yüceltilmesi• Andrea Pozzo, Sant'Ignazio di Loyola Kilisesi (1685/1694) ✵ ✵ ✵ Win Untouchable (Dokunulmazı Kazanmak) ✵ ✵ ✵ Bölüm 29 Yıldızların Gözyaşları, Göklerin Şifası Olurmuş (İkinci Bölüm) ilâhi bakış açısı günümüz Üç defa tıklattı karşısındaki boyunun neredeyse iki katı olan çift kapılı tahtaya, kızıl saçlı olan. Gecenin bir saati, ıssız bir adada, orman içerisindeki bir kulübeye geldiklerini düşündüğünde; neden gerildiğini hissediyor olduğunu bir defa daha anlıyordu. "Yok mu ki?" Bir adım kadar arkasındaki alfadan duyulan soruya karşın, bakışlarını kapıdan ayırmadan dişlerini sıktı delta. "Aynı şeyi sormayı kes. Gidebileceği neresi var sanki." Yoongi deltanın bu emrivaki ve ters konuşma şekline, bastırılmayı sevmeyen baskın alfa kurdundan mıdır bilinmez, fazlasıyla sinir oluyordu. Gözlerini devirirken, dilinin ucundaki metali yanağının içine çarptırdı. Bir kaç defa daha çaldıktan sonra tam sinirle kapıya tekme savuracakken, kapı uzun bir gıcırtı sesiyle aralandı. İki kanatı da sonuna dek açılırken zaten gerilmiş ikili, kapıyı açan herhangi birisini göremeyince buz gibi kesildiler adeta. Alfa kedi gözlerini büyütüp tedirgince deltaya bakarken, delta keskin gözlerini kapıda bulabileceği herhangi bir noktada gezindiriyordu. Bir adım atıp içeriye buyur ettiğinde, hala etrafta geziniyordu gözleri, kafası sağa sola dönerken. Arkasındaki bedene ufak bir attığı bakış, Yoongi'nin de peşine takılmasına neden oldu. Yere bastıkları her bir adımda, tozlu parkelerin eskimiş aralıklarından tıpkı kapıda olduğu gibi gıcırtı sesleri geliyor; adeta beyin cırmalıyordu. "Siktir." Yoongi'nin ağzının içinden, fısıldayan bir tınıyla çıkan küfrüne karşın onun bu tepkiyi verdiği yere döndürdü irislerini Victor. Yan şekilde yatmış, gövdesi baştan sonra profesyonel şekilde yarılmış domuzun üzerinde tek tük sinekten pek de uzun bir süre önce avlanılmadığı belli oluyordu. Fakat kokusu da işin içine girince, bu düşünce biraz çetrefilli kalabilirdi. İkisi de o domuz detayına fazla takılmak istemez gibi koridorun devamını yürümeye başladığı sırada, gittiği yolun sonundaki odada elektrik patlaması gibi tuhaf, plazmatik, cızırtı sesleri duyulmaya başlamıştı. İçeriye girip gerici manzarayı ilk karşılayan Victor oldu. "Hoşgeldin, delta." Victor her ne kadar bu duruma alışık olsa da, ardından gelen Yoongi karşısındaki adamın yüzü çökmüş ve ürkütücü ifadesiyle, göremediği belli olan titrek mavi irislerine rağmen, gelenin Victor olduğunu anlaması karşısında dehşete düşmüştü. Etrafı incelerken, her bir gördüğü karede yeni bir gerginlik tohumu kazanıyor; baskın bir alfa olmasına rağmen bu rutubetli odanın tüylerini diken diken etmesini engelleyemiyordu. Her yer toz toprak içerisindeydi. Yoongi bir insanın nasıl burada yaşabileceğini düşünürken, pek bir kafa patlatacak gibiydi o sırada. Gerçek olduğu belli olan kurutulmuş ve duvarlara asılmış avların kafaları, gece saatine rağmen -ıssız adada olduklarından dolayı- bir gaz lambası kullanmak bile varken etrafı aydınlatan mum ışıkları, karşılarındaki adamın eski püskü adeta bir illüzyon gibi koyu bir tona bürünen tulumu; insanı rahatsız etmekte birebir idi. Victor haklı olmalıydı. O gerçek bir gammaydı. "Buyur, otur." Victor derin bir nefes çekerken, koca avuç içiyle gammanın buyur ettiği karşısındaki koltuğun üzerindeki tozu silkeledi ve yavaşça yerleşti. Adamla aralarında yalnızca bir masa olsa da, onun kasvetli havası yakından uğruyordu kendisine. Yutkundu gerginliğini belli etmemek adına. Gammanın körelmiş olsa da, bir şeyleri görür gibi bakan gözlerine kitlendi yüzünde ufaktan bir sırıtma meydana gelirken, delta. "Tekrardan kaçmayı denememene sevindim, Hoseok." Buna karşın uzun bir kıkırtı bırakan gamma, kömür karası saçlarını örten tulumunun kapüşonunu indirdi yavaşça, açılan alnındaki deliği göstermek ister gibi. "Bu mühür olmasaydı, belki." Delta onun alnındaki kendisinden gelen kurşun deliğini incelerken; büyünün nasıl da iyileştirdiğini düşündü bir anlığına da olsa. Göz bebekleri büyüdü tehditkâr bir yoğunlukla. Bir dirseğini dizine atıp yakınlaştı. "Cezasına katlanamayacağın suçlara karışmayacaktın, gamma." Yoongi sonunda etrafın kasvetinden gözlerini çekebildiğinde, aynı odada bulunduğu ikilinin sohbetindeki kasvete dikeltti kulaklarını bu sefer. Adaya ikinci gelişi olsa da, gammayı ilk görüşüydü. Geçenki gibi jette kalması için özellikle uyarılmadığına bakılırsa, Victor'un bile tek başına üstlenemeyeceği şeyler olmalıydı aralarındaki. "Bu bir suç değildi delta. Bir gammanın doğasına karışamazsın." Gammanın dediğine karşın yüzünü yana eğip sırıttı kızıl saçlı. Fısıldadı adeta. "O gamma eğer, büyüyle kendisini vitaya çeviriyorsa... öyle bir karışırım ki hem de." Bir gözü kırmızıya dönmüşken, ağzından çıkanlar artık yalnızca kendisinin değil; bizzat kurdunun da sözleriydi. "Hele ki okun ucu omegama dayanıyorsa yapamayacağım hiç bir şey yok benim, gamma." Yoongi konunun Jungkook'la alakalı olduğunu tahmin etse de, kendisinin bile Victor'un öldürdüğünü bildiği vitanın aslında yaşıyor olduğunu ve üstüne üstlük bir gamma olduğunu bilmediğinden mimikleri şekilden şekile girdi o anda. "Siktir olaya bak." Dudakları arasından söylese de, delta onu duymuş ve ufak bir bakış atmışken yavaşça yüzünü geri çevirmişti gammaya karşı. "Benden ne istiyorsun?" Sesi keskinleşen gammaya karşın ufak bir sessizlik çöktü karanlık odaya bir kaç saniyeliğine. Victor, omegasının takatsiz günleri boyunca fazlasıyla uykusuz kaldığından kanlanmış gözlerini yumdu ve sertçe bastırdı birbirine acısını almak ister gibi. Lakin bu acının sebebinin yalnızca uykusuzluk olmadığından da emindi. Kurdu açığa çıkmak istiyordu, karşısındaki yıllarını ziyan eden büyücü adama karşı içindeki büyük kini nedeniyle. Söyleyeceklerini aklında tarttığında istemsizce dolacağını hissettiği gözlerini başka yöne çevirdi, isteği dışında. "Jungkook..." Boğazını temizledi. "Hasta." Komadan çıkalı kısa bir süre olan omegasının hala bedeni tam olarak kendisine gelememişken bir de karnında ayrı bir can taşıyor olması, sağlığı için çok riskliydi. Biliyordu, eğer ki bebeği doğurmazsa uzun bir süre ne omega kurdunun ne de kendi bedeni yenilenemeyecekti. Jungkook bebeği istemiyordu. Orası ayrıydı lakin komada vita kurdu öldürdüğünü duyduğundan beridir bunun bir büyü olduğundan emin olduğu için çözümü büyüde bulmaktan başka bir şansı kalmamıştı. "Büyülü kurdu öldüren oydu." diye net bir karşılık veren gammaya adeta tükürür gibi bağırdı ister istemez. "Lan... Büyülü kurdu yaratan da sendin!" Gamma geriye yaslandı iyice. "Söylesene. Bebeği mi düşünüyorsun, yoksa o omegayı mı?" Gammanın bebeğin varlığını nereden bildiğini sormayacaktı bile. Tek yaptığı bıkkın bir nefes verirken, kızıl tutamlarını geriye doğru taramak oldu uzun parmaklarıyla. "Her ikisini de." Hoseok yana eğdi yüzünü sırıtırken. "Babası olmadığın bir bebeği bu kadar çabuk kabullenecek bir adam olduğunu hiç sanmıyorum Victor." Deltanın siniri ve sabırsızlığından göz bebekleri titrerken, ufaktan çıkan sakallarını kaşıdı yavaşça. "Söylesene, bu bebek omegayı öldürüyor olmasın." İkisi arasında dik dik bir bakışma sürerken, sakin bir tavırla cevap verdi Victor. "Ne sikim saçmalıyorsun sen?" Gamma elini çenesine yasladı gülümseyerek. Mavi göz bebekleri titrekliğini durdurmuş, adeta ışık tutulmuş gibi parıldamıştı. "O sıradan bir bebek değil, delta. Theta. Bir thetayı taşımak zor olsa gerek. Bir şeyleri anlamakta pek bir zorlanıyorsun... omeganın aksine." Dişleri arasından konuştu adam. Sinirleri gerilmiş gibi duruyordu. "Ne diyeceksen uzatma da söyle!" Gamma göz devirdi onun çıkışına karşın. "Evden uzaklaşan tek kişi değilsin." Mavilerini yavaşça döndürdü deltanın arkasındaki dikilen baskın alfaya. "Değilsiniz." Alfa adeta tir tir titrerken, üzerindeki deri ceketini düzeltti belli etmemekte kararlı gibi. "Omega firar etmiş bile." derken geriye yaslanıp, kıkırdadığında delta ve alfanın gözleri kocaman olmuştu aniden. "Ne?" dedi fısıltıyla, kızıl saçlı. Onun bu her bir saniye değişen ve umutsuzca bakan mimikleri gammanın pek bir hoşuna gidiyor gibiydi. "Thetalar kanla beslenir Victor. Kana açtır." Diliyle dudaklarını ıslattı. "Anlayacağın o küçük şeytan, biricik omeganı yiyip bitiriyor." Ve yavaşça yakınlaştı masaya doğru sesini en kısıkta tutarken, bir sır paylaşır gibi. "Ve diğer delta bunu bile bile thetasını istiyor. Ne de trajik, değil mi?" Delta duyduklarıyla dehşete düşmüşken zar zor aralayabildiği dudaklarını. Aralasa bile konuşabilecek gücü bulamadı bir an kendinde. Bir şeyleri bildiğini zannederken, ona ne kadar yakında olduğunu düşünürken, aslında nasıl bir o kadar da uzak olduğunu anlamış; gözlerinin dolmasını engelleyememişti. Bebek, Jungkook'u öldürüyordu. "Jungkook, nerede?" Neden terk etti evini? Adamın bir diğer gözü de kırmızıya boyandığında, gammanın iki gözü de açıldı anında. Gülümsedi istediğini almanın huzuruyla. Boynundaki ucunda, beyaz kamelya yaprağının bulunduğu ufak cam bir tüpün bulunduğu kolyeyi iki parmağı arasına alıp okşarken, gözleri deltanın kurduna bakar gibi baktı doğrudan içlerine doğru. "O çok uzaklarda Victor," kanlanan diş etlerinin üzerinden geçti yavaşça sivri diliyle. "Bir çarmıhta." Delta elini masaya vurup hızla ayaklandığında gammanın yüzündeki gülüş soldu, karşısındaki kişinin delta olduğunu fark etti bir kere daha. Üst üste attığı bacaklarını düzeltse de, kışkırttığı adamın koca elini boynuna sarmalamasını engelleyememişti unuttuğu terbiyesini takınması. Kıpkırmızı irisleri gammayı parçalamak ister gibi bakarken, parmaklarının o narin boynu kırmaya niyetliymişçesine sert tutuşu birilerinin sonu olurmuş gibi hissettirdi. Yoongi müdahale etmedi o an, bu kasvete daha fazla dayanamacağını hissettiğinden mıdır bilinmez, hızlı adımlarını evden çıkmak adına attı ansızın.  "Ne çarmıhı... Ne çarmıhından bahsediyorsun sikik herif...?" Hırıltılı sesi, kurdun vahşi ve ilkel tarafını yansıtırken gammanın adeta kulaklarında yankılandı uğultusu. Ellerini boynundaki ellere götürüp çekmeye çalışsa da nafileydi. Büyülerinin bile etkileyemediği bir güce; kendisininki yeter miydi sanki? "Jungkook'a ne yaptın bilmiyorum ama... Ama yeminim olsun ki, seni doğduğuna pişman ederim Hoseok. O bebeği bilmem ama," Burnundan aldığı sıcak nefes, nefessizlikten ağzı sonuna kadar açılmış, yüzü mosmor kesilmiş gammanın yüzüne vururken devam etti sözlerine. "Kanatları ateşten, cesetler üzerindeki o kirli kuş*, bizzat benim." Elinin baskısı, narin boyuna asılmış cam şişeyi parçalara ayırdı. Sert bir şekilde adeta ittirerek gammanın boynunu bıraktığında, hızla arkasını dönmesi bir olmuştu. Fakat içindeki sinirini de alıp çekip gideceği sırada, tam da karşısındaki kapının üzerinde gördüğü manzara resmen yere çivilenmesini sağladı. Dudakları aralanmış, yumrukları kaskatı kesilmişken; adımı havada kaldı adeta. O sırada arkasında yerle kelimenin tam anlamıyla bir olmuş, bir eli hala cam parçalarının kanattığı boynunu ovuşturmakta olan gammanın öksürükleri arasından kendisine seslenmesiyle kulaklarının adeta çınladığını hissetti delta. "İkarus'un da kanatları ateştendi, delta." Kapıda beliren en az boyu kadar olan, ters bir çarmıh ve üzerinde de çarmıha gerilmiş, gövdesi yarılmış, kanlar içindeki ters duran bir bebek; kendinden başkasına gözükmezken, ne de güzel kırardı o kanatları. "Aman dikkat et, güneşe fazla yakınlaşma." • • • bölüm sonu. *) Tevrat'ta şeytan; kanatları ateşten, cesetler üzerimdeki kirli bir kuş olarak nitelendirilmiştir. bölüm başında uyarı yapsam da umarım uyarıyı gözünüzde büyütmeyerek okuyup da ciddi anlamada rahatsız olmamışsınızdır. aslına bakılırsa rahatsız olmamak elde değil, ki yazarken ben bile fazlasıyla rahatsız oldum. lakin zaten kasvetin bol olduğu bu tür bir kurguda, bunları göze almanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. umarım bölümü beğenmişsinizdir, sonunda vita olayına ve Victor'un sözde vitayı öldürme olayına açıklık getirebildik. benim için cidden rahatlatıcı bir bölüm oldu bu açıdan. dediğim gibi finale de yaklaştığımız için bir şeyler çözüldükçe resmen hafifliyorum. teorileriniz varsa, söyleyebilirsiniz, yorumlarda tartışabiliriz. bir sonraki bölüme görüşmek dileğiyle, kendinize iyi bakın��

Bölüm sonu

13 yorum

  • Aşkım instegramın var mı? Eğer varsa ve istersen tabi yazabilir misin? Aradım da bulamadım. Benim isinstada sıkıntı var zaten şimdi bi şekilde bi şeyler yapıp girdim de seni de takip etmek istiyorum

    2Yanıt
  • Benim kaos, kan, vahşat düşkünküğüm peki 😂😂

    3Yanıt
  • Bence ikisi de ölücek sonda iki delta da dayanamayıp intahar edicek

    2Yanıt
  • Bence ikisi de ölücek sonda iki delta da dayanamayıp intahar edicek

  • Bi de V Jk i kurtarmaya çalışırken veya işte bebeği öldürmeye çalışırken ikisi de ölüyomuş.. Şaşırmam öyle olursa

  • Bi de V Jk i kurtarmaya çalışırken veya işte bebeği öldürmeye çalışırken ikisi de ölüyomuş.. Şaşırmam öyle olursa

    2Yanıt
  • Bi de şimdi V Jk i kurtarmaya çalışırken veya işte bebeği öldürmeye çalışırken ikisi de ölüyomuş.