Kamilin anlatımıyla
Kutayın adamları Hayri ve beni böyle bizim kazan dairesinden belki bir iki tık daha büyük ve loş ışığı olan bir odaya getirmişti. Adamlar ellerimizi ve ayaklarımızı bağlayıp gitmişlerdi. Tabii Kutay efendi giderken bize kötü kötü gülmeyi de ihmal etmemişti.
İşte şimdi Hayri ile birbirimize bakarak buradan nasıl kurtulabiliriz onu düşünüyoruz ve tabii tahmin edebileceğiniz üzere Hayrinin absürt fikirleri var:
Hayri:İpleri kemirsek?
Kamil:Hayri köpek miyiz biz kemirelim ipleri?
Hayri:Peki telepati yapsak Mert ile öyle iletişim kursak kurtarsa bizi buradan?
Kamil:Hayri biraz daha konuşmaya devam edersen bu sefer ağzımızı da bantlayacaklar o yüzden sus!
Hayri:Sen planını söyle o zaman Kamilcim?!
Etrafıma bakındım belki işimize yarayan birşey çıkar diye ama nafile. En sonunda gözüme keskin kenarları olan ve makaraya benzeyen birşey çarptı. Evet bulmuştum!
Kamil:HAYRİ BULDUM!
Hayri:Neyi buldun Kamil?
Kamil:İPLERDEN NASIL KURTULUCAZ ONU BULDUM!
Heyecanla o makaraya uzandım oturur bir pozisyonda olduğumdan biraz zor oldu ama başardım. Daha sonra yavaş yavaş ellerimi ileri geri hareket ettirmeye başladım vee evet işte oluyordu! İpler çözülüyordu!
Kamil:EHEHEHHE OLUYOR HAYRİ OLUYOR!
Hayri:Hay aklınla bin yaşa Kamil!
Ve en sonunda ipler çözüldü benden sonrada aynı işlemi Hayri yaptı bende bu sırada ayaklarımda ki ipleri çözüyordum. Sonunda ayaklarımı da çözmüştüm ayağa kaldım iyice gerindim her tarafım uyuşmuştu. Daha sonra Hayriye baktım o da iplerden kurtulup ayaklarını çözüyordu. En sonunda o da iplerden kurtulmuştu birbirimize bakıp gülümsedik.
Ama bir sorunumuz daha vardı iplerden kurtulmuştuk ama buradan nasıl çıkıcaktık?
Daha sonra bir sorunumuz daha olduğunu hatırladım. Bu adamlar şuan Mertin peşindeydi. Ya onu yakaladılarsa? Bu düşünceyle Hayriye döndüm:
Kamil:Hayricim?
Hayri:Efendim Kamilcim?
Kamil:Bizim bir sorunumuz daha var.
Hayri:Buradan nasıl kurtulacağımız dışında ben başka bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
Kamil:Hayri bunlar şimdi de Mertin peşinde ya yakaladılarsa?
Hayri:EYVAH MERTİ UNUTTUK BİZ!
Kamil:Hemde ne eyvah...
Mertin Anlatımıyla
Artık koridorun sonlarına yaklaşmıştım bir yandan sessiz bir şekilde Akına sesleniyor bir yandan da camlardan odaları kontrol ediyordum. Şuana kadar bakmadığım sadece 4-5 oda falan kalmıştı.
Sonlara doğru yaklaştıkça nedensiz bir şekilde kalp atışlarım da hızlanmaya başlamıştı. Ya başıma birşey gelecekti ve bunu önceden hissetmeye başlamıştım ya da kardeşim şuan bu odalardan birindeydi ve ona yaklaşmaya başlamıştım bu yüzden de heyecanlanıyordum. Umarım ikinci seçenektir ve umarım Akına birşey yapmamışlardır yoksa benden çekecekleri vardı.
Ben bunları düşünürken iki odayı daha elden çıkarmıştım. Geriye üç oda kalmıştı ama şöyle birşey de vardı Akının şuana kadar illaki sesimi duyup buna bir tepki vermesi gerekirdi. Eğer şuana kadar bir tepki vermediyse ya burada da değildi ya da... Bize sinirliydi özellikle bana... Çünkü kaçarken onu geride bırakmıştık ve bu yüzden bize ne dese haklıydı.
Bu nedenle sesime tepki vermemesi düşüncesi içime öküz gibi bir şey oturmasına neden oldu. Umarım gönlünü alabilirdim çünkü şu hayatta küsmek istediğim en son insan Akındı.
Kalan iki odaya da baktım ama orada da yoktu. Geriye sadece bir oda kalmıştı ve o odaya doğru ilerlerken kalbim yerinden çıkmak üzereydi. En sonunda odaya vardım ve cama uzanıp içeriye baktım. Evet içeride bir karaltı vardı! Bu çok büyük ihtimalle Akındı! Bulmuştum sonunda onu!
Hayrinin Anlatımıyla
Hayri:Kamil?
Kamil:Efendim Hayri?
Hayri:Bizim Mertten sonra önemli bir sorunumuz daha var.
Kamil:Neymiş?
Hayri:İplerden kurtulduk tamam da buradan nasıl çıkacağız?
Kamil:Aaa doğru bak onu düşünmedik hiç.
Bir süre ikimizde buradan nasıl çıkabiliriz diye düşündük ama yok arkadaş aklımıza birşey gelmiyordu. En sonunda pes ediyordum ki:
Kamil:HAYRİ BULDUM!
Hayri:CİDDEN Mİ ANLAT HEMEN!
Kamil:Bak şimdi plan şu biz yine her zamanki kavgalarımızdan ediyormuş gibi yapıp adamların dikkatini çekicez daha sonra sen adamları oyalarken ben aradan kaçıcam sonra ben sana kaş göz yapıcam o sırada da ben onları oyalarken sen kaçıcaksın sonra direkt merdivenlere uçucaz.
Hayri:Yani denemeye değer.
Kamil:Eh hadi o zaman!
Boğazımı temizledim ve bir anda "DEMEK BEN ÇOK KONUŞUYORUM ÖYLE Mİ KAMİL EFENDİ?!" diye bağırdım. Kamilde devam ettirdi:
Kamil:Evet?
Hayri:Sanki sen hiç konuşmuyorsun?
Kamil:Senden daha az konuşuyorum.
Hayri:Kamil bak ağzına bir osmanlı tokadı yapıştırırım gör-
Tam o sırada adamlardan biri geldi ve:
Hamdi:Noluyor burada?
Adamı görmemle bütün planı unutmam bir oldu çünkü bu adam bizim Rıza ve Ziyaya benzemiyordu onlardan çok daha iriyarı daha kaslı ve daha sert bakışlıydı. Adam bize bakıyordu Kamille bende adama. Anlaşılan Kamilde unutuvermişti planı. O yüzden olayı ben devraldım vee:
Hayri:Aa kuş mu o?
Adamın arkasını dönmesiyle benim Kamili kolundan tutup merdivenlere doğru koşmamız (daha doğrusu uçmamız) bir oldu. Adam bizim gittiğimizi sonradan farketmiş olmalı ki:
Hamdi:NEREDEYSENİZ ÇIKIN ORTAYA!
Diye gürledi tabii biz daha hızlı koştuk en sonunda birimizin ayağı kaydı ve ikimiz birden alt kata doğru bir güzel uçtuk vee yere tosladık:
Hayri:Ah kafam!
Kamil:Hayri çekil üstümden!
Hayri:Yav arkadaş ben burda canımın derdimdeyim sen üstümden çekil diyorsun!
Kamil:Allah Allah ben sanki canımın derdinde değilim sen üstümde olduğundan ayaklarımı hissetmiyorum şuan!
Hayri:Baştan desene şunu nerden bileyim ben.
Daha sonra Kamilin üstünden kalktım daha sonra o da toparlanıp ayaklandı ve bizim olduğumuz yere doğru gelen ayak sesini duyduk:
Hayri:Kamil kamil hadi geliyorlar!
Diyip Kamili gene kolunden çekmeye başladım. Bir yerlere doğru gidiyorduk ama nereye gidiyorduk bilmiyorum.
Kamil:Hayri nereye gittiğimize dair bir fikrin var mı?
Hayri:Yok.
Kamil:Yandık...