İçeriğe geç

War Fever: Uyanış Dağı

Bölüm 2 · 5 dk okuma

War Fever: Uyanış Dağı

Bölüm 2

KARANLIĞIN İLK ADIMI

Karanlığın İlk Adımı Gece ilerledikçe kamp bir nebze sessizleşmişti, fakat Harry’nin zihni sessizlikten çok uzaktaydı. Ateşin sönmeye yüz tutan son kıvılcımlarına bakarken, dağın derinliklerinden gelen o tuhaf uğultu hâlâ kulaklarında çınlıyordu. Ejderhanın uyanış belirtisi olup olmadığını bilmiyordu ama hissi içini kemiriyordu. Mira, Taran ve Lysa çoktan çadırlarına çekilmişti. Harry ise ayağa kalktı ve kampın sınırlarında kısa bir yürüyüş yapmak için sessizce uzaklaştı. Her yılın ilk gecesi böyle olurdu: Gergin, huzursuz, bilinmezlikle dolu. Ama bu kez bir fark vardı. Bu kez tüm yarışmacılar üzerinde bastırılamayan bir karanlık dolaşıyordu. Ağaçlık bölgeye yaklaşırken bir kıpırtı duydu. Elini beline götürdü ama yanında silah olmadığını hatırladı. Tahta eğitim kılıcını ateşin başında bırakmıştı. Tam geri dönmeyi düşünürken karanlıktan ince bir ses duyuldu: “Harry…” Duyduğu ses bulanıktı, rüzgârla birlikte şekil değiştiriyor gibiydi. Harry’nin nabzı hızlandı. “Kim var orada?” diye sordu. Bir adım attı ve gölgeler arasında bir siluet belirdi. Başında kapüşon, üzerinde koyu gri bir kıyafet vardı. Harry, kişinin yüzünü göremiyordu ama nefes alış verişi insan olduğuna delalet ediyordu. “Endişelenme,” dedi siluet. Bu kez sesi daha netti ve tuhaf biçimde sakin. “Sana zarar vermeyeceğim.” Harry bir adım geri çekildi. “Kimsin?” Siluet kapüşonunu hafifçe araladı. Yüzü gençti; gözleri soğuk mavi, tiz bir zekâ barındırıyordu. “Ben Arven. Astral Göz Koleji’nden geliyorum. Bu yarışa gözlemci olarak gönderildim.” Harry’nin kaşları çatıldı. “Yarışma gözlemcileri yıllardır gönderilmiyor. Kurallar değişti.” Arven, omuzlarını hafifçe kaldırdı. “Evet, bu yıl pek çok şey değişti. Sebebi ise… ejderhanın durumundaki dengesizlik.” Harry’nin içi ürperdi. “O uğultu… sen de duydun mu?” Arven başını salladı. “Sadece ben değil, tüm astral büyücüler duydu. Ejderhanın uykusu kırılmak üzere. Altın Küre çatlamaya başladı. İçindeki enerji dışarı sızıyor ve büyü akışını bozuyor.” Harry, Arven’in gözlerine baktı. Yalan söyleyen biri gibi görünmüyordu ama fazlasıyla gizemliydi. “Bunu bana neden anlatıyorsun?” Arven’in yüzü ciddileşti. “Çünkü bazı yarışmacılar – özellikle Magnus ve ekibi – bu çatlamayı kendi çıkarları için kullanmanın peşinde. Ejderhanın gücü istismara açık hale gelirse, War Fever sadece bir yarış olmaktan çıkar. Bir kıyıma dönüşür.” Harry derin bir nefes aldı. “Magnus’tan hoşlanmıyorum ama onun bile bu kadar ileri gideceğini sanmıyorum.” Arven yaklaşarak fısıldadı: “O, Gölge Silsilesi’nin sıradan bir üyesi değil. Karanlık Yemin Taşı’na bağlı. Bu bilgi yayılırsa panik çıkar diye kimse söylemiyor ama onun büyüsü izin verilmeyen türden. Ona karşı dikkatli olun.” Bir anda kampın içinden gelen bir çığlık geceyi yardı. Harry irkilerek sesin geldiği yöne döndü. Aynı anda Arven karanlığa doğru geri çekilmeye başladı. “Gitmeliyim,” dedi. “Unutma Harry, bu yılki yarış sadece güçle kazanılmayacak. Geçmişin sırrı, geleceğin anahtarını taşır.” Ve gölgenin içinden kayboldu. Harry koşarak kamp alanına döndü. Çığlıkların geldiği noktada birkaç yarışmacı toplanmıştı. Mira ve Taran da kalabalığın içindeydi. Lysa ise yerde çömelmiş, korkuyla titriyordu. Harry nefes nefese yanlarına vardı. “Ne oldu?” Taran yüzünü asarak cevapladı: “Lysa ormanın kenarında garip bir şey gördüğünü söyledi. Bir gölge… bir siluet… ama insan değildi.” Lysa titreyen sesiyle konuştu: “Gözleri kırmızıydı, Harry. Ve… ve bana doğru eğildi. Sanki içimde bir şey arar gibiydi.” Harry’nin zihninde Arven’in sözleri yankılandı: Ejderhanın enerjisi büyü akışını bozuyor… Mira hışımla ayağa kalktı. “Bu burada güvenli olmayacağımız anlamına geliyor. Yarış yarın resmen başlıyor ama bu gece bile saldırıya uğruyoruz.” Taran kılıcını eline almış, etrafı tarıyordu. “Bence bu Magnus’un işi değil. O böyle şeylerle uğraşmaz. Daha… düzenli işler yapar.” Mira söylendi. “Daha düzenli kötülükler, evet.” Harry, içindeki karmaşayı bastırmaya çalışarak konuştu: “Hepimiz çadırda birlikte olalım. Lysa yalnız kalmasın. Sabah olduğunda rota seçimimizi yapacağız. Geceyi sağ atlatalım yeter.” Ekibin geri kalanı sessizce başını salladı. Gecenin geri kalanı sessizlik içinde geçti. Rüzgârın her hışırtısı, çalıların her kıpırtısı bir tehlike gibi geliyordu. Hiç kimse tam anlamıyla uyuyamadı. --- Sabahın İlk Işıkları ve Rota Seçimi Güneş vadinin üzerinden yükseldiğinde kamp yeniden hareketlenmişti. Yarışmacılar haritaların önünde toplanmış, son hazırlıklarını yapıyorlardı. Harry ve ekibi üç rotayı tekrar inceledi. Mira kararlı bir şekilde konuştu: “Bence Kül Vadisi en hızlısı.” Taran başını salladı. “Ama sisler zehirli. Yanlış bir adım atarsak dört dakikada bayılırız.” Lysa ise kararsızdı. “Ruh Ormanı dün gece gördüğüm şeyden sonra beni korkutuyor… ama içimde bir his var. Büyüsel bir yönüm var ve orası sanki beni çağırıyor.” Harry sessizce düşünüyordu. Arven’in sözleri zihninde dönüp durdu. “Ejderhaya giden yolun sırrı geçmişte…” Derin bir nefes aldı ve arkadaşlarına döndü. “Ruh Ormanı’nı seçiyoruz.” Mira hemen itiraz etti. “Harry, orası en tehlikeli rota.” “Biliyorum,” dedi Harry. “Ama hislerime güvenmek zorundayım. Ve Lysa’nın büyü yeteneği orada bize avantaj sağlayabilir.” Taran bir süre düşündü, sonra omzunu silkti. “Eğer liderimiz bunu istiyorsa… kabul.” Lysa hafifçe gülümsedi. “Korkuyorum ama… aynı zamanda tuhaf bir yakınlık hissediyorum.” Mira derin bir iç çekti. “Pekala. Eğer bu seçim yüzünden ölürsek kabahat sende Harry.” Harry gülümsedi. “Ölmeyeceğiz.” --- Ruh Ormanı’na İlk Adım Takım hazırlıklarını bitirdi, çantalarını omuzladı ve harita doğrultusunda yola çıktı. Ormanın girişine ulaştıklarında sis hafifçe dans ediyor, ağaçların dalları gökyüzünü tamamen kapatıyordu. Ormanın sınırında eski bir taş işaret vardı. Üzerinde şu kelimeler yazıyordu: “Ruhu olmayan geri dönsün. Ruhu olan kaybolmasın.” Mira ürperdi. “Bu hiç hoş değil.” Harry taş işarete elini koydu. “Bu bir uyarı değil. Bir kabul töreni.” Ormanın içine ilk adımı attıklarında hava değişti. Sanki dışarıdaki dünya geride kalmıştı. Ağaçlar daha yüksek, gölgeler daha derin, sesler daha boğuktu. Bir anda Lysa durdu. Gözleri donmuş gibi bir noktaya bakıyordu. “Ne oldu?” diye sordu Harry. Lysa yavaşça elini kaldırdı. “Biri bizi izliyor.” Mira hemen hançerlerine uzandı. “Magnus’un adamları olabilir.” Lysa başını salladı. “Hayır… insan değil…” Tam o anda ormanın derininden bir fısıltı yayıldı: “Hoş geldiniz… seçilmişler…” Ses yankılanıyor, sanki her yönden geliyordu. Harry kılıcını çekti ve sessizce söyledi: “Hazır olun. Ruh Ormanı bizi test etmeye başladı.” Ve böylece maceralarının gerçek anlamda ilk adımı atılmış oldu.

Bölüm sonu

3 yorum