_____
"İnsanoğlunun iblisleri çoktur fakat çıkış noktaları çok daha farklıdır."
Anton Szandor LaVey
-The Satanic Bible
(Şeytan-ı Kitabı Mukaddes)
______
Anton LaVey, 1966 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşamış bir yazardır. Yazdığı eserler ile beraber Satanizm inancını ortaya çıkartmış, Satanizm Felsefesini kurmuştur.
•
•
ilâhi bakış açısı.
•flashback•
"Taehyung...?"
Kırmızı saçlı delta kafasını yavaşça sallayıp, sessizce cıkladı. Gözlerinden yeni kıvılcımlar çıkıyordu.
"Victor." diye düzeltti. "Kim Victor."
Jeongguk sanki bunu duymanın kendisine hatırlattığı o bardağı gece ile dejavu yaşamış gibi, dudaklarının bu sözlerin devamını getirmesini engelleyememiş; anlamsızca fısıldamıştı.
"Kırmızı deltam..."
•
Belirsiz bir zaman.
Belirsiz bir mekan.
ilâhi bakış açısı.
Bazı pişmanlıklar can yakar.
O pişmanlığın öyle bir esiri olursun ki, işin içinden çıkamazsın. Geçmişin ansızın zihninde canlanır, seni içten içe öldürür. Aklına yaptıkların her geldiğinde kendinden tiksinir hâle gelirsin.
Kimseye anlatamazsın, kendine bile.
Unutmaya çalışırsın, fakat sen onu yok etmeye çalıştıkça; o içinde bir alev tufanı olur. Bir şavk gibi parlak, seni en ücra köşelerinden yakmaya başlar.
Pişmanlığı helallik isteyemeyecek kadar korkak olan bir kulun, en büyük perişanlığı olur.
"Beni ölüme terk ederken; ne demiştin hatırlıyor musun, ikizim?"
Hatırlıyorum.
Hatırlıyordu Taehyung. Her şeyi hatırlıyordu ve pişmandı. Fakat düşününce... Sonucunda güzel omegası varsa, her şeyi yine yapardı. Pişmandı ama tek pişmanlığı kendisineydi.
Kızıl saçlı adam ise karşısında iki büklüm olmuş, yorgun gözlerle bakan kardeşinin gözlerinde o pişmanlığı görebiliyordu. Ama bilinen bir şey vardı ki; iki deltanın bedenleri ayrı olsa da ruhları birdi.
O pişmanlık yabancıydı. Yaptıklarına değil, yapamadıklarına üzülüyordu sanki.
"Yeminim olsun ki, kullarından bir pay edineceğim."
Aynen böyle demişti Taehyung, Victor'a. Asıl hain kaleyi içten fethedendi. İki kardeşin birbirine olan nefretine çakmağı atandı.
Belki de Samael'i yanlış tanıyorduk, kim bilir...
Victor kıkırdadı. "Ee?" Sandalyede iki büklüm olan kardeşinin sırtına sürttü koca avcunu. O tozlanmış yakalarını silkeledi. "Edinebildin mi bari?"
Edinebilmiş miydi...?
Aslında daha önemli bir soru yok muydu sorulacak?
"Sen bir Tanrı değilsin."
"Aynen öyle Taehyung... Ben bir Tanrı değilim."
İkisi de bu konuda hemfikirdi. Keza bilinen bir gerçek vardı ki, Victor deltaların güzel omegasını yaratabilecek kadar güçlü değildi. Bu denli bir şaheseri değil yaratmak, onunla aynı havayı solumak bile mucize gibi geliyordu kırmızı saçlı deltaya.
Omegası için her şeyi yapabilirdi. Hem de her şeyi.
Bunun bilincinde olan bir kişi daha vardı. Taehyung o an nedensizce kendisi adına değil, Jungkook adına korkuyordu. Victor'un gözünü hırs bürümüştü. Yıllardır içinde biriktirdiği intikam duygusuyla hareket ediyordu. Jungkook'a en az Taehyung kadar aşık olsa da; hırsı ona yapmak bile istemeyeceği şeyler yaptırabilirdi.
Onu kendisine saklardı.
"Victor..."
Yaşlı gözlerinden irili ufaklı damlalar süzüldü aniden. Ne de korkak bir adamdı. Sevgilisini koruyamayacak kadar korkak, ölüm kalım savaşı yaptığı kardeşinin önünde bu denli ağlayacak kadar zayıftı sanki. Fiziksel olarak olmasa da, mental olarak çökmüş durumdaydı.
"Pişmanım diyorum... Anlasana-"
"Pişmanlığını duymak istemiyorum Taehyung." Kardeşini baştan aşağı süzdü. "Bana anlatma."
Taehyung'un aralık ağzından kesik bir nefes kaçtı. 'Bana anlatma' mı demişti o?
Kırmızı saçlı olanın donuk ve mimiksiz yüzünde tuhaf bir ifade hakimiyet aldı. Dudağının bir kenarı usulca havalandı ve gözleri kırmızıya boyandı.
"Anlatacağın kişi ben değilim."
•
•
⚝
Win Untouchable
(Dokunulmazı Kazanmak)
⚝
Bölüm 16
éveil || uyanış
•
•
3 yıl önce
ilâhi bakış açısı.
Taehyung ve Victor babalarının şirket için acil durum toplantısı düzenlediğini duyunca bir hışımla şirkete gitmiş, toplantı nedenini öğrenince sıkıntıya girmişlerdi. Babaları, artık aralarında olmayan annelerinin çocuklarına ayırdığı tüm hisselerini satmak için sözleşme imzalamak istemiş, kabul etmediklerinde tüm şirketi sarsan bir bağrışmaya girişmişlerdi.
Toplantı bitmeden Victor kendisini dışarıya atmış, havanın karardığını görünce güzel manzaraya karşı; bir sigara yakmıştı. Kafası ne zaman karışık olsa, gece manzarasında dinlenirdi. Şu saatler pek de gece sayılmazdı yine de iyiydi. Victor için bir kurtuluş yoluydu.
Tabii toplantıya gelmeden önce uğradığı o minimal pastahanedeki güzel omega, aklının karışık olmasının temel nedeniydi. İçinde sinir bozucu bir his oluşmuştu. Kendi kendine kızıyordu. Neden numarasını almamıştı ki?
Doğrusu üzerinde numarasının da yazdığı bir kartvizitini vermişti değil mi? Ah... Peki bu neden içini rahatlatmıyordu?
"Ya aramazsa...?"
Kendi kendine sorarken aniden arkasından gelen kişiyi fark etmemişti bile.
"Kim?" diye sordu bir anda yanında biten ve parmakları arasındaki sigarasını hızla alan Taehyung. Sigarayı dudakları arasına yerleştirirken, bunun bitkisel olduğunu fark etti. Zevkleri pek uyuşmazdı, ki bu berbat tat da bunun kanıtlarından birisiydi.
Victor bırakm dışından konuştuğunu fark etmeyi, kardeşinin arkasından geldiğini bile fark etmemişti. İrkilip saniyeliğine donarken, tanıdık simayla gülümsedi ve cevaplayıp uzun uzun anlatmaktansa; geçiştirmeyi tercih etti.
"Bay Kim yeni şubelerin konumlarını bile hazırlamış. Kafa buluyor sanki."
"Kafa sikiyor."
İkisi de bu lafa gülerken Taehyung aklına gelen fikir ile kardeşine omuz attı. "Bu gece ne olacağını biliyorsun değil mi?"
Kafa salladı kırmızı saçlı olan. "Tabiki..."
Taehyung ise sanki bir şeyler demeye çalışıyormuş gibi kafasını yana yatırdı ve göz kırptı. "Mavi Ay en güzel nerede izlenir?"
"Han Nehri'nde."
Belki de bu birebir terapiydi. Üzgün ve aklı karışık olan bir Victor ancak biraz soju biraz 'eğlenceli geceler' ile iyileşebilirdi Taehyung'a göre. Çünkü Victor'un da en az Taehyung kadar çapkın olduğu göz önündeydi. Her ne kadar bir deltanın yapması gerektiği gibi devlet ve askeri yönetime katkısı Taehyung'tan fazla olsa da, gece hayatına da önem verirdi.
İkisi bir aradaysa, her şey daha güzeldi. Keza hiç kuşkusuz bilinen bir gerçek vardı.
Onların arasına hiç bir güç engel koyamazdı.
Taehyung kendi arabasına, Victor kendi arabasına geçmişti. Bunun üzerine konuşmamış veya anlaşmamış olsalar da, biraz sonra tozu dumana takıp Han Nehri'ne dek yarışacakları kesindi.
Mavi Ay'da saat gece yarısını bulduğu zaman tüm kurtlar yuvalarına çekilir, bir kısmı dönüşerek güçlenirdi. İnsanlar olmayacağı ve yollar boş olacağı için şanslı sayılırlardı.
Şöför koltuğundaki iki delta da birbirlerine bakarken Victor'un dudakları havalanmış, Taehyung kafasını sallamıştı. Tam da o sırada yolun tozunu kaldıracak şekilde büyük bir hızla yarışmaya başladılar.
.
.
"Siktir ordan." Victor'un azalan sojusuna kendisininkinden ekleme yaptı Taehyung. "O buruşuk siklinin dediğine uymayacaksın umarım V."
Victor sesli bir iç çekmişti.
Gerçekten aklı çok karışıktı. Morali bozuktu. Ve bunu başlıca sebeplerinden birisi annelerinin ölüm tarihine çok az bir zaman geçmesiydi. Aynı zamanda hem şirketin ve askeriyenin sorunları hem de babasının saçma sapan baskıları bir yandan zorluyordu kendisini. Ne yapacağını bilemiyordu.
Tabii bu kafa karışıklığının bir diğer sebebi, aklının bir köşesinde duran ve silinmek bilmeyen tavşana benzeyen çocuktu. Adam sanki ne zaman gözlerini kapatsa, o yıldızları andıran parlak gözler gözünün önüne geliyor; çocuğun tavşan dişleriyle o ince dudaklarını nasıl dişlediğini hatırlıyordu.
Melek gibiydi.
"Lan? Cevap versene."
"Hm?"
"Sen beni dinlemiyor musun?"
Dalgındı.
Bu tuhaf his de neydi böyle?
Kalp krizi falan mı geçiriyordu?
Tanrım... Kalbi bozulmuş olabilir miydi?
Elini -o boncuk gözlü çocuğu düşünürken- nedensizce sanki maraton koşar gibi hızlı atan kalbine götürdü ve kaşlarını çattı. "Neden bu kadar hızlı?"
"Yarışta yenilmek zoruna gitmiştir..." diye kıkırdadı siyah saçlı olan. Victor bunu duymasıyla anında çıkışmıştı tabii.
Bunu nasıl diyebilirdi? Sonuçta göz göre göre hile yapmıştı.
"Kes lan puşt! Hile yaptın!"
"İnanmasaydın o zaman piç!"
Taehyung sadece yarın saat önce yarıştayken kaybedeceğini anlamış, Victor'a "Victor! Yardım et! Fren basmıyor!" diye bağırmıştı. Tabii Victor anladığı gibi bir kaç saniye içerisinde frene resmen köklenerek durmak için yavaşlarken Taehyung camdan sarkıp ona orta parmak çekmiş ve "Enayiiii!" diyerek öne geçmişti. Sadece geçen hafta bardayken konuştuğu kızın önünde sevgili kardeşinin "Hahaha! Herkes Taehyung'a baksın! Dükkanı açık kalmış!" demesinin üzerine resmen yerin dibine girmişti. Aklına geldikçe sinirleri bozuluyordu. O gün herkes ona bakmış, sarhoş Victor'un kahkahasını duyunca da kahkahalar atmaya başlamışlardı. Hatta konuştuğu kız geçen karşılaştıklarında "Hey Taehyung. Dükkan 7/24 açık herhalde." deyip yine güneylerini göstermiş ve Taehyung tekrar açık unutmuş olduğunu görmüştü.
Yani Victor'un daha çekeceği vardı.
Victor ikisinin de kıçını yasladıkları Taehyung'un arabasından doğruldu ve elindeki kağıta sarılmış sojuyu kardeşine yükseltti. "Geçiririm şunu kafana! Ne piç diyorsun lan piç?!"
Tarhyung da aynı şekilde doğruldu. "Asıl sen ne puşt diyorsun puşt?!"
"Adam akıllı konuş benimle lan. Büyüğünüm ben senin!"
"1 dakika var amınakoyayım!"
"Taehyung varya seni bir sikerim-"
"Susun ulan serseriler!" Nehrin bir kenarındaki bankların birinde sızmış, sarhoş bir adam onlara aniden bağırdığında ikisi de susmuş; kendilerini toparlamışlardı. Ellerindeki sokularak beraber tekrar kıçlarını Taehyung'un Porsche 911 model arabasına yasladıklarında Taehyung; Victor'un biraz sert yaslandığını görünce sessizce, bakışları ona önündeyken sessizliği bozmuştu.
"İnsan gibi yaslan, insan gibi."
Victor da aynı şekilde önüne bakarken kollarını birbirine bağlamış, nispet yapar gibi doğrulup daha da sert şekilde yaslanmıştı.
"Bak. Senin canın dayak çekiyor."
Victor ona sinirle döndüğünde ikisi de sinirli sinirli birbirlerine bakmış, sonra da tekrar önlerine dönmüşlerdi. Taehyung sojusundan yeni bir yudum alırken; Victor yavaş yavaş belli olmaya başlayan mavi ayı izliyor, en belirgin hâlini görmeyi iple çekiyordu. Belli etmese de, günlerdir bu günü bekliyordu. Ay'ın manzarasını izlemek onun bir ilgisiydi.
Kısık kedi gözleri yavaş yavaş belirginleşen mavi ayı incelerken aralarında oluşan sessizliği bozdu kırmızı saçlı olan.
"O buruşuk siklinin dediğine uymayacağım, merak etme."
Yani babasının Victor'un; hisseleri düşüşte olan İsviçre'deki şirketin başına geçmesi gerektiğini söylese de... Victor gitmeyecekti.
Çünkü kendisini buraya bağlayan bir şeyler vardı.
Taehyung her ne kadar bu cevaba sevinmiş ve rahatlamış olsa da şu an sinirli gözükmesi gerektiği için tepkisiz kalmıştı. "Bi zahmet."
Victor onun bu tepkisine istemsizce kıkırdadı. Taehyung'un bakışları bir anlığına kardeşine dönmüştü. Kırmızı saçlı delta elindeki sojusunu yudumlamış, gözlerini yummuşken sık sık iç çekiyordu.
Taehyung kardeşinin bir sorunu olduğunun farkındaydı. Zorlamak istemiyordu. Çünkü biliyordu ki, Victor iç dünyasını kimseye açmazdı. Çok zorda kalmadığı, artık çıkmaza girip içi içini yemeden kimseden nasihat almayı sevmezdi. Hele ki, kendisinden çok daha vahim durumdaki kardeşinden...
Bu kesinlikle bir mucize olurdu!
Fakat Taehyung şansını denemekten çekinmedi. Hiç olmazından, ne olup bittiğini sormuş olacaktı. "V..."
Victor yorgun ve dalgın bir ifadeye bürümüş yüzünü kardeşine döndürdü. Bakışları kesiştiğinde, Taehyung'un buruk bir gülümsemeyle bakan irislerini fark edebiliyordu.
"Sorun ne?" diye devam etti siyah saçlı delta.
Bilmiyordu.
Gerçekten de sorunun ne olduğunu bilmiyordu. Tuhaf hissediyordu. İçinde tuhaf bir his vardı. İlk defa böylesine garip hissediyordu ve bu sorunun başlıca sebebinin o tavşan yüzlü çocuk olduğundan neredeyse emindi.
O çocuk aklına geldiği an, kalbinde çok garip bir sızı yaşanıyordu. Kasıklarında ve karnında inanılmaz bir karıncalanma oluyordu. O tatlı gülüşü ve belirgin gamzeleri hatırladıkça, deltanın yüzünde minik bir tebessüm oluşuyordu. İnanılmaz bir histi. Ve bu his kırmızı deltayı şimdiden yorulmaya başlamıştı.
"Taehyung..."
Öylesine yorgun hissediyordu ki, bir mucizeyi gerçekleştirdi.
"Ben bugün bir melek gördüm."
•
•
•
bölüm sonu.
yeni bölüm biraz geç geldi farkındayım. fakat zaten bir önceki bölüm ybnin geç geleceğini söylemiştim.
bugün Victor ve Taehyung'un ilişkisini gördük. ileriki bölümlerde sık sık karşılaşacağımız, bu tür benzer sahneler var. zaman gitgelleri yaşanıyor, aklınız karışabilir. aklınızda herhangi bir soru işareti varsa, sormaktan çekinmeyin.
sizce victor ve taehyung'un ilişkisi nasıl?
yorumlarda düşüncelerinizi belirtmeyi ihmal etmeyin. seviliyorsunuzzz
adios💖
