İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 24 · 10 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 24

24

The Crucifixion of Saint Peter || Aziz Petrus'un Çarmıha Gerilişi (bölüm sonunda eser bulunuyor.) •Aziz Peter ilk papa olmakla beraber, rivayete göre yaptığı hainlik sonucunda katolik kilisesinin kararıyla ters bir haç şeklindeki çarmıha gerilerek katledilmiştir. Ölüm ve kötü haber getirdiğine inanılan ters haç sembolü, bu olayın bir efsanesidir. • • • • • Win Untouchable (Dokunulmazı Kazanmak) • • • • • Bölüm 24 •clessidra || kum saati• • • bu bölüm 21.bölümün devamı niteliğindedir. • • ilâhi bakış açısı geçmiş zaman Jeongguk kafasını salladı ve yanından ayrılan genç adama kısaca eğilerek veda etti. Elleri önünde, gözleri ellerinde, çekinceyle bekliyordu. Uzun bukleli saçları yüzüne düşünce; minik, bembeyaz eliyle bukleyi kulağının arkasına sıkıştırdı ve sağ ayak ucunu yerde sürüdü. Bakışları yerdeki ayağına takılırken, annesinin bu sabah doğum günü için hediye ettiği ayakkabının şimdiden altının açıldığını fark etti ve etrafı gözleriyle kolaçan ederken, sol ayağıyla sağ ayağının yırtık yerini kapattı. Bu biraz onu utandırmış olmalı ki, yüzü kızardı. Fakat koca bambi gözleriyle etrafı kolaçan ederken karşı ofisten çıkan ve saniyeler boyunca, güzelliğine takılıp kalan siyah saçlı deltayı fark etmemişti. Fark ettiğinde ise, gözleri kısılırken tatlı gamzeleri belirdi. Saygıyla eğilerek araladı pembe dudaklarını. "Merhaba. Ben Jeongguk." Siktir lan, diye fısıldadı iki kalın dudağı arasından Taehyung. Karşısındaki kendisine oranla epey kısa olan boya, şekilli kumral buklelere, bembeyaz tenine renk veren kızıl yanaklara, dişlerinin eziyet çektirdiği kızarmış parlak pembe dudaklara ve deltanın büyülenmiş misali kaybolduğu o koca parlak gözlere sahip olan oğlan öyle güzeldi ki, dalıp gitmemek olanaksızdı. Aradığı kişiyi sanki piyango vurmuş gibi büyük bir şansla yakalayan Jeongguk ise, onun kızıldan siyaha dönmüş saçlarına ilgiyle bakarken gamzelerini belirginleştirmek ister gibi gülümseyerek başladığı konuşmasına aynı şekilde karşılık verdi. "Beni hatırladınız mı?" Unutmuş olamazdı değil mi? Yani bu çok saçma olurdu. Daha bir gün bile geçmemişti karşılaşmalarının ardından! Fakat delta ona öylesine tuhaf bakıyordu ki, Jeongguk bu soruyu sormadan edememişti. Oğlanın dalıp gittiği güzelliğinden dikkatini alan, kendisine yöneltilen soru olmuştu. Taehyung bu soruyu en başta algılamakta sorun yaşadı fakat algıladığında da anlam vermiş sayılamazdı. Bu güzel oğlanla önceden tanışmadığına emindi. Zira böylesine ilâhi bir güzelliği unutması imkansızdı. "Anlamadım?" "Saçlarınızı değiştirmişsiniz." Minik elinin işaret parmağıyla adamın saçlarına doğru işaret ederken dudaklarını birbirine bastırdı çocuk. "Hoş duruyor." Taehyung her ne kadar onun gibi birisinden iltifat almanın getirdiği hoşnutluğu gideremese de, bu anlamsız konuşmaya da dayanacak gibi değildi. Meraklı birisiydi ve burada dönenler bir şeylerden bihaber olduğunu gösteriyordu. "Ne saçmadığını gerçekten anlamadım ve seni daha önce gördüğümü sanmıyorum. Ama... Her ne ise..." Çocuğun düşmeye başlayan ifadesine bakınca ister istemez konuyu değiştirme ihtiyacı hissetti Taehyung. "Adım Jeongguk demiştin, değil mi?" Şimdi ise yüzünde oldukça flörtöz bir gülümseme vardı. Ellerini kumaş pantolonunun ceplerine yerleştirdi ve omegaya doğru adımladı. Her bir adımında heyecandan ne yapacağını bilemez gibi elleriyle oynamaya başlayan ve koca gözlerini etrafta gezindiren Jeongguk bir adım geriledi. "Ah şey... evet." Yüzünü yere doğru eğdiğinde çenesine yerleşen esmer el yüzünü kendisine doğru yükselttiği anda fark etti aslında ikisinin ne kadar yakın durduğunu. Midesine çok yabancı bir karıncalanma hissiyatı gelmiş ve kalbi adeta maraton koşmuşçasına hızlanmaya başlamıştı. Adamın geriye doğru taranmış siyah saçları arasından bir tutam alnına doğru döküldü ve koca ceylan gözleri oraya yükseldi. Minik pembe dudakları ve pamuktan teninde dolanan keskin bakışlardan bihaberdi. Ki fark ettiğinde de bu bakışların altından kalkabilmek için şekilden şekile giriyordu. "Aslında dün size yazmıştım. Fakat karşılaşabileceğimizi hiç düşünmemiştim." Deltanın bir karşı havalanırken yüzünde alaylı bir sırıtma oldu. Omega ciddi anlamda heyecanlanıyordu ve bunun inanılmaz tatlı bir görüntü olduğu inkar edilemezdi. "O sendin demek..." Yüzünü yana eğdi. "O hâlde başvurular için geldin. Doğru mu anlıyorum?" Kafasını salladı küçük yüzlü olan. Boğazını temizlerken karşısındaki adamın doğrudan kendisini inceleyen bakışları onu öyle heyecanlandırmıştı ki, adeta eli ayağına dolanmış, kendisini rezil edecek bir şey yapmaktan korkmaya başlamıştı. İlk defa böyle gergin ve endişeli hissediyordu. Bu hisler ona fazlasıyla yabancıydı. Lakin kendi deyimiyle 'kendisini rezil edecek bir şeyler' yapmasını engelleyen, hemen bir kaç saniye içerisinde hızlı adımlarıyla yanında biten Jimin olmuştu. Elindeki bir kaç dosyayla nefes nefese, o anda karşılaşmayı beklemediği patronunun ve patronunun epey yakın durduğu omeganın dibinde bitti ve eğildi. "İyi günler Bay Kim. Nasılsınız?" Victor'la olduğu kadar Taehyung'la yakın değillerdi. Keza Taehyung çoğu çalışanla yakın değildi. Her ne kadar gecelerin oğlanı olsa da gündüz vakitleri pek de sosyal kelebek değildi. İş zırvaları dışında yaptığı tek şey, vitasını aramaktı. "İyiyim Jimin, teşekkürler." Jimin tekrardan eğildi ve yanındaki omeganın koluna girip ona da gülümseyerek fısıldadı. "Bir sorun yok değil mi?" Jeongguk da reddetmek ister gibi kafasını salladı. "Bir ihtiyacınız veya isteğiniz yoksa, izninizle Bay Kim." Taehyung karşısındaki ikiliye ufak bir bakış attıktan sonra, gözleri kendisine bakmaktan fazlasıyla çekinen Jeongguk'ta dolandı ve bıyık altından gülümserken iç çekti. Ardından ise yanlarından ayrıldı. Bir vedaya gerek yoktu. Keza bundan sonra fazlasıyla görüşecekleri belliydi. • • • ilâhi bakış açısı günümüz Victor'un malikânesinin alt katındaki salonunda oturan Taehyung, yukarı kattaki hasta odasında sevgilisi ve ikizini yalnız bıraktığı için oldukça endişeli duruyordu. Normalde olsa onlarca kez odayı basacak hatta neler konuştuklarını duymak adına kapı dinleyecek birisi olsa da, o an biraz önce sevgilisinin doktoru olan Seokjin'den öğrendikleri bu tepkisizliğinin yegâne sebebiydi. Jungkook, onun bebeğini taşıyordu. Bu düşünce aklında canlandıkça gülümsemesini tutamıyor, ellerini yüzüne siper edip sırıtıyordu. Koca karnı ve tombul yanaklarıyla aşerip duran, sürekli nazlanan bir adet Jungkook'u düşündükçe delirecek gibi oluyordu. Omegası resmen bebeklerini doğuracaktı ve Taehyung baba olacaktı. Bu... çok başka bir histi. "Tanrım... Delireceğim." Ama mutluluğunun tek sebebi bunlar değildi. Bu bebek ilişkilerinin kurtuluşu olacaktı. Son olanlardan sonra gerçekten de Jungkook'un sinirli olduğunun ve sinirinin bir süre geçmeyeceğinin farkındaydı ve her şey için temiz bir sayfa gerekliydi. Ve bebekleri, onlar için en temiz sayfa olacaktı. Ki Taehyung şimdiden onun gönlünü almak adına bir sürü şey düşünmüştü. Kesinlikle halledecekti. Victor'un omegasını elinden almasına da asla ama asla müsade etmeyecekti. "Acaba theta doğabilir mi ki?" Kendi kendine düşünürken yukarı kattan gelen adım sesleriyle koltuktaki bedenini doğrulttu ve kısık bakışlarını merdivenlere yükseltti. Merdivenlerin başında elleri ceplerinde yavaş yavaş alt kata inen kedi gözlü adam, tanıdık gelse de çıkarılacak cinsten değildi. Taehyung nedensizce bu adamı önceden gördüğüne emindi fakat alfanın yüzündeki kendinden emin sırıtış ve üzerinde gezinen imalı bakışlar bunu düşünmesini engellemişti. Keza delta her an kışkırtılmaya hazırdı. Yoongi, Taehyung'un deyimiyle kedi gözlü adam, yanaklarına dek değen uzun simsiyah saçlarını parmaklarıyla geriye attı ve kaşından sağ gözüne dek uzanan ince bıçak izini ortaya serdi. Dişleriyle eziyet ettiği ağzından kürdanı çıkarttı ve yüzünü yana eğmiş bir şekilde koltukta gergin bir ifadeyle kendisini inceleyen deltaya yaklaştı. "Kimleri görüyorum böyle...? Kim Taehyung?" Delta onun ses tonunu duyunca bir şeyler dank etmiş gibi kısık gözlerini büyüttü ve ayaklandı. Bir anda öylesine sinirlenmişti ki ayaklandığı gibi koca ellerini baskın alfanın yakalarına çıkartıp kıstırması bir olmuştu. "Seni piç!" Adeta dişler arasından kükrüyordu. Yoongi kendisini öldürmek ister gibi hırpalayan adama karşı yalnızca yakalarındaki ellerden kurtulmaya ve kendisini açıklamaya çalıştı fakat nafileydi. Taehyung zeki bir adamdı. Bunca zaman toplantılarda canlı olmasa da telefon üzerinden anlaşmalar yaptığı iş adamı, namıdeğer Redline CEO'su Ahn Sungjae'yi, bu zamanda burada bambaşka bir şekilde görüyor olması onun da bir köstebek olduğunun kanıtıydı. "Ne hakla benim arkamdan iş çevirmeye kalkarsın, Ahn Sungjae?! Söylesene! Kim alır şimdi seni elimden?!" Sözlerini bitirmesine yakın alfanın yüzüne geçirdiği sert yumruk, yukarı kata kadar seslerin yükselmesine ve ortamın daha da gerilmesine neden oldu. Tek istediği aklına uyup, her şeyin hesabını sormaktı. Fakat bilmediği şeyler vardı. Yere yığılmasıyla alfa üzerine çıkan ve acımadan yüzüne yumruklarını geçiren deltaya karşı kendisini koruyabildiği kadar korurken, ağzının kan dolduğunu hissetmiş ve bir kenara tükürüp gülmüştü. "Min Yoongi demek istedin sanırım..." Deltanın adeta sinirlerin elleri titriyor, resmen göz göre göre aptal yerine konulduğunu fark ettikçe daha da küplere biniyordu. "Orospu çocuğu." Bir de utanmadan hala sırıtmaya devam eden alfaya dur durak demeden yumruklarını savurmaya devam ederken, yukarı kattan seslere koşan Jimin endişeyle diplerinde bitmiş ve omega oluşunu umursamadan deltayı uzaklaştırmaya çalışmıştı. "Yoongi!" Alfanın dağılmış yüzüne bakıp dolan gözlerini umursamadan ikiliyi ayırmaya uğraşsa da, şu anda çok daha önemli bir sorununun olduğunun farkında değildi. Keza onu tanımakta pek de zorlanmayacağı belli olan patronu, sekreterini pek de iyi tanımıştı. "Jimin...?" Öyle büyük bir şok içindeydi ki yumrukları kendiliğinden durmuş, kulakları çınlamaya başlamıştı. Ufak bir sessizlik çökerken içten içe dibe battığını hisseden sarışın omega şu anda daha büyük bir sorun olduğunu düşündüğü kan tüküren Yoongi'yi kollarından tutup sürükledi ve yüzünü elleri arasına aldı. "Yoongi. Kendine gel lütfen." Yoongi bayılmak üzereydi, bilinci tam olarak yerinde olmasa da gözleri hala açıktı. Jimin bu işin altından tek başına kalkamayacağına, daha doğrusu sinirlenmiş ve sinirlenmekte de haklı olan bir deltayla bir başına uğraşamayacağına emin olduğundan aklına gelen ilk şeyi yaptı. "Victor! Victor çabuk gel!" O sırada yukarı kattaki hasta odasında biraz önce sonunda istediği dudaklara kavuşmanın hoşnutluğunu yaşayan Victor, kendisine ara sıra bakışlarını yükselten güzel omegasına bakıyor, gözleriyle yüzündeki benleri sayıyordu. Esmer ellerinin arasındaki öpmeye doyamadığı bembeyaz elleri sıkıca tutarken, zaten duyulan çığlık ve gürültülerle oraya dikkat kesilmiş, adının de seslenilmesiyle hızla ayaklanmıştı. Ellerinin bırakılmasıyla adeta boşluğa düşmüş gibi hisseden Jungkook ise aşağıdan gelen sesleri o anda fark edebilmişti. Çatık kaşlarıyla kapıya doğru ilerleyen kızıl deltaya seslendi ve yatak başlığına sırtını dayadı. "Victor... Ne oluyor?" Victor daha kapıya varmadan kendisine seslenen omegasına doğru hızla yaklaştı ve saçlarına ufak bir öpücük kondurdu. "Birazdan gelirim güzelliğim. Bekle beni, tamam mı?" Omega her ne kadar merak içinde kalsa da kafasını salladı. Bununla beraber hızlı adımlarla adeta koşarcasına odadan çıkan delta, merdivenlere ulaştı ve gözünün önündeki salonda yerde baygın yatan kan içindeki arkadaşına dikkat kesildi. Yoongi'yi tutan Jimin ve bir kaç metre ötede yere adeta çivilenmiş, şoka girmiş gibi duran ikizine ait gördüğü bu manzara ne olduğunu ortaya seriyordu. Sinirden yüzü kızaran kardeşine ilerledi ve adeta kükrer gibi bağırdı. "Sen ne yaptığını zannediyorsun?!" Göğsünden tutulup ittirilmesiyle kendisine gelmiş gibi aniden parlayan Taehyung ise aynı şekilde Victor'u ittirdi ve bağırdı. "Asıl sen ne yaptığını zannediyorsun lan?! Ne hakla beni aptal yerine koyup arkamdan iş çevirirsin!" Bu duyduklarıyla istemsizce yüzü kasılan kızıl delta çenesini kıtlatırken sırıttı. "Sana yapılınca hoşuna gitmiyor tabi." Fakat Taehyung onun aksine yüzü gerim gerim gerilmiş bir şekilde adeta kendisini yırtıyordu. "İmâ yapmayı kes! Ne diye geldin Victor?! Ne diye hayatıma girip de her şeyi alt üst etmeye çalışıyorsun?! Ne diye omegamı elimden almaya çalışıyorsun-" "O senin omegan değil!" "Jungkook benim mühürlü omegam lan! Ne saçmalıyorsun?" "Sorun mühürse, bende de var! Ama sen gerçekten de bencil piçin tekisin. Onu ilk ben gördüm. Ben aşık oldum. Sen 'vitam da vitam' diye büyücülerin kıçında gezinirken ben onun hayatı için uğraşıyordum! Ve tam her şey düzeldi derken sen gelip her şeyin içine sıçtın ve beni sürgün ettirdin! Amacın neydi?!" Dişleri arasından adeta tükürür gibi konuşurken, parmak boğumlarını kardeşinin göğsüne vurdu ve üzerine yürüdü. "Ha... ben söyleyeyim. Olmayan vitanı ortadan kaldırmam değil mi?" "Saçmalamayı kes artık!" "Vita delisiydin. Hep Vita delisi oldun. Hayatın boyunca hep onu aradın durdun. Ne oldu, bulabildin mi bari?" "Victor!" "O yoktu çünkü! Sana omegamızı bulduğumu söylediğimde bile reddettin! Çünkü sen hep bir Vita'dan Theta bir bebek istedin! Ya şimdi ne oldu? Ne fark etti Taehyung?" "Olacak!" "Ne sikim saçmalıyorsun sen?" Victor'un aslında bu soruyu sormasının asıl nedeni, bir omegadan theta bir bebeğin doğacağını düşünmemesiydi. Fakat alacağı cevap çok daha farklı olmuştu. "Olacak diyorum! Jungkook hamile!" Taehyung kardeşinin dibine girmek ister gibi bir adım daha attı ve keskin bakışlarını ondan sabitleyerek nefeslerini onun duyduklarıyla kireçe dönen yüzüne vurdu. Aralarındaki rekabet ve gerilim uzaktan bile hissedilebilirdi. "Ve benim thetamı doğuracak." İkili öylesine gerilmiş ve birbirlerinden başka hiç bir şeyi göremez olmuşları ki, kollarındaki dikişlerini tutan sargılarla merdivenlerin başında bağrışmalarını dinleyen Jungkook'u fark eden olmadı. • • • bölüm sonu. ortalık iyice kızıştı. olaylar yavaştan patlak vermeye başlıyor farkındaysanız. bölüm çok uzun zaman sona geldi farkındayım. bunu zaten öncesinde de söylemiştim zaten, etkileşim yoksa bölüm de yok diye. doğrusu hala istenilen etkileşim yok ama yine de aylardır bekleyen okuyucuları daha fazla bekletmek istemedim. çoğunuzun her zamanki gibi yorumsuz geçtiğinin de farkındayım ama diyebileceğim en ufak bir şey yok. çünkü bu zamana kadar o kadar çok şey dedim ki, artık cidden sıkıldım. bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle. hoşçakalın.

Bölüm sonu

2 yorum

  • İkinizde boşuna konusmayin jungkok brnden hamile. Şimdi dağılın

    1Yanıt
  • Aggghh yine en heyecanlı yerinde bitti yaa.. Devamı resmen tamamen belirsiz, hiç kimse tahmin edemez. Yeni bölümü iple çekiyorum 💗🌙

    1Yanıt