İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 26 · 7 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 26

26

bu bölüm benim için önemli bir yere sahip. özellikle bu bölüm için etkileşimsiz geçilmesini istemiyorum. olabildiğince etkileşim vermeye uğraşın. şimdiden teşekkürler, sizleri seviyorum<3 iyi okumalar ••• ilâhi bakış açısı bilinmeyen bir zaman Zamanın gölgesiz çağlarında, Olimpos'un doruklarında hüküm süren Tanrıların Tanrısı Zeus, yeryüzüne gözlerini indirdi. Göz kamaştırıcı kudretin, fanî bir bedene duyduğu aşk; tanrıların yazgısını dahi titreten bir tutkuya dönüştü. Bu aşk, ölümlü bir kadın olan Semele'ye nasip oldu. Semele, Thebai krallarından Kadmos'un kızıydı. Tanrıların arasında yankılanan bu aşk, Hera'nın, yani Zeus'un kudretli ve kıskanç eşinin kulağına dek ulaştı. Hera'nın öfkesi, sisli bir intikamın habercisiydi. Kıskanç tanrıça, yaşlı bir kadın kılığına bürünerek Semele'nin kalbine şüphe tohumları ekti: "Eğer sevdiğin gerçekten Olimpos'un efendisiyse, sana tanrılığını göstersin; parıltısıyla seni aydınlatsın." Semele, bir tanrıdan arzu etmekten sakınılması gereken şeyi istedi: Zeus'tan, kendini tüm ihtişamıyla göstermesini. Zeus, verdiği sözü bozamazdı. Ve tanrısal suretiyle indiği an, yıldırımlar ve alevler içinde Semele'nin bedeni kavruldu. Ama o kavruluşun küllerinden bir umut doğdu. Zeus, henüz ana rahminde olan çocuğu alevlerin arasından kurtardı. Onu kendi uyluğuna dikti; eteğinde yaşam buldu Dionysos. Böylece, hem annesinden hem de babasından doğan bir tanrı oldu. Dionysos büyüdü. Gülüşüyle baharı uyandıran, adımlarıyla bağları yeşerten bir tanrıya dönüştü. Şarap onun mucizesi, sarhoşluk onun lütfu, delilik ise hem laneti hem armağanıydı. Onun adı söylendiğinde, yaban çığlıklar ormanı inletir, danslar uykusuz gecelere karışırdı. Zaman, onu unutanları unuttu. Ama Dionysos, her kupada, her coşkulu adımda, her kendinden geçişte yaşamaya devam etti. Çünkü o, unutanların tanrısı değil; kendinden geçenlerin, yıkılanların ve yeniden doğanların tanrısıydı. ••• ✮ ⋆ ˚。�� ⋆。°✩ Take me to church I shall worship like a dog At the shrine of your lies I'll tell you my sins So you can sharpen your knife Offer me that deathless death Good God, let me give you my life ✮ ⋆ ˚。�� ⋆。°✩ • • • Win Untouchable (Dokunulmazı Kazanmak) • • • Bölüm 26 •Dionysos'un Doğumu• Luca Ferrari'nin 17. yüzyılın yağlı boyalarını kullanarak ortaya çıkarttığı bu eserinde, Dionysos'a hamile olan Semele, Zeus'u tüm görkemiyle görmeyi arzuladıktan sonra vefat eder. • • • ilâhi bakış açısı günümüz Jungkook gözlerindeki ellerini indirdi ve kollarını Victor'un boynuna sarıp yüzünü de boynuna gömdü. Sesli hıçkırıkları ve kesilip duran nefesleri arasından konuştu. "Victor... İstemiyorum." Victor kollarıyla Jungkook'un belini sardı ve sırtını patpatladı. "Neyi istemiyorsun güzelliğim? Söyle bana." Dağınık buklelerini okşadı ve kulağının arkasını öptü. Jungkook'un akan burnunun ve gözyaşlarının boynunda bıraktığı ıslak yolun farkındaydı ama umursamadı. Jungkook yüzünü daha da deltanın boynuna gömerken diyeceklerini aklında tartmış, ağlamasının daha da yükselmesini sağlamıştı. "Bebeği... Bebeği istemiyorum." İkizinin kolları arasında ağlayan omegasının dedikleri, Taehyung'u dumura uğratmış gibiydi. Dudakları ister istemez aralanırken, zorla yutkundu delta. Sevgilisinin hıçkırıkları sessiz ortamda yankılanırken avucuyla alnını sildi ve hızlı adımlarla bedenin dibinde bitti. "Jungkook." Elini ağlamaktan yüzü ıpıslak olmuş, yanakları yer yer kızarmış omegasının şakaklarına götürdü ve okşadı. "Ne... Ne demek istemiyorum?" Jungkook hıçkırıklarını tutamazken, konuşmaya bile mecali olmadan kafasını sallıyordu iki yana. Bunu yapamam, diyordu adeta. Taehyung biraz daha yaklaştı ona, ikizini ittirdi elinin tersiyle. Victor ise buna bir şey demedi, keza sevdiğinin hâli öylesine burkmuştu ki kalbini resmen dili düğümlendi. Omeganın yanaklarına bastırdı dudaklarını Taehyung. Gerginlikten göz bebekleri titriyordu. Sesini oldukça sessizce kullansa da, boğazına bir yumrunun oturduğu belliydi. "Bebeğim... lütfen. Şu an iyi düşünemiyorsun. Ani karar verme-" "İstemiyorum Taehyung!" Yüzündeki elleri ittirdi Jungkook elinin tersiyle. Avuç içlerini yere yaslayıp bir hışımla ayaklandı. Zarif elleriyle kızarık gözlerini silerken odasına doğru adımlamaya başlamış, koşar adımlarını hemen arkasından adımlamaya başlayan deltasından uzaklaşmak adına daha da hızlandırdı. Lakin ona yetişip kolundan tuttuğu gibi kendisine döndüren Taehyung bu girişimine engel olmuştu. Dikişlerle dolu bileklerindeki sıkı tutuş dişleri arasından sesli bir tıslamanın ve artan gözyaşlarının nedeni oldu omeganın. "Jungkook, lütfen." Omegası kolunu sıkı tutuşundan kurtarmak adına çektiğinde ona engel olmadı Taehyung. Öyle ki, duyduklarıyla öyle bir hayal kırıklığına uğramıştı ki gücünün bile çekilmiş olduğunu hissediyordu delta. "Ne seni..." Hıçkırıkları arasından dolu koca gözlerini bir saniye bile çekmeden baktı gözlerine deltanın Jungkook. "Ne de bebeğini istemiyorum, Taehyung." Göz bebekleri titreşen deltaya karşı adeta yüzüne tükürür gibi titrek sesiyle fısıldadı. "Beni rahat bırak." Arkasına bile bakmadan odasına girdiğinde, arkasında onun için gözyaşları döken iki delta bıraktı. Birisi aşkına, birisi pişmanlığına ağlıyordu. • • • ilâhi bakış açısı şimdiki zaman "Aramalarıma neden dönmüyorsun sen Taehyung?! Neredeydin?!" Onca üst üste gelen kaos dolu anların ardından Taehyung ikizinin malikanesinden ayrılmıştı. Her ne kadar ilk olarak evine gitse de, odasına girdiği anda omegasını anımsadığından daha fazla dayanamamış ve soluğu dostu Namjoon'un evinde almıştı. "Ulan cevap versene!" "Bağırma artık." Delta koltukta otururken başında bir o yana bir bu yana gezinen Namjoon, tabiiki de onu Victor'un tutsak ettiğini bilmiyordu. Fakat bir sorun olduğu kesindi. Öyle ki, Taehyung'un zayıflamış ve bitkin düşmüş bedeni bunu oldukça belli ediyordu. Alfa, deltanın dizleri önüne eğildi ve dizlerini kavradı. Endişeli bir hali vardı. "Taehyung... Söyle bana. Ne oldu? Kaç gündür her yerde arıyorum seni. Evine gittim, holdinge gittim, Busan'daki yazlığa bile gittim. Yoksun. Sadece sana ulaşamasam tamam diyeceğim, Jungkook da ortada yok-" Boş bakışlarla duvarları izleyen Taehyung, omegasının ismini duyduğu an yüzünü eğip ağlamaya başlamasını engelleyememişti. Sessiz sessiz hıçkırdığında ellerini yüzüne siper etti. "Taehyung? Tanrım... Çıldıracağım." Namjoon her ne kadar merakından çıldıracak gibi olsa da bu durumda yapabileceği en doğru hareketi yapmış ve arkadaşının yüzünü omzuna yaslayıp ona sarılmıştı. Bir şeyler döndüğü ve bu işin altında Victor'un olduğu bir kesindi. Taehyung onun omzunda sakinleşmeye çalışırken koltuktaki telefonuna bir mesaj geldi Namjoon'un. Telefonuna uzanmasa da, ekrana düşen bildirimi göz ucuyla okuyabildi. seokjin bir yere gitmem gerekti ne zaman döneceğim belli değil iletildi Göz ucuyla okuduğu mesajın neden şu anda kendisine iletildiğini anlamlandırmaya çalışırken, kaşları çatılmış bakışları etrafta gezinmişti alfanın. O sırada bir yeni mesaj bildirimi geldi. seokjin seungmin evde annemle kalıyor kısa süre içerisinde onu al bir süre sende kalacak iletildi Aklı karışan alfa, merakını gidermek istese de şu anda destek olduğu arkadaşıyla ilgilenmeye karar verdi ve telefonuna uzanmadı. "Hyung..." Deltanın sesi her zamankinden titrekti. Ki bu ses tonunu ilk defa duyduğu gibi gözyaşlarını da ilk defa görüyordu arkadaşı. Taehyung ilk defa bir başkasının yanında bu denli bitap haldeydi. "Geçecek..." Sırtını patpatladı Namjoon. "Ne oldu bilmiyorum ama geçecek." Taehyung alfanın omzunda iki yana salladı yüzünü gözyaşları yanaklarından bir bir süzülürken reddeder gibi. "Beni... Beni istemiyor." Namjoon'un gözleri bir anlığına kısılsa da arkadaşına ayak uydurdu. İçini dökmesine engel olmayacaktı. "Kavga mı ettiniz?" Taehyung iki elini de hyungunun kolları arasından geçirdi ve arkasından birleştirirken yüzünü göğsüne yasladı. Bir deltanın bir alfanın karşısında böylesine zayıf duruyor olması, hayrete düşürücüydü. "Bizi istemiyor." Alfanın onun sırtını patpatlayan elinin hareketleri bir anlığına duraksadı. "Sizi?" O anda Taehyung daha çok ağlamaya başladı. Burnu akıyor, biçimli dudaklarına dek uzanıyordu. Göz yaşları esmer tenini bir bir yakıyor, büyüğünün köprücük kemiklerini ıslatıyordu. Namjoon onun daha da ağlamaya başladığını fark edince tekrardan sırtını patpatlamaya başladı ve saçlarını okşadı. "Şşt... Tamam, sakin..." Ama delta pek de sakin olacakmış gibi gözükmüyordu. "Hyung, haklıydın." "Ne konuda?" Nefeslerini yavaş yavaş düzene sokmaya çalışan Taehyung'un kaşları çatıldı. Elinin tersiyle ıslak yanaklarını ve gözlerini sildi. "Victor'un çiçekleri var." Namjoon'un o an Victor'un çiçeklerini gördüğü an aklında canlandı. Taehyung'un bildiğinin aksine bir ay kadar önce değil, bundan tamı tamına üç sene önce. O kafeteryaya gittikleri gün. "Victor'un çiçeklerini gördüğün için mi bu hâldesin Taehyung?" Namjoon bir elini arkadaşının omuzlarına götürdü ve kendisinden uzaklaştırdı. Ağlamaktan, uykusuzluktan takatsiz kalmış çehresini inceledi. "Sen ne bekliyordun ki? Siz ikizsiniz, ruhlarınız ayrı olabilir ama kurdunuz da ruh eşiniz de bir. Jungkook'u ondan uzak tutmaman gerekliydi." "Bunun ben de farkındayım!" Taehyung ondan uzaklaştı ve dizlerini kendisine çekip koltukta geriye yaslandı. Dinmek bilmeyen gözyaşlarını sildi tekrardan. "Sorun Victor'un çiçekleri olması değil." Namjoon ona doğru yakınlaştı ve yüzünü aşağıya eğerken, gözlerini kısık gözlerine kenetledi bir şeyler duymak ister gibi. "Öyleyse söyle Taehyung, sorun ne?" Taehyung kırgın gözlerini yere eğmişken sağ elinin iki parmağını dudaklarına götürdü ve üst dudak içini gösterdi hyunguna. Gördükleriyle adeta dumura uğrayan alfanın tepkisini gördüğünde ise bıraktı tenini. "Çiçeklerim..."  Kırgın bir gülümseme sundu gözyaşları arasından. "Soldular." • • • bölüm sonu. umarım bölümü beğenmişsinizdir. açıkçası çok üzülerek söylüyorum ki, finale gitgide yaklaşıyoruz. WU ve S&M en sevdiğim kurgularım olsalar da, WU bittiğinde artık büyük bir huzura ulaşacağımı hissediyorum. her ne kadar etkileşim az olsa da her zaman bu kurgumun en ufak sahnesine bile büyük emekler verdim. kültürlendim, sizleri de kültürlendirmek adına büyük bi uğraş verdim. ama sonunda kurguyu nasıl sonlandıracağıma dair bazı kararlar aldım ve yavaş yavaş sonlara yaklaşıyoruz. bari sonlara doğru etkileşimleri azaltmayın, en ufak yorumunuz bile beni mutlu ediyor. bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Sona mı yaklaşıyoruz.. 🥹❤️‍🩹 Bu kitabı gerçekten çok seviyorum eski efsanevi hikayelwrle bağdaştırman>>

    2Yanıt