••• "Uçmak istiyorsan, seni zincirleyen her şeyi bırak." Toni Morrison, Sula (1973) ••• The Rape Of Proserpina || •Proserpina'nın Kaçırılışı• ✵ ✵ Win Untouchable (Dokunulmazı Kazanmak) ✵ ✵ Bölüm 27 •Gazap Üzümleri• ✵ ✵ ilâhi bakış açısı şimdiki zaman "Neyin var senin?" Bilmiyordu. Saatlerdir tek yaptığı malikânesinin toplantı odasındaki rahat koltuğunda kızıl tutamlarını karıştırmak, içini yiyip bitiren kurdunun öfkesini çözümlemeye çalışmaktı. Aklı öylesine karışıktı ki, delirecek gibiydi Victor. Aslında rahatlamış olması gerekliydi. Omegası sonunda iyileşmişti. Onunla bu zamana kadar tek bir sohbet içerisinde bile bulunmasalar da, her şeyi geriye bırakıp onunla konuşmuş, hatta öpmüştü! Bu onun için büyük bir nimetti. Üstüne üstlük bir de Taehyung evinden gitmişti. Jungkook artık onun adını sayıklamıyordu. Bu iyi bir şeydi. Lakin neden böylesine kötü hissediyordu? "Bilmiyorum Jimin... Bilmiyorum." Neydi, içini böylesine bir parazit gibi yiyip bitiren? Onun bu düşünceli hâline karşı uzun bir iç çekti Jimin. Kendi kendine bir şeylerin üstesinden gelmeye çalışsa da hâlâ Victor'a karşı tam anlamıyla boş sayılmazdı. Yılların getirdiği hisler vardı bu işin ucunda. Her şeyi bir anda bir kenara atamıyordu ki, onu bu hâlde görmek bağımlı kalbine bir hançer misali saplanıyordu. Yanına oturdu deltanın, elini elleri üzerine koydu. "İki gündür her şey berbat hâlde bunun farkındasın değil mi? Ağzını bıçak açmıyor resmen. Jungkook desen... yemeden içmeden kesildi. Ne kendisini ne de bebeğini düşünüyor... Tanrım, cidden de hâliniz vahim." Ona pembe yalanlar uydurup moralini düzeltmeye çalışmayacaktı. Gerçeklerin farkına varması gerekiyordu. Bir şeylerin böyle, bu şekilde ilerlemeyeceğinin farkına varması... Devam etti. "Bebeği istemiyor diye duydum. Ama yine de o da bir can. Bu şekilde ölürse, açlıktan ölür. Ki bu Jungkook'u da öldürür. Sağlıklı bir kürtajdansa kendisini tekrar ölüme sürüklüyor. Buna göz mü yumacaksın?" Yüzü yere eğik delta yavaşça döndü yanındaki sarışın omegaya karşı. Buruk bir ifadeye sahipti. Dudakları arasından titrek bir nefes aldı, ağlamak üzereymiş ama ağlamaması gerekliymiş gibi. Gözlerini yumarken, arkadaşının ellerinden kurtardığı avuçlarıyla ovuşturdu göz kapaklarını. "Kendini düşünmüyorsan onu düşün. Olan oldu. Taehyung'un önündesin, bu bir fırsat." "Bir at yarışında değiliz Jimin. Jungkook da bir at değil." Omega göz devirirken "O anlamda demediğimi biliyorsun." diye yakındı. Parmak uçlarıyla dolgun dudaklarını okşadı kuruluğunu hissetmiş gibi. "Bir yarıştaymışız gibi davranıyorsun." "Çünkü sen bir yarıştaymışsınız gibi davranıyorsun." Delta koca eliyle alnına düşen kırmızı tutamları geriye attı ve çenesini kütletti. Kaşları çatılmıştı, kendisini diken üstünde hissetmişti. İftiraya uğruyordu. "Sence bir yarışta olsak yıllarca elim kolum bağlı durur muydum?" Doğrudan kendisine yönelen soruya karşın sessizliğini korudu Jimin. Açıkçası hala bunun üstü kapalı bir gurur yarışı olduğunu düşünüyordu ama ne Victor'u daha fazla sinirlendirmeye ne de zaten kızışmış olan durumu daha da körüklemeye niyeti vardı. Parlak gözleri omeganın gözlerine meydan okur gibi bakarken gözlerini kıstı. "Ben onun zarar görmemesi için yıllarca uzaktan izlemişken bunun bir yarış olduğunu söyleme bana." Buruk ifadesiyle yutkundu sonradan zar zor. Önüne döndü ve sessizce mırıldandı. "Bu hiç bir zama adil bir yarış olmadı." Aralarındaki ufak sessizliği bozan ansızın duyulan kapı çalınma sesi oldu. İki defa tıklatıldı, ardından 'gel' talimatını veren deltanın sesiyle içeriye girdi gelen kişi. "Günaydın." "Sana da. Ne zaman geldin?" "Çok olmadı." diye yanıt verdi baskın alfa kapıyı örterken sarışın omeganın sorusuna karşın. Taehyung ile olan kavgalarından kalan yaraları hala daha belirgindi. Elmacık kemiği ve ince dudakları üzerinde bakınca tıslatan cinsten bir doku zedelenmesi bulunmaktaydı. "Daha iyi misin peki?" derken elini oturduğu koltuğun yanındaki kısmına patpatladı kızıl delta, yanına oturmasını ister gibi. Yoongi de bir karşılık vermeden oturdu. "Bir delta tarafından hırpalanan birisi ne kadar iyiyse, o kadar iyiyim." "Bok gibiyim desene sen şuna." Omega kıkırdarken çilekli milkshake'ini yudumluyordu. Onun kıkırdamasına karşın samimiyetsiz bir gülümseme yerleştirdi Yoongi yüzüne, ardındansa göz devirdi. Elini oturduğu koltuğun sırtına doğru yaslayıp rahatça oturdu alfa. "Gelirken Seokjin hyungu gördüm. Telefonla konuşuyordu ve bayağı bir endişeli duruyordu." Yüzünü yavaşça deltaya döndürdü. "Jungkook'la ilgili olabilir mi?" "Nasıl yani?" diye karşılık verdi omega, soru ona yöneltilmemesine rağmen. Keza kaskatı kesilmiş ifadesiyle Victor pek de cevap verecek gibi değildi. "Sonuçta buradaki tek sorumluluğu Jungkook'un tedavisiyle ilgilenmek. Ne diye bu kadar endişe etmiş olabilir ki?" Victor'un anlık yüzü düştü. Doğrusu normal koşullarda yapacağı tek şey koşa koşa omegasının iyi olup olmadığını öğrenmek olurdu, lakin dünkü kaostan sonra onun yalnız kalmak istediğini bildiğinden cesaret edip de yanına gitmekten emin değildi. Ve belki de Yoongi sadece kafasına kuruyordu. "Telefon konuşmasında ne dediğini duydun mu?" Düşünür gibi gözlerini etrafta gezindirdi alfa. Siyah uzun saçlarını karıştırdı. "Ya... Tam olarak bir şeyler duymadım çünkü harbiden fısıldıyordu herif ve amacım dinlemek değildi ama... sadece şeyi hatırlıyorum. Zamanını ben de bilmiyorum, az kaldı işte, dediğini. Bir de rahat bırak beni, diye bağırdı en sonunda." "Bayağı da amacın bir şey dinlemek değilmiş." diye kahkahayı basan Jimin'e karşı kısık gözlerini belertse de omeganın pek de umursadığı söylenemezdi. "Her ne ise." diye söze başladı delta. "Sonuçta evde annesiyle bıraktığı bir oğlu var, endişeli olması normal." "Her gün bırakıyor zaten, bugüne özel olan şey ne?" "Of bize ne Yoongi! Herifin kendi hayatı, ne yapıyorsa yapsın. Bu kadar meraklı olma." Omega göz devirerek yanıt verdiğinde, alfa derin bir iç çekti. Koltuktan hızla doğruldu. "Çok gıcıksınız." Elleriyle takımının yakalarını düzeltirken, deltaya döndü yüzünü. "Gidiyorsak gidelim. Benim de işim gücüm var..." Ardından gözlerini belertip omegaya döndü. "... Çoluk çocukla uğraşamam." diye özellikle ona yöneltti imasını. "Kes sesini Tanrı aşkına. Hem... nereye gidiyorsunuz siz?" Dediğinde sırıttı alfa. Ellerini ceplerine koydu. "Bu kadar meraklı olma." diye ithafta bulundu. Jimin elindeki milkshake'i ona atacak gibi yaptığında elleriyle yüzüne siper etti. Ama omega içinden içeceğinin mahvolmasına değmeyeceğine kanaat getirdiğinde yalnızca ona öldürücü bakışlarını yollamaya karar vermişti. "Seni varya..." Ardından Victor ayaklandı yavaşça. Günlerin uykusuzluğu nedeniyle mosmor olan göz altlarını ovuştururken konuştu. "Didişmeyi kesin artık." Ellerini gözlerinden yavaşça çekti. "Önce bir Jungkook'u göreyim, sonra gideriz." "Ay aman kaçırma omeganı." diyen Yoongi'ye ufak bir bakış attığında alfanın alaylı yüzünün ifadesizleşmesi bir olmuştu. Yutkundu zar zor. Boğazını temizledi. "Selam söylersin." Kaşlarını kaldırdı delta. Bununla dudakları titredi alfanın. "Tamam, söylemezsin o zaman." Onun bu pısırıklığına göz deviren delta, kıkırdayan omegaya ufak bir göz temasında bulunurken bir şey demeden adımlamaya başladı. Arkadaşlarının arkasından onun hakkında mırıldandığını bilse de pek umursadığı söylenemezdi. Bu nedenle hızlı bir şekilde yüzünü aniden alan minik gülümsemesiyle omegasının yukarı kattaki odasına ilerlemeye başladı. Kendisini diken üstünde hissetse de nefeslerini toparladı ve elini kaldırıp parmak boğumlarını kapıya tıklattı yavaşça. En başta ses gelmese de ardından kısık, nahif bir ses duyuldu. Bununla beraber yüzünü eğip gülümsemeden edemedi. Buruk ifadesinin farkında olmadan açtı kapıyı. Gördüğü ilk şey kendisine omzu üzerinden bakan şortlu gömlekli, beyaz satenden gecelikleriyle; bir melekten farksız görünmeyen omegasıydı. Yine bukleleri pek bir şekilliydi. Pespembe dudakları parıldıyordu. Teni her zamankinden açık görünüyordu. Ah bir de... bir eli karnındaydı. Victor gözlerini karnını tutan minik ellere indirince yüzünün düşmesini engelleyemedi. Jungkook'un içsel bir çatışmada olduğunun farkındaydı, tek başına kim bilir nelerle başa çıkmaya çalışıyordu. Lakin yine de gelen deltasına karşın minik, zorlu bir gülümseme sundu omega. Vücudunu da döndürdü ona karşı yavaşça. "Günaydın, Victor." Victor yavaşça kapıyı örttü ve adımlarını omegasının dibinde bitirdi. Karnındaki ellerini avuçladı nahifçe, ufak öpücükler kondurdu tam da avuç içlerine doğru. "Günaydın, inci çiçeğim." Jungkook bu kalıplaşmış hitapla yüzünü eğip, bıyık altından kıkırdamadan edemedi. Minik parlak dudaklarını birbirine bastırdı. Delta onun güzelliğini hayran gözleriyle inceliyordu çekinmeden. "Kahvaltını yaptın değil mi?" Kafasını salladı omega. "Evet. Odama geldi bu sefer." Delta ona biraz kararsızca yakınlaştığında, omega bunu anlamış gibi gülümsedi ve ellerini omuzlarına sardı. Bununla beraber biraz olsun rahatlayan adam ise ellerini onun incecik beline sardı. Dudaklarını alnına bastırdı. "Günlerdir doğru dürüst bir şey yemedin. Kahvaltı hazırlatayım dedim sana. Hatta gittim asistanına sordum neler yersin kahvaltıda diye." Jungkook ona meraklı gözlerle bakarken, Victor yanaklarını okşadı. "Asistanınla yolları ayırsan iyi olacak. Fesleğene alerjin olduğunu bile bilmiyor." Victor bunu kıkırdayarak söylediğinde aniden göz bebekleri titreyen omegasının, yüzünün düşmesiyle meraklı gözlerini çehresinde gezindirmeden edemedi. "Güzelim," Ne olmuştu birden bire? "Yanlış bir şey mi dedim?" Ona karşı titreyen gözleri dalıp gitmişken, yavaşça kendine geldi omega. Hiç bir şey olmamış gibi gerginliğini belli etmemek ister gibi kafasını salladı iki yana doğru bir anda beliren gülümsemesiyle. "Yok, hayır. Jisoo noona'nın bunu bilmemesine şaşırdım sadece." Anlamış gibi gülümsedi delta, kafasını salladı. Dilini yanağının içinde döndürdü yavaşça. Kendisine güven vermek ister gibi gülümseyen omegasının yanağına eğilip kokulu bir öpücük kondurdu. "Bu akşam biraz geç geleceğim. Ararsan ulaşamayabilirsin, hatlar çekmeyebilir." Yüzünü yana eğdi omega. "Nereye gidiyorsun ki?" Dudakları aralanmış delta gözlerini etrafta gezindirdi. Vereceği cevap fazlasıyla akıl karıştırıcı olacaktı. Bu nedenle geçiştirmeyi tercih etti bir süreliğine. "Toplantı için bir orman evine gideceğiz Yoongi ile. Jimin seninle kalacak, bir ihtiyacın olursa ona söylersin." Jimin. Onun Taehyung'un sekreteri ve Victor'un köstebeği olduğunu bildiğinden bundan rahatsızlık duydu o an için. Buraya ilk geldiğinde sanki her şey kendisinin suçuymuş gibi saldırmış, onu ezmeye çalışmıştı. Lakin o sırada zaten kendisi yüzünden epeyce yıpranmış duran deltayı daha fazla zor durumda bırakmak istemediğinden kafasını iki yana salladı usulca. Sonuçta onu pek de fazla görmeyecekti. Delta gözlerimi yumarak gülümsedi. "Gitmem gerekli." Jungkook da dudaklarını birbirine bastırdı. Bırakmadığı elleriyle kendisinden yavaş yavaş uzaklaşan deltanın, tam ellerini bırakacağı sırada durmasını sağladı ve içinden gelen istek üzerine dibinde bitti. Parmak uçlarında yükselerek aniden, dudaklarını dudaklarına bastırdı. Victor bir anlığına bu beklenmedik atağa şaşırsa da yüzündeki ufak sırıtmayla omegasının öpücüğüne karşılık verdi. Omega deltasının şakaklarına tutmuş bir şekilde destek alırken, parmak uçlarında durmak zordu lakin bu hoşuna gitmeye başlıyordu. Ona yanlış bir zamanda yavaş yavaş alıştığını hissediyordu. Dudakları birbirinden ayrıldığında bunun pek de fırtınalı bir öpücük olmadığı belliydi. Yalnızca birbirlerinin dudaklarına dinlendikleri bir nevi bir veda öpücüğü gibiydi. Alınları birbirine değiyor, yüzlerinde tuhaf bir gülümseme hakim oluyordu o an için. "Görüşürüz delta." diye tatlı sırıtmasıyla omega. Delta bir hışımla o minik dudaklarından bir öpücük daha çaldı ve geri geri adımlarken elini sallayarak kıkırdadı. "Görüşürüz inci çiçeğim." • • • 14 saat sonra jimin Victor Acil bak iletilemedi 03.27 •bir arama başlatıldı cevapsız sesli arama •bir arama başlatıldı 2 cevapsız sesli arama jimin sikeyim seni neredesin sen neden çekmiyor bu hatlar iletilemedi 03.32 • • • jimin yoongi victor nerede biliyor musun ona ulaşamıyorum iletilemedi 03.38 jimin siktir sen de mi iletilemedi •bir arama başlatıldı cevapsız sesli arama jimin çok önemli bir sorun var kahretsin lanet olsun neredesiniz siz! iletilemedi •bir arama başlatıldı 2 cevapsız sesli arama jimin yoksa yazıyor... jimin size inanamıyorum yazıyor... o adaya gitmiş olamazsınız değil mi •bir arama başlatıldı 3 cevapsız sesli arama jimin aptal mısınız siz yine orada ne işiniz var amacınız ne piç kuruları iletildi jimin haberiniz olsun diye söylüyorum çok büyük bir sorunumuz var iletilemedi jimin jungkook yok iletilemedi • • • bölüm sonu. umarım bölümü beğenmişsinizdir. uzun süredir aklımda olan bir kaç sahneyi yazmak istiyorum kurguyu final yapmadan önce, keza dediğim gibi finale az kaldı. oy ve yorumları es geçmemişsinizdir umarım. şimdiden teşekkür ederim. bir sonraki bölümde görüşmek üzere. yakında yayınlayacağım Jennifer's Body adlı 2009 yapını filmden esinlenilme olan kurguma -adı Jk's Body olacak- da beklerim, sizleri seviyorum.
