"Yıldızları sayıyorum,
gözlerine bakarak."
•
✯
Win Untouchable
(Dokunulmazı Kazanmak)
✯
•
Bölüm 18
lost star || kayıp yıldız
•
•
-Geçmiş zaman-
ilâhi bakış açısı
7:06 (6:66) *
"Lan V! Kaldırsana kıçını!"
"Demesi kolay!" Victor yaklaşık 2 dakikalık çabasına kısa bir mola vermiş ve ikizine dönüp bağırmıştı.
Açıkçası bu iki kardeşin güneşin hâlâ gözükmediği bu kış aylarında, yıllar önce yaptıkları çocukluklarının incisi olan bu ağaç evlerinde olmalarının nedenini, kimse bilmiyordu. Sadece karar vermişlerdi ve gelmişlerdi.
"Sıkıştım-" Şimdi ise iki cüsseli delta olarak küçük bir ağaç eve sığamıyorlardı. Tabii tuhaf olmasa gerek.
"Sanki ben rahatım amınakoyayım."
"Bak Victor, elimin tersindesin."
Dakikalar sonunda artık pek rahat olmasa da yerleştiklerinde oldukça tuhaf duruyorlardı. Her şeyden önce ikisi de yüzlerini yavaş yavaş soluklaşsalar da güzel duran yıldızlara yükselmiş; Taehyung bir kolunu kafasının altına yerleştirirken, Victor iki kolunu da yerleştirmişti. Kalçaları birbirine değiyor, zaten sıkışmışken daha da rahatsız olmalarını sağlıyordu. Her ne kadar Taehyung arada bir kalçasıyla ikizini ittirip söylense de sonradan ortam sakinlemiş, odakları yalnızca parlak yıldızlara kaymıştı.
"Acıktım." diye bozdu sessizliği kırmızı saçlı olan.
"Tam sana göre bir şeyim var-"
"Ağzındakini çıkar da konuş."
Taehyung duyduğu ahlaksız imâ ile sinirle yüzünğ çevirmiş kaşlarını çatmışrı. "Ağzım boş, pezevenk."
"Üzülme. Doldurmak istiyorsan, tam sana göre bir şeyim var."
"Laflarımı çalma. Özenti piç."
"Diyene bak."
İkisi de ufak atışmalarından sonra tekrar manzarayı izlemeye devam ederken, Taehyung bozdu. Bunun en büyük sebebi hiç kuşkusuz, Victor'un gördüğü manzarayı görememesiydi. Gözleri eskiden beridir bozuk olduğundan, yıldızları pek de seçebiliyor sayılmazdı ve normal olarak bu manzara izleme işi ona sıkıcı gelmişti. "Pişt. Bak bi."
"Ne var?" Victor pek soğuk bir sesle konuşuyordu. Taehyung bunun sadece her zamanki itliklerinden olduğunu düşündüğü için takmasa da, Victor'un aslında aklı bambaşka yerlerdeydi.
Çok başka yerlerde.
"Bak diyorum."
Victor oflayarak yüzünü döndürdü Taehyung'a. "Söyle Taehyung."
Kurtları da tıpkı ruhları gibi birdi. Birbirlerinin gözlerine baktıklarında bir çok şeyi anlayabiliyorlardı. Tam olarak bilmeseler de, bir sorun olduğunu anlamak çocuk oyuncağıydı. Ve Victor, Taehyung'un gözlerinde; düşünceli bir hâl görmüştü.
"Efendim?" diye düzeltti.
Taehyung her ne kadar söylemek için istekli gibi hissetse de, bunun için tam olarak hazır olmadığını hissetmişti. Biraz tuhaftı açıkçası. Evet, Victor.
Kırmızılı delta son zamanlarda oldukça tuhaf davranıyordu.
Uyku düzenine dikkat eden bir inek olmasına rağmen son günlerde uyku sorunları yaşıyordu. Çoğu zaman gecelerini balkonda ya da çalışma odasında geçiriyordu. Kahveden nefret etmesine rağmen kahve içmeye başlamıştı mesela. Ve Taehyung bunun kardeşinin düşünceli olduğu zamanlarda yaptığı bir alışkanlık olduğunu henüz bilmiyordu bile.
Bu kadar dağınık hâldeydi. Fakat her şeyden önce, dalgındı. Bazenleri bir noktaya bakıp takılıyor, seslenilse bile duymuyordu. Ve Taehyung'un bu duruma karşı kritik şüpheler oluşturmasının temel sebebi, Victor'un mesai saati sona erdiği an anında şirketten ayrılması ve haber bile vermeden ortadan yok olmasıydı.
Aklındakinin ne olduğunu bilmiyordu. Hatta -öylesine cahildi ki bu soruya karşın- aklındakinin 'ne' değil de, 'kim' olduğunu bile sormayı düşünmemişti.
Peki, sahiden de...
Victor'un aklındaki...neydi?
"Vitayı buldum sanırım V."
Belki de vitanın aksine, minik bir omegaydı...
•
•
•
Şimdiki zaman.
ilâhi bakış açısı.
Bir oda ve odanın içerisinde bambaşka işler ile uğraşan insanlar vardı.
Zemin biraz önce yaşanmış kaostan sonra bir kan gölüne dönmüş, kaosun yaratıcısı rahat yatağında baygın vaziyette yatarken; kırmızı saçlı adam onu izliyor, bir kaç temizlik görevlisi ise yerleri temizliyordu.
Ortam sessizdi.
Sessiz olmalıydı.
Keza biraz önce, bu köşkte; bir intihar girişimi yaşanmıştı.
Deltanın kendisine sakladığı omegası, bu köşkte bulunduğu -kendi tabiriyle 'tutsak edildiği'- 26 gün 17 saat sonunda, kendi içsel çatışmasına ve kurdunun kışkırtmalarına dayanamamıştı. Eğer ki Victor zamanında yetişemeseydi, kollarından akan kanlar onu pek kötü bir vaziyete getirecekti.
Ki görünen o ki, Jeongguk bu intihar girişimi süresince acemiliği sayesinde kurtulmuştu.
Yanlızca kollarını boydan boya sarmalayan dikiş izlerini taşıyacaktı. Gözlerini bile kırpmadan 7 günahtan birisini işleyecek ve bu günahı işlerken arkasına bile bakmayacaktı.
Keza ki olur da bakarsa, ilk göreceği şey: 45 dakikadır bu baygın vaziyette uzanırken, durmadan ağlayan kırmızı deltası olurdu.
Adam, kendisinden geçmişçesine ağlamış ve delta gururunu bir saniye bile düşünmemişti. Omegasının elini tutuyor, inanmadığı tanrısı'na sağlığı için dualar ediyordu.
Kan kaybından dolayı kireç gibi bembeyaz olmuş pamuk eline burnunu sürtüyor, sessiz hıçkırıkları arasından onlarca minik öpücük konduruyordu. İçinden onlarca dua ve dilek geçse de, dışından söyleyecek mecali bile yok gibiydi. Ölecek gibiydi.
Ölmek için, omegasını bekliyordu.
20 dakika kadar önce çıkan ve sonuçları inceleyen deltanın kişisel doktoru, sonunda tekrar teşrif etmiş ve elindeki raporları bir kenara bırakmıştı. Otuzlu yaşlarının başında, başarılı bir cerrahtı. Victor'un güvendiği nadir kişilerden birisiydi. Ki bu da, Jeongguk'un evde tedavi edilmesinin asıl nedeniydi.
"Victor..."
Dalgın ve bitik durumda olan Victor, doktorun geldiğini fark etmediğinden kendi ismini duyduğunda istemsizce irkildi. İki koca eliyle Jeongguk'un elini tutarken bakışları kapının önündeki adama doğru yükselmişti.
Sonunda geldiğinde anında ayaklanmış, ona doğru yürümüştü. Konuşmak için dudaklarını aralayacağı sırada doktorun geniş omzularının ardından beliren sarı saçlı Jimin, kırmızı saçlı deltanın bir anlığına duraksamasına neden oldu.
Bu duraksama ise adamın konuşmasını sağladı. "Sonuçlar çıktı."
Hiç bir şeyden korkusu olmayan bir delta, ilk defa korku dolu bir soru yöneltiyordu karşısındakine. "Durumu ne?" Zira cevabı kendisine bu dünya hayatında ölümü tattırabilecek kadar korkunç olabilirdi.
Derin bir iç çekti adam. Yüzü çökmüş ve yorgun duruyordu. Aynı zamanda yakın dostunu bu hâlde görmek de kendisini etkilemekteydi. "Çok kan kaybetmiş. Nakillerden gelen kan yeterli değildi." Zaten bu, Victor'un dakikalardır ağlıyor oluşunun asıl nedeniydi. "Ama neyseki uygun bir nakil bulabildik."
Son cümlesinde eliyle arkasındaki sarışın çocuğu işaret etmesi -her ne kadar beklenilmese de- gizemli nakilin onun olduğunu belirtmişti. Victor içten içe sonunda kendisini yiyip bitiren problemin çözüldüğünü öğrenince rahatlamış bir şekilde nefes vermiş ve son günlerde aralarının biraz daha açık olduğu arkadaşına kucak dolusu bir sarılma vermişti.
"Çok teşekkür ederim Jimin... Ne istersen işte benden. Ço-çok teşekkür ederim." Sesi titrek fakat ağladığı için de son derece boğuk çıkıyordu.
Kendisine göre oldukça cılız ve küçük olan omega bu sarılmayla yüzünün kızarmasını engelleyemezken, daha fazla utanmamak adına aklına gelen ilk şeyi söylemiş ve adamın çekilmesini sağlamıştı. "Dikkat et V." dedi kan alındığı için sarılmış kolunu kastederek.
"Ah- Üzgünüm."
Delta arkadaşından ayrılıp tekrar doktora dönerken biraz daha rahatlamış gözüküyordu. "Hastanın hayati tehlikesi yok. Fakat bir süre boyunca tedavi görmeye devam edecek."
Victor, duyduğu her bir kelimeyi aklına ilgiyle not ederken; aklının bir ucunda duran soruyu yöneltti. Altları mosmor olmuş şişik gözlerine rağmen olduğundan çok daha meraklı duruyordu. "Seokjin hyung, tahminen ne zaman uyanır?"
Adam tekrardan iç çekti ve elini -bir abi edasıyla- Victor'un omzuna yerleştirdi. Bir kaç kere patlatladıktan hemen sonra oluşturdu.
"O ne zaman isterse..."
•
•
•
bölüm sonu.
farkındayım bölüm fazla geç geldi ve fazla kısa oldu. bunun temel sebebi, asıl olayların bir kaç bölüm sonrasında gerçekleşecek olması ve benim bu bölümle geçiş zemini hazırlamam.
spoiler gibi değil, yalnızca ufak hatırlatmalar yapmak istiyorum.
*taehyung'un şimdiki zamanda nerede olacağını işleyeceğiz.
*jungkook'un 3 hafta içerisinde kurduyla yalnız kalarak, kurdunun gizlediği şeyleri öğrenmeye başladığını ve 'yeterli değil' in ne olduğunu öğrendikçe iç dünyasına ne gibi sorunlarla bana çıktığını işleyeceğiz.
*victor'un ve taehyung'un geçmiş zamandaki konuşmalarını ve sahnelerini -yalnızca 3-4 bölüm kadar işleyeceğiz.
*jungkook'un büyük bir sır sakladığını ve bunun hiç birinizin bile aklından geçmeyeceğini düşündüğüm kadar beklenmedik bir sır olduğunu öğreneceğiz.
Anlayacağınız bizi güzel ve heyecanlı bölümler bekliyor. Artık yorum ve oy hakkında en ufak bir uyarı bile yapmıyorum. Çünkü uyarılarımın nafile olduğu göz önünde.
Emeklerimi hiçe sayıp etkileşim vermeden okumaya devam edin lütfen.
okuduğunuz için teşekkürler.
yeni yayınladığım öğretmen-öğrenci temalı 3 bölümlük smutshot'ım (tae)cher's pet'e de bir bakabilirsiniz. ukekook ve eminim seveceğiniz türden.
kendinize iyi bakın.
hoşçakalıntrong>
6:66 (666) numaralojide şeytani ve spiritual bir enerjiye denk gelmektedir. İyi şansa yorulmaz ve (11:11'in aksine) kötü başlangıçlar anlamına da gelir.
(açıklama düzenlemiştir.)

